Home direnişlerMardin'de Öğretmenlik Yapan Semih Özakça İhraç Edildi Eşi Esra Özakça Açığa Alındı…

Mardin'de Öğretmenlik Yapan Semih Özakça İhraç Edildi Eşi Esra Özakça Açığa Alındı…

by halkinkutuphanesi
0 comments
DİRENİŞE ÇAĞRI 
‘Sen efendi, ben uşak, Kavgayı seçtim, buyur ‘
Selam olsun Nuriye Hocaya Selam olsun Acun Öğretmene Selam olsun direnenlere…
Biz de bu direnişte varız! Direnmeyen çürür. Çürümeyi beklemeyeceğiz diyerek direnişi seçiyoruz. Bizim için en korkunç olan beklemekti. Beklemek ölümdü, bize ölümü gösteriyorlar. Ölün, bitin, insanlığınızdan, tüm güzel değerlerinizden soyunun diyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar soyunmayacağız inancımızdan. Siz de koltuk kapma yarışına katılın, bir koltuk için kul köle olun diyorlar. Sizin kapıkulunuz olmadık olmayacağız. Emekçilere zaten hakları olan işten ‘ya atarlarsa’ korkusu ile muhbirlik yapın diyorlar. Muhbirlik şerefsizliktir; şerefimizle yaşayacağız. Bırakın bu sendika işlerini, iş güvencesini diyorlar. Ülkede katliam mı var boş verin sallayın başı alın maaşı diyorlar. Güzel doğru ne varsa savunmayın öğrencilerinize zinhar bir çiçeğin güzelliğinden, dürüstlükten, paylaşmaktan, kardeşlikten bahsetmeyin diyorlar. Yoksa açığa alırız, bir gecede bir listeye koyarız, terörle iltisaklı der atıveririz diyorlar. Sizi açlıkla terbiye ederiz diyorlar. Reddediyoruz! Biz evrensel, bilimsel doğrularla öğretmenlik yaptık, yapacağız. Biz dünyanın en soylu damarındanız biz devrimci demokrat öğretmenleriz sizin terbiye ettiklerinizden olmayacağız. Biz kendi sandalyemizden asla kalkmayacağız!
Birlikte okuduk üniversiteyi, ikimizde iki emekçi ailenin çocuğuyduk. Sevdik birbirimizi; bölüştük ekmeğimizi. Birlikte öğrendik. Birlikte hazırlandık sınavlara, yıllarca dirsek çürüttük o masalarda. Hop atandık atanacağız derken sistemler değişiveriyordu. Ailelerimiz de bu süreçte bizimle yıprandı, emek verdi, üç kuruşundan artırdı dershanelere yolladı. Neden bu kadar emek verdik, çünkü bir gece maillerimize soruların cevapları gelmiyordu. Kendi emeğimizle kazandık atandık. Birimiz Mardin’in bir köyünde, diğerimiz Erzurum’un kuş uçmaz kervan geçmez bir köyünde başladık mesleğimize. Evet filmlerdeki gibi öğretmen köye gelir, okulun durumu oldukça kötüdür, devlet büyüklerimizin daha ‘mühim’ işleri olduğundan kapılar yüzünüze kapanır. Kendi işinizi kendiniz görün derler veya görmeyin. Gelin yandaş bir sendikaya üye olun eğitimmiş, okulun durumuymuş, öğrencilerin öğrenmesiymiş bunlar hiç önemli şeyler değildir. Biraz idealistseniz siz kolları sıvarsınız. Bir yandan okulu ‘okul’ haline getirirken bir yandan çocuklarla başlarsınız yeni bir dünyaya… Hiçbir zaman derse girip çıkıp ne zaman eve kendimi atarım hesabında olmadık. Kredi faizleri, ek işler, ticaret, araba markaları, diziler konuşulmadı bizim evimizde. Günden güne artan baskı ve sindirme politikaları konuşuldu. Bir eğitimci olmanın aydın olmanın gereği kitaplar konuşuldu; buralardan damıttıklarımızı götürdük okullara. Belki de en büyük suçumuz buydu! Toplumda yaşananlara duyarsız kalmadık, devrimci sendikacılık anlayışımızla iş güvencemize sahip çıkmak gerekliliğinden bahsettik. Çıkmaya çalıştık da. Karşılığını da aldık.
İkimizde 9 Eylül’de yayınlanan genelge ile 11301 meslektaşımızla birlikte açığa alındık. 29 Ekimde yayınlanan KHK ile birimizi hiçbir gerekçe göstermeden, savunma dahi almadan ihraç ettiler. Ya bize dayatılan ‘kişilikler’ olacak, sinip bir kenara çekilecektik ya da direnecektik… İşimize, aşımıza sahip çıkacaktık. Tarihe baktığımızda hiçbir hak direnmeden elde edilmemiş. İnsanoğlu kölelikten Spartaküslerin direnişiyle kurtulmuş. Antik yunan filozofları baldıran zehriyle zehirlenmelerine karşın doğruyu savunmaktan vazgeçmemiş. Orta çağ karanlığını idam, aforoz tehditleri altında Galileler yırtıp atmış. Anadolumuzun yiğitliklerle dolu tarihi hak arama mücadelesinde izlenecek yolu gösteriyor. Evet biliyoruz bunların bir bedeli vardı. Biz ödenecek en büyük bedeli ödedik. Hiç bir suçumuz yokken canımız öğrencilerimizden ayrı düşürüldük. 
7 gündür bir akademisyen Nuriye GÜLMEN Ankara’nın göbeğinde işimi geri istiyorum diyor, bilim yapmak için iş güvencesi olması gerek diyor. Tüm açığa alınan eğitim ve bilim emekçileri için yapıyor bu direnişini. Acun KARADAĞ işini öğrencileri geri istiyor, onların sınavlarına çok az kaldı diyor, yani yüreği el vermiyor çıkıyor okulunun önüne direniyor. Onlardan güç alıyoruz. Tüm açığa alınan ihraç edilen emekçileri direnişe çağırıyoruz. Evimizde oturup saklanınca görünmez olmayacağız. Haydi, büyütelim direnişleri. Biz Nuriye ve Acun öğretmenin uzattığı eli tutuyoruz ve bizde sizlere el uzatıyoruz. Bizler iki eş iki yoldaş olarak, onurumuz, namusumuz, işimiz için işimize geri dönene dek ilan edeceğimiz saatte ve yerde olacağız. İşimize dönene dek oradan ayrılmayacağız.
Biz Haklıyız Biz Kazanacağız! 
Esra ÖZAKÇA Semih ÖZAKÇA


Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode