29 Mayıs akşamı Napoli’deki L’Asilo Filangieri, faşist baskı altındaki Türkiye’de artan devlet şiddetine karşı güçlü bir dayanışma etkinliğine ev sahipliği yaptı. Danilo Risi’nin organizasyonuyla gerçekleşen bu anlamlı buluşma, muhaliflere, gazetecilere, avukatlara, aktivistlere ve tüm politik tutsaklara yönelik baskı politikalarına karşı uluslararası bir duyarlılık ve direniş sahnesi sundu.
Akşam, Pagine Esteri’nin yapımını üstlendiği “Ayten’in Devrimi” belgeselinin gösterimiyle başladı. Altı ay boyunca gizli bir gözaltı merkezinde kaçırılıp işkence gören Ayten Öztürk’ün çarpıcı hikâyesini anlatan film, izleyenleri derinden etkiledi. Bu hikâye, yalnızca bireysel bir direnişi değil; Türkiye’de muhalefeti susturmak için kullanılan sistematik baskı yöntemlerinin de karanlık yüzünü gözler önüne serdi.
Belgesel sonrası gerçekleşen panelde, Türkiye’nin hem tarihsel hem de güncel politik ve hukuki durumu derinlemesine ele alındı. Panelin konuşmacıları arasında belgeselin yönetmeni gazeteci Eliana Riva, Halkın Hukuk Bürosu – Uluslararası Ofis temsilcisi, Demokratik Hukukçulardan avukat Carmine Malinconico ve Aurora D’Agostino yer aldı.
Panelin dikkat çeken konuşmalarından biri, Napoli Barosu’ndan Avukat Roberto Giovene tarafından yapıldı. Observatory for Lawyers in Danger (Tehlike Altındaki Avukatlar Gözlemevi) üyesi ve Avrupa Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi’nde görev yapan Giovene, konuşmasında özellikle Türkiye’de savunma hakkının sistematik biçimde yok edilmesine odaklandı. Ebru Timtik’in adil yargılanma talebi için ölüm orucundaki direnişini ve ardından gelen ölümünü anarak başladığı konuşmasında, Timtik’in yalnızca bir avukat değil, tüm dünya için adaletin simgesi hâline geldiğini vurguladı.
Halkın Hukuk Bürosu ve ÇHD avukatlarının yargılandığı davaları örnek gösteren Giovene, delilsiz mahkûmiyetler, gizli tanık uygulamaları ve yargı sisteminin siyasallaşması gibi olguların, Türkiye’de hukukun araçsallaştırıldığını açıkça ortaya koyduğunu belirtti. HHB’nin, müvekkilleriyle özdeşleşen mücadeleci savunma pratiğinin iktidar tarafından tehdit olarak algılandığını ve bu nedenle cezalandırıldığını söyledi.
Giovene, Avrupa hukuk kurumlarının bu açık baskı politikalarına karşı daha yüksek sesle konuşması gerektiğini ifade ederek, mesleki dayanışmanın sınır tanımayan bir sorumluluk olduğunu vurguladı: “Bugün Türkiye’de bir avukat susturuluyorsa, yarın başka bir ülkede adaletin sesi kesilir,” dedi. Ebru Timtik’in mücadelesinin tüm özgürlükçü hukukçular için etik bir çağrı olduğunun altını çizdi.
Etkinliğin finalinde sahne alan Grup Yorum, Türkiye’de uğradıkları sansür, yasak ve baskılara rağmen direnişin sesi olmayı sürdürüyor. L’Asilo’nun sahnesinde yankılanan direniş ezgileri, yalnızca bir müzik performansı değil; devrimci sanatın adalet mücadelesinin bir parçası olduğunu bir kez daha gösterdi.
L’Asilo’daki bu akşam, sadece bir kültürel etkinlik değil, aynı zamanda uluslararası bir dayanışma çağrısıydı. Türkiye’de susturulmaya çalışılan her sese, her hak arayışına Napoli’den uzanan bir köprüydü bu. Adaletin, hukukun ve direnişin sınır tanımadığını bir kez daha hatırlattı:
Baskıya karşı mücadele sürüyor, dayanışma büyüyor.







