9
* DİSK/GENEL İŞ YÖNETİCİLERİNİN ELLERİ İŞÇİ KANINA BULAŞMIŞTIR!
İşçilerin Eline Kalaslar Vererek İşçi Kanı Akıtan Sendikacılık Amerikan Sendikacılığıdır!
* OYA BAYDAK İŞİ, EKMEĞİ, ONURU İÇİN DİRENİYOR!
* Katliamın Sorumlusu EMPERYALİSTLER VE İŞBİRLİKÇİ AKP’DİR
Emperyalistler ve İşbirlikçileri ile Uzlaşmak, Aynı Koalisyon İçinde İş Yapmak Halklara Kurtuluş Değil, Katliam Getirir…
(Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız: http://yuruyus.biz/pdf/pdf/479.pdf
Yürüyüş Susturulamaz!
Katilleri, Hırsızları, Halkın Ekmeğine Göz Koyanları, Çocuklarımızı Katledenleri Yazan Yürüyüş Dergisi Susturulamaz!
Biz Halkız! Ne bizi tüketebilir, ne de sesimizi kısabilirsiniz! Susmayacağız!
Yürüyüşe sahip çıkıyorum, Yürüyüş okuyorum diyelim, Yürüyüş okutalım.
Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44
Haftalık Dergi / Sayı: 479
26 Temmuz 2015
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
İÇİNDEKİLER:
* DİSK/Genel-İş yöneticilerinin elleri işçi kanına bulaşmıştır!
Kani Beko, Remzi Çalışkan, Arzu Çerkezoğlu, Nebile Irmak…
İşçilerin eline kalasları verip direnen devrimcilerin üzerine saldırtan, “süpürün” talimatını veren Amerikan sendikacıları…
İddia ediyoruz!
Tüm işçilere soruyoruz… Bu işçi düşmanlarını bir kez olsun patronlara karşı, faşist devletin terörüne karşı işçilerin eline sopa verip direnin talimatı verdiğini görülmemiştir.
Faşist devletin polisleri karşısında hepsi de kedi gibidir. Asla polisle karşı karşıya gelmezler… Onlar “akıllı” sendikacılardır…
* İşçi Sınıfının İçindeki Ur… İşçi Sınıfını “İçten Vuran” Düşman
Sendikalar, kendilerini baskıya, zulme ve sömürüye karşı birlik ve dayanışma temelinde örgütleyen işçilerin hak alma örgütleridir. İşçilerin yoğun sömürü koşullarına karşı birlik ve dayanışma temelinde bir araya gelişleri, sömürü çarkından beslenen sermaye ve devlet açısından ciddi bir tehdit olarak algılanmış ve sendikal mücadelenin, çizilen yasal sınırlar içine hapsedilmesi, denetim ve kontrol altına alınması için yasaklamalar, baskılar gündeme gelmiştir.
* İşçi sınıfından, devrimcilerden ve halkımızdan özür dileyin!
DİSK Yönetim Kurulu imzasıyla yayınlanan açıklamaya bakıldığında DİSK yönetiminin ne kadar olumlu olduğunu düşünebiliriz. Ancak bu açıklama yalanlarla dolu ve devrimcileri karalamaya yönelik kendi içinde tutarsızlıklar taşıdığı görülmektedir. Bütün yalanlarına ve çarpıtmalarına cevap vereceğiz.
Kamuoyu ve işçilerimiz bu yalanları biliyor. Onun için DİSK yönetiminin linç girişimine İstanbul’dan işçiler katılmamıştır. İşçilerden soyutlanmış patron sendikacısı Kani Beko ve ekibi bunu bildiği için İzmir, Diyarbakır, Mersin ve Ankara’dan getirdikleri paralı adamlarına linç girişimini yaptırmışlardır.
… Yazıda söz edilen Memiş Sarı, Oya Baydak’ın ayın 22’sinde işe alınacağını söylemiştir; ancak Oya Baydak sözlerine güvenmediğini bunu yazılı olarak verilmesini istemiştir. Buraya kadar doğru, yalan bundan sonra başlıyor. DİSK’i ispata çağırıyoruz. Böyle bir yazının verildiğini ispatlamak zorundadır. İspatlayamazlar çünkü böyle bir yazı yoktur. Oya Baydak’ın direnişe başladığı günden beri DİSK/Genel-İş Sendikası ve Kani Beko yaptıkları açıklamalarda sığındıkları tek şey yalandır. Yalan ahlaksızların ahlakı olmuştur. Yeri geldikçe yalanlarını açıklamaya devam edeceğiz. Halkımızın bir sözü vardır; “şapka düştü kel görüldü.”
* DİSK tarihi üzerinde tepinen Amerikancı patron sendikacıları! O tarihi yaratan devrimcilerdir…
Patronlar atılacak işçiyi sendikacılar ile birlikte belirliyor. Hatta sendikacılar kendisine karşı muhalefet oluşturabilecek birazcık bilinçli işçileri kendileri işten attırıyor. Sendikacıların her davranışları artık patronlar ile aynı olmuştur. Haziran ayındaki on binlerce metal işçisinin direnişi bu sendikal anlayışa karşı isyana dönüşmüştür.
* Patron sendikacılarının DİSK önünde örgütlediği linç saldırısını yaşayanlar anlatıyor
Kocamustafapaşa Dayanışması Oya Baydak’ın direnişine destek ve patron sendikacıları tarafından gerçekleştirilen linç saldırısını protesto için 15 Temmuz’da DİSK önünde bir basın açıklaması yaptı.
Açıklamada “DİSK bundan sonra adının önündeki ya “devrimci” kelimesini kaldırmalı ya da kendini feshetmelidir. Açlık sınırının altında asgari ücret alan işçileri böyle bir sendika temsil edemez. Bizler Kocamustafapaşa Dayanışması bileşenleri olarak ülkede yaşanan tüm haksızlıklar gibi DİSK’in yapmış olduğu vahşeti de kınıyoruz” denildi.
* Röportaj: Direnen Sarıyer belediye işçileri anlatıyor: “Bizler prangalı köleler olmayacağız, prangalarımızı kıracağız!”
Yaklaşık iki aydır direnişte olan İstanbul Sarıyer Belediyesi’nde çalışan taşeron işçileri direnişlerini açlık grevine çevirdiler. Direnen Sarıyer Belediyesi işçileri ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.
* Suruç’taki katliamın sorumlusu emperyalistler ve işbirlikçi AKP’dir!
Emperyalistler ve işbirlikçileri ile uzlaşmak, aynı koalisyon içinde iş yapmak halklara kurtuluş değil, katliam getirir… Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren, ülkeleri parçalayan, halkları birbirine kırdıran emperyalistler ve işbirlikçisi AKP’den hesap sorduk, soracağız!
Bugün adı IŞİD olur, yarın başka bir şey, katliamın sorumlusu emperyalistler ve AKP iktidarıdır. Katliamı IŞİD’in yaptığını söylemek emperyalizmin IŞİD üzerinden Ortadoğu’da gerçekleştirmek istediği politikalara hizmet etmektir.
IŞİD, emperyalizmin ve işbirlikçilerin yarattığı ve Ortadoğu’da her türlü emperyalist politikaları hayata geçirmek için kullandığı bir kukladır.
Suruç’taki katliam bizzat AKP tarafından yapılmıştır. Sorumlusu AKP’dir. Katliamın asıl sorumlularını görmeyip kullanılan maşa üzerinde durmak faşist AKP iktidarına karşı kendimizi silahsızlandırmaktır.
* Suruç’ta katleden emperyalizm ve işbirlikçisi AKP’dir!
* Kamu Emekçileri Cephesi: Sendikaların tabanlarıyla bağını kuracak tek örgütlenme meclislerdir!
236 bin üyesi olan bir federasyon, ama Türkiye genelinde yaptıkları bir eylem kimsenin gündemine girmiyor… Kimsenin gündemine sokamıyor. Yani böyle bir tablo var karşımızda.
Neden; söz ve karar hakkı üyelerine tanımayan, sendikaları-federasyonları özel mülkleri haline getirenler, direnmek yerine sürekli memurların hak ve özgürlüklerini faşizme teslim edenlerin geldiği noktadır bu.
* Röportaj: Av. Özgür Yılmaz “Ben bizzat Trabzon ve Edirne’deki linçleri yaşadım, DİSK’in önünde yaşanan da bu linçlerden farklı değildi!”
DİSK/Genel İş yöneticileri Kani Beko, Arzu Çerkezoğlu, Remzi Çalışkan, Nebile Irmak gibi işçi düşmanı sendikacıların işten attıkları Oya Baydak’ın direnişine linç saldırısı yaptırması sonucunda yaralanan Umut Hukuk Bürosu avukatlarından Özgür Yılmaz saldırıyı anlatıyor…
* 10 Soruda: İşyeri Komiteleri
İşyeri komitesi nedir?
İşyeri komitesi çalışmakta olduğumuz yahut da çalışanlarını örgütlemeyi hedeflediğimiz işyeri için kurulan komitedir.
İşçilerin sorunlarına, işyerinin özgün sorunlarına çözümler üretmek amacıyla kurulan komitedir. Evet, işyeri komitesi genel işçi sorunlarıyla, özgün işyeri sorunlarını bütünleştirerek çözümler üreten örgütlenmelerdir. Aynı zamanda işçilerin sınıf bilincini yükseltmeyi kültürel sosyal etkinliklerle işçilerin sosyalleşmesini de sağlar.
* Halkların Katili Amerika: Amerikan ajanı
Amerikan ajanları dünyanın dört bir yanında, büyükelçilik gibi resmi kurumlarda ya da şirket, yardım kuruluşu vb. paravan görüntülerin ardında “Amerikan çıkarlarını korumak” adına çalışan maaşlı elemanlar ve bunların devşirdiği, ajan-muhbir haline getirdiği kişilerdir.
Amerikan ajanları ne yaparlar? Sürekli bir istihbarat faaliyeti yürüterek bulundukları bölgede hayatın doğal akışına ‘nüfuz etmeye’ çalışırlar. Öncelikle anlamaya, sonra etki güçleri dâhilinde Amerikan çıkarlarına uygun şekilde yönlendirmeye çalışırlar. Tehdit olarak algıladıkları kişi ve kurumlara, olası gelişmelere karşı önlem almak, mümkünse bu tehditleri tamamen ortadan kaldırmak amaçları dâhilindedir. Aynı şekilde çıkarlarına uygun hareket eden-edecek kişi ve kurumları destekler, geliştirir, güçlenmesini sağlarlar. Bu amaçlara uygun olacak şekilde ekonomik, askeri, siyasal ve kültürel teşkilatlar yaratırlar.
* Ertelemecilik düzendir, düzenle savaşı biz kazanmalıyız!
Adı ertelemektir. Çok masum gelir. Ama işin aslı, kendince işleri yapmamayı, programsızlığı, sorumsuzluğu, disiplinsizliği meşrulaştırıp daha da yozlaşmaktır. Emekçilikten kaçıştır. Devrim içinde düzeni yaşamaya çalışmaktır.
* Sanatçıyız Biz: “Bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür!”
Kültür; halkı bir arada tutan, birleştiren bir etkiye sahiptir. Bir halk kültürüyle var olur, kültürüyle yaşar. Bu nedenle her halk, torunlarına, gelecek kuşaklara en değerli hazineleri olarak kültürlerini emanet etmiştir. Yaşamlarında edindikleri tüm tecrübeler, acıları, sevinçleri, günlük yaşamları, gelenekleri, ölümleri… Her şey bu kültürel hazinede saklıdır.
Kültürün dalları içinde en etkili olanı müziktir. Çünkü müzik doğrudan duyguları harekete geçirir. Örneğin, arabesk dinleyen birinin bunalıma girmesi, rock dinleyen birinin çevresindeki her şeye karşı isyan duygusu içinde olan tepkisel bir kişiliğe bürünmesi gibi… Ya da bitkisel hayattaki birine sevdiği şarkıları dinleterek yaşama döndürme çabası, bir kuşatmanın ortasında dillerden dökülen marşların motive etmesi ve manevi olarak güç katması gibi…
* TAYAD’lı Ailelerden: Yarını bugünden kuracaksın, o senin tarihin olacak!
Tutsak ve şehit aileleri örgütlenmesinin tarihi, ülkemizde devrim mücadelesi tarihinden ayrı düşünülemeyecek, onurlu bir yeri vardır.
Bu tarih aynı zamanda bugün tüm tutsak ve şehit ailelerimizin de gücüdür… Yol göstericisidir.
Tarih, ideolojik, politik, kültürel tüm yaşananlar doğrudan ya da dolaylı olarak geleceği etkiler. Eğer geleceği inşa etmeye çalışıyorsak mutlaka tarihimizi bilmek zorundayız.
* Röportaj: Ümit İlter, 24 yıllık tutsaklığını anlatıyor…
DHKP-C davasından 24 yıl tutsak kalan ve yakın zaman önce tahliye olan Ümit İlter ile 24 yıllık tutsaklığı, faşizmin hapishaneler politikası ve Özgür Tutsaklık üzerine yaptığımız röportajın ikinci bölümüne devam ediyoruz. Röportajın birinci bölümde 1996 Ölüm Orucu’na evrilen süreçte kalmıştık, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
* Özgür Tutsaklardan: Tecrit geciken mektuptur!
Mektubun içeriği tecriti anlatmıyor, 12 Nisan’da Bakırköy’de Grup Yorum’un AKP tarafından yasaklandığı için yapılamayan konserinin yasaklandığından haberi olmayan Özgür Tutsak o gün için yaşadığı duyguları paylaşmış mektubunda. Ancak mektubun duvarları aşıp bizim elimize gelmesi ayları bulmuş… Üç ay önce, yasaklandığından haberi olmadan Bağımsızlık Konseri için yaşanan coşkuyu paylaşmak için mektubu yayınlıyoruz.
Tecriti parçalayan Özgür Tutsaklarımıza selam olsun…
* Liseliyiz Biz: Küçük bedenlerin omzundaki ağır yükler
Bizler çocukların küçücük bedenleriyle ezilmediği, çocukların açlıktan ölmediği, polis kurşunuyla katledilmediği bir ülke istiyoruz.
Ve bu sadece sosyalist sistemde mevcuttur, çocuklar için yürüttüğümüz adalet mücadelesini mutlaka kazanacağız. Ve bir gün mutlaka çocukların katledilmediği, çocukların ete, süte doyduğu, oyunlar oynayıp mutlu olduğu bir ülkeye uyanacağız.
* Cerattepe’yi emperyalistlere peşkeş çeken AKP’dir!
Artvin’de Cerattepe ve Genya bölgelerinde Cengiz İnşaat tarafından işletilmesi planlanan gümüş, bakır ve siyanürlü altın madeni işletmesine karşı halk 20 yıldır direniyor.
Kanadalı Cominco firmasının ruhsat aldığı 1992 yılından bu yana pek çok kez iptal edilen, ancak sürekli yeniden önü açılan maden işletmesi mahkeme kararını bile beklemeden maden aramaya başlamak istedi ama halk bu madene izin vermedi, vermiyor. Halk maden şirketine karşı yaylalarını korumak için nöbet tutuyor.
* Cepheli: Şafak, Bahtiyar, Elif Sultan olma zamanıdır!
Şafak, Bahtiyar, Elif Sultan olmak halkımıza, yoldaşlarımıza bağlılığımızla, kazanacağımızın yaratıcısı kahraman şehitlerimizin cesareti ve cüretiyle, yaratıcılığı ve kararlılığıyla donanma ve onların yerini doldurma bilinciyle hareket eder.
Düşman! Adalet savaşçılarımız yaşıyor! Onlar sizi yine bulacaklar. Heyheylerinde onların hesabını sorma hırsıyla ve fakat üç değil, üç yüzler, üç binler, gün gelip milyonlar olarak.
* Adalet Yoksa Adalet Savaşçıları Vardır: Adaletsiz düzeni, adaletsizliği en çok yaşayanlar yıkacak!
Vatanı ve halkı için halk düşmanlarına karşı sınıf kini ve hesap sorma arzusuyla dolu, savaşın içinde canını sakınmadan ortaya koymasıyla bunu kanıtlamış şehitlerimiz, adaletsizliğe karşı neden devrimci olmak gerektiğini şöyle anlatıyorlar:
* “İnsanların aç olduğu bir ülkede hiçbir şey olmamış gibi gıda mühendisliği yapamam” (Ahmet İbili)
* Hasan Ferit’in hesabını soracağız!
* Sol’un Köşe Taşları: SYRIZA’nın yarattığı rüzgarla savrulan reformizm!
Bu yılın başında Yunanistan’da yapılan seçimler Türkiye reformist sol hareketlerinde büyük heyecan yarattı… Seçim öncesinden başlayarak büyüyen heyecan seçimlerde SYRIZA’nın sandık başarısıyla daha da büyüdü… Heyecanın başını çeken elbette kendisini kardeş parti ilan eden ÖDP ve çevresi idi… Ancak heyecan onlarla sınırlı kalmadı… HDP içinde yer alan ESP’sinden EMEP’ine, Kürt milliyetçilerine kadar hepsi heyecanlıydı… Orada oluyor burada neden olmasının temelindeki düşünceler birbirini izliyordu.
Ancak bu heyecan seçimlerden sonra AB emperyalizminin borçlar nedeniyle Yunanistan’ı ve tabiki SYRIZA’yı sıkıştırmaya başlaması ve en son SYRIZA’nın halka rağmen AB’ye biat eden bir karar çıkarmasıyla iyice hüsrana binmiş görünüyor…
Gerçi ÖDP gelinen noktaya bile bir mazeret bulmaya çalışıyor ancak görünen köy artık klavuz istemeyecek durumdadır.
* Kürdistan’da Tek Yol Devrim: Tasfiyeciler aynı yalanı söyler
Reformistlerin aralarında kulvar farkı olsa da yürüdükleri yol aynıdır. Böyle olduğu içindir ki ÖDP-DY şeflerinden Melih Pekdemir’in 2004 yılında, Avrupa Birliği’ne uyum yasalarının parlamentoda onaylanmasını “yukarıdan demokratik devrim” tahlil etmesiyle, PKK MK üyesi Muzaffer Ayata’nın HDP’nin 80 milletvekiliyle parlamentoya girmesini “demokratik devrim” olarak değerlendirmesi, özde aynı tasfiyeciliğin dışa vurumu sayılır.
Bakın ne diyor PKK MK üyesi M.Ayata: “… bu sonuçlar demokratik devrim demek ve bundan sonra demokrasinin daha da gelişeceğini söylemek yanlış olmaz.”
* Anadolu Cephesi: Kampanya nedir, nasıl örgütlenir?
KAMPANYA NEDİR? öncelikle oradan başlayalım: Kampanya, “Belirli bir süredeki etkinlik dönemidir. Sıkı bir iş ve çalışma devresidir.”
İktidar iddiasından kopmadan, stratejik hedeflerimiz doğrultusunda bir konuya yoğunlaşarak, belli bir süre zarfında sonuç almayı hedefleyen çalışmadır kampanya.
* Halk meclislerini, halkın içinden çıkacak halk önderleriyle örgütleyeceğiz!
Burada dikkat etmemiz gereken; elbetteki, halka bilinci biz taşıyacağız. Yani komitelerdeki halktan insanları da eğiteceğiz. Düzenin şekillendirmesi altındaki halka bilinci biz dışarıdan taşıyacağız… Unutmayacağız; örgütlü halk yenilmez!
Unutmayacağız; devrime hizmet etmeyen halk örgütlenmeleri, halkın sorununu çözemez!
Unutmayacağız; devrim perspektifini yitiren halk örgütlenmeleri yok olmaya mahkumdur!
* Birlikte düşünüp, birlikte üretip, birlikte çözüyoruz!
* Avrupa’da Biz: 10 soruda Irkçılık
Irk ne demek?
Irk; ortak fiziksel, ortak biyolojik özellikleri taşıyan topluluktur. Yani mesela sarı saçlı, mavi gözlü olanlar. Veya Avrupa’da “kara kafalı” diye tanımlanan Türkiyeliler. Kısacası deri ve saç rengi, boy uzunluğu vücut biçimi gibi fiziksel özelliklerin aynısı olması, dış görünüşün aynısı olması ve bunların sınıflandırılmasıdır.
* Avrupa’da Yürüyüş: Stephan Kaczynski’ye özgürlük!
* Yitirdiklerimiz…
“Bir SDB savaşçısı olarak, bu hareketin en ön saflarında halkım ve vatanım için savaşıyorum. Bu da benim her zaman mutlu olmam için yeterli oluyor.”
Hüseyin Aslan
* Kulağımıza Küpe Olsun…
Zalimleri affetmek mazlumlara zulümdür.
* Öğretmenimiz
Emperyalizmin ve oligarşinin saldırıları ne denli şiddetli olursa olsun biz, bağımsız, demokratik, sosyalist Türkiye için mücadeleyi büyüteceğiz.



