8
Barikatların Ardında Hepimiz Yoldaşız
6. Eyup Baş Uluslar arası Emperyalist Saldırganlığa Karşı Halkların Birliği Sempozyumunun ikinci gününde Ortadoğu, Latin Amerika ve Emperyalizme karşı mücadele yöntemleri – devrimci şiddet konulu oturumlar düzenlendi.
Sabah, Ortadoğu konulu oturumda ilk olarak Halk Cephesi adına Abdullah Özgün söz alarak Ortadoğu’da 1. Emperyalist paylaşım savaşında çizilen sınırların bugüne uyarlanmak üzere yeniden oluşturulduğunu aktardı. İkiz kulelerin yıkılmasıyla bu yeni sürecin başladığını aktaran Özgün Irak, Tunus, Mısır, Libya sıralamasıyla emperyalistlerin bu bölgeyi yeniden biçimlendirmeye çalıştığını, Suriye’de işbirlikçilere verilen onca desteğe rağmen bu kadar uzun sürecek bir direnişin beklenmediğinin altını çizdi.
Ardından Suriye Vatansever Birliği Komitesi adına Gaidi Mahmoud söz alarak Tartus’ta yaşananları, verdikleri antiemperyalist mücadeleyi anlattı, Suriye’deki şehitler için herkesi saygı duruşuna davet etti. Kafaların kesilme görüntülerinin yayıldığı Suriye’de işbirlikçilerin tüm ülke kaynaklarını bölüştüğünü ekledi ve özellikle Türkiye sınırlarında IŞİD yanlılarının ülkeye girdiğinin altını çizdi.
Suriye savaşının Antakya’daki yansımasını ise Başak Şah anlattı. Özellikle Hatay’da sınır komşuluğunun aynı zamanda aile ve tarihsel bağlardan dolayı bölge halkını yakından ilgilendirdiğini aktardı. Suriye halkına destek eylemlerine karşı yasal engellere rağmen desteğin sürdüğünü ve IŞİD yanlılarının Hatay’a yerleştirildiğini halkın kendini tehdide açık gördüğünü söyledi.
Son olarak Av. Oya Arslan’da bu bölgedeki hak gasplarını ve Türkiye’nin işbirlikçilere verdiği açık desteği raporlayıp dava açacaklarken bürolarının basılarak kendilerine ajan suçlaması yapıldığını belirtti.
Latin Amerika devletleri Halka Karşı Silahlanma Yarışında
2. günün diğer oturumunda ise Latin Amerika üzerine konuşuldu. İlk olarak Honduras Halk Cephesi adına Gallel Bricerios söz alarak Latin Amerika ülkelerinin genel olarak tablosunu çizdi. Bütün ülkelerin silahlandığını ve halka karşı bu şekilde gözdağı verdiğini aktardı. Silah yatırımının uyuşturucu ve demokratik eylemlerin suçlama unsuru olarak sunulmasıyla gerekli gibi gösterildiğini aktardı.
Sonrasında Arjantin Halk Cephesi adına Natali Revele söz aldı. Mücadelelerinde sanatın önemli yer tuttuğunu aktaran Revele ülkelerinde fakirliğin ve protesto etmenin suç gibi algılandığını toprak, su gibi kaynakların dahi emperyalislere satıldığının altını çizdi.
Son olarak Mauricio Mendoza konuşmasında alternatif medyanın gücünden bahsetti. Haber ulaştıramadıkları uzak bölgelere kısa filmlerle, halk sineması ve halk medyası ile ulaştıklarını anlattı.
Latin Amerika bölgesinde halka karşı silahlanan herhangi bir örgütlülüğün olmadığı ancak baskı arttıkça ABD’ye yakınlığına rağmen halkın da silahlanma, daha disiplinli mücadele düşüncesi oluştuğunu söyledi Arjantin ve Honduras’tan gelen katılımcılar.
Sadece Şehitler Vermek İstemiyoruz!
Emperyalizme karşı mücadele yöntemleri ve devrimci şiddet oturumunun açılış konuşmasını Halk Cephesi adına Bahar Kurt yaptı. Kurt demokratik ve silahlı mücadelenin bir zorunluluk olduğunun altını çizerek 650 gün boyunca Berkin’e adalet taleplerinin gaz, işkence ve tutsaklıkla cevap bulduğunu belirtti. Son olarak Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol’un Berkin için savcıyı rehin alma eylemi yaptıklarını söyleyerek iki adalet savaşçısını selamladı.
Sonrasında 23 Eylül örgütü adına Dimitr Petratos ülkelerinde sosyalizmin yıkılmasıyla solun güçsüzleştiğini ve giderek daha da oportünistleştiğini aktardı. Berki için yapılan adalet eyleminin oport. Sol tarafından eleştirildiğini ancak kendilerinin desteklediğini vurguladı.
Ardından Honduras Halk Cephesinden Guillermo Moncado Steve Kaczynski için unutmayacağız, affetmeyeceğiz diyerek sözlerine başladı. 60, 70 ve 80’li yıllarda en kanlı diktatörlere karşı silahlı mücadeleler verildiğini anımsatan Moncada neo-liberal politikalarla sistemin yerleştiğini aktardı. Soldaki oportünizmin olumsuz yanlarını eğitimle ve partileşme ile aşma çabasında olduklarını ancak ABD’nin arka bahçesiyken ve büyük bir baskı altındayken silahlanmanın çok zor olduğunu belirten Moncado artık sadece şehitler vermek istemediklerini vurguladı. Son olarak da Küba’nın yıllar süren direnişinin ardından ABD ile masaya oturmasının tüm dengeleri değiştirebileceğini ve bölgeleri açısından tehdit olduğunu ekledi.
K-VOX adına konuşan Tanasis Petratos da ülkelerinde anarşist tutsakların sayısına dikkat çekerek politik tutsaklar için ağırlıklı eylemler yaptıklarını Türkiyeli tutsaklar için de mücadelelerini sürdüreceklerini aktardı. Ülkelerinde solcuların konuşmak dışında bir taş dahi atmadıklarını söyledi ve SYRIZA’nın giderek gerçek yüzünü gösterip halkın umutlarını kırdığını, ABD ve AB emperyalizmine boyun eğildiğini aktardı. Ülkelerinde önceki yıllarda verilen devrimci mücadelede barışçıl eylemlerle silahlı alanın birbirinden çok kopuk olduğunu ve silahlı yapıların zamanla ortadan kalktığını ancak kendi amaçlarının ikisini birlikte ele alınca dünyada bir şeylerin değişeceğini göstermek olduğunu vurguladı. Burada emperyalizme karşı birliğin önemine dikkat çekerek siyasal olarak farklı da düşünseler aynı barikatın ardında olduğumuzu vurguladı.
Oturumlar bittikten sonra Halk Cephesini anlatan ve Çağlayan eyleminin ses kayıtlarını içeren sinevizyon izlendi. Sonrasında Natalie Revele Dario ve Maxim’in katledildiği tren istasyonunun işgalini ve ardından gelişen dienişi fotoğraf sunumuyla anlattı, Mauricio Mendoza da çektikleri kısa filmi gösterdiler.