Home BlogLiseliler Sokakta, Öğretmenler Ayakta: Eğitimdeki Kriz Sistemin Krizidir

Liseliler Sokakta, Öğretmenler Ayakta: Eğitimdeki Kriz Sistemin Krizidir

by halkinkutuphanesi
0 comments

Belçika ve Fransa’da başta Liseliler olmak üzere gençliğin ve eğitim emekçilerinin sokaklara taşan, polisle çatışan eylemlerine tanık oluyoruz.

Hiç kuşku yok ki, öğrenci ve öğretmenlerin eylemleri tek başına eğitim sorunlarından ibaret olmayıp, emperyalizmin yaşadığı krizin faturasının halka çıkarılmasına karşı duyulan öfkenin de bir sonucudur.

Belçika’da öğretmenler aylardır sokaktaydı. Liège’de 10 Eylül’de öğretmenler, öğrenciler, veliler ve eğitim emekçilerinin katıldığı büyük bir yürüyüş gerçekleştirilmişti.

Eylemlerin temelinde eğitim bütçesindeki kesintiler, sınıfların kalabalıklaşması, öğretmenlerin çalışma yükünün artırılması ve eğitim kurumlarının giderek ağırlaşan sorunları bulunuyordu. Hükumetin 2026-2029 dönemi için yaklaşık 500 milyon avroluk yapısal tasarruf hedefi ve liselerde öğretmenlerin haftalık ders yükünün 20’den 22 saate çıkarılması, tartışmanın merkezinde yer alıyordu.

Ekim ayının ilk günlerinde:

Daha az öğretmen, daha kalabalık sınıflar…
Daha fazla eğitim masrafı…
Artan ulaşım giderleri…
Üniversiteye girişi zorlaştıran kararlar nedeniyle…

Geleceği belirsiz yüzlerce genç, Liege’deki Fragnee Athenee’si, Saint-Laurent, Saint-Sepulcre ve Institut Marie-Therese gibi okullarda eylemlere başladı.

2 Ekim’de ise eylemler daha da büyüdü; Liege Atlas önünde yaklaşık 400 liseli toplandı; gün içerisinde öğrenciler şehir merkezine doğru harekete geçti. Benzer eylemler Huy, Ans, Waremme ve Herstal gibi çevre mahalle ve şehirlere de yayıldı.

Bu eylemlerle ilgili Liege’de 18 öğrencinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Fransa’da ise benzer bir tablo çok daha geniş bir ölçekte ortaya çıktı. Ekim başında binden fazla lise protesto veya grevden etkilenirken yüzlerce okulda barikatlar kuruldu, dersler engellendi.

Öğrenciler öğretmen eksikliğini, kalabalık sınıfları, ağır ders programlarını, kötü durumdaki okul binalarını ve eğitim koşullarındaki bozulmayı gündeme getiriyor, öğretmenlerine sahip çıkıyordu.

EĞİTİMDEKİ KRİZ NEDEN BÜYÜYOR?

Belçika’nın Fransızca eğitim sisteminde 2026 için yaklaşık 86,7 milyon avroluk zorunlu eğitim tasarrufu öngörülürken, Brüksel’deki eğitim kurumları da bütçe kesintilerinin personel, sınıf mevcutları ve eğitim koşulları üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.

Buradaki temel çelişki şudur: Eğitimden tasarruf edildiğinde bedeli yalnızca öğretmen ödemez. Öğrenci de öder. Aileler de öder. Özellikle emekçi ailelerin çocukları daha fazla etkilenir.

Çünkü varlıklı bir aile, eksik kalan eğitimi özel dersle, özel okulla veya başka imkânlarla telafi edebilir. Emekçi ailenin çocuğunun böyle bir seçeneği yoktur.

Dolayısıyla eğitimde eşitsizlik, sınıfsal eşitsizliğin yeniden üretildiği alanlardan biridir.

ÖĞRETMENİN SORUNU ÖĞRENCİNİN DE SORUNUDUR

Bugün öğretmen daha fazla çalışıyor, daha kalabalık sınıflarda ders veriyor, daha az kaynakla daha fazla sorumluluk üstleniyor.

Öğrenci ise daha kalabalık sınıflarda daha az hizmet görüyor, öğretmen eksikliğiyle karşılaşıyor ve geleceğine ilişkin belirsizliği daha yoğun hissediyor.

Bu nedenle öğretmen ile öğrencinin sorunları birbirinden ayrı değildir.

Öğrencinin geleceği ile eğitim emekçisinin çalışma koşulları aynı sınıfsal sorunun iki yüzüdür.

“KRİZ” YALNIZCA BÜTÇE AÇIĞI DEĞİLDİR

Hükümetler çoğu zaman meseleyi bütçe açığı, kamu harcamaları ve “tasarruf zorunluluğu” üzerinden açıklıyor. Ama “tasarruf’un faturası halklara çıkarılıyor!

Bu nedenle “kriz var, herkes fedakârlık yapmalı” söylemi doğru değildir. Asıl mesele, fedakârlığın kimden istendiğidir.

Kriz dönemlerinde bu soru daha da önem kazanır.

Çünkü kapitalist ekonomide krizler yalnızca ekonomik göstergelerde yaşanmaz. Krizin sonuçları gündelik hayata taşınır: iş güvencesizliği, konut sorunu, eğitim giderleri, sağlık hizmetlerinin düşürülmesi, gelecek kaygısı ve çalışma koşullarındaki ağırlaşma aynı bütünün parçaları haline gelir.

GENÇLİĞİN GELECEĞİ ÇALINIYOR

Bugün liselilerin eylemlerinin önemli bir tarafı da budur: Gençler yalnızca bugünkü okul koşullarını değil, yarının nasıl olacağını sorguluyor.

Gençliğin geleceği yalnızca bireysel başarı meselesi değildir.

Bir gencin geleceği; ailesinin gelirinden yaşadığı mahalleye, aldığı eğitimin niteliğinden çalışma koşullarına kadar çok sayıda sınıfsal faktör tarafından belirlenir.

Bu nedenle “çok çalışırsan başarırsın, kendini kurtarırsın” sözü doğru değildir

Çünkü zengin ile yoksulun koşulları ve olanakları eşit değildir.

EMPERYALİZMİN GENÇLİĞE SUNACAĞI BİR GELECEK YOKTUR!

Bugün dünyanın her yerinde gençliğe aynı gelecek dayatılıyor: Daha fazla rekabet, daha fazla tüketim, daha fazla borç ve daha fazla güvencesizlik.

“Gençlik gelecektir” diyorlar. Ama geleceği belirleyen kararlarda gençliğe hiçbir şey sormuyorlar, söz hakkı vermiyorlar. Geleceğin kapısına her gün yeni barikatlar kuruyorlar.

Gençlik geleceğin seyircisi değil, yaratıcısıdır. Fakat, geleceği yaratmak sadece istemekle olmaz.

Örgütlenmek gerekir.

Örgütsüz bırakılan her sorun bireysel bir kader gibi görünür. Örgütlendiğimizde ise kader sandığımız şeyin değiştirilebilir olduğunu görürüz.

GELECEĞİMİZİ KAN EMİCİ TEKELLERİN İNSAFINA BIRAKMAYACAĞIZ!

Liege’de, Paris sokaklarında yükselen ses tek başına bir eğitim reformu ya da okul sorunu değildir. Bu ses, geleceğimiz hakkında bizim de sözümüz var demektir.

Bu gün tüm örgütsüzlüğüne rağmen Liege’de, Paris’te direniyor gençlik. Yarın krizler içinde can çekişen, saldırganlaşan emperyalist hegemonyanın hüküm sürdüğü her yerde direnmeyi öğrenecektir.

Çünkü geleceğimizi ancak direnerek, örgütlenerek ve mücadele ederek kazanabiliriz.

Çünkü eğitim bir ayrıcalık değil, haktır. Haklarımız için örgütlenecek, mücadele edeceğiz.

GELECEĞİMİZİ KENDİ ELLERİMİZLE KURACAĞIZ!

Liège’de öğretmenlerin ve öğrencilerin eylemleri ve talepleri bizim de taleplerimizdir.

Bugün sınıfımızda, yarın işyerimizde, mahallemizde, hayatımızın her alanında geleceğimizi belirleyen sorunlarla karşılaşacağız.

O halde bugünden başlayalım.

Sorunlarımızı ortaklaştıralım. Dayanışmamızı büyütelim.

Geleceğimiz için Halk Meclislerinde örgütlenelim. Mücadele edelim.

Çünkü bize hazır bir gelecek vermeyecekler.

Geleceğimizi ancak kendi ellerimizle kurabiliriz.

EMPERYALİZMİN GENÇLİĞE SUNACAĞI BİR GELECEK YOKTUR!

GELECEĞİMİZİ BİZ KURACAĞIZ!

HALK MECLİSLERİNDE ÖRGÜTLENEREK,
MÜCADELE EDEREK, DİRENEREK!

BELÇİKA HALK MECLİSİ

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode