6
Adliye önünde avukatlar mahkemeye dair açıklama yaparken Nuriye ve Semih ile dayanışmaya gelenler de girişteki merdivenlerde toplandılar. Polisler daha açıklama başlamadan tacizle açıklamayı engellemeye çalıştı. Ancak başarılı olamadılar. ÇHD’li avukatlar önce açıklamalarını yaptılar, tam açıklama bitiminde ise AKP faşizminin polisleri açıklamaya katılan halkın üzerine gaz sıkarak, plastik mermi, cop ve kalkanlarla saldırdılar. Nuriye ve Semih’in ismini bile yasaklamaya çalışanlara karşı halk, en gür sesiyle onların adını polislerin yüzüne karşı haykırdı. Mahkeme salonda sürerken de halk tüm gücüyle Nuriye ve Semih’i sahiplenmeye devam etti. 50’ye yakın kişi Ankara’nın en işlek caddelerini yola kapatırken, halka çağrı yaparken gözaltına alındı. Bir kişi bu saldırılar sonucu kafa travması geçirdi, hala hastanede tedavi görüyor.
Nuriye ve Semih Halkların Mücadelesiyle Yaşayacak!
14 Eylül günü, Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir tiyatro oyunu sergilendi. Sahnede bir mahkeme canlandırıldı… Bu sahnede yalnızca yalanlar vardı, faşizm vardı; savcı kılığına bürünmüş, hakim cübbesi giymiş, halkı yargılamaya direnenleri teslim almaya çalışıyor. Ancak başarılı olamadı, Nuriye ve Semih içeride, halk dışarıda tüm gün direndi…
Mahkemede, Meydanlarda… Her Yerde NURİYE SEMİH!
Mahkeme sabahı saat 5.00ten itibaren polislerin Ankara’yı sokak sokak işgali başladı. 2 kişiden fazla aynı sırada yürüyenler takibe alındı. Binlerce polisle en küçük sokaklara kadar yollar kapatıldı, Ankara’ya gelen araçlar tek tek denetimden geçirildi. Ancak tüm engellemelere rağmen yüzlerce insan Adliye önüne gelerek Nuriye ve Semih demeye devam etti.
Adliye önünde avukatlar mahkemeye dair açıklama yaparken Nuriye ve Semih ile dayanışmaya gelenler de girişteki merdivenlerde toplandılar. Polisler daha açıklama başlamadan tacizle açıklamayı engellemeye çalıştı. Ancak başarılı olamadılar. ÇHD’li avukatlar önce açıklamalarını yaptılar, tam açıklama bitiminde ise AKP faşizminin polisleri açıklamaya katılan halkın üzerine gaz sıkarak, plastik mermi, cop ve kalkanlarla saldırdılar. Nuriye ve Semih’in ismini bile yasaklamaya çalışanlara karşı halk, en gür sesiyle onların adını polislerin yüzüne karşı haykırdı. Mahkeme salonda sürerken de halk tüm gücüyle Nuriye ve Semih’i sahiplenmeye devam etti. 50’ye yakın kişi Ankara’nın en işlek caddelerini yola kapatırken, halka çağrı yaparken gözaltına alındı. Bir kişi bu saldırılar sonucu kafa travması geçirdi, hala hastanede tedavi görüyor. Bu tiyatroda savunma da baskı altındaydı. Mahkemeye hazırlanan, savunma için çalışan 16 avukat, Halkın Hukuk Bürosu ve evlerine yapılan baskınlarla mahkemeden tam 2 gün önce gözaltına alındılar. Nuriye ve Semih savunmasız bırakılmak istendi ancak 1030 avukat verdikleri yetki belgesiyle ve salonu tıka basa doldurarak Nuriye ve Semih’i avukatsız bırakmayacaklarını, meslektaşlarına, meslek onurlana yapılan saldırıyı dayanışma ile karşılayacaklarını gösterdiler.
Mahkemede Anti-Emperyalist Cephe de, 5 ülkeden 9 katılımcıdan ve çevirmenlerden oluşan heyetiyle katılım gösterdi. Nuriye ve Semih tüm dünya halklarına umut oldular, direnme, savaşma çağrısı oldular. Ve bizler de Anti-Emperyalist Cephe olarak uzak yakın demeden mahkemede onların mücadelesine güç vermek için katıldık. Ankara’da görülen davalarda ilk kez bir yabancı heyetin girmesi de avukatların ısrarı ve AEC’nin karar açıklanana kadar ayrılmama kararlılığı sayesinde oldu.
Sanıklar KHK ile işinden atılan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, mahkemeye getirilmediler. Getirilmeme gerekçeleri kaçma şüphesi. Belli ki tiyatro senaryosunu hazırlayanlar akıl ve mantıktan da yoksundular, faşizmin akıldışılığıyla, pervasızlığıyla karar alıyorlardı.
Ankara’yı kuşatan AKP faşizminin korkusu elbette kaçma olasılıkları değil, halkın onların kararlı ve dik duruşunu görmesiydi. Bu tiyatronun tek sebebi iki direnişçinin halkın karşısına çıkmasına engel olmaktı. Adalet’i temsil etmesi gerekenler halkın karşısında faşizmin temsilcisiydiler ve mahkemeyi sanıksız, avukatsız kendi istedikleri gibi sürdürmek için tüm araçları kullanmışlardı.
Mahkemeye destek için gelen avukatların içeri alınmaması üzerine tartışmalı başladı mahkeme. Tartışma hakimin geri adım atıp, avukatların tamamının içeri alınmasıyla başladı.
İlk söz verilen sanık Acun Karadağ avukatlarının 2 gün önce gözaltına alınarak savunma hakkının gasp edildiğini, bu baskıyı kabul etmeyeceklerini söyleyerek, durumu protesto etmek için savunma yapmayacağını bildirdi.
Ardından ÇHD Ankara Şube Başkanı savunma yaptı. Savunmasında adliye önünde yapılan saldırıyı ve Nuriye ve Semih’in 16 avukatının gözaltına alınmasının savunma hakkının gaspı olduğunu anlattı. Sonrasında Halkın Hukuk Bürosu adına Betül Vangölü Kozaağaçlı savunma yaptı. Bu dosyaya hazırlanan avukatların mahkemeye iki gün kala gözaltına alınmasının kabul edilemeyeceğini ve savunma hakkının gasp edilmesi karşısında direnmeyi sürdüreceklerini belirtti.
Dosyaya ilişkinde insanca yaşamak için açlık grevi yapan Nuriye ve Semih’in bugün moralleriyle yaşamın içinde olduklarını vurguladı ve açlığın en meşru direnme hakkı olduğunu, haklı olanın tepkisi olduğunu anlattı.
Ardından da Ankara, Van, Sakarya Baro başkanları söz aldılar. Genel olarak Nuriye ve Semih’in mahkemeye getirilmemesinin, avukatlarının gözaltına alınmasının savunmaya ve direnme hakkına saldırı olduğunu anlattılar, halka umut olan bu iki eğitim emekçisinin özgürlüklerine ve işlerine iadelerinin zorunluluğunu ortaya koydular.
Tüm avukat savunmalarının bitimiyle karar için araya gidildi.
Ve tüm bu tiyatronun sonunda hakimin verdiği karar hiç kimseyi şaşırtmadı.
Hakim heyeti, avukatların sahiplenmesine karşı OHAL ile getirilen 3 avukat sınırlamasına,
Halkın sahiplenmesine karşı mahkemenin Sincan Hapishanesi Kampüsünde yapılmasına,
28 Eylül’e kadar da tutukluluğun devamına karar verdi.
28 Eylül’de Sincan’da Olalım, Faşizmi Yargılayalım!
Mahkemede oynanan piyes halkları kandırmak içindir, ancak bu mahkemeler direnenlerin cephesinde faşizmin yargılandığı bir kürsüye dönüşmüştür. Biz bu mahkemeleri çok gördük, direnenlerin sözleri ise bugünlere miras kaldı.
Bu miras Alman faşizminin yargılandığı Bulgar devrimci Girigov Dimitrov’un tarihi savunmasından, Yunan Komünist Nikos Beloyannis’in karanfilli gülen resminden, kararlılıkla parlayan gözlerinden biliyoruz.
Biz bu kürsüyü Fransız sömürgecilerine karşı savaşını mahkemede de sürdüren Cezayirli Cemile Bouhired’in işkence tezgahlarının öfkesiyle sıkılı yumruğundan, Devrimci Sol Ana Dava hakimleri, cuntaya karşı Dursun Karataş’ın tarihi fotoğrafından biliyoruz.
Faşizmin mahkemelerinde, asıl faşizmi yargılayanlara destek olmak için bütün dünya halklarına, bütün devrimci yurtsever örgütlere çağrımızdır…
Nuriye ve Semih’in tutuldukları hapishane kampüsünde yapılacak mahkemeye daha kalabalık katılalım, faşizmi bir kez daha yargılayalım, direnenlere güç, adalet için savaşanlara bir soluk olalım… Faşizmin yoldaşlarımızı katletmesine izin vermeyelim!
Halk Cephesi – Uluslararası İlişkiler Komitesi
16.09.2017
