Home BlogStutgart'daki Anadolu Federasyonu Davası Sürüyor

Stutgart'daki Anadolu Federasyonu Davası Sürüyor

by halkinkutuphanesi
0 comments
Söz Anadolu Federasyonu Tutsaklarının Avukatlarında:
Avukatlar Yargılıyor:
“Bu davada adil bir yargılama yok”
“Sanıkları insan değil nesne olarak görüyorsunuz”
“Bu yargılama itirafçıların ifadeleriyle kirletilmiştir”
“Duruşmayı bir polisiye komediye dönüştürtünüz”
Stutgart’ta devam etmekte olan Anadolu Federasyonu davasında duruşmalara bir haftalık ara verildi. Dava 23 Temmuz’da devrimci tutsakların savunmalarıyla devam edecek.

Devrimci tutsakların avukatlarından Eberhard Haberkern, son duruşmada iyi hazırlanmış kapsamlı bir savunma yaptı. Savunmasında davanın şimdiye kadarki seyrini değerlendiren Haberkern, 129 b yasasının anayasaya aykırı olduğunu ifade ederek bu aykırılığı Federal Mahkeme’ye taşıyacaklarını belirtti.
Davada adil bir yargılama olmadığını, avukatların BÜTÜN DİLEKÇELERİNİN REDDEDİLDİĞİNİ, ancak federal savcılığın dilekçelerinin kabul edildiğini, YİNE SADECE savcılığın tanıklarının dinlendiğini, avukatların savunma haklarının ciddi bir şekilde ihlal edildiğini vurguladı.
Savunma hakkı ihlalinin dava süresince birçok yansıması vardı. Duruşma salonunun çok küçük olması, avukatların oturdukları masalara ancak bir laptopun sığabilmesi, adeta dirsek teması sıkışıklığında salonda yerlerini almaları, bunun fiziksel göstergeleri durumundaydı.
Bunları belirten avukat Haberkern, ancak Hüseyin Ergin gibi bir işbirlikçinin geleceği duyurulunca, hemen daha büyük bir salon tahsis edip, bir de özel korumalar ve peruklarla duruşmayı tam bir polisiye komedi filmine dönüştürüp gülünç duruma düşdüklerini anlattı.
Avukat, “Önemli bir şirket patronu yargılansaydı, hemen büyük ve konforlu bir salon bulunurdu elbette” diyerek mahkeme salonlarındaki ayrımcılığın bir başka yönüne dikkat çekti.
Ayrıca duruşma tarihlerinin (salı Perşembe) bilinçli olarak avukatların aleyhine belirlendiğini de hatırlattı.
Müvekkillerinin sürekli savcı tarafından taciz edildiğini, izleyicilerin ise sırf sanıklarla selamlaştıkları için güvenlik tarafından “salondan atılmakla tehdit edildiklerini” ve bunların bir kibrin yansımaları olduğunu vurgulayarak, adil ve tarafsız bir yargı heyetiyle karşı karşıya olmadıklarını söyledi.
Savunmanın bir diğer bölümünde ise tutsak edilen Anadolu federasyonu üye ve çalışanlarının ne kadar insanlık dışı koşullarda tutsak edildikleri ortaya konuldu.
Avukat Haberkern, 129 b yasasının !İÇ GÜVENLİK” yasası olarak algılandığını, ancak tutuklu sanıkların hiç birinin iç güvenliği tehdit edecek herhangi bir fiili davranışlarının bulunmadığını, en fazla, biletsiz toplu taşıma araçlarına binmiş olmalarının bir suç tespiti sayılabileceğini ifade etti ve “AMAN NE BÜYÜK SUÇ!” diye ekledi.
Normal, adil bir yargı heyetinin hem izleyicilerin üzerlerine bu kadar gidilmesine izin vermeyecek kadar geniş olması gerektiğini, hem de uydurmaya çalışsan böyle bir karakteri bu kadar detaylı uyduramayacağın Alaatin Ateş ismindeki tanığın çelişkilerle dolu ifadeleriyle yargılamayı kirletmezdi, diyerek davanın hukuksuzluk üzerine kurulduğunu vurguladı.
Son olarak savunmada “talep edilen cezaların orantısızlığı” ortaya konuldu. 2. dünya savaşı dönemindeki suçları nedeniyle yargılanan bir Nazinin 300.000 insanın katili olmasına rağmen 3,5 sene ceza aldığını detaylarıyla hatırlattı. “O dönem dedelerimiz ve ninelerimizin, çoğu suçluydular, çünkü etraflarında olup bitenlerden haberdardılar ve göz yumdular. Hiç biri yargılanmadı” dedi.
Savunmanın sonunda bütün bu haklı ve yerinde eleştiri ve suçlamalar hakkında tek bir kelime etmeyen duruşma hakimi, onlarca sayfalık savunma metninden bir cümleyi cımbızla çekip alarak,
“Dede ve ninesine hakaret edildiğini” iddia ederek bu konuyu heyet olarak görüşüp “GEREKLİ İŞLEMLERİ YAPACAKLARINI” söyledi.
Onların “GEREKLİ İŞLEMLERİ”nin olduğunu biliyoruz.
CEZA, CEZA, CEZA…
Türkiye’deki tutsaklar ve avukatları, “savunmaları” nedeniyle yüzlerce yıllık cezalar almışlardır. Burada da en fazla yapabilecekleri “işlem” budur.
Avukat, 129 b yasasına karşı olduklarının bilindiğini ve bu yasanın hukukun temeli olan “masumiyet karinesi”ni ayaklar altına aldığını söyledi. Bu nedenle bu konuyu Federal mahkemeye taşıyacaklarını tekrarladı.
Haberkern, savunmanın sonunda, bu tür davalarda her şeyin rutin hale geldiğini, heyetin işlevsizleştiğini, sanıkları nesne olarak görüldüğünü ve şimdiye değin onları nesne değil bireyler olarak görmeyi ret ettiklerini söyledi ve şunu sordu:
“En son ne zaman bir beraat kararı verdiniz? En son 129 davası yerine ne zaman normal bir salonda normal bir dava yürüttünüz?”
Anlaşılan oydu ki, mahkeme heyetinin bu soruya verilecek olumlu bir cevabı yoktu.
Duruşma 23 Temmuzda tutsakların savunmalarıyla devam edecek.
Yargıyı yargılamaya o gün tutsaklar devam edecek.
Tüm Anadolu Federasyonu üye ve çalışanlarını,  adaletten, insan haklarından yana olan tüm demokrat kurum ve kişileri, tüm halkımızı bu tarihi duruşmaya çağırıyoruz.
ANADOLU FEDERASYONU
İrtibat Tel: 0157 85631248

mail: anadolufederasyonu@gmail.com  

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode