7
Nuriye ve Semih Direnişin Yeni Adıdır…
“Hakları İçin Direnen Nuriye ve Semih İle Dayanışma İçinde Olmaktan Onur Duyuyoruz…”
Suriye Halk Cephesi, 17 Ağustos’ta Lübnan Halk Hareketi merkez bürosunda Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın direnişinin daha geniş kesimlere ulaşması için basın açıklaması düzenledi. Dayanışma amaçlı basın açıklamasına katılan kurum ve isimler şu şekildedir; Türkiye Halk Cephesi (Suriye Temsilciliği), Lübnan Halk Hareketi başkan ve üyeleri, Lübnan İşçi Derneği başkanı Zaher Al Hatiyb, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üyesi, Khyem başkanı Muhammed Safa, Al Murabituwn örgütü başkanı Mustafa Hamdan ve basın olarak Al Meyadiyn, Al Akhbar Gazetesi ve Halk Hareketi basını katıldı.
Toplantıda ilk olarak Halk Hareketi başkanı İbrahim Al Halebiy söz alarak; “biliyorsunuzki Türkiye’de bir direniş başladı, elbette bu direniş Türkiye hükümetinin, darbe girişiminin ardından halka karşı uyguladığı baskıların ve yasaklamaların ardından oldu. Şimdi ise Türkiye Halk Cephesi’nden yoldaşımız bize, işlerine geri dönmek için direnişe başlayan iki eğitmenden bahsedecek. Bu eğitmenler, akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’dır, şu an 160 günü aşkın süredir açlık grevindeler, bu nedenle yoldaşlarımız bu direnişi büyütmek için her yerde dayanışma çalışması başlattı… Şimdi ise Halk Cepheli yoldaşlarımız büromuzda yapmakta olduğumuz toplantıda bizimle bu konuyla ilgili bilgiler paylaşacak. Biz de Lübnan Halk Hareketi ve vatansever Lübnan ve Filistin örgütleri-partileri olarak sizlere hoşgeldiniz diyoruz ve kesin olarak dayanışmada olduğumuzu belirtiyoruz.” dedi.
Ardından söz alan Türkiye Halk Cephesi temsilcisi, açıklamasında kısaca şu sözlere yer verdi; “İlk olarak, bize yerini açan Lübnan Halk Hareketi başkanı ve üyelerine, ayrıca katılım sağlayan Lübnan, Filistin örgütlerine ve basın mensuplarına çok teşekkür ediyoruz. 162 gündür aç olan Nuriye ve Semih Faşist Erdoğan’ın baskı altına aldığı Türkiye halkını temsil ediyorlar. Nuriye ve Semih ile yapılan bir ropörtajda soruyorlar; ‘siz aç mısınız? ‘ diye. Onlar ise; ‘biz yemeğe değil, adalete açız…’. Sizlerde biliyorsunuz ki Türkiye’deki sistem faşist bir sistemdir ve adalet yoktur. Örneğin Türkiye’de Berkin Elvan’ı ve evinde “galoş giyin “ dediği için Dilek Doğan’ı katil polisler tarafından öldürüldü. Katillerin kim olduğu bilindiği halde hiçbir ceza almamışlardır…
Ve son olarak biliyorsunuz, 2016’da darbe girişiminin ardından Erdoğan halkı korkutmak ve sindinmek için OHAL ve yasak kanunları getirdi. Ayrıca 100.000 memuru işlerinden attı. Nuriye ve Semih ise bu 100.000 kişi arasından sadece iki kişi… Onları Fethullah Gülen’den yana olduklarını söylediler, ama bu bir yalandır çünkü Nuriye ve Semih solcu, demokrat-aydın insanlardır…
İşlerinden atıldıktan sonra zulme karşı boyun eğmediler ve Ankara Yüksel Caddesi’nde direnişe başladılar. Direnişin ilk 30 günü polis tarafından sürekli işkenceyle gözaltına alındılar. Bir ayın ardından ise devlet geri adım attı ve ve eylemler 120. güne kadar halkın yoğun katılımıyla devam etti. 120 günün ardından ise süresiz açlık grevine başladılar. Bunun ardından direniş daha çok büyüdü ve binlerce kişinin katıldığı destek eylemleri oldu. Tabi hükümet bu durum karşısında korktu, Nuriye ve Semih’i tutukladı. Bahane olarak ta, yeni bir ayaklanma yaratacaklarını belirtti. Tabi direnişi durduramadılar ve insanlar şimdiye kadar onlarla dayanışma amaçlı eylemler ve açlık grevleri yapıyor. Ve bizlerde direnişi büyütmek için birçok yerde eylemler ve çalışmalar başlattık. İsteriz ki bu direnişi Lübnan ve Filistin halklarının duyması ve konudan haberdar olması. Son olarak bütün katılan vatansever Lübnan ve Filistin örgütlerine-partilerine çok teşekkür ediyoruz.”
Ardından yine söz alan Lübnan Halk Hareketi başkanı İbrahim Al Halebiy; “… mesajınız kesin halka ulaşıcaktır. Ve bizde dayanışma amaçlı yazdığımız mesajı size takdim ediyoruz. Ve burada bulunan bütün vatansever örgütler adına dayanışmada olduğumuzu belirtiyoruz…” dedi.
Yapılan açıklamaların ardından söz alan Lübnan Halk Hareketi üyesi Najah Al Vekiym bir eleştiride bulunarak şu sözlere yer verdi; “Ben Lübnan basını konusunda şu sözleri söylemek istiyorum. Tabi Al Meyadiyn, Al Akhbar ve Halk Hareketi basınına teşekkür ediyorum. Birçok Lübnan basını gidip petrolle kirlenmiş olan Haliç bölgesindeki, bilhassa Suudi’nin pis haberlerine koşar. Ve biz isteriz ki Lübnan basını bizim yanımızda bu konu üzerinde dursun, o kirli haberlerle kendini kirletmesin… Biz basın olarak güçsüzüz ama halkın yanında olduğumuz için güçlüyüz ve kesin dayanışmamızın halka ulaşacağından eminiz.” dedi, yaptığı konuşmanın ardından katılımcılar tarafından sözleri doğrulandı ve alkış aldı.
Son olarak Lübnan İşçi Derneği başkanı da geç katılımından dolayı özür dileyip, dayanışma amaçlı yazmış olduğu mesajı Halk Cephelilere takdim etti.
Direnişimiz ve Dayanışmamızla Nuriye ve Semih’i Yaşatacağız!
Mutlak Direnenler Kazanacak!
Zafer Bizim Olacak!
