BU KATLİAMCI BU İŞKENCECİ BU ZALİM DÜZENİ YIKACAĞIZ
Bugün 2 Temmuz.
Bundan 28 yıl önce, yani 2 Temmuz 1993′ de ülkemizde büyük bir katliam yaşandı.
Sivas- Madımak Otelinde 33 aydın ve sanatçı ve 2 otel görevlisi gerici faşist bir güruh tarafından yakılarak katledildi.
İşbirlikçi faşist düzenin tüm savunucuları katliamda rol almıştı. Şeriatçıları, faşistleri, liberal ve Sosyal Demokrat geçinenleri işin içindeydi. MİT, Jandarma, polis, ordu, tüm devlet görevlileri işin içindeydi. Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Başbakan Yardımcısı, Bakanları ve hatta Belediyeleri, Mahkemeleri işin içindeydi.
Ve emperyalistler işin içindeydi.
” Çok şükür otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diye katliamcıları alenen sahiplenirken katledilenlere ilişkin tek laf etmeyen Başbakan Tansu Çillerden; ” Ne yapayım yetkim yoktu” diye kurbanların onca feryadını duymazdan gelmeyi soğukkanlılıkla savunan Başbakan yardımcısı Sosyal Demokrat Erdal İnönü’ye kadar bir çok örnek sıralanabilir bu konuda.
Emperyalistlere gelince katliamcılardan 25 ine kucak açan Alman emperyalizmi en açık örnektir.
Kuşkusuz bu katliam, emperyalizmin işbirlikçisi faşist düzenin ne ilk ne de son katliamıydı. Ülkemiz emperyalizmin yeni sömürgesi haline getirildikten sonra sayısız katliamın halkalarından biriydi Sivas-Madımak katliamı.
Bu nedenle, bu işbirlikçi hainlerin katliamcı, işkenceci, zalim düzenini yıkmadan halkımıza yapılan bu katliamlar da durmayacaktır.
Biliniyor: Sıvas- Madımak’ da halkımızın en ilerici kesimini oluşturan Alevi halkı hedeflenenler arasındaydı. Pir Sultan Anması katliamcıların saldırısının asıl hedefiydi. Yakılarak katledilenlerin çoğunluğu Alevi ozanları ve aydınlarıydı.
Yani çağımızın Hızır Paşaları ve Yezidleri yine görev başındaydı.
Bugün vatanımızı tepeden tırnağa kokuşmuşluk diyarı haline getiren bu cellatlar hala katletmekte, büyük katliamlar yapmak için fırsat kollanmaktadır.
Ve kuşkusuz her Hızır Paşa karşısında bir Pir Sultan bulunması, her Yezid karşısında bir İmam Hüseyin bulunması gibi, bu toprakların evlatları arasında direnenler de hiç eksik olmamıştır.
Geleceği tayin edenler, bu pislik düzenini yıkacak olanlar da onlar olacaktır.
Dönekler, dönekleri savunanlar, zalimler ve sömürücülerle uzlaşmayı ve iş birliği yapmayı marifet sayanlar da bu düzeni kurtaramayacaktır.
Evet her şey kokuştu. Çürüdü. Bu kokuşmuşluk denizinde kendi cellatlarına aşık olanlar türedi. Dünya halklarının baş cellatları ile iş birliği yapanlar çıktı.
Ancak bunlar halkımızın moralini bozmasın. Eski iyice çürüyüp kokuşmadan yeni gelişmez. Bu doğanın ve toplumların değişmez yasasıdır. Özellikle biz Alevi halkının moralini hiç bozmaya yetmez bunlar. Biz, kültürü, felsefesi, ahlakı, siyasal duruşu bin yıllardır halk isyanları içinde şekillenmiş bir halkız. Bu nedenle kendi içimizden de çıksa, bunlardan arınmak bizim için zor olmayacaktır.
Biz “Dönen Dönsün Biz Dönmeyiz Yolumuzdan” diyenlerin soyundanız.
Çağımızın Yezitleri ve Hızır Paşaları karşısında da İmam Hüseyin gibi, Pir Sultan gibi durmayı alnımızın ak cefası sayarız.
Er geç halkımızın ve aynı soydan gelen devrimcilerin Halk Meclislerinde birliğini sağlayacak ve bu hainler, bu sömürücüler, bu zalimler düzenini yıkacağız.
KAHROLSUN SÖMÜRÜCÜ VE ZALİMLER!
YAŞASIN HALKIMIZIN HALK MECLİSLERİNDE BİRLİĞİ VE MÜCADELESİ!
YAŞASIN DEVRİM YAŞASIN SOSYALİZM!
02.07.2021
AVRUPA ALEVİ HALK MECLİSLERİ ÖRGÜTLENME KOMİTESİ
