Home BlogYürüyüş Dergisi 471. Sayısı Çıktı

Yürüyüş Dergisi 471. Sayısı Çıktı

by halkinkutuphanesi
0 comments
* HDP’Yİ BOMBALAYAN AKP’DİR!
*FAŞİST AKP YALAN, DEMAGOJİ VE PROVOKASYONLA BESLENİR!
* FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA DURMALIYIZ!
* FAŞİZMİ HALKLARIN BİRLİĞİ VE MÜCADELESİ İLE EZECEĞİZ!
* FAŞİZMİ SEÇİMLE DEĞİL, DEVRİMLE YENECEĞİZ!
* UMUDUN VE HALKIN BAŞEĞMEYEN SESİ Grup Yorum GAZİ MAHALLESİ’NDE 30 BİN KİŞİLİK HALK KOROSUYLA ŞARKILARINI SÖYLEMEYE, AKP FAŞİZMİNİN YASAKLARINI AŞMAYA DEVAM ETTİ!
* Öfkenin, Direncin, Sevincin Adı Grup Yorum 30. Yılını Yoksul Halkla Birlikte Selamlıyor!
(Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız: http://yuruyus.info/pdf/pdf/471.pdf)

Yürüyüş Dergisi, AKP’nin Yalanlarına Karşı Gerçekleri Yazıyor
Okuyalım okutalım, gerçeğin sesini herkese ulaştıralım!
Burjuva Basının, AKP’nin Yalanlarına Karşı Gerçekleri Yürüyüş Dergisinde Okuyalım!
Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44
Umudun Sesini Büyütmek, Katillerden Hesap Sormak İçin; Yürüyüş Dergisi
Yürüyüş Dergisi’ni halka ulaştırmak halkın sorunlarına sahip çıkıp, çözüm üretmenin bir parçasıdır. Çünkü Yürüyüş Dergisi yıllardır bu sorunları, çözümlerini ve çözüme giden yolda harcanan emeği, paylaşımı, örgütlenme biçimlerini sonuçlarını halka en gerçek haliyle sunuyor. Yürüyüş Dergisi halktan besleniyor ve aynı özveriyle halka ulaşıyor… Emeğimize sahip çıkalım ve her gün Yürüyüş Dergisini yeni yerlere, yeni okurlara ulaştıralım… Gücümüze güç katalım…
Haftalık Dergi / Sayı: 471
31 Mayıs 2015
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
www.yuruyus.com
İÇİNDEKİLER:
* DHKC: Kontracı Davutoğlu yalan söylüyor! HDP saldırılarının örgütümüzle hiçbir ilgisi yoktur!
HDP İl Binalarına Yapılan Saldırı Kontra Saldırılardır, Örgütümüzle Hiçbir İlgisi Yoktur! Şimdiye Kadar HDP’ye Yönelik 60 Saldırıyı Kim Yapmışsa, Bunları Da O Yapmıştır!
Tekrar ilan ediyoruz ki; emperyalizmin kurbanı değil, celladı olacağız!
MİT’inizi, CIA’nizi… tankınızı, topunuzu, soyunuzu, sopunuzu atacağız vatanımızdan…
Geçmişte de örgütümüze kara çalmayı deneyenler oldu. Tarihsel ve siyasal haklılığımızla bu yalanları bozguna uğrattık. Bu yalan da öyle olacaktır. Ama Davutoğlu unutmayacağız, senden hesabını soracağız.
* DHKC: HDP’yi bombalayan AKP’dir! FAŞİST AKP YALAN, DEMAGOJİ VE PROVOKASYONLA BESLENİR. FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA DURMALIYIZ!
FAŞİZMİ HALKLARIN BİRLİĞİ VE MÜCADELESİ İLE EZECEĞİZ!
FAŞİZMİ SEÇİMLE DEĞİL DEVRİMLE YENECEĞİZ!
Faşizme karşı omuz omuza olmak, devrimci olmanın da, demokrat olmanın da ölçüsüdür.
Faşizmin zulmü, yalanı varsa; halkların da dayanışması vardır. Halkların da adaleti vardır.
Faşizmin yalanlarını, provokasyonlarını ve baskılarını ancak omuz omuza olursak durdurabiliriz. Faşizmin yalanlarını ortaya çıkartma konusunda, Türkiye ve dünya haklarının çok güçlü gelenek ve mirasları vardır. Milyonlarca kez ölmüştür faşizme direnenler, milyonlarca kez daha ölürüz… Faşizmi yeryüzünden silecek kadar tarihsel ve sınıfsal öfkemiz var.
Faşizmi Ezeceğiz! Faşizmi Seçimle Değil, Devrimle Yeneceğiz!
* AKP kontrgerilla saldırılarını, halk düşmanı politikalarını DHKP-C üzerinden örtemez!
Son zamanlarda AKP ve onun satılmış basın yayın organları ile Başbakan Davutoğlu adeta besmele çeker gibi her sözlerine DHKP-C’ye yönelik bir saldırı, karalama ile başlamaktadırlar. Kendi yaptıkları her türlü pisliği bu şekilde örtmeye çalışıyorlar.
* 5 polis, 3 asker öldü diye isim isim haber çıktı, vali ise asılsız demekle yetindi! Halktan neyi saklıyorsunuz?
16 Mayıs tarihinde Fırat Haber Ajansı Hakkari de özel harekat polisleri ile askerler arasında silahlı çatışma yaşandığını ve toplam 8 kişinin öldüğünü yazdı. Daha sonra Evrensel bu habere yer verdi ve mevcut iktidara muhalif olarak bilinen haber ajansı ve gazetelerin şöyle bir haber yapmasının ardından mesele kapanmaya yüz tuttu.
Oysa haber yalnız çatışma iddiasını dile getirmekle kalmıyor aynı zamanda ortaya çıkan çatışmanın sebeplerini de ayrıntılı bir şekilde anlatıyor, isim veriyor hatta yaralıların götürüldüğü hastaneleri bile sayıyordu.
* Yiğit Bulut dalkavukluktan fedailiğe terfi etmiş!
Sen Kimsin Yiğit Bulut?
Sen Tayyip’i halkın adaletinden koruyabilir misin? Dalkavukluk yaparak Tayyip’i halkın adaletinden koruyabileceğini mi sanıyorsun?
Sen ancak saçını buzağı yalamış gibi jölelemesini bilirsin. Halkın adaletiyle karşılaşınca değil iki silahın, silah cephanesinde olsan fayda etmez. Tayyip’in işledikleri suçları sen de iyi biliyorsun ve bu suçların ortağısın. Hesap sorma vakti gelince Tayyip’i de seni de kimse koruyamayacak. Bizim savaşçılarımız ölümü göze alıp ateşliyorlar silahlarını. Sende silah sıkacak yürek var mı?
* Grup Yorum 30. yılını yoksul halkla birlikte selamlıyor!
Umudun ve halkın başeğmeyen sesi Grup Yorum; halkın öfkesi, sevinci, umudu, direncidir!
Umudun Türkülerinin Halka Ulaşmasını Asla Engelleyemeyeceksiniz!
GAZİ MAHALLESİNDE 30 BİN KİŞİLİK HALK KOROSUYLA ŞARKILARINI SÖYLEMEYE, AKP FAŞİZMİNİN YASAKLARINI AŞMAYA DEVAM ETTİ
BUGÜNE KADAR YASAKLARINIZI HALKLA NASIL AŞTIYSAK; BUGÜN DE YASAK DUVARLARINIZI; UMUDUN TÜRKÜLERİNİ HALKLA BİRLİKTE MAHALLELERDE, MEYDANLARDA SÖYLEYEREK AŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ!
* Umudun türkülerinin halka ulaşmasını engelleyemezsiniz!
Bütün Alanlar Bizim, Türkülerimizle Umut Olmaya Devam Ediyoruz
Grup Yorum türkülerinin, marşlarının halka ulaşmasını engelleme çabası boşuna… Onlar yasakladıkça, ülkemizde ve dünyada Grup Yorum dinleyicileri ve gönüllüleri artıyor, umudumuz büyüyor. Umudun sesini hiçbir güç susturamaz.
* “Yasaklara Karşı Ankara’ya PedallıYORUM” günlükleri
Grup Yorum, faşizme karşı aydın sanatçı sorumluluğuyla hem grup olarak kendi üstündeki yasakçı tutumlara hem de sanata ve sanatçılara karşı, son zamanlarda artan baskılara karşı bisikletlerle Ankara’ya İçişleri Bakanlığı’na, AKP’ye muhalif tüm sanatçılar üzerindeki AKP faşizmini protesto etmek için topladığı imzaları götürmek için yola çıktı.
* Yeni sömürgecilik, “milli” ordunun emperyalistlere satılmasıdır
Bağımsızlık Kazanılmadan Ulusal Bir Ordu Kurulamaz
DEMOKRATİK HALK İKTİDARINDA ORDU; “Madde 96- Gücünü ve kaynağını halktan alan Cumhuriyet Ordusu halk iktidarını her türlü halk düşmanı sabotajlara, emperyalist saldırılara karşı koruyan savunma ordusudur.
Madde 97- Ordu ve savunma, kurumsal olarak, bütün ülkeyi kapsayan bir milis örgütlenmesinden ve bunu tamamlayan mümkün olduğunca dar tutulmuş, donanım ve teknoloji gücü yüksek profesyonel silahlı birliklerden oluşur.”
(…) “ordu halkın, halk iktidarının ordusu olmalıdır. Asli görevi ülkenin ve halkın savunmasıdır. Emperyalistlerin değil, mazlum halkların yanında yer almalıdır. Başka ülke halklarına ve kendi halkına karşı asla kullanılmamalıdır.” (Halk Anayasası Taslağı)
* Tekstil işçisi Erkan Munar’ın direnişi 4. ayına girdi!
Binlerce metal işçisinin direnişi bir bir zaferi kazanırken tekstil işçisi Erkan Munar’ın direnişi de üçüncü ayını bitirdi, 4. ayında devam ediyor. Aşağıda direniş günlüğünü yayınladığımız Erkan Munar zafere kadar direneceğini söylüyor…
* 13 bin metal işçisi kazandı! Zafer direnişindir
Direniş ekonomik ağırlıklı taleplerin yanı sıra örgütlenme, sendika taleplerini de içermesi yanıyla politik bir içeriğe de sahiptir, ancak örgütsüzdür. Bu direnişlerin örgütlülüğe kavuşturulması ve daha da güçlendirilerek yaygınlaştırılması en başta devrimcilerin görevidir. İşçiler direnişleriyle hazır olduklarını bir kez daha göstermiştir.
Direnişi büyütmez, örgütlü hale getirmezsek patronlar zaman içinde işçilerden bunun hesabını soracaktır. Verdiklerini fazlasıyla alacaklardır. Bunun için örgütlenmek zorundayız.
* Sömürüyü gizlemek için, patron işçiyi nasıl kandırır?
Bunun ne kadar farkına vardık, varmadık bilmiyoruz ama dünyayı etkileyen bir direnişi topraklarımızda yaşadık.
Renault ve Tofaş’la başlayan direniş, başka direnişlerin de önünü açtı. Metal iş kolunda yayılan bu direniş, işçi sınıfına umut verdi, güç verdi, coşku verdi.
Yalnız “sarı sendikacılığın” kuşatması altında bugüne kadar gelmiş, gerek haklarını savunup koruyabilecek devrimci bir sendikacılıktan mahrum olan işçiler, sınıf bilincine sahip olmamalarından kaynaklı kendi taleplerinin gerisine düştüler, düşüyorlar.
* Devrimci İşçi Hareketi: Sabancılar karlarını yüzde 54 artırdı! Koçların, Sabancıların Karı; İşçilerin Açlığı, Yoksulluğu ve Akan Kanıdır!
AKP iktidarı açlık ve yoksulluğu büyütürken, buna orantılı olarak da tekellerin karlarını katladıkça katlıyor. Çünkü AKP, halkı değil tekelleri besliyor…
Patronların karları; halkın alın terini sömürürek, halkın ve devrimcilerin kanını akıtarak, halkın gözyaşlarıyla büyüyor.
İşte bu yüzden Hitler “psikopat” olarak başa gelip, halkı yakıp, gazlarla boğup düğme yapmadı.
Hitler’i başa getiren, besleyen, büyüten ve onu iktidara taşıyan o dönemki tekeller ve tekellerin pazar arayışıydı.
* 10 Soruda: Düzen partileri ve onlara oy veren kitleler
Seçimler, parlamento ve düzen partileri kitleler için kurtuluş mudur?
Seçimler, parlamento ve düzen partileri kitlelere kurtuluş, umut olarak gösteriliyor. Oligarşik düzen kendi alternatifinin olmadığını, tek çözümünün bu düzende ve düzenin kurumlarında olduğunun sürekli propagandasını yapıp, kitlelerin bilincini bulandırıyor. Oysa, gerçek böyle değildir. Oligarşinin seçim sandıklarından parlamentosundan ve düzen partilerinden kitleler için demokrasi, adalet, özgürlük çıkmaz. Çünkü, oligarşik iktidarın parlamento dahil tüm kurumları bağımlısı oldukları emperyalist tekellerin ve kendilerinin 77 milyon halkımızın sömürülmesi için çalıştırılmaktadır. Kitlelerin kurtuluşu, sömürü düzenine son verecek olan Devrimci Halk İktidarı’nda, sosyalizmdedir.
* Seçim barajının aşılması tasfiyede ileri bir adım olacaktır -2-
HDP’nin yüzde on barajı aşmasının Kürt milliyetçi hareketin ve solun tasfiyesinde ileri bir adım olacağı bilinmektedir. Bilindiği içindir ki, oligarşi içinde belli kesimleri de dahil halk düşmanı pek çok kişi de HDP’nin barajı aşmasını istemekte, bu yönde kendince katkıda bulunmaktadırlar.
Devrimci hareket dışında hemen tüm sol, oligarşinin demokrasicilik oyunlarından biri olan seçimlere katılarak halka sorunlarının çözüm yeri olarak düzenin seçim sandığını göstermiş olmaktadırlar. Oysa halkların kurtuluşu seçimlerde değil, devrimdedir.
Seçimlere katılan örgütler, devrim, sosyalizm iddialarından da uzaklaştıklarını ilan etmiş olmuşlardır. Kendisine devrimciyim, sosyalistim, halkın saflarındayım, anti-emperyalistim…. diyen herkes bulunduğu yeri bir kez daha düşünmek zorundadır. Devrimden yana mı, düzenden yana mı olacağına karar vermelidir.
* Cepheli: Savaş gerçeğine göre donanmalıyız!,
Kararlılık, cüret ve fedayı gün gün kendinde örgütleyen insanın, yapabileceklerinin sınırı yoktur. Her Cepheli bu silahları kuşanmalı…
Evet onlar içimizden çıktılar. Adaletsizlik bu kadar çok iken, onlar bir adım öne çıkanlarımızdır. Ülkemizdeki adaletsizlik ortadadır. Bunun sebebi tarihindeki en büyük yönetememe krizi yaşayan oligarşidir. Alternatiflerini yaratamayan, halk tabanından gelen tepkileri dizginleyemeyen, yönetmek için daha çok zulme, adaletsizliğe ve gaz bombasına ihtiyaç duyan oligarşidir. Savaşmak ve savaşma isteği duymak her Cephelinin en temel isteği ve arzusu olmalıdır. Günlük pratiğimizden, uzun vadeli işlerimize, kişisel eğitimimizden, kitle çalışmasına örgütlediğimiz bütün işlerimizi bu istek ve arzuyla yapalım. Cepheliler, bir adım, bir adım öne çıkarak savaşmak bizim elimizde.
* Şiddet sadece halkın ellerinde şiddet değil, ADALETTİR!
Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı yerde adalet yoktur. Devrimciler adaletli olmak zorundadır.
Şiddet kullanma hakkı sadece kendini özgürleştirmek isteyen halkın hakkıdır. Şiddet, halkın ellerinde şiddet değil adalettir.
Adaleti sağlamak için adaletsizliğe karşı savaşmalıyız. Bir yanağımıza tokat atana diğer yanağımızı çevirmeyecek kadar çok zulümler gördük. Çok öfkeler biriktirdik. Daha fazla zulüm görmemek için HALKIN ADALETİ’ne dayadık sırtımızı.
* TAYAD’lı Ailelerden: Atacağımız her adım komite örgütlemeyi hedef almalıdır!
Kendimizi yönetmeyi, birbirimizi yönetmeyi, halkı yönetmeyi komitelerle başarmak zorundayız…
Halkı örgütlemenin esası komitelerdir. Mücadelenin özü daha fazla komite kurmaktır.
Komiteler halkın her kesimini mücadeleye katar. Halkı, insanlarımızı mücadele içinde eğitir. Hayatın ve mücadelenin sorunlarını çözer. Dayanışmayı sağlar. Üretkenliği ve yaratıcılığı arttırır. Boşlukta ve belirsiz bir şey bırakmaz…
Komite kurmak komiteyle çalışmayı sevmek hem görevimiz hem de zorunluluğumuzdur.
* Anadolu Cephesi: Kitle çalışması aracı olarak piknikleri değerlendirelim!
Herhangi bir alandaki, birimdeki insanlarımız arasındaki ilişkilere doğru bir yön verecek zemin, kolektif bir işleyişten başka bir şey değildir. İnsanların aralarındaki ilişkilerin doğru kurulmasını istiyorsak, kolektif bir hayat örgütlemeliyiz. Piknik de bunun araçlarından birisidir.
* Tokat’ta Pancar Ekicileri Kooperatifi toplantısına çiftçileri ayırmaya gelen polisler terör estirdi!
Polis, egemen sınıfın yani patronların, zenginlerin polisidir. Devlet yine onların devletidir ve bugün artık devlet, AKP olmuştur. Polis ve devlet hizmetinde oldukları AKP’lilerin çıkarları için onların duydukları kinle, düşmanlıkla halklara, hak isteyenlere saldırmaktadır. Biz köylüler, işçiler, memurlar, emekçiler de haklarımız için, ekmeğimiz ve onurumuz için aynı kinle direnmeli aynı kinle savaşmalıyız.
Polisi de hakimi de savcısı da meclisi de sandığı da vekili de MİT’i de aynıdır bu safta. Biz de ortak mücadele cephemizi örüp mücadelemizi büyütmeliyiz.
* Biz Cepheliyiz… Polis-çete işbirliği ile bizi teslim alamazsınız!
25 Mayıs tarihinde, Hasan Ferit Gedik’in mahkemesi Kartal Adliyesi’nde görüldü. Çeteler göstermelik mahkemelerde tahliye ettirildi, devrimciler işkenceyle gözaltına alındı.
Polisin desteğini arkasına alan çeteler, halka ve devrimcilere saldırılarına devam ediyor. Çayan Mahallesi’nde Halk Cepheli Hüseyin Karaoğlan’a silahla saldıran çeteler H. Karaoğlan’ı bacağından yaraladı. Hastaneye kaldırılan H.Karaoğlan’a yapılan saldırı hakkında Çayan Halk Cephesi açıklama yaptı.
* Liseliyiz Biz: Bırakıp aile, okul, not, dayak korkularını; halk sevgimizle faşizmin korkularını büyütelim!
Liseli Dev-Gençliler!
Bugün iki Liseli Dev-Gençli tutsağımızı faşizmin elinden aldık. Ama diğer Liseli Dev-Gençli arkadaşlarımız hala faşizmin hapishanelerinde tutsaklar… Onları da mücadelemizle faşizmin elinden alacağız, almalıyız.
Tabi bizim mücadelemiz bunun için değil, bizim mücadelemiz bir bütün olarak halkın çıkarlarını korumak, savunmak için… Çünkü biz liselilerin çıkarları asıl olarak halkın çıkarlarıyla bir bütündür. Babamızın iş yerindeki, annemizin geçim derdi de, abimizin-ablamızın üniversitedeki sorunları da hepsi bizim sorunlarımızdır…
* Ülkemizde Gençlik: Canan Kulaksız’ın alnındaki kızıl bant, Dev-Genç’in mücadelesinde yaşıyor!
Dev-Genç, Ege Üniversitesi’nde düzenlenen Canan Kulaksız Alternatif Şenliği’nin engellenmeye çalışılması hakkında 25 Mayıs tarihinde açıklama yaptı: “Tam 11 yıldır Ege Üniversitesi’nde Dev-Gençliler tarafından Canan Kulaksız Alternatif Öğrenci Şenliği düzenleniyor. 9 yıl boyunca hiçbir sorun yaşanmadan düzenlenen şenlikler, son 2 senedir engellenmeye çalışılıyor. Geçen sene 10. şenliğimizin hazırlık aşaması sürecinde, ÖGB ve polis işbirliği ile 26 öğrenci gözaltına alındı, ses sistemi çalındı. Tüm bu saldırılara rağmen 2 günlük bir şenlik düzenledik. Aynı zamanda Berkin ve Soma’nın hesabını sormak için öğrencilerle beraber boykot ve işgal gerçekleştirdik.
* Kamu Emekçileri Cephesi: Birlikten güç doğar… Ekmek, adalet ve özgürlük için; gücümüzü memur meclislerinde birleştirelim!
Her geçen gün saldırılar daha da artmakta, saldırılara karşı örgütlenmeler ise daraltılmaya çalışılmaktadır.
Bugün emekçilerin ekonomik- demokratik talepleri için ortaya çıkmış olan sendikal örgütlenmeler bürokratizmin batağına saplanmış durumdalar. Değil memurların ekonomik demokratik taleplerine cevap vermesi, kendi üyelerine bile sahip çıkacak durumu kalmamıştır.
* Kürdistan’da Tek Yol Devrim: HDP’nin “emekçilerin iktidarı” projesi: “işverenin de belli ölçüde korunması gerekiyor”
Demirtaş bilmez mi en büyük “spekülatörler”, en çok “paradan para kazananlar” aynı zamanda en büyük tekellerdir.
Demirtaş hem gümbür gümbür gelen bir işçi-köylü iktidarından söz ediyor, hem de patronları nasıl koruyacaklarını anlatıyor. Demirtaş patronlara yol yöntem öğretiyor, iyi patronlar olmaları, hammaddeyi vb. ucuza alarak, girdi maliyetini düşürerek ve de işverenleri bu şekilde koruyarak işçilere de iyi koşullar sağlayacağını iddia ediyor. Çünkü böyle olunca işveren de işçinin ücretini düşürmek zorunda kalmayacakmış…
Evet, aynen böyle söylüyor Demirtaş… Patronlar işçilerin ücretini düşürmek zorunda kaldıkları için bunu yapıyorlar!.. Demirtaş sanki uzayda yaşıyor. Patronlara sağlanan olanakları ve kapitalizmin, sermayenin genel yasalarını bilmiyor…
* Halkın Mühendis Mimarları: Elektrik faturaları üzerindeki soygun
Bir insan hakkı olan elektrik enerjisi AKP iktidarı döneminde bir hak olmaktan çıkarılmış sağlık, eğitim, ulaşım, konut, su ve haberleşme gibi elektriği de alıp-satılabilen bir ticari bir metaya dönüştürmüştür. Hilelerle, usulsüzlüklerle, aşırı vergilerle artan fatura bedelleri ile elektrik enerjisinden mahrum bırakılan halkımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.
* Avrupa’da Yürüyüş: Bir araya geldiğimiz her an emperyalizme karşı sosyalizm alternatifinin göstergesidir!
* Yitirdiklerimiz…
“Yoldaşlar, biz dört dörtlük devrimciler değiliz. Bizim de eksiklerimiz var. Ama biz bunları mücadele içinde aşacağız. Tabi bu eksikleri Partimize, yoldaşlarımıza ve bize zarar vermesine izin vermeden aşacağız. Yoldaşlar biz günümüzün bir-iki saatini değil de 24 saatini mücadeleye vermek istiyoruz…” Süleyman Örs
* Yürüyüş’ümüz devam ediyor!
Her okur doğal bir dağıtımcıdır. Her gün artan dağıtımcılarımızla Yürüyüş Dergisi’ni her yere ulaştırmaya devam ediyoruz.
* Öğretmenimiz:
DEVRİMCİLİK, yalanın karşısına gerçeklerle çıkmaktır; talancının, yağmacının önünü devrimci şiddetimizle kesmektir.

Faşist teröre karşı halkın meşru direnme hakkı olan devrimci şiddetine karşı çıkanlar, halkın faşizme teslim olmasını istiyorlar demektir. Faşizm varsa; devrimci şiddet de vardır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode