3
Bencillik İnsanın Değil, Sömürünün Doğasındadır ve Yok Olmaya Mahkumdur broşürünün seslendirmesini Dinlemek veya daha sonra dinlemek üzere indirmek için TIKLAYINIZ.
Bencillik İnsanın Değil, Sömürünün Doğasındadır ve Yok Olmaya Mahkumdur broşürünün seslendirmesini Dinlemek veya daha sonra dinlemek üzere indirmek için TIKLAYINIZ. Bencillik İnsanın Değil, Sömürünün Doğasındadır ve Yok Olmaya Mahkumdur broşürünün PDF‘si için TIKLAYIN
Devrimcilik; sömürü düzenini bütün kurumlarıyla, alışkanlık ve yaşam biçimiyle reddetmek ve yerine ileri olanı, halkın geleceğini gözeterek halka ait olanı koymaktır.
Peki düzenden bu kopuş, her zaman istediğimiz kadar hızlı veya tümden gerçekleşir mi? Maalesef hayır! Ne halkta ne de devrimcilerde böyle köklü bir değişim ve ilerleme birden olmaz.
Dayı’nın “iç düşman”, Marks’ın “doğum lekesi” dediği zaaf ve hatalar hepimizde belli ölçülerde vardır. Kapitalizmin rahminde büyüdüğümüz için, bunların olması doğaldır. Bazısından sıyrılmamız daha kolay olabildiği gibi, bazı olumsuz yanlarımız çok daha köklü ve yerleşiktir. Ancak Marks’ın da söylediği gibi “geçecektir”.
Peki düzenden bu kopuş, her zaman istediğimiz kadar hızlı veya tümden gerçekleşir mi? Maalesef hayır! Ne halkta ne de devrimcilerde böyle köklü bir değişim ve ilerleme birden olmaz.
Dayı’nın “iç düşman”, Marks’ın “doğum lekesi” dediği zaaf ve hatalar hepimizde belli ölçülerde vardır. Kapitalizmin rahminde büyüdüğümüz için, bunların olması doğaldır. Bazısından sıyrılmamız daha kolay olabildiği gibi, bazı olumsuz yanlarımız çok daha köklü ve yerleşiktir. Ancak Marks’ın da söylediği gibi “geçecektir”.
Nasıl?
Bilgi ve sürekli eğitim ile.
“Biz, kapitalizm altında büyümüş, kapitalizm tarafından yoksun bırakılmış ve bozulmaya uğramış; ama kapitalizmle mücadelenin çelikleştireceği o erkek ve kadınlarla sosyalizmi kurmak istiyoruz.” (Lenin)
Bizde de böyle olacak. Biliyoruz ki kötü iyiye, olumsuzluk olumluya, yanlış doğruya dönüşebilir. Binlerce yıllık tarihte olduğu gibi emek ve mücadele ile üstesinden gelinemeyecek zorluk, aşılamayacak engel, değiştirilemeyecek şey yoktur.
Mesele sorunun kaynağını doğru tespit etmek ve devrimci yöntemlerle çözebilmektir. Yani diyalektik ile anlayıp, materyalizm ile tersine çevirerek çözebilme becerisini gösterebilmektir.
Düzenden getirdiğimiz zaaf, hata ve olumsuzluklarımızın tümünü bir ağaca benzetecek olursak bu ağacın gövdesi; sömürünün
doğasında var olan BENCİLLİK’tir. Diğer zaaflarımız bu bencillik ve bireycilik ağacının dalları ve yapraklarıdır.
Bilgi ve sürekli eğitim ile.
“Biz, kapitalizm altında büyümüş, kapitalizm tarafından yoksun bırakılmış ve bozulmaya uğramış; ama kapitalizmle mücadelenin çelikleştireceği o erkek ve kadınlarla sosyalizmi kurmak istiyoruz.” (Lenin)
Bizde de böyle olacak. Biliyoruz ki kötü iyiye, olumsuzluk olumluya, yanlış doğruya dönüşebilir. Binlerce yıllık tarihte olduğu gibi emek ve mücadele ile üstesinden gelinemeyecek zorluk, aşılamayacak engel, değiştirilemeyecek şey yoktur.
Mesele sorunun kaynağını doğru tespit etmek ve devrimci yöntemlerle çözebilmektir. Yani diyalektik ile anlayıp, materyalizm ile tersine çevirerek çözebilme becerisini gösterebilmektir.
Düzenden getirdiğimiz zaaf, hata ve olumsuzluklarımızın tümünü bir ağaca benzetecek olursak bu ağacın gövdesi; sömürünün
doğasında var olan BENCİLLİK’tir. Diğer zaaflarımız bu bencillik ve bireycilik ağacının dalları ve yapraklarıdır.
Yani düzenin bize öğrettiği, kabul ettirmeye çalıştığı gibi “bencillik” insanın doğasında değil, sömürünün doğasında vardır ve özel mülkiyet ile birlikte ortaya çıkmıştır. Elbette bunun en katmerli, sinsi ve keskin yaşandığı tarihsel süreç, kapitalizmin üst aşaması olan emperyalizm dönemidir.
Böyle bir dünyada devrimci saflara gelen insanların bu kuşatmadan etkilenmemesi beklenemez. Sorun bunları nasıl, hangi yöntemlerle aşacağımızdır.
Hem devrimciliğimizi hem de örgütü büyütmenin yolu sürekli eğitim ve eleştiri-özeleştiri mekanizmasının işletebilmemize bağlıdır.
Unutmayacağız ki savaşımız hem dışarıda düşmana hem de içte burjuva duygu ve düşüncelere karşıdır. İçimize yönelen sızmalara karşı uyanık olmalı, kendimizi denetime açmalı, yoldaşlarımızın gelişimi ve eğitiminden sorumlu olduğumuz bilinciyle hareket etmeliyiz.
İçte ve dışta sürdüreceğimiz ideolojik mücadelede herkese başarılar diliyoruz. Ve biliyoruz ki iç ve dış düşmanı yenecek, mutlaka BİZ KAZANACAĞIZ!
Böyle bir dünyada devrimci saflara gelen insanların bu kuşatmadan etkilenmemesi beklenemez. Sorun bunları nasıl, hangi yöntemlerle aşacağımızdır.
Hem devrimciliğimizi hem de örgütü büyütmenin yolu sürekli eğitim ve eleştiri-özeleştiri mekanizmasının işletebilmemize bağlıdır.
Unutmayacağız ki savaşımız hem dışarıda düşmana hem de içte burjuva duygu ve düşüncelere karşıdır. İçimize yönelen sızmalara karşı uyanık olmalı, kendimizi denetime açmalı, yoldaşlarımızın gelişimi ve eğitiminden sorumlu olduğumuz bilinciyle hareket etmeliyiz.
İçte ve dışta sürdüreceğimiz ideolojik mücadelede herkese başarılar diliyoruz. Ve biliyoruz ki iç ve dış düşmanı yenecek, mutlaka BİZ KAZANACAĞIZ!