5
* Çocukların Karnının Doyduğu, Sokaklarda Koşup Oynadığı, Ağız Dolusu Güldüğü Bir Ülke İstedikleri İçin Hapsedildiler!
* Faşizme Karşı Direnmek, Bağımsız Türkiye İstemek; DEV-GENÇ’LİLERE SAHİP ÇIKMAKTAN GEÇİYOR!
* BERKİN İÇİN ADALET, EKMEK VE ÖZGÜRLÜK İSTEYEN DEV-GENÇ’LİLERİN YANINDA YERİMİZİ ALALIM!
* Renault, Tofaş, Ford, Coşkunöz ve Mako Otomotiv Fabrikalarında;
* 13 BİN İŞÇİ Kan Emici Patronlara Karşı, Faşist İş Yasalarına Karşı, İşçi Düşmanı Sarı-Patron Sendikacılarına Karşı DİRENİYOR!
* “ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK!”
* Ölümü Göze Almadan Direnmek ve Zafer Kazanmak Mümkün Değil!
* İşçiler; Direnişleri Tüm Türkiye’ye Yayalım!
(Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız: http://yuruyus.info/pdf/pdf/470.pdf)
Yürüyüş Dergisi, AKP’nin Yalanlarına Karşı Gerçekleri Yazıyor
Okuyalım okutalım, gerçeğin sesini herkese ulaştıralım!
Burjuva Basının, AKP’nin Yalanlarına Karşı Gerçekleri Yürüyüş Dergisinde Okuyalım!
Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44
Umudun Sesini Büyütmek, Katillerden Hesap Sormak İçin; Yürüyüş Dergisi
Yürüyüş Dergisi’ni halka ulaştırmak halkın sorunlarına sahip çıkıp, çözüm üretmenin bir parçasıdır. Çünkü Yürüyüş Dergisi yıllardır bu sorunları, çözümlerini ve çözüme giden yolda harcanan emeği, paylaşımı, örgütlenme biçimlerini sonuçlarını halka en gerçek haliyle sunuyor. Yürüyüş Dergisi halktan besleniyor ve aynı özveriyle halka ulaşıyor… Emeğimize sahip çıkalım ve her gün Yürüyüş Dergisini yeni yerlere, yeni okurlara ulaştıralım… Gücümüze güç katalım…
Haftalık Dergi / Sayı: 470
24 Mayıs 2015
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
www.yuruyus.com
İÇİNDEKİLER:
* İstiyoruz Yapacağız: Yönetici yetiştirmek için hayatı ve savaşı okul haline getirmeliyiz!
Savaş örgütünün yöneticisi alternatifini yetiştirmek zorundadır. O alanda savaşın sürekliliği ancak böyle sağlanabilir.
Sorun sadece alternatif yetiştirme sorunu da değildir. Bir yöneticinin sayısız yönetici yetiştirme, halkı kadrolaştırma iddiası olmalıdır. Bu onun iktidar bilinciyle doğrudan ilişkilidir. Deyim yerindeyse aldığı soluk bile yönetici yetiştirmeye hizmet etmelidir.
* Dev-Gençliler çocukların karnının doyduğu bir ülke istedikleri için hapsedildiler!
10 Bin Çocuğu Hapseden, Açlığı, Ölümü… Çocuklarımıza Hak Gören Faşizme Karşı;
BERKİN İÇİN ADALET, EKMEK VE ÖZGÜRLÜK İSTEYEN DEV-GENÇLİLERİN YANINDA YERİMİZİ ALALIM!
Bu ülke 12 yaşındaki çocukların 13 kurşunla öldürüldüğü…
Bu ülke 14 yaşındaki çocukların beyinlerinin kaldırımlara akıtıldığı…
Bu ülke 14-15 yaşındaki çocuklarımızın okullardan, çocuk parklarından işkencelere, hapishanelere taşındığı bir ülkedir.
Bu ülkede çocuklarımız; açlıkla, sefaletle terbiye edilmeye; bu ülkede çocuklarımız; işkenceyle hizaya getirilmeye; bu ülkede çocuklarımız; uyuşturucuyla, her türlü yozlaşmayla vatanına-halkına yabancılaştırılmaya çalışılır.
* Sınıf Kini: Ne yana baksak çocuklarımızı göreceğiz!
Evet onların işle, uyuşturucu ile, sömürü ile hırpalanan bedenlerinden dolayı düzene kin duyuyoruz. Ve elbette bu düzeni değiştireceğiz. İşte o zaman sabah 8’den akşam 8’e 10’a kadar ayakkabı fırınına, torna tezgahına… iş koşturanlar kazanacak.
Mazlumların, çocuklarımızın ahlarıyla harlanan sınıf kini bu düzeni yıkacak. Söz olsun çocuklar, size söz! Siz kazanacaksınız, biz kazanacağız ve size yapılanları unutmayacağız!
* Gençlik Federasyonundan: Dev-Gençlileri hapsetmekle zulmü gizleyemezsiniz!
Berkin’in katili bir gün açıklanacak. Çünkü onun kim olduğunu herkes biliyor. Onun yüzünü hepimiz gördük. Arkadaşları onu tanıdı. Amirleri onu tanıdı. Akrabaları dostları ve düşmanları onu tanıdı. Onları ne kadar zaman susturabilirler?
Gerçekler aşınmaz birer kayadırlar. Hicri’yi hapse atmakla Leyla’ya ceza vermekle onu yok edemezler. Adalet istemek suç değildir olamaz. Adalet istemek suç olsaydı insanlar hapse atıldı diye adaleti aramaktan vaz geçseydi insanlık tarihi diye bir şey olmazdı.
* Liseliyiz Biz: Tutsak Liseli Dev-Gençlilere Özgürlük, Berkin’in katillerine ceza istiyoruz!
Bugün Berkin’in katillerini istiyoruz demek, tutsak arkadaşlarımızın özgürlüğünü istemektir.
İstiyoruz!
Tutsak Liseli Dev-Gençlilere özgürlük, Berkin’in katillerine de ceza istiyoruz! Vermezseniz alacak, uygulamazsanız biz uygulayacağız! Geleceğimizi karartmanıza, umudumuzu kırmanıza, vatanı ve halkımızı satmanıza izin vermeyeceğiz.
* Anadolu Cephesi: Güç halkta, kaynak Anadolu’dadır!
İstanbul, Ankara, İzmir gibi belli başlı büyük şehirlerin dışında çok büyük ve önemli bir kaynak Anadolu.
Devrim şehitlerinin tohum olup saçıldığı Anadolu’da örgütlenmek zorundayız.
Devrimi yapma, halkın iktidarını kurma kararlılığındaysak eğer, bulunduğumuz her yeri bir devrim üssüne dönüştürmek zorundayız.
Anadolu Cephesi köşesini bu nedenle başlatıyoruz. Anadolu’da neden ve nasıl örgütlenmeliyiz konusunu ele alacağımız bu köşe ile devrim iddiamızı büyüteceğiz.
* “Kendimizi vekaleten; zulüm, yoksulluk ve açlıktan ölenler için asaleten savunma yapacağız!”
Duruşmada “sanık” sandalyesinde oturan Avukat Selçuk Kozağaçlı; “yargılamayı yapan mahkeme heyetine güvenmediğini söyleyerek; “Zor bir durumdayız ve zor bir durumdasınız aynı zamanda. Mesleki olarak kötü bir dönemden geçiyoruz. Adalet açlığı artık öyle bir noktaya geldi ki artık birbirinizi yiyorsunuz. Size güvenmiyoruz, mesleğinize güvenmiyoruz. Biz size birşey ispat etmekle yükümlü değiliz. Fakat sizin bize ispat etmekle yükümlü olduğunuz bir şey var. Mahkeme olduğunuzu göstermek zorundasınız. Bu meslek ve bu meslek grupları boğazına kadar çamura batmış durumdadır” dedi.
* Soma’da adalet yok! İş cinayetleri sürüyor!
* Erkan Munar: İşim, ekmeğim ve onurum için direniyorum!
Ben Erkan Munar! Nefa Tekstil’de ayda 1200 TL’ye 10 saat çalışan yüzlerce işçiden biriyim. İş arkadaşlarıma “bu maaşla geçinemiyoruz; patronla konuşalım zam isteyelim” dediğim için haksız ve hukuksuz bir şekilde, 23 Şubat 2015 tarihinde tek bir geçerli mazeret sunulmaksızın işime son verildi. Ama sadece işten çıkartılan işsizliğe mahkûm edilen ben değilim. 6 yaşında oğlum ve hamile eşimi de açlığa mahkum etmeğe çalışıyor Nefa Tekstil’in sahibi Ahmet Erkan Över.
Ben bu yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğim çünkü işsizliğe mahkûm edilmek onursuzluğa itilmektir.
İşim; ekmeğim, onurumdur. İşimi istiyorum.
* Devrimci İşçi Hareketi: Ölüm ve açlık arasında tercih yapmayacak, direnme hakkımızı kullanacağız!
İşçi meclislerinde güçlerimizi birleştirerek her türlü meşru eylemi hayata geçirelim.
İşgaller, iş bırakmalar vb. ile haklarımızı almak için gereken her tür direnişle kendi yolumuzu yapalım.
Düşmandan izin istemek, eylemlerimiz için onay beklemek, onun karar vereceği sınırlar içinde kalmak demektir. Baştan teslimiyeti kabul etmek demektir. Herkes kendi sınıfının çıkarlarının gereğini yapar. Bu saldırıları durdurmak için güçlü ve kararlı olduğumuzu düşmanlarımıza göstermeliyiz.
Öyle bir kararlılık göstermeliyiz ki düşmanlarımız her tür bedeli göze alarak haklarımızı kopara kopara alacağımızdan emin olmalılar.
Meşru direnme hakkını kullanmak dışında haklarımızı almanın yolu yoktur.
* Bu Halk Bu Vatan Bizim: Özel güvenlik çalışanları; AKP’nin katil kadrolarına karşı halkın güvenliğini almalısınız!
AKP’nin faşist polislerinin misyonunu üstlenmeyin!
Devasa binalar yapıp adına “Adalet Sarayı” diyor ve kapısına sizleri dikiyorlar. Unutmayın; bir ülkede ne kadar çok hapishane, ne kadar çok tutuklu, ne kadar çok savcı, hakim, avukat varsa… Ne kadar devasa binalar yapılıyorsa; o ülkede açlık, yoksulluk o kadar çoktur. Adaletsizlik diz boyudur.
AKP halkın adaletiyle, halkın savaşıyla o beton yığınlarının içine gömülecek. Bunda sizin payınız, içinden çıktığınız halkın yanında ve elbette AKP’nin karşısında yer almak olmalıdır.
* Emperyalizmi yenmek için devrimci şiddetten başka çözüm yolu yoktur!
Emperyalistler, bizim üretirken kazandığımızdan daha çok kazanıyor tüketirken…
Emperyalistler, işbirlikçisi oligarşi hiç ödün vermez. Ödün veren, emek veren, bedel ödeyen hep ezilen halklar olmuştur. Hep biz olmuşuzdur.
Bizim emeğimiz emperyalistlerin bankasında birikiyor. Onlar zenginleşirken biz yoksullaşıyoruz.
Emperyalizmin cinayetleri gizlidir. Dişlerini sıkarak acı çekmeye alışmış olan halkımız, her yıl 3 kez Soma yaşar sessizce. Bu sistematik şiddet, gizlenmekle, gerçekliğini yitirmez. Gittikçe de büyümektedir. Emperyalizmin işlediği cinayetler, gazete sütunlarında değil, istatistiklerde dile gelir.
* 12 Eylül faşizmi, AKP ile sürüyor!
AKP ile 12 Eylül, Erdoğan ile Evren arasında hiçbir fark yoktu.
Bakın, bir tarafta Evren’in 12 Eylül’ü, diğer tarafta Erdoğan’ın 12 yılı. İcraatları, uygulamaları, yasaları, yasadışılıkları, keyfiyetleri, katliamları, adaletsizlikleri… İkisi de Amerikancıdır. Emperyalizm desteklidir. Tüm politikalarıyla emperyalist ve yerli tekelleri büyütmüş, halklarımızı yoksullaştırmıştır.
Hiçbir fark yoktur. Dahası AKP 12 Eylül’ü bile geride bırakmıştır. 12 Eylül AKP ile sürüyor. AKP 12 Eylül’ün de hesabını verecektir. Evren hesap vermeden gitti. AKP hesap vermekten kurtulamayacak.
* Seçim barajının aşılması tasfiyede ileri bir adım olacak!
Kısacası devrimci hareket dışında kalan Türkiye solunun neredeyse tamamının tavrı netleşmiştir. Ya HDP-HDK bünyesinde yer almakta ve seçimlerde HDP’den milletvekili adayı göstermektedirler ya da seçimlerde HDPyi destekleyeceklerini açıklamışlardır.
Söz konusu olan parti, örgüt ve çevreler ya 12 Eylül cuntası yıllarında, ya da 2000-2007 Büyük Direniş sürecinde ideolojik yenilgi-teslimiyeti yaşamışlardır. Devrim, sosyalizm, iktidar için mücadeleden uzaklaşmışlardır. Uzaklaştıkları ölçüde de düzeniçileşmişler, parlamenterizm bataklığına saplanmışlardır.
O nedenledir ki, HDP devrimcilerin, sosyalistlerin, devrim-sosyalizm iddialı örgütlerin birliği değildir. Reformistlerin, parlamenteristlerin, yılgınların, döneklerin, umutsuzların “birliği”dir.
* Sol’un Köşe Taşları: MLKP, “Mahir Çayan ruhu” demagojisi ile “eşme ruhu”nun üstünü örtemez!
“Mahir Çayan ruhu”ndan bahseden MLKP, kendi ruhunu kaybetmiş ikiyüzlü ve riyakardır…
“Mahir Çayan ruhu” demagojisi yaparak tasfiyeciliklerinin üstünü örtmeye çalışmaktadır.
“Mahir Çayan ruhu” demagojisiyle Kürt milliyetçiharekete yedeklenmenin, emperyalist politikaların aracı olmalarının üstünü örtmeye çalışmaktadır…
Devrimcilerin cenazelerine dahi katılmayın diye tabanına genelge yayınlayan bir örgüt “Mahir Çayan ruhu”nu ağızlarına dahi alamaz… Mahir Çayan ruhu uzlaşmacılığa, teslimiyete, tasfiyeciliğe maske yapılamaz.
* Katilleri koruyan adliye sarayından halkın adaleti geçti!
SORULAR: Tayyip Erdoğan, Kiraz’ın ameliyatta olduğunu belirterek “İnşallah bu ameliyat neticesinde sağlığına kavuşur” dedi. Ama hastane yetkilileri ise Kiraz’ın hastaneye geldiğinde zaten vefat etmiş olduğunu söyledi. Bu çelişkilerin sebebi nedir?
CEVAP/ GERÇEK: Halk düşmanı katil Tayyip Erdoğan daha baştan “operasyon başarılıdır” açıklaması yaparak, operasyonla ilgili tüm şaibeleri ortadan kaldırmak istemiştir. Üstelik o kadar başarılı ki, savcı yaralı ele geçirilmiştir. Oysaki savcının ölü getirildiğini sağlık yetkilileri ilk açıklamalarında belirtmişlerdir. Bu cumhurbaşkanının bir suçu örtbas etme acziyle yaptığı açıklamalardan biridir. Ama nafiledir, gerçekler ortadadır. Ölüyü yaşatamazsınız!
* 10 Soruda: İradi olmak
İrade nedir?
İrade Türkçe sözlükte “bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü-istenç” olarak tanımlanıyor.
Dayı irade için; “emek ve cürettir” diyor. İrade, karar verilen herhangi bir amaca veya hedefe ulaşma isteği, gücü, kararlılığıdır.
* Tarihimizden Öğreniyoruz: 9 Mayıs 1945, sosyalist Sovyet halklarının faşizmi yendiği zafer günüdür!
Hitler faşizmi, 22 Haziran 1941 tarihinde, Sovyetler Birliği’ne saldırdı. Başkomutan Stalin ve Bolşevik Parti’nin önderliğindeki Sovyet Kızıl Ordu, 9 Mayıs 1945 günü Hitler faşizmini yenerek, bütün dünya halklarına, 20. yüzyılın en görkemli zaferlerinden birini armağan etti. İşte bu nedenle 9 Mayıs faşizme karşı zafer günüdür. (…)
Dünyada ve ülkemizde sol, önce bayraklarından orak-çekici çıkardılar. Sonra silahlı savaştan vazgeçip emperyalizm ve işbirlikçi oligarşilerle barış masalarına oturmaya, legalleşerek düzene yerleşmeye yöneldiler. Bugün, ülkemizde faşizme karşı savaşmanın onurunu Cephe temsil ediyor. Tek başımıza da kalsak faşizmi yeryüzünden silene kadar savaşacağız ve Sovyet halkları gibi bir kez daha faşizmin yenilebileceğini göstereceğiz.
* Kamu Emekçileri Cephesi: Öğretmenlere düşen işten atılma, sürgünler…
Nuriye ve Hatice Öğretmen Desteklerinizi Bekliyor! Şimdi onlar direniyor. Şimdi onlar bizim için direniyorlar. Bize düşen görev ise onların yanında, yanıbaşında yer almaktır. Ne şekilde olursa olsun destek vermek bugün bizim görevimizdir. Bu yüzden kimin elinden ne geliyorsa, ne yapabiliyorsa direnen Nuriye Gülmen ve Hatice Yüksel’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.
* Emperyalizme göre şekillenen tarım politikaları halkı açlığa mahkum ediyor!
Pazarda, manavda sebze ve meyve fiyatları sürekli artıyor. En son patatesin 5 TL olması tartışılıyordu… Halkın en temel ihtiyaçlarından biri olan ürünün bu denli pahalı olmasının nedeni nedir?
Elbette bu pahalılık durup dururken ortaya çıkmış değildir. Bunun nedenleri oligarşinin yıllardır yürüttüğü tarım politikasının doğal bir sonucudur. Patatesin fiyatının artmasına karşılık iktidarın çözüm olarak patates ithalinden söz etmesi aslında tarımda nasıl bir politika izlediklerini de gözler önüne sermiştir.
Bu politika ve bunun nedenleri ülkemizin yeni sömürge bir ülke olduğu gerçeğinden bağımsız olarak ele alınamaz.
* Halkın adaletine teslim olun!
Katillerimizi serbest bırakan, çocuklarımızı öldüren bu düzenin adaletine inanmıyoruz.
Adalet Olsaydı Eğer Adalet Savaşçılarına Da İhtiyaç Olmazdı.
Ama Adalet Yok!!!
Katiller Serbest, Berkin İse Toprak Oldu!
Adalete “Eller Yukarı” Diyenlere Karşı, “Teslim Olun” Diyoruz!
Halkın Adaletine Teslim Olun!
* Kürdistan’da Tek Yol Devrim: İktidar iddianız yoksa neyin mücadelesini veriyorsunuz?
Yani kısacası düzene soluk aldırmak, tıkanıklıklarını aştırmak temel görevleri. Hal böyle olunca iktidar iddiasına sahip olmak için bir nedeni de bulunmuyor Önder’in.
Sırrı Süreyya Önder, HDP’nin düzeni koruma misyonunu açıkça ortaya koymuş olmakla diğer HDP’lilerin üstü kapalı söylemlerine de tercüman olmuştur. Oligarşinin şiddet araçları yerine “ikna-rıza” üzerine bir politika izlenmesi için uğraşılmaktadır. Önder, iktidar iddiası olmayan liberal bir burjuva demokratı olmaktan öteye bir amaçları olmadığını anlatmaktadır.
* Amed Halk Cephesi: Sol içi şiddete karşı gücümüz birliğimizdir!
Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyeceğiz! Kürdistan’da yeni var olmadık. Kürdistan’da verdiğimiz şehitlere sözümüzdür, Kürt halkına sözümüzdür, and olsun ki Kürt halkı gerçek özgürlüğüne kavuşana kadar, bu topraklarda kanımız akma pahasına da olsa mücadele edeceğiz! Kürt halkımızın katilleriyle uzlaşmayacağız. Bizler bu bedeli şehitlerle ödeyeceğiz. Bu mücadelede karşımızda sadece düşman olacaktır. Bizim hedefimiz sadece halkı katledenler olacaktır. Devrimci-yurtseverlerin yanı ise bu savaşta yanımızda olmalarıdır.
* Sanatçıyız Biz: Sanatçılarımız halk gerçeğimizi tanımalıdır!
Bahsedilen yoksulluk ve zulüm yok olmadı. Aksine büyüdü ve yayıldı. Soma’da, Ermenek’te, Roboski’de, büyük şehirlerin gecekondu mahallelerinde yaşanan aynı yoksulluk ve zulümdür.
Bu tablo karşısında, sanatçının atacağı ilk adım halk gerçeğimizi tanımak, ikinci adımda halk için üretmektir. Ki sanatçılarımız, halk için ürettikçe halk aydını ve sanatçısına dönüşürler. Ve ancak, halk için üretilen sanat, sanat olmak işlevini yerine getirebilir. Eş deyişle halkı aydınlatır, hayatı sorgular ve yarını işaret eder.
Sanatçılarımız, halkımızın yoksul sofrasına oturmalıdır. Acılarını, sevinçlerini ve hasretlerini paylaşmalıdır. Bu paylaşıma sanatlarını da katmalıdırlar. İşte bu paylaşımın yolunu yapmak, sahnesini kurmak, kurumlarını yaratmak da devrimci sanatçıların sorumluluğudur.
* TAYAD’lı Ailelerden: Şehit ve tutsak ailelerimizi örgütlemek, düşmana vurulan darbedir
Her örgütlenen insan düşmana vurulan bir darbedir. Özellikle şehit ve tutsak ailelerimizi örgütlemek bu darbenin çok daha etkili olması anlamına gelir.
Ailelerin örgütlenmesi faşizmin saldırılarının boşa çıktığının; onların yerlerinin en yakınları tarafından doldurulduğunun en açık delilidir.
“Bir gider bin geliriz” gerçeğinin en yakınlarımızdan başlayarak ete kemiğe bürünmesidir.
O halde ailelerimizi örgütlemek, onları devrimci mücadelede kalıcılaştırmak için hızlı olalım; kitle çalışmasının emek ve sabır üzerine kurulu olduğunu unutmayalım.
* Oligarşi Kırmızı Kitaplar Olmadan Yönetemez!
Kırmızı kitap oligarşinin kendi iç çatışmasının yer aldığı bir metin değildir, oligarşinin halka karşı yasalarını ve düzenlemelerini içeren bir metindir… Halka açtığı savaşın belgesidir. Bu ülkede faşizm ve kırmızı kitap AKP ile ortaya çıkmadı. Elbette AKP de bugün bunu kendine göre şekillendirip kullanmak istiyor, isteyecektir.
Sonuç olarak kırmızı kitap denilen gizli anayasanın ortaya koyduğu tek gerçek bu ülkenin faşizmle yönetiliyor olmasıdır. Bu gerçeği göz ardı ederek yürütülen her politika objektif olarak düzene, oligarşiye ve emperyalizme hizmet eder.
* Umut taşımaya devam edeceğiz!
* Hasan Ferit’in katilleri çeteciler devlet tarafından korunuyor!
Halk ekmeksiz ve adaletsiz yaşayamaz. Adaletin olmadığı yerde halk, kendi adaletini uygular.
Adalet bizim ellerimizde!
* Suriye’de katledilen Alevi halkı yalnız değildir!
* Avrupa’da Yürüyüş: Grup Yorum halkın sesidir!
* Yitirdiklerimiz…
“yoldaş… Düşman boş durmuyor. Bak, kendine devrimci diyenler emperyalizmden medet umuyor. Biz emperyalizme vuracağız. Yüreğim kıpır kıpır… Demek ki; Che’nin başka insanlar, halklar için duyduğu duygu bu olsa gerek… Ne kadar onurlu ve asil bir şey…”
Selçuk Akgün
* Kulağımıza Küpe Olsun
İlk hata saflığın, sonrakiler suçun mahsulüdür.
* Öğretmenimiz
FAŞİZMİN DİLİ HALK DÜŞMANLIĞIDIR
Halka düşmandır çünkü, iki sınıf vardır: Burjuvazi ve proletarya. Burjuvazinin çıkarlarını savunup, proletaryanın talepleri gerçekleştirilemez. Faşizm hiçbir sorunu çözemez. Çünkü tüm sorunların kaynağıdır.
Faşizm, herhangi bir sınıfın değil, tekelci burjuvazinin diktatörlüğüdür. Temsil ettiği sınıf itibariyle halka düşmandır. Dili ve üslubu da bu düşmanlığının sonucudur.



