9
17.09.2018 direnişimin 17. alana çıkışım 12. gün… Akşam Nuriye Gülmen evime misafir oldu. Çok onurlandım, dünyayı ayağa kaldıran kadın benim evimdeydi. Uzun uzun sohbet edip direnişlerimizi konuştuk. Bu tek tek direnişlerin mutlaka daha büyük direnişlere dönüşeceğinden ikimizde eminiz. Sabah Düzce direnişçisi Alev Şahin geldi. Kahvaltı soframıza yetişti. Üç direnişçiydik sofrada, üç mutlu insan… direnmenin mutluğu bu, şimdiden biz direnişi kazanmıştık. İstanbul, Düzce, Ankara üç şehirde direniş ateşi yanıyor Ateşe odun atmaya çağırıyoruz ezilenleri, sömürülenleri mutlak büyüteceğiz o ateşi. Nuriye Ankara’da o ateşi yaktığında tek başınaydı. Şimdi Ankara’da Mahir, Yüksel direnişçileri, İstanbul’da Bakırköy Meydanında Selvi Mürsel öğretmen Sarıyer’de işçi Türkan Düzce’de mimar Alev Şahin o ateşi harlıyor.
Direniş alanına Alev’le birlikte girdik ve işkenceyle gözaltına alındık. “Sen çekil” dediler Alev’e onu almayacaklardı, o yapıştı bana onu alırsanız beni de alın der gibi. Tarabya karakoluna getirdiler başlarından atmak için çok acele ediyorlar. Avukatınız ne zaman gelecek diye kıvranıp durdular. Saat 16.45 gibi bırakıldık.
Gözaltından çıktıktan sonra biraz soluklanmak için sahilde kahve içelim dedik üstümde önlüğüm vardı. Mahcup bir genç kadın yaklaştı masamıza; “bana siz öğretmen misiniz” diye sordu. Kendisini şöyle tarif etti; “ben işten atılmayan öğretmenim.” Çok özgün ve suçlu suçlu konuşuyordu. Sohbet ettik direnişlerimizi, neden direndiğimizi, bizim olağanüstü ve korkusuz olmadığımızı, korkunun önüne geçen duygumuzun insan gibi çalışıp üretmek ve adalet özlemimiz olduğunu anlattık. İyi ki orada oturmuşuz, bir insana daha dokunduk. Daha sonra Düzce direnişçisi Alev Şahin’le birlikte Armutlu’ya geçtik. Kızı Zeynep Yıldırım’ın özgürlüğü ve ibadethanesinin kutsallığı için Armutlu Cemevi’nde direnen Kezban anaya ziyarete gittik.


