Home direnişlerNazife Onay'ın Günlüğü

Nazife Onay'ın Günlüğü

by halkinkutuphanesi
0 comments
Direnişimin 38.Günü
2 Mayıs Salı
Aslında 38.günüm Dersim’de Kemal Amca ile direndiğim gün idi aynı zamanda ‘1 Mayıs’tı fakat Cevahir AVM meydanında  olmayınca yeniden 38.gün olarak direnişe devam etmeye karar verdim.
Kemal Amca’nın(Kemal Gün 7 Kasım’da Dersim’de katledildikten sonra ailelerine haber verilmeyerek kaybedilen 11 gerilladan biri olan Murat Gün’ün babası) açlık grevinin 68.günü bu gün. Kemal Amcayı anlatmam o kadar etkili olmaz,gidin tanışın da bilgelik ve mütevazılık,baba sevgisi ve vatan sevgisi,sıra neferliği ve kahramanlık nasıl bir arada oluyormuş  görün.
Yine İstanbul,yine Cevahir AVM Meydanı…Henüz yazı tahtasına direnişimin ve SAG’nin günlerini yazıyordum ki bir kadın,inanılmaz bir hızla, açlık grevinin bir eylem biçimi olamayacağını tartışmaya başladı.Açlık grevi ile intihar etmeyi aynı kefeye koydu.Hak aramak,hakkın olan için mücadele etmek asla kafasında yoktu.Tartışmayı dinleyen insanlar şaşkınlıkla kadınla tartışmaya başladı.İkna olmadı,’işten çıkarıldıysalar iş arasınlar’mış…
Daha ilk dakikalarım,bir genç geliyor.Anlatmaya başlıyorum ki :”Ben Gazi’ de oturuyorum,direnişleri takip ediyorum.”diyor.Gazi’de ehliyeti olmadığı için durmayan,bu yüzden  polis tarafından katledilen iki gençten biri arkadaşı imiş.Mahallesindeki baskıları,keyfi kimlik kontrollerini  anlattıkça öfkeleniyor.
Daha önce uğrayanlardan biri de Bakırköy’deki 1 Mayıs’a katıldığını fakat geçen yılki kadar bile kalabalık olmadığını anlatıyor
Bir üniversite öğrencisi direnişi duymuş ve ‘sizin için yapabileceğim bir şey var mı?’ diye soruyor. İmza veriyor ve okulundan bahsediyor biraz: “İhraçlarla birlikte üniversitelerde akademik bilgi verecek kimse de kalmadı, iş umudumuz zaten yok, bu yüzden de çok az gidiyorum okula” diyor.
Bir saatlik sürede bir dakikalık boşluk dahi olmaksızın sohbet edip imza topladıktan sonra kenarda güneşin tadını çıkarmak veya birileriyle buluşmak için AVM önünde oturanlardan imza istemeye başlıyorum. Genellikle de tereddüt etmeden imza veriyorlar. Biri ‘memur’ yazıyor mesleğine. “Polis misiniz?” diye sorduğumda ,aday olduğunu söylüyor. Bir zamanlar “ülkücü” olduğunu fakat artık hiçbir siyasi düşünceye yakın olmadığını, sade bir yaşam sürmeye çalıştığını anlatıyor. Baş çelişkinin emperyalizm ve dünya halkları arasında olduğunu, vatanseverlik duygularımızın şovenizme hizmet etmemesi için sınıfsal bakmamız gerektiğinden vb sohbet ediyorum.
Biri avukat, iki kişi ile  sohbet ediyoruz sonrasında. Onlar da duymuşlar direnişimizi. Kendi kızı da ihraç edilmiş.
Direnişi duyanlar tanış gibi. Sıcak ve içten, emin adımlarla geliyorlar,TMMOB üyesi,Eğitim-Sen’lisi..
Sesli çağrımızla başörtülü genç bir kadın hızlı ve kararlı adımlarla,”Ben de ihraç edildim” deyip imza veriyor.Bir şey sormasını bekliyorum fakat bir şey sormuyor.Ardında bir imza kuyruğu oluşuyor kendiliğinden.

TAYAD’lı abimize ve ihraç edilen Saffet arkadaşa eylem boyunca sundukları desteğine teşekkürler.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode