5
Direnişimin 29. Günü 19. Kez alana çıktım 19. kez işkenceyle gözaltına alındım. Hastahane, karakol idari para cezası bir saat sonra bırakıldım. Daha sonra Bakırköy direnişçileri Selvi Polat, Nursel Tanrıverdi Bodrum direnişçisi Engin Karataş’la buluştum. Direnişe başladığım günden beri direnişlerine destek vermek istiyordum bugün gözaltından erken çıkınca hemen yanlarına koştum. Direniş saatine kadar sohbet ettik. Gözaltı hazırlığı yaptık. Saat altıda Bakırköy meydanında açıklamamızı yaptık, oturma eylemini 5 dakika gibi bir süre yapabildik. Sesimizi duyurmak için çekim yapmaya çalıştık ama burada da çekim yaptırmıyorlar. Daha sonra saldırdılar beni nasıl aldılar! Selvi nerde? Nursel nerde? Engin nerde? diye düşünüyor seslerimiz, birbirine karışıyor. İşimizi geri alacağız diye haykırıyoruz! işkencelerle gözaltına alındık. Çevik otobüsüne zorla bindirdiler işkenceci polisler. Çevik Kuvvet yalvar yakar konuşmaya başladı oturma eylemi yapmayın isterseniz bir saat açıklama yapın üzülüyoruz size. Hocam diyerek konuşuyorlar. Doktorundan, işkencecisine, savcısına hepsi Bakırköy direnişçilerinden korkuyor, ürküyor. İki kadının iradesi onları paçavraya çevirmiş. Geceyi üç direnişçi beraber nezarette geçirdik. Yeter ki bir arada olalım, nerde olduğumuz önemli değil. Her yeri gül bahçesine çevirebilme yeteneğine sahibiz zaten. Diğer ayrıntıları anlatmaları için Bakırköy direnişçilerine bırakıyorum.
Karakollarda dikkatimi çeken bir şey var Sarıyer ve Bakırköy’de karakolların nezaretlerinde Türkiyeli yok hepsi yabancı. Hırsızlık, gasp, kavga, suçuyla getirilmiş insanlar. Ülkemiz her taraftan istilaya uğramış. Ülkemizde mülteci olmuşuz. Doktorundan, esnafına, işçisine herkes yabancı, bize ihtiyaçları yok, artık istedikleri gibi ekmeğimizle oynuyorlar bizleri açlığa mahkûm edip ülkelerini yaşanmaz hale getirdikleri insanları da boğaz tokluğuna Türkiye’de çalıştırıyorlar.
Direnişimin 30 gününü Bakırköy adliyesinde gözaltında geçirdiğim için bu gün direniş alanıma gidemedim.
