İhraç edilmemizin üzerinden tam 5 yıl geçti, 6. yıla girdik. 22 Kasım 2016 tarihinde yayınlanan 677 tarihli KHK ile bir gecede 14500 kişinin ekmeği çalındı, alınteri gaspedildi. Bütün hak arama yolları kapatıldı…
Bugün aynı zamanda bu hukuksuzluğa karşı düzenli ve sürekli olarak başlattığımız DİRENİŞİN 236. Haftası (1647. günü)
İhraç edildiğimiz işyerimiz Çankaya İlçe Sağlık Müdürlüğü önünde 5 yıldır yaşadığımız hukuksuzluğun, zulüm ve zorbalığın kısa bir özetini yaptık. AKP-MHP ve ortaklarının yarattığı yağma ve talan düzeninin, Haramı Saltanatının bizimle birlikte tüm emekçi ve ezilen sınıf tabakalar için yarattığı karanlık dünyayı, bu karanlıktan çıkmak için neler yapılması gerektiği konusunda düşüncelerimizi ifade ettik.
Motomot ne söylediğimizi yazmayacağım, lütfen izleyin ve kendiniz değerlendirin.
Ama bir kez daha görüldü ki bu ülkede Polis Emekçi sınıfların Anayasal Haklarını kullanmaları konusunda tam bir “”ÇETE ORGANİZASYONU” gibi davranıyor. Adı “güvenlik gücü” ama kendisi “güvensizlik gücü”!..
Açıklamamızın sonuna doğru gelmişken, muhtemelen “ayarttıkları” ÖZEL GUVENLİKCİLERİN telefonuyla gelir gelmez kolumuza girip “TALAT PAŞA Bulvarının” kenarına kadar ite-kaka götürüp bıraktılar.
Sözüm ona “Basın açıklaması yapmak için Valilikten izin almamız gerekiyor”!..
Hem Anayasa maddesini “değiştiriyor”, basın açıklaması yapmak için “Valilikten izin almamız gerektiğini” söylüyor, hem de “TALAT PAŞA Bulvarının “kenarına getirince bu “Valilikten izin“ şartı ortadan kalkmış oluyor. Neresinden baksan dökülüyor. Tam Hannah Arendt’in “Kötülüğün Sıradanlığı” kitabında anlattığı SS Subayı Otto Adolf EİCHMAN gibi “verilen talimatlara uyuyor’lar”. Tek fark, bugün onlara verilen talimat; “toplama kampına gönder” veya “gaz odalarına gönder” talimatı değil.
TAŞI DELEN SUYUN ŞİDDETİ DEĞİL, DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİDİR.
ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK.