Home BlogYürüyüş Dergisi 480. Sayısı Çıktı

Yürüyüş Dergisi 480. Sayısı Çıktı

by halkinkutuphanesi
0 comments
* KATLETMEK SERBEST CENAZE GÖMMEK YASAK ÖYLE Mİ? BU YASAĞI TANIMADIK!
* HALKA KARŞI SAVAŞA HALKIN SAVAŞINI BÜYÜTEREK CEVAP VERELİM!
* BİRLEŞELİM, SAVAŞALIM, KAZANALIM!
* GÜNAY ÖZARSLAN NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?…
* “TESLİM OLMAYACAĞIM DEDİ VE VURDULAR” Diyorlar Günay İçin…
TESLİM OLMAYIN DİYOR GÜNAY ÖZARSLAN!
ÖLEREK ÇAĞRI YAPIYOR HALKLARA…
KÜRT HALKINI, TÜRK HALKINI, LAZ, ERMENİ, SÜRYANİ, ÇERKEZLER’İ… FİLİSTİN, KÜBA, IRAK, CEZAYİR… HALKLARINI…. VE TÜM DÜNYA HALKLARINI TESLİM OLMAMAYA ÇAĞIRIYOR CEPHENİN YİĞİT KÜRT KADINI
(Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız: http://yuruyus.biz/pdf/pdf/480.pdf   
Yürüyüş Susturulamaz!
Katilleri, Hırsızları, Halkın Ekmeğine Göz Koyanları, Çocuklarımızı Katledenleri Yazan Yürüyüş Dergisi Susturulamaz!
Biz Halkız! Ne bizi tüketebilir, ne de sesimizi kısabilirsiniz! Susmayacağız!
Yürüyüşe sahip çıkıyorum, Yürüyüş okuyorum diyelim, Yürüyüş okutalım.

Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44
Haftalık Dergi / Sayı: 480
2 Ağustos 2015
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
İÇİNDEKİLER:
* Halka karşı savaşa halkın savaşını büyüterek cevap verelim!
Gece yarısı IŞİD’e sınır ötesi operasyon… Sabah IŞİD, PKK, DHKP-C’ye aynı anda 5 bin polisle şu kadar ilde operasyon.
Bir yoldaşımızı “canlı bomba” diye katlettiler.
Düşman korku ve panik havası yaymaya çalışıyor.
Amerika’nın tam desteğini arkama aldım, vururum, kırarım, katlederim diyor… Sözde güç gösterisi yapıyor..
Hayır, öyle değil. Oligarşi, AKP en güçsüz dönemini yaşıyor… Amerika’ya tam bir teslimiyet hali… Amerika ne istemişse kabul etmiştir AKP iktidarı… Kelimenin gerçek anlamıyla diz çöktürmüştür. Emperyalistler Ortadoğu’da maşa olarak AKP’yi kullanmakta anlaştılar…
* DHKC: Emperyalizme uşaklığınızı yalanlarla, terör demagojileri ile pisliklerinizi üzerimize atarak meşrulaştıramazsınız!
Örgütümüzün de bu torbaya konulması; AKP’nin yönetememe krizinin derinleşmesi karşısında örgütümüzün büyüyen halkın öfkesini temsil etmesindendir. DHKP-C’yi ucuz terör demagojileri ile halktan tecrit etmeyi başaramamaktadır AKP. Partimiz halkın düzene karşı büyüyen öfkesine önderlik yapan, çürümüş düzene karşı halkın iradesini oluşturan tek güçtür. DHKP-C, AKP’nin halk korkusunun silahlanmış devrimci iradesidir.
* DHKC: “Teslim Olmayın” diyor Günay Özarslan ölerek çağrı yapıyor halklara…
Vietnam halkının önderlerinden Giap, Halk Savaşının Askeri Sanatı’nda gücü şöyle tanımlıyor: “Bizim askeri sanatımız, silahlı kuvvetleri teçhizat ve teknik bakımdan hala zayıf olan fakat maddi açıdan çok daha güçlü bulunan bir düşmana karşı savaşmak için ayaklanan küçük bir ulusun askeri sanatıdır. Bu niteliği, maddi gücü moral güçle yenmek, güçlü olanı güçsüz olanla yenmek, modern olanı ilkel olanla yenmek, saldırgan emperyalistlerin modern ordularını halkların yurtseverliği ve devrimi tam olarak gerçekleştirmek azmiyle yenmek olan bir askeri sanattır…”
İşte bu sanatın silahı vardır Günay’ın elinde. Günay, tarihe güzellikler resmeden ustalarımızdan öğrenmiştir savaşmayı ve teslim olmamayı.
* 80 saatlik direnişi yaşayanlar anlatıyor…
4 gün içinde bir çoğumuz uyku ve açlık hissini kaybettik. Ama bu durum kimseyi strese sokmadı. Tam tersi kimsenin aklına bile gelmedi. Nöbet yapmıştık sözde kendi aramızda ama kimse bırakıp gidemedi. Hani bir kitapta anlatılıyor ya, İkinci Paylaşım Savaşı’nda Sovyet askerlerini tedavi eden bir merkezde 4 gün boyunca hiç uyumuyorlar hemşireler. Nasıl olabilir diye düşünmüştüm. Oluyormuş, bizim yaşadıklarımız da çok farklı değildi. Sürekli gaz altında, bir yerden sonra aksırmaktan tıksırmaktan bitkin düşüyor insan ama gözlerimizin kaydığı anlar 5 dakikayı geçmiyor.
* Her anı eylem olan 80 saatte; feda, vefa, bağlılık ve direniş vardı!…
4 gün… 80 saat boyunca… Günay’ın yoldaşları, Gazi halkıyla yine omuz omuza direndi faşizmin zulmüne karşı… Bir esnafın deyimiyle “35 yıldır” görmemişti Gazi halkı böyle bir saldırıyı. Ama bu zulme karşı tavır; teslim olarak, devrimcilerin cenazesini sahipsiz bırakarak değil, tam tersine her zamankinden daha da büyük bir sevgiyle, her zamankinden daha büyük bir faşizme öfkeyle sahip çıktılar yiğit Cepheli kadın savaşçının naaşına…
* Her anı eylem olan 80 saatlik direniş…
* Direnen Gazi halkı kazandı, Kürt halkının yiğit kızı Günay Gazi toprağına kavuştu
4 gün süren direnişin ardından 27 Temmuz’da Gazi halkı yiğit kızını o bereketli, o güzel toprağına kattı. Şimdi artık, Kürt halkının yiğit kızı, adımladığı, ekmeğini yiyip, suyunu içtiği, direnişine taş, sloganına ses olduğu topraklarda bir tohum oldu. O artık, Dayı’mızla, Nailler’imizle, Çuhadarlar’ımızla, Elif Sultan’ımızla halaya durdu ve zılgıtıyla inletti her yanı…
* Her anı eylem olan 80 saatlik direniş…
Annenin en son söylediği şu oldu: “İlk gün, olan olmuş cenazeyi kaldıralım gidelim diyordum, üzülüyordum. Ama bunlar böyle saldırınca içime koca bir öfke doldu. Onlar benim düşmanım. Çocuğuma 15 kurşun sıktılar, burada cenazesine, insanlarımıza kaç gündür saldırdılar içimde koca bir öfke oluştu.
Kızımı vurduklarında böyle değildi ama şimdi koca bir öfke var. Gazi kadar büyük öfkem. Ve bu ancak kızımın hesabı sorulunca diner. Ben de onlardan hesap soracam. Madem onlar bize bunları yaptılar kızımı öldürdüler kızımın bıraktığı yerden ben devam edeceğim onun mücadelesine” dedi.
* Her devrimci bir duvar yazısıdır!
Öfkesini kuşandığında elinde dünyayı değiştirmek için kullandığı fırçasıyla duvarları boyamıştır çünkü defalarca ve bir gün kendisi de bir duvar yazısı oluverir. Sonu onurumuzdur ile biten, ölümsüzdür ile biten…
* Devrim yolunda Günaylarla yürüyoruz!
Mahir ve Cevahir olup 51 saat direndik Maltepe’de. Birtan olduk, ser verip sır vermedik şkencehanelerde. 589 günlük açlığımızla Berkan olduk, feda ateşinin içinde hiç kımıldamadan yedi dakika zaferi işaret eden Fidan olduk, Dersim dağlarında bir defada açan 12 karanfil olduk, Gültekin olup feda silahını kuşandık, Şafak ve Bahtiyar’la adalet olduk adeletsizliğin saraylarında, zulmün karargahlarına baskın veren Cephe’nin alev saçlı kızı Elif olduk ve 2015’in 24 Temmuz’unda GÜNAY olup eklendik devrim kuşağının kahramanlarına. İşte böyle yürüyoruz devrime. Böylesi kahramanlıklar yaratarak, yaşamını ve verilebilecek tek ve son şey olan canını tereddütsüz vererek taşıyoruz adaletin, kurtuluşun, sosyalizmin, umudun, bayrağını…
* 10 Soruda: Feda kültürü
Fedayı şöyle tanımlamak yanlış olmayacak: “Savaşın bilindik araçlarla sürdürülemediği koşullarda yoldaki engelleri ortadan kaldırmak için halkların yarattığı en güçlü silahtır.”
Fedanın kaldıracağı engelin ne olduğunu anlamak için nasıl bir dünyada ve ülkede yaşadığımıza bakmak yeterlidir.
* Kürdistan’da Tek Yol Devrim: Beyni uzlaşmakla körelenler katliamların hesabını soramazlar
Kürt milliyetçi hareketin ve kuyrukçularının uzlaşma arayışlarında geldiği nokta tam teslimiyetçi bir ruh halini ortaya koymaktadır… Köpeklerin tüm pervasızlığıyla salındığı ve taşların koca koca operasyonlarla bağlandığı bir süreçte bile ürkek ve uzlaşmacı tavırlar içine girebiliyorlar. Ve bunlar halkların önderliğine soyunduklarını iddia edenlerdir…
* Örgütlenmek; hedefli olmaktır!
Halkın cahil bırakıldığı, örgütsüzleştirilmeye çalışıldığı bu düzende yol gösteren olmak, önderlik, öncülük etmek önemlidir. TAYAD’lı Aileler de evladını şehit vermiş, tutsak vermiş ailelere öncülük yapacak olanlardır. Şehit ve tutsak ailelerimize bilinç verecek, onlarla dayanışmayı örgütleyecek olan bizleriz. Bu nedenle şehit ve tutsak ailelerimizi ziyaret etmek önemlidir. Her zaman dediğimiz gibi aile ziyaretleri TAYAD’lıların birinci görevleri arasındadır.
* Teslimiyetten patron sendikacılığına..
Kurulduğu tarihten kapatıldığı 12 Eylül cuntasına kadarki süreç boyunca DİSK yöneticilerinin izlediği politika devrimci değildi. Bu döneme damgasını vuran daha iyi bir ücret ve sosyal haklar için mücadeleyi temel alan ve düzen içi sınırları aşmayan ekonomist bir sendikacılıktı.
12 Mart cuntasının amacı devrimcileri ezmek ve tekelci burjuvaziyi güçlendirmekti. Oysa DİSK yöneticileri faşist darbeyi “karanlık ufuklardan aydınlığa kavuşturulmuştur” diyerek karşıladılar.
* Kamu Emekçileri Cephesi: Hatice Yüksel’in çadır direnişinin zaferine ilişkin yaptığı açıklama:
Faşizm hala hıncını çıkarmanın derdinde…
Bu ülkede hala çocuklar öldürülüyor, emekçiler baskı altına alınmaya çalışılıyor, işçiler sömürülüyor, hayatın her alanında adaletsizlik kendini gösteriyor. Hala yapacak çok işimiz var. Benim hayatımda da öyle. Görevime döndüm ama işim henüz bitmedi. 3 Temmuz’da İl Disiplin Kurulu da toplandı, müfettişler 1 yıl kademe durdurma cezası ve il dışı sürgün önermişler.
* Halkın Hukuk Bürosu: Amed Halkın Hukuk Bürosu’ndan Çağrı…
* “Büyük terör operasyonu” dedikleri halka karşı açılan savaştır! Halkın savaşını büyüterek cevap vereceğiz
Israrla üç örgütü; DHKP-C, PKK ile IŞİD’i birlikte yan yana getirerek “teröre karşıyız”, “mücadelemiz teröre karşı mücadeledir” diye halka karşı açılan daha büyük bir savaşı ilan etti faşist, AKP iktidarı. Sadece birkaç gün içinde burjuva basının ifadesiyle “Türkiye tarihinin tek seferde gerçekleştirilen en büyük operasyonu” yapıldı. 34 ilde binlerce polisin katıldığı, gözaltı, tutuklama ve katliam terörü estirildi.
Ne zaman halka savaş açsalar “terör” demagojilerinin ardına sığınırlar. Bir kez daha “terör” yalanlarıyla halka savaşı, katliamları meşrulaştırmak istedi AKP iktidarı.
* Fedayı kuşanmış Cephelilerin karşısında ölüm de, faşizm de dize geldi!.. Cenazemizi aldık, geleneklerimizle gömdük, biz kazandık!
Cenazemizi alacağız dedik, aldık. Gazi’ye gömeceğiz dedik, gömdük. Bizim kararlılığımızı, bizim cüretimizi sınamayın. Bu dünyada sınanmayacak tek şey CEPHELİLERDİR!
Bizi sınamayın! Bize ya iktidarı verin, ya da çekin o iğrenç, pespaye, vahşi, insanlık dışı yöntemlerinizi… Çünkü size karşı savaşan, size karşı bağımsızlık için halkı ve vatanı için canını tereddütsüz feda etmeye hazır onlarca CEPHELİ var.
* Basından: Gazi’de IŞİD korkusu…
* Suruç Katliamı’nın sorumlusu emperyalizm ve işbirlikçisi AKP’dir! Hesap soracağız!
* Adalet Yoksa Adalet Savaşçıları Vardır: Baskı varsa direniş var zalim varsa direnenler var…
Direnme hakkının yok edilmesi, halkın çaresizliğe mahkum edilmesidir. Cenazemizi almak için bile 4 gün direnmek zorundayız. Çünkü sorun tek başına cenaze değil, adaletsizliğe boyun eğmeme kararlılığıdır. Adaletsizliğe karşı savaşmak, ekmek su kadar temel bir ihtiyaçtır. Hem ihtiyaç hem de zorunluluktur.
* Anadolu Cephesi: Tek ses tek yürek olmalıyız…
Bulunduğumuz her yerde savaşı büyütmeliyiz. Savaşı yayacak ve büyütecek olan, halkı savaştıracak olan kadrolardır. Yaptığımız her eylem, her faaliyet savaşı büyütmemize hizmet etmelidir.
Yeni her gelişmede hızla harekete geçmeliyiz. Ben varsam örgüt var diye düşünürsek, yapacağımız her eylemin ne kadar önemli olduğunu da kavrarız.
* Emperyalizm şimdi İran’ı yağmalama hesabında.. İran ile nükleer anlaşma sağlandı
İran’la yapılan anlaşmada kazanan emperyalizmdir. Yeni pazar alanlarına ihtiyacı var, Ortadoğu’da emperyalizm iflas etti. Bunun için yeni projelerini yaşama geçirmeye çalışmaktadır. İran halkının yoksulluğu, ambargodan doğan sorunlar ve ihtiyaçlar, dünya ülkelerinin güvenliği, Ortadoğu’nun güvenliği, baskıcı rejimler emperyalizmin umurunda değildir. İran’ın nükleer faaliyetleri sadece bahanedir.
* Avrupa’da Yürüyüş: Günay Özarslan Katliamı’nı Avrupa’nın her yerinde haykıralım!
* Yitirdiklerimiz…
“Evet yoldaşlar, 25 yıllık devrimci yaşamımda çokça baskılar, işkenceler, gözaltılar, tutuklamalar yaşadım. Boşluğa düştüğüm anlar oldu, ölümle burun buruna geldiğim anlar da. Ama savaşa, devrime olan inancımı hep canlı tuttum. Çok yendim, çok da yenildim. Fakat boyun eğmedim. Hep dik durmasını bildim. Yenilgileri zafere dönüştürdüm. Ve bugün alnıma taktığım kızıl bantla yürüyorum.”
Selami Kurnaz
* Öğretmenimiz

Cephe uzlaşmazdır, devrim ve iktidar hedefinden vazgeçirilememiştir. Çünkü, ancak devrim ve iktidar iddiasından vazgeçenler uzlaşmaya açık hale gelirler. Uzlaşmazlık; Savaşma ve Kazanma Azmidir!

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode