Yunanistan’ın Girit adasında 9 Aralık Cuma günü Yunanistan’da tutsak Türkiyeli 11 devrimciyle dayanışma etkinliği gerçekleştirildi.
Iraklio şehrinde bulunan Evangelismos İşgal Evi’nde düzenlenen panele HHB Enternasyonal Büro adına avukat Günay Dağ ve 11’lere Özgürlük Komitesi adına Konstantina Kartsioti katıldı. Özgür tutsaklar adına ise şu anda Koridallos hapishanesinde bulunan Türkiyeli 11’lerden Halil Demir telefonla bağlandı. Ayrıca davanın avukatlarından Patrikios Patrikonakos da telefonla bağlanarak dava ile ilgili kısa bilgiler verdi.
Panelde ilk olarak açlık grevinin 64. Gününde olan özgür tutsaklardan Halil Demir söz aldı. Halil Demir neden açlık grevinde olduklarını, açlık grevinin taleplerini anlattı ve talepleri kabul edilene kadar direnmeye devam edeceklerini belirtti. Konuşmasının sonunda da dünyanın neresinde olursa olsun halkların gasp edilen hakları için direnmelerinin zorunluluk olduğunu ifade ederek emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin zorbalıklarına karşı direnme çağrısı yaptı.
Halil Demir’in ardından söz alan avukat Günay Dağ ise Türkiyeli 11’lerin tutuklanma sürecini, neden ve nasıl tutsak edildiklerini ve yargılama sürecinde yaşanan hukuksuzlukları anlattı. Günay Dağ konuşmasında mahkemenin başından sonuna kadar siyasi bir tavır aldığını, yasaları değil talimatları uygulayarak siyasi bir karar verdiğini, suçlamalarla ilgili hiçbir delil olmadığı halde „biz böyle düşünüyoruz“ diyerek hukuka aykırı, keyfi bir karar verdiğini, bunun da verilen kararın siyasi bir karar olduğunun en açık göstergesi olduğunu ifade etti. Mahkemenin bu hukuksuz, keyfi kararına karşı, bu yasal zorbalığa karşı başından beri mücadele ettiklerini ifade eden Avukat Günay Dağ Türkiyeli 11 devrimcinin de bu adaletsizliğe karşı adil yargılanma talebiyle açlık grevinde olduklarını, bu talebin haklı ve meşru bir talep olduğunu belirtti
Avukat Dağ konuşmasının devamında Türkiyeli 11’lerin 1 Aralıkta başlayan temyiz mahkemesinde yaşananlara değindi. Dağ, konuşmasında şunları söyledi; mahkemede tanık olarak dinlenen siyasi polisin ifadeleri çok önemliydi, çünkü ilk mahkeme kararında bu ifadeler esas alındı, Türkiyeli 11 devrimciye 333 yıl ceza verilmesinin tek dayanağı bu polisin ilk mahkemede verdiği ifadelerdi. Bu polis, 1 aralıkta yapılan temyiz duruşmasında da önceki ifadelerini ezbere anlatmaya başladı ancak sorgusu sırasında savcının ve avukatların ısrarlı soruları karşısında çelişkili ifadeler verdi. Böylece önceki ifadelerinin yalan olduğu, bir senaryo ürünü olduğu ve Türkiyeli 11’lere bu senaryoya dayanarak delilsiz-kanıtsız şekilde ceza verildiği ortaya çıkmış oldu“
Avukat Dağ, son olarak, mahkemenin 14 aralıkta devam edecek temyiz duruşmalarının keyfi bir şekilde ertelendiğini, 14 aralıkta yapılacak duruşmanın 10 ocakta yapılacağının bildirildiğini, bunun Türkiyeli 11’lerin sağlıkları ve yaşam hakları için ciddi bir tehdit olduğunu belirtti. Dağ konuşmasını „Duruşma 10 ocakta yapılırsa tutsaklar bu tarihte açlık grevinin yüzlü günlerine yaklaşmış olacak. Bu da yaşamları ve sağlıkları için ciddi bir risk. Kalıcı sakatlık hatta ölüm bile olabilir. Bu nedenle bugün burada söyleyebileceğim en önemli şey şu; onların sağlıkları için, yaşam hakkı için bir şeyler yapmalıyız. Mahkemenin keyfiliğine karşı onlarla dayanışmayı büyütmeli, birlikte mücadele etmeliyiz“ diyerek bitirdi.
Günay Dağ’dan sonra söz alan Konstantina Kartsioti ise tutsakların açlık grevinden ve güncel sağlık durumlarından bahsetti. Kartsioti, tutsakların açlık grevini su, şeker, tuz, limon, çay ve B-1 vitamini alarak devam ettirdiklerini, sağlıklarının hızla bozulduğunu, bazı tutsakların aşırı kilo kaybı ve tansiyon sorunu yaşadıklarını anlattı.
Yaklaşık 50 kişinin dinleyici olarak katıldığı etkinlik soru-cevap şeklindeki kısa bir söyleşiyle sona erdi.

