Home BlogYürüyüş Dergisi 469. Sayısı Çıktı

Yürüyüş Dergisi 469. Sayısı Çıktı

by halkinkutuphanesi
0 comments
Yürüyüş Dergisi 469. Sayısı Çıktı
* KATLİAMCILAR İTİRAF ETTİ: “HAYATA DÖNÜŞ” HER AŞAMASI PLANLANMIŞ DEVLET KATLİAMIDIR!
* MİT, katledilecek devrimcilerin fotoğraf albümünü hazırlayıp katliam timlerine dağıttı!
* Katliam timleri aylar öncesinden maketler üzerinde tatbikat yaptı!
* 19-22 Aralık 2000: 20 hapishanede 28 devrimci tutsak katledildi!
* Katliamcılar 15 Yıldır AKP Tarafından Korunuyor!
* KATLİAMIN TÜM SORUMLULARI HALKIN ADALETİNE HESAP VERECEK!
* ALMAN DEVLETİ DEMOKRATİK KURUMLARA SALDIRIDA AKP FAŞİZMİYLE YARIŞIYOR!
* NE OLİGARŞİNİN NE DE ALMAN DEVLETİNİN SALDIRILARI DEVRİMCİLERİ YILDIRAMAZ!
(Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız:  
Yürüyüş Dergisi, AKP’nin Yalanlarına Karşı Gerçekleri Yazıyor
Okuyalım okutalım, gerçeğin sesini herkese ulaştıralım!
Burjuva Basının, AKP’nin Yalanlarına Karşı Gerçekleri Yürüyüş Dergisinde Okuyalım!
(Derginin PDF’sine ulaşmak için: http://yuruyus.info/pdf/pdf/469.pdf)

Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44
Umudun Sesini Büyütmek, Katillerden Hesap Sormak İçin; Yürüyüş Dergisi
Yürüyüş Dergisi’ni halka ulaştırmak halkın sorunlarına sahip çıkıp, çözüm üretmenin bir parçasıdır. Çünkü Yürüyüş Dergisi yıllardır bu sorunları, çözümlerini ve çözüme giden yolda harcanan emeği, paylaşımı, örgütlenme biçimlerini sonuçlarını halka en gerçek haliyle sunuyor. Yürüyüş Dergisi halktan besleniyor ve aynı özveriyle halka ulaşıyor… Emeğimize sahip çıkalım ve her gün Yürüyüş Dergisini yeni yerlere, yeni okurlara ulaştıralım… Gücümüze güç katalım…
Haftalık Dergi / Sayı: 469
17 Mayıs 2015
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
www.yuruyus.com
İÇİNDEKİLER:
* İstiyoruz Yapacağız: Yönetici Yetiştirmek İçin Kolektivizmi Hayata Geçirmeliyiz
Kolektif işleyiş ve kolektif örgütlenme olmadan kadro yaratılamaz. Yani kadrolaşma için; kolektif bir organlaşmaya, kolektif iş üreten mekanizmalara ihtiyaç vardır.
Bireyci çalışma tarzı apolitikleşmeye; dolayısıyla da örgütsüzlüğe neden olur. Örgüt yaratmak, örgütü büyütmek için kadrolaşma faaliyeti sürekli olmak zorundadır. Kadroları eğitecek olansa kolektif işlerliktir. Kolektif mekanizmalar içinde halkı örgütler; halkı kadrolaştırırız. Bir devrimin sürekliliği halkla kurduğu bağ ölçüsündedir.
* Katliamcılar İtiraf Etti: “Hayata Dönüş Her Aşaması Planlanmış Devlet Katliamıdır!
“19 Aralık 2000’deki Hayata Dönüş operasyonuna ilişkin ‘Tufan Planı’nın ekleri, birliklerin görev yerleri ve müdahale hazırlığının ayrıntıları, 15 yıl sonra ortaya çıkmaya devam ediyor. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman imzalı “Cezaevleri Müdahale Harekât Emri’nde, operasyonun İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla gerçekleştirildiği belirtildi. MİT’in görevi de ‘başta liderler olmak üzere örgüt üyelerinin fotoğraf albümlerini hazırlayarak G gününden (operasyon günü) önce İl Jandarma Komutanları’na ve İl Emniyet Müdürlerine teslim etme’ olarak belirlenmiş.” (Cumhuriyet gazetesi, 8 Mayıs 2015)
* “Operasyon İçişleri Bakanı Ve Adalet Bakanı’nın Emriyle Yapıldı”
19 Aralık 2000 Hapishaneler Katliamı’nın üzerinden on beş yıl geçti.  On beş yıldır, adalet mücadelesi veriyoruz, katliamcıları affetmeyeceğiz, hesap sormaktan vazgeçmeyeceğiz dedik, öyle yaptık. Vazgeçmedik, on beş yıldır, iğne ile kuyu kazır gibi sabırla gerçeği ortaya çıkartma mücadelesi verdik.
19 Aralık Katliamı, devrimcilerin planlı bir biçimde katledilmesi operasyonuydu.
Bunu gösterdik. Bu katliam siyasi düşüncelerin, gelecek umudunun, halkın öncü gücünün tasfiye edilmesiydi. Bunu da gösterdik. Verdiğimiz mücadele nedeniyle Bayrampaşa Hapishanesi’nin katliamını soruşturan savcı görevi ihmal etmekten cezalandırılmak zorunda kaldı.
* Adaletin Kılıcı Halkın Elinde Oldukça Hak Yerini Bulacaktır
Adalet, zalime başkaldırılacak, uğruna dağa çıkılacak-savaşılacak-ölünecek kadar değerlidir halk için.
Bu nedenle, adaletin olmadığı yerde halkın adalet savaşçıları vardır.
Adaletsizlik, kendi düşmanını da yaratmıştır: HALKIN ADALETİ!
Sonuna, sonsuza, sonuncumuza kadar adaletsizliğin karşısında halkın adaletini savunacağız.
* Sol’un Köşe Taşları: Figen Yüksekdağ
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ HDP içinde ESP (Ezilenlerin Sosyalist Partisi) adına yer almaktadır. ESP; Marksist, Leninist, Komünist ideolojiye sahip olduğunu iddia eden bir siyasi harekettir. Ancak röportajda ML düşüncelerin anlatıldığı tek bir satır yoktur. Tam tersine Yüksekdağ, röportajın her kelimesinde kendini düzene kabul ettirme, düzenin “sevimli bir yüzü” olarak gösterme çabası içinde… Kendi deyimiyle “siyasetin haylaz çocuğu”dur…
Figen Yüksekdağ röportajda Kübra Par’a “hayatının bilinmeyenlerini” anlatmış.
Burjuvazi bayılır böyle hikayelere… Onlar için örgüt yoktur, bireylerin yüceltilmesi vardır. Örgütlü mücadele değil, bireysel kahramanlıklar vardır. Figen Yüksekdağ da örgütlü mücadeleyi değil, tam da burjuvazinin istediği gibi “bilinmeyenleri”yle dikkatleri çekmeye çalışıyor.
Doğrusu Yüksekdağ’ın “sen neymişsin” dedirtecek bir “hayat hikayesi” var… Röportajı yapan Kübra Par da “çok şaşırdığını” itiraf etmiş…
* Emperyalizm, Kendi Celladını Kendisi Yaratıyor
Yıkılmaz demeyin, olmaz, olamaz demeyin; tarihte kölecilik tam 5 BİN YIL sürmüş.
5 BİN YIL boyunca insanlar alınıp satılmış, zincire vurulmuş, karın tokluğuna-işkenceler altında çalışmaya zorlanmış… 5 BİN YIL süren kölelerin “SESSİZLİĞİ” köle sahiplerinin zulmü sonucunda bir gün gelip bozulmuştur. Sessizliğin, suskunluğun, boyun eğmenin yerini isyanlar almıştır. Bir başka deyişle köle sahiplerinin, köleci devletin zulmü kendi ipini çeken celladını kendisi yaratmıştır.
Marx ve Engels bize Tarihsel Materyalizmi armağan ederken, bu tarih bilincine dayanıyorlardı.
* İşbirlikçi Hain Aydınlık, MİT Ve CIA Talimatıyla DHKP-C’ye Saldırıyor
Mücadele yükseldikçe, halkla Devrimci Hareketin bağları güçlendikçe, komplo teorilerine, ihbarcılığa ve provokatif haberlere sarılarak emperyalizmin ve oligarşinin imdadına yetişen Aydınlık Gazetesi, 30 Nisan 2015 günü, devrimcilere saldırı geleneğine bir yenisini daha ekledi.
Hikmet Çiçek imzasıyla “F tipi, PKK ve DHKP-C ile ittifak arayışında” başlıklı, her satırında MİT ve CIA tarafından servis edildiği belli olan bir yazı yayınladı. Bu yazının amacı da, daha önce yüzlerce kez olduğu gibi, DHKP-C ve devrimci eylemler hakkında şaibe ve güvensizlik yaratmaktı.
* Devrimci İşçi Hareketi: Meşruluk Kazanmaktır
Direnmenin sınırlarını düzenin “suç” kavramları değil; insanın onuru çizer; haklılığı çizer…
İnsanın onuru, haklılığı neyi gerektiriyorsa onun gereğini yapmalıyız…
Her haklı dava, her direniş kendi meşruluğuyla kazanma yolunu açar.
İşyerinde, fabrikada, mahallede, köyde “apolitik”, “gerici” vb. denilen düzenin yalanlarıyla karşı karşıya kalan milyonlarca insanı haklı olanın saflarında toplar. Onlara direnmenin onurunu armağan eder.
Erkan Munar’ın direnişi gibi sayısız direnişlerle bu yolu açacağız.
* TAYAD’lı Aileler: Şehit Ve Tutsak Aileleri Olarak Bu Saldırıya Karşı İlmek İlmek Barikat Öreceğiz
En kapsamlı tecrit saldırısının başladığı 19 Aralık 2000 tarihinden bu yana tecrit duvarlar, demirler oldu; kitap, mektup, giysi, görüş sınırlamaları oldu. Bir araya getirilmeyen tutsaklar; birbirlerine bir “selam” dahi vermemeleri için yaptıkları tecrit hücreleri oldu.
Tecrit taştı, demirdi. Yalnızlaştırma, yabancılaştırmaydı. Son saldırıyla beraber tecrit cam oldu, kamera oldu.
* DHKC: Ahmet Hakan Bir Rütbe Daha Atladı; Pezevenk Oldu!
KAPİTALİZMDE Her Şey Alınıp, Satılabilir!
Ahmet Hakan’ın Satışa Çıkardığı İse Düşünceleri Oldu!
BURJUVA MEDYADA, UZUN SÜREDİR DÖNEKLİK NORMALLEŞTİ, MEŞRULAŞTI!
Her türlü başkaldırının, adaletsizliğe ve haksızlığa yönelik her türlü itirazın silinmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Tayyip Erdoğan, Aydın Doğan’a yine fırça çekti! Görev de sana düştü yine Ahmet Hakan!
DHKP-C’YE KÜFÜR EDECEKSİN! EMİR BU!
AMA KÜFÜR EDEN, KÜFÜR YEMEYİ DE GÖZE ALACAK! YİYECEKSİN KÜFÜRÜ!
* Kürdistan’da Tek Yol Devrim: Düzenin İstikrarı HDP’nin İşi Olamaz! Devrimcilerin Görevi Düzenin Krizini Derinleştirmektir!
Evet, tüm bu tutarsızlıklar, ilkesiz, şekilsiz yaklaşımlar ilk defa yaşanmıyor. Yıllardır bu şekilde devam ediyor. Burjuva siyasetinde muhalefete soyunmuş bir güç olmaları yanıyla onlara bunu çok görmüyoruz elbette.
Ancak Kürt halkının geleceğine soyunduğunu iddia eden böyle bir partinin bu kadar ilkesiz, tutarsız oluşunun halkın mücadelesine verdiği zararı da görmek gerekiyor.
Kürt halkının mücadelesine, verdiği on binlerce şehide zarar veren ve umutsuzluğu büyüten bu sürece Kürt halkı izin vermeyecektir. Kürt halkı kendi şehitlerini, değerlerini koruyacak ve uzlaşmacılığın, teslimiyetçiliğin, düzene yamanmaya çalışan güçlerin umutlarını tüketmesine izin vermeyecektir.
* EMPERYALİZM BAĞIMSIZLIK VERMEZ, YENİ SÖMÜRGE BİR ÜLKE YARATIR!
Barzani ne derse desin sonucu efendileri belirleyecektir. Ve Barzanilerin istediği bağımsızlık yeni sömürge bir ülkeden ibarettir. ABD kendi çıkarları doğrultusunda ihtiyaç duyarsa elbette böyle bir devlet de kurulabilir.
Böyle bir “bağımsızlık” isteyenlerin ve bunu alkışlayanların en başta beyinleri bağımsız değildir. Uşaklığı kabullenmiş bir düşüncenin, iktidarın ufku emperyalistlerin yeni sömürgesi olan bir ülkenin ötesine işlemeyecektir.
* Nazi Ruhuyla Saldıran Almanya, AKP Faşizmiyle İşbirliğinden Vazgeçmelidir! Ne Oligarşinin Ne De Emperyalizmin Saldırıları, Yasakları Devrimcileri Yıldıramaz! Hiçbir Engel Devrim Yürüyüşümüzü Durduramaz!
1978’de, DEV-GENÇ dergisi ile başlayan yayın faaliyetimiz; Yeni Çözüm, Mücadele, Kurtuluş, Vatan, Ekmek ve Adalet, Yürüyüş adıyla 37 yıldır, tüm yasaklamalara, baskılara, toplatmalara, para ve hapis cezalarına rağmen, şehitler vererek sürüyor. Türkiye halklarının bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm yürüyüşü devam ettikçe Yürüyüş de yazmaya devam edecek. Yürüyüş’ümüz zafere kadar sürecek. Biz hep “İleri” diyeceğiz.
Avrupa’da ve halkımızın olduğu bütün kıtalarda, örgütlemeye ve emperyalizmle, faşizmle mücadeleye çağırmaya devam edeceğiz. Bunun bedeli ne olursa olsun seve seve ödemeye hazırız.
* Katilleri Koruyan Faşizmin Adalet Sarayından Halkın Adaleti Geçti -2
… Ses getiren, halkın adalet özlemine cevap olan her eylem, bu tür kara propagandalara maruz kalmıştır. Bu, bir yandan da MİT’in, polisin çok mükemmel, her şeye kadir, elinden hiçbir şey kaçmayan vb. örgütlenmeler olduğu, karşı çıkılamaz, onlardan habersiz hiçbir iş yapılamaz kurumlar olarak görünmesini istemekten kaynaklıdır. Bu intibayı pekiştirmeye hizmet etmektedir.
Polisi de MİT’i de bir avuç halk düşmanı, kendi çıkarından başka bir şey düşünmeyen, halk ve vatan sevgisi nedir bilmeyen kişilerden oluşan, sıkı bir örgütlenmeye sahip gibi görünmelerine rağmen aslında ufak bir sarsılmada, istendiğinde bir tek kişinin bile yaratılan bu imajı kolaylıkla yıkıp geçebileceği kadar çürük yapılanmalardır.
Devrimci yaratıcılık, inanç ve kararlılık karşısında yapabilecekleri hiçbir şey yoktur.…
* 10 Soruda: Cüret
Cüretli olmak denilince akla gelen devrimci cürettir, yüreklilikle düşmandan hesap sormaktır. Atılganlıktır, en öne atılıp kavgaya koşmaktır.
Cüretli olmak; haklılığımıza, meşruluğumuza, halkın yaşadıklarının, vatanımızın parsel parsel satılmasının, şehitlerimizin hesabının sorulacağına sonsuz derecede inanmaktır.
Cüretli olmak; halka güvendir, kendine güvendir, bir adım değil, 5 adım öne çıkmaktır. Adaletsizliğe karşı “halkın adaleti” olmaktır.
Cüretli olmak; korkuları, zaafları yenmektir, eleştiriye-özeleştiriye, yoldaşlarına, hareketine karşı açık olmaktır. Ve yeni insan olma yolunda emin adımlarla yürümektir. Ve cüret tüm haksızlıkların karşısında olmak, bunun için bilinciyle ve inancıyla savaşı omuzlamaktır, mücadeleyi örgütleyebilmektir.
* Ülkemizde Gençlik: Ahlaksız Polis Çocuk Kurtarmaz! Çocuklarımızı İşkence Yaparak Tutuklatır!
Hakim, polisin iddiası dışında bir delil olmadığından; üç çocuğu kurtarıldığı söylenen çocuğu alıkoyma suçlamasını tutuklama gerekçesi yapamıyor. Fakat filmin tamamlanması için çocukların tutuklanması gerektiğinden “çocuk alıkoyma suçlaması olmadı, örgüt suçlaması olsun” diyerek bunu yapıyor. Gerekçesi ise çocukların “Berkin’in katilleri bulunsun” eylemlerine katılmaları ve gözaltına alınırken “Berkin’in katillerinden hesap soracağız” sloganı atmaları.
…
Polis ahlaksızdır. 241 çocuğumuz AKP iktidarı döneminde polis kurşunuyla öldürüldü. Çocuklarımızın beyinleri sokaklarda akıtıldı. Binlerce çocuğumuz tutuklandı. Hapishane de tecavüze uğradı. En son 3 çocuğumuzun da aralarında olduğu yaşları 15, 16 olan toplam 4 çocuğumuz “Berkin’in katilleri nerede” dedikleri için halen hapishanedeler.
* AKP’nin Çocuk Katillerinden “Çocukları Kurtarma” Operasyonu! Berkin’imizin Sesiyle Rüyalarınıza Giriyoruz!
AKP’nin katil polisleri ailelerin en geri yanlarını kullanarak her fırsatı devrimcilere saldırma aracı olarak kullanmaktan çekinmiyor…
Bu ülkede evlatlarının öldürülmemesi için katillerini ihbar edenlere sorun. Pişmanlıklarını ifade edecek mecalleri bile kalmamıştır. Niyetlerini duygularını kullanan polisin elinde nasıl bir hamamböceğine dönüştüklerini anlatmaya dilleri el vermez… Nerededir evlatları? Bazıları elleriyle teslim ettikleri evlatlarına bir mezar taşı bile dikememişlerdir. Devrimcilik onurdur… Onurlu yaşamaktır…
Gençlik Derneği’ne yapılan operasyona karşı yurt genelinde tepki gösterildi. Baskınların, operasyonların halkı ve en yiğit evlatları olan gençliğin devrimci mücadelesini engelleyemeyeceği vurgulandı…
* Kamu Emekçileri Cephesi: Hatice Yüksel’e Sahip Çıkmak Yarınımıza Sahip Çıkmaktır!
Bugün biz burada otururken öğrencisinden ayrı kalan bir öğretmen sokakta tekrar çocuklarına dönebilmek için çalışıyor; imza topluyor, hakkını arıyor. Hakkını aramanın, zalimin karşısında, mazlumun yanında olmanın bedelini ödeyenlerden aslında sadece biri Hatice Yüksel.
Bu noktasıyla Hatice Yüksel ve onun hak ve özgürlüğü için mücadele verenler asıl olarak kendi hak ve özgürlükleri için mücadele veriyorlar.
* Yine İşbirliği Yapın, Yine Polislerinizi Gönderin, Biz Direniş Çadırındayız!
Nefa Tekstil’de çalışırken haksız yere işten atılan Erkan Munar 70 gündür fabrikanın önünde kurduğu çadırda direniyordu. Bu süre içerisinde tam 7 kez patron-polis-savcı işbirliğiyle gözaltına alındı ve eşyalarına el konuldu. Erkan Munar keyfi ve hukuksuz yaptırımları protesto etmek, polis ve savcı hakkında suç duyurusunda bulunmak için 6 Mayıs’ta, eyleme destek veren Devrimci İşçi Hareketi temsilcileriyle birlikte Büyükçekmece Adliyesi önündeydi.
* Adalet Yoksa Barış Da Yok!
Bütün bunlar dünyanın en zengin ülkesi ABD’de yaşanıyor. Dünyada üretilen tüm varlıkların yüzde 40’ı ABD’de tüketiliyor. Ancak, dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi ABD’de de yoksul halkın durumu farklı değil. Hatta dünyadaki en büyük adaletsizliğin, eşitsizliğin yaşandığı ülkedir Amerika… Siyahiler ise Amerika’da yaşayan halkların içinde hepsinde daha fazla ezilen, ırkçı politikalarla aşağılanan kesimlerdir.
Siyah olmak yoksulluğu, yoksul olmak daha büyük yoksulluğu ve polisin, zenginlerin gözünde potansiyel suçlu olmayı doğuruyor. ABD de eşitlik ve adalet siyahilerden çok daha uzak. Polisin şiddetini ve işlediği cinayetleri, bankaların yağmasını, işyerlerindeki sömürüyü görmeyip siyahileri şiddet uygulamakla suçlayanlara ayaklananların cevabı: Adalet yoksa barış da yok!
* Yasaklara Karşı İstanbul’dan Ankara’ya Pedallıyorum!
Tüm Türkiye genelinde imza kampanyası başlattık. Topladığımız yüzbinlerce imzayı İstanbul’dan Ankara’ya, İçişleri Bakanlığı’na bisikletlerle götüreceğiz. 24 Mayıs’ta İstanbul Kadıköy’den yola çıkıp, 1 Haziran’da Ankara’ya varmayı planlıyoruz. “Yasaklara KarşıAnkara’ya Pedallıyorum” isimli eylemimize katılımınız bizi güçlendirecektir…
Grup Yorum
Not: Bisikletleri ile eyleme katılmak isteyenler, uğurlama ve karşılamaya katılmak isteyenler bizimle iletişime geçebilir…
İletişim: grupyorumiletisim@gmail.com
* Hayatın Öğrettikleri: Bataklıktan Kafasını Kaldıranlara Elimizi Uzatalım
* Bu Halk Bu Vatan Bizim: Gönül Zenginliği, Halkın Erdemidir…
Halkımızın bir başka güzel deyimi de, “gözünüzü toprak doyursun”dur. Burjuvazinin kar hırsı için söylenecek olan budur. Gönül zengini olan halktır. Cebinden veremese de, gönlünden verir. İşte bu yüzden, halkın bir acı kahvesinin kırk yıl hatırı olur. Vefadır, kadir kıymet bilmektir. Kıymeti bilinen emeğin değeridir. Emekçiyi sömürenler ise gönül zengini değil, zulüm ve sömürünün zenginidirler. Ve tam da bu nedenle, halktan korkarlar. İşte bu korkuyla, “Gecekondulardan gelip gırtlağımızı kesecekler” demişlerdir. Ki acılarıyla bileyler halk, hıncının tarihsel kılıcını…
* Merhaba Canım Yoldaşım Bahtiyar
Eee Bahtiyar senin, “kardeş” sözünü hiç unutmayacağım. Her insana kardeşin gibi yaklaştığın tarzını unutmayacağım. O sessiz sakinliğin altındaki halk ve vatan sevginizi asla unutmayacağım. Bu sevginizle onlarca insanı uykusundan uyardınız ve kavganın içine attınız. Kim bilir mücadelede düşen yoldaşlarınızı habersiz bir şekilde ayağa kaldırıp koşmasını sağladınız. Eminim ki; sizler de biliyorsunuzdur, bu şehitliğinizin onlarca insanı ayağa kaldıracağını.
* Tüm Baskılara Rağmen Yürüyüş’ümüz Sürecek Halka Umut Ve Işık Olmaya Devam Edecek
Umudun Sesi Yürüyüş Dergisi İstanbul’un yoksul gecekondu mahallelerinde ve Anadolu’da kapı kapı halka ulaşıyor. Halka umut taşıyor…
* Avrupa’da Yürüyüş: Bin Yıl Geçse Yoldaşlarımızı Unutmayacağız!
* Yitirdiklerimiz…
“En zor koşullarda bile eğilip bükülmeden, dimdik sürdürüyoruz yürüyüşümüzü… Ölmek var dönmek yok bu yolda. Sonu zafer olduktan sonra…”
Uğur Türkmen
* Kulağımıza Küpe Olsun
Rüzgar esmiyorsa kürek çekin.
Latin Atasözü
– Ulaşmak istediğin hedefe giderken olanaklar yoksa yeni yollar bulmak için çabalamalıyız.
* Öğretmenimiz…
Açlığın ve zulmün olduğu yerde halklar meşru direnme hakkını kullanacaklar!
Direnme Hakkını Yok Etmeye Kalkan Bir İktidar Faşizmin İktidarıdır.
Ezilen, sömürülen, baskı altında tutulan, haksızlığa uğrayan her halk sömürü ve zulüm düzenlerine karşı direnme hakkına sahiptir.

Bu, tarihsel, sınıfsal haklılıktan kaynaklanır ve zulme karşı silahlanmayı da, zulüm düzenini yıkmayı da, baskı ve terör altında tutulmadan, sömürülmeden, köleliğe mahkum edilmeden yaşayacağı yeni bir düzeni kurmayı da içerir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode