6
16 Mart 1978’di tarih. Eczacılık Fakültesi önünde 7 devrimci-demokrat öğrenci atılan bomba ve açılan yaylım ateşli sonucu şehit düştüler. Dün gibi hala barutun kokusu, cansız bedenlerin görüntüsü…
Peki, o bombanın ‹İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde ne işli vardı? Ne için 7 öğrencinin Can’ına kıyılmıştı? O bomba 7 öğrenciye atılmış bir bomba değildi. O bomba dönemin akademik-demokratik gençlik mücadelesine atılmıştı Faşizm kitle katliamlarıyla halkı ve gençli yıldırmayı, devrimci-demokratik mücadeleyi kanla bastırmayı› politika haline getirmişti. 1977 1 Mayıs katliamı bunun en açık göstergesiydi. 16 Mart Beyazıt katliamıyla oligarşi, öğrencilerin ve halkın haklı mücadelesini sindirmeye çalışmıştır. Fakat katliamın hemen ardından Dev-Genç’in önderlik-yaptığı üniversite işgalleri başlatılmış, dersler boykot edilmiştir. Halkın, gençliğin büyük öfkesinin sonucunda DİSK ülke çapında 2 saatlik iş bırakma kararı almıştır. Ülkemiz tarihine “Faşizme ihtar” olarak geçecek olan bu eylem çağrısına, TÖB-DER’den TMMOB’a, Türk Tabipler Birliği’nden TÜ TED, TÜMAS, İstanbul Barosu’na kadar çok sayıda demokratik kitle örgütü destek verdi. 20 Mart’ta saat 08.00-10.00 arasında Türkiye’nin dört bir yanında hayat durdu. Yaklaşık 1 milyon dolayında insan katıldı o günkü eylemlere. Halkın büyük öfkesi karşısında devlet 16 Mart katliamıyla ilgili göstermelik bir yargılama başlatmıştı. O yargılama, 2008’e kadar, yani 30 yıl boyunca sürmüş ve sonuca ulaşamadan zaman aşımına uğramıştır Failler bellidir. Patlayıcılar satılan subaylar, katliam gerçekleştiren sivil faşistler ve polisler, katliamcılar o meydanda koruyan polis şefleri, hepsi bellidir. Katliamın “sahipleri” de bellidir. Onlar yakalamayan ve davayı zaman aşımına uğratan devlet, katliamını sahiplenmiştir.
16 Mart tarihi bize başka bir katliam daha hatırlatıyor. 1988’de, Amerikan emperyalizminin desteğiyle
ve onlardan aldıkları kimyasal silahlarla Irak yönetimi tarafından 5 bin Kürt Halepçe’de katledilmişti.
Unutmayacak, emperyalizmden hesap soracağız. Acımız, öfkemiz o günlerdeki gibi sıcaktır. Adalet istiyoruz. Bizi ve halkımız bu gibi katliamlarla hiçbir zaman susturamadılar. Bağımsız, demokratik, sosyalist bir ülke için verdiğimiz mücadeleyi bitiremediler ve bitiremeyecekler de …
