7
Direnişimin 50.Günü
18 Mayıs 2017-Perşembe
Grup Yorum’un marşlarıyla destek verdiği eylem, halaylarla devam etti. Fakat AKP’nin işkenceci polisleri Grup Yorum gittikten sonra, eylemin bitmesine 20 dk kala saldırdı.
O kadar keyfi davranıyorlardı ki destekçilerim polise engel olmaya çalıştılar. Bir genç, var gücüyle polisi tutmaya çalışıyordu, onu da benimle birlikte gözaltına aldılar. 55 yaşında, yüksek tansiyon hastası Nuri Abiye saldırdılar. Nuri Abinin, ‘Siz ihraç edilen arkadaşlarınıza sahip çıkın, işi için direnenlere saldırmaktan vazgeçin. ‘vb sözlerine polis çok bozuldu. Büyük bir öfke ile saldırmaya başladı. Öyle ya, arkadaşlık, zor günler, dayanışma yoktu onların kitabında. Ya da ne kadar berbat bir iş yaptıklarını bildikleri için ihraç edilmeyi hakettiklerini düşünüyorlardır belki, bilemiyorum.
Benimle birlikte beş destekçim de gözaltına alındı. Kalan destekçiler ise ikinci pankartı alıp, bizden sonra açıklama yaparak mücadelemizin haklılığını anlatmışlar.
Halkın polise küfrettiğini duyanlar olmuş, beni her gün iş çıkışı ziyaret eden bir abla peşimizden koşuyordu polise vermemek için.
Haklı olmak kadar büyük bir dayanak yoktur.
Yarın yeniden hak alma mücadelesine, direniş alanına.
Direnişimin 51. Günü
19 Mayıs 2017-Cuma
Direniş alanının etrafı AKP flamaları ve bayraklarla süslenmiş. Dün gözaltına alınanlardan çok gözaltına alınmayanlarla ilgilenmek zorunda kaldım. Gözaltına alınmadıkları için eksik sahiplendiklerini düşünüyorlar. Kimi biz alındıktan sonra durakta bekleyen İETT otobüsüne binip, halka ajitasyonla direnişi anlatmış, kimi açıklama yapmış, kimi gece 23:30’a kadar soğukta beklemiş.
Bugün de gözaltına alındık, aynı kişiler yeniden alındı, erken gelemeyenler karakolun kapısında bekledi saatlerce, kapıdan el salladık birbirimize. Ne çabuk dost olduk diye düşündüm. Direnişten önce yarısını tanımıyordum bile.
Bugün alana ilk günlerdeki gibi sadece ozalitim ve önlüğümle gelebildim.
Pankartımı, yazı tahtamı, taburemi aldılar. Ozaliti zemine yapıştırmama küçük bir kız çocuğu yardım ediyor. Sohbet ediyoruz o arada. Öğretmen olduğumu, işten çıkarıldığımı ve işimi geri almak için direndiğimi anlatınca o da önerilerde bulunuyor: “Gidip mahalledeki herkese söyleseniz, hep birlikte elinize pankartlar alsanız, gelip burda zıplayarak bağırsanız belki görürler sizi o zaman” diyor. Sıkıca kucaklıyorum. Annesi konser için kurulan salonun olduğu tarafta, çocuk benim ozaliti yere yapıştırma çabamı görüp gelmiş. Ne güzelsiniz siz ey çocuklar! Öğrencilerimi özlediğimi farkediyorum.
Gözaltı aracı geliyor, o arada çocuğa bir abla ile birlikte olacakları anlatıyoruz korkmasın diye. Oturuyor arkadaki beton yüksekliğe. O arada yine bir öğretmen alışkanlığı ile, “Hak aramak suç kabul ediliyor, fakat suç değildir, bu nedenle direneceğim, sakın korkma” diyorum ve önümüze park ediliyor transit dolmuş. Yanımda iki destekçimle oturuyorum, uyarısız bizi almaya başlıyorlar. Halka yüksek sesle AKP’nin direniş düşmanlığını anlatmaya başlıyorum. Yine gözaltına alındığımızı gören Nuri Abi engel olmaya çalışıyor ve o da gözaltına alınıyor bizimle.
Eylem aynı eylem ama suçlama her gün değişebiliyor. Bir gün 2911 sayılı kanuna muhalefetten, bir gün Kabahatler Kanunu’ndan işlem yapılabiliyor. En fazla yarım saat sürecek olan işlemleri Şişli Polis Karakolu 3, 5 saatte yapıyor.
Çıktığımızda vakit gece (eylem saati akşam 17:30-19:30), hala bizi bekleyen destekçiler var.
Yarın Nuriye ve Semih açlık grevi eylemlerinin 73. gününde olacak. Alev Şahin(Mimar) oturma eyleminde 80 günü tamamladı bugün. Malatya’da Erdoğan abi, Özkan, Cengiz ve Sertaç’ın direnişlerinin 103. günü, gözaltılarının 97. günü. Engin öğretmen Bodrum’da taşımaya devam ediyor direniş meşalesini. . . Dillerde aynı türkü: Haklıyız Kazanacağız
Direniş Günlüğüm:
Hafta sonu, 17 gündür Kadıköy-Kalkedon Meydanı’nda “Nuriye ve Semih Yaşasın, KHK’lar İptal Edilsin” talebiyle dönüşümlü açlık grevi başlatan bir grup Barış Akademisyeni’ni ziyaret ettim. O gün destek açlık grevini Barış İçin Kadın Girişimi devralmıştı. O günün açlık grevcisi Av. Sevda Çetinkaya’ya çiçeklerimizi sundum. Ardından bir süre sohbet etti. Sinema Emekçileri ile sohbet ederken polisin ‘Dağılın’ uyarısını duyduk. “Nuriye Semih Yalnız Değildir” sloganlarına alkışlar eşlik etti. Polis amiri ile tartışmayı yürüten arkadaşın anlatımları da AKP’nin direniş korkusunu gösteriyor: “KHK’lara karşı eylem yapmanıza bir şey demiyoruz. ” diye açıklama yapan polisin Nuriye ve Semih için eylem yapılmasından rahatsız olduklarını anladığını ifade ediyor. Cadde boyunca yerlerde sürüklenerek gözaltı aracına alındık. Halktan birinin bu duruma müdahale etmesi onun da gözaltına alınmasına neden oluyor.
Karakol önünde, polis aracında bekletilirken bir de bakıyoruz ki kalabalık bir kitle alkışlarla bekliyor. Gözaltında olan dokuz kişi de bundan çok memnun oluyor. Marşlar, şarkılar birbirini takip ediyor. Sloganlarla ayrılıyoruz ordan. Hastaneye vardığımızda bu kez orada bir kitle toplanıyor. Karakoldan gelenler, duyup da gelenler. . .
Keyfilikte sınır yok, iki gün gözaltında , Vatan işkencehanesinde bekletilmemizi istemiş savcı. Fakat Vatan’da yer olmadığından Esenler İlçe ‘Emniyet’ Müdürlüğü’ne götürülüyoruz. Gözaltı anından beri devam eden işkencelere burada da devam ediliyor. Zorla üst araması, parmak izi, fotoğraf çektirme, tuvalete çıkartmada uygulanan keyfilik. Hastaneye gitmek de OHAL’le birlikte elimizden alınan bir hak. Artık ‘terör’ kapsamında gözaltına alınanlar için , doktor geliyor işkencehaneye. Yani yine polis baskısı altında, muayane koşulları olmadan, herhangi bir tedavi yapılamadan bir doktor gönderiliyor nezarethane kapısına. Kartal ve Üsküdar’dan da gözaltılar olduğunu duymuştuk. Kartal’dan da 13 kişi getiriliyor Esenler’e.
Bir çoğu genç olan polisler tam işkenceci. Sabahın ilk dakikalarından savcının kapısına kadar devam ediyor işkenceleri. Adliyeye götürülmeden önce hastaneye götürülmek için bindirildiğimiz gözaltı aracında plastik ters kelepçe takılmaya çalışılıyor. Buna itiraz ettikçe saçlarımız yolunuyor, kollarımız bükülüyor, küfür ve hakaret ediliyor. Avukat arkadaşlar da var gözaltında. Defalarca bunun hukuksuzluğu anlatılmasına rağmen sırtını devletine dayamış işkenceciler: “Ters de takarız, istesek doktor odasında da takarız” diye işkenceciliğin ne kadar rahat olduğunu ifade ediyor. Ters kelepçeli otobüsten indirilip tokatlanıyor, yerlerde uzatılıp saçlarımız çekiliyor, halkın bakışlarından çekinince tekrar arabaya fırlatılıp araçta işkenceye devam ediliyor. Birbirimizi sahiplenmemizden çok rahatsız oluyorlar. Biz ‘Semih ve Nuriye onurumuzdur’ dedikçe de çıldırıyorlar.
Gözaltı boyunca gördüğümüz işkencelerden bitkin düşerek çıkıyoruz adliyeden. Yeniden haykırıyoruz: “Nuriye Semih Yalnız Değildir, Yaşasın Açlık Grevi Direnişimiz”
Nazife Onay için bir basın emekçisinin sosyal medyada paylaştığı düşünceleri:
Bir öğretmen… 51 gündür hafta içi her gün Cevahir AVM önünde oturma eylemi yapıyor. İşkence ile gözaltına alınıyor, yerlerde sürüklenerek gözaltı aracına bindiriliyor. Baskıya, gözaltına, işkencelere rağmen susmuyor. Sadece KHK’ya değil düzene direniyor. Hafta sonları Ankara’ya, Bandırma’ya, Dersim’e, Düzce’ye gidiyor her yerde direnişi büyütüyor. Susmuyor! Bugün Kadıköy Khalkedon’da Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) çağrısıyla açlık grevi direnişine ses olmak için desteğe gidiyor ve yine yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyor.
Sadece bir öğretmen… İşini, ekmeğini istediği için, adalet için, özgürlük için yerlerde sürükleniyor…
Bugün günlüğünü işkence ile gözaltına alındığı için yazamayan Nazife Onay’a…
