7
12 Eylül Çarşamba direnişimin 10. günü. Adımımı atar atmaz işkenceyle gözaltına alındım. Kudurmuş gibiydiler, dün geç geldikleri için epey azar işitmiş olmalılar. Destek ve görüntü almak için gelen arkadaşımı epey uğraşarak işkenceyle ters kelepçeyle. Gözaltına aldılar. Tarabya karakoluna, daha sonra İstinye Devlet Hastanesine götürüldük. Muayenede polis istemediğimi söyledim, polisler dışarı çıktı. Arkadaşım aynı talepte bulununca “can güvenliğim yok” diyerek doktor bu talebi reddetmiş. Doktorlar mezun olurken ettikleri yemini unutuyorlar. Onlara bunu hatırlatmanın bir yolu olmalı. Biz saygı duyarak giriyoruz onların odalarına, doktorlar kimliklerini kimin için var olduklarını unutmamalı. Muayeneden sonra tekrar karakola götürülüp idari işlem ve kabahatler kanununa göre 100 TL ceza yazıp bırakıldık.
Sarıyer kaymakamı beni Şehit Öğretmenler Parkında görmek istemiyormuş. Beni onlar işten atmamışlar birde yer gösteriyorlar İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün önüne gidecekmişim. Sanki onlara sordum! Kaymakam parkı satın mı almış yoksa babasından miras mı kalmış(?) ben o parka direniş alanına giderim. O işkenceyle gözaltına aldıracakmış, aldırsın. Eylemin anlamı sesimi duyurmaksa duyuruyorum, her gün teşhir oluyor. İşimi bedeller ödeyerek geri aldım. Benim alın terim emeğim insanların iki dudağı arasında değil. Direnmeye devam ediyorum.
