9
HÜKÜMSÜZ KARARLARI REDDEDİYORUZ!
ADALETSİZLİĞİ REDDEDİYORUZ!
GÖRDÜK, DUYDUK, BİLİYORUZ!
“biz bugünün kahramanı,
yarının
münadisiyiz.
bu durmadan akan,
yıkıp yapan
akışın
çizgilenmiş sesiyiz..”
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) altısı tutuklu 20 avukatın yargılandığı davanın duruşmaları Silivri Kampüsündeki İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 17 ay boyunca hukuksuzca ve adalet olmadan avukatlarımız tutsak edildi. Bu hukuksuz tutuklamalar ve verilen hükümler AKP faşizminden, Soysuz Süleyman’dan bağımsız değildir. Sanıklar olmadan, sanık avukatları olmadan onlarca yıllık hükümler boş salona okunmuştur. Verilen hükümler halkımızı adaletsiz bırakmak için verilmiştir. Halkın avukatlarından Barkın Timtik’e:18 yıl 9 ay, Özgür Yılmaz’a:13 yıl 6 ay, Ebru Timtik’e:13 Yıl 6 ay, Behiç Aşçı’ya ve Şükriye Erden’e: 12 yıl, Selçuk Kozağaçlı’ya:10 yıl 15 ay, Süleyman Gökten, Aytaç Ünsal, Engin Gökoğlu’na: 10 Yıl 6 ay, Naciye Demir, Aycan Çiçek’e:9 yıl, Ezgi Çakır’a ise7 yıl 12 ay (ev hapsi) hapislerine karar verildi.
Bu kararlar avukatlar nezdinde, tüm halkımıza verilmiş ve verilecek olan cezalardır. Ceza yağdırmaya meraklı 37. ACM kendine düşen görevi yerine getirmiştir. Soma’yı, Hasan Ferit’i, Dilek Doğan’ı, Berkin Elvan’ı savunmak, katliamlara sessiz kalmamak, ADALET’i talep etmenin bedeli faşizmde bu kadar yıl eder deniliyor. Bizler Liseli Dev-Genç’liler olarak yeniden filizlenecek olan halkın avukatlarını temsil ediyoruz. Halkın çocukları olan biziz, halkın adalete olan açlığını, özlemini sonlandıracak olan bizleriz. Biz halkın ta kendisiyiz! Biz avukatlarımızın öğrencileriyiz! Müvekkillerini açlık grevlerinde, ölüm orucunda savunan müvekkilleriyle aynı hücreleri paylaşan halkın avukatları asla ama asla teslim alınamaz.
Verilen kararlar tiyatro sahnesinde bile görülmemiş kararlardır. Halkın avukatı Selçuk
Kozağaçlı 37. ACM’de ki savunmasında “Kişisel olarak hiçbir problemim yok, sizinle tanıştığıma çok memnunum (!) çünkü sizi birisi anlatsa, gözümle görmesem inanmazdım.” diyor. Ve aynı savunmasında “Karşılıklı biz hiçbir şey değiliz, arkadaş değiliz, meslektaş değiliz. Kişisel olarak size hiçbir şey demeyeceğim ancak siz suç işliyorsunuz. Ben buraya sizi itham etmek için çıktım, bu sebeple bana “Beni itham etmeyin.” demeyin.” demiştir. Aynı mahkemede söz alan Avukat Aytaç Ünsal da reddi hakim talebinde bulunup, “Tanıklar müzik kutusu gibi, parayı atıyorsunuz istediğiniz müziği çalıyor” demiştir. O tanıkları ve bugünün savcı-hakimlerini tarihin çöplüğüne gömeceğiz!
BİZ gördük, duyduk, biliyoruz.
Adaletin nasıl yerle bir edildiğini, tutsakların nasıl mağdur edildiğini, çocukların, analarımızın, ailelerin gözlerine baka baka yalan söyleyen Akın Gürlek’i biliyoruz!
Bizler Berkin Elvan’ın katilinin belli olduğunu ve hala dışarıda dolaştığını biliyoruz! Dilek Doğan’ı vuran katil polis Yüksel Moğultay’a verilen cezayı(!) biliyoruz!
Hasan Ferit’in nasıl devlet-çete işbirliğiyle katledildiğini biliyoruz!
Liselerde “Para İçin Değil Halk İçin Öğretmenlik!” sloganlarıyla eylemlikler yapan Liseli Dev-Genç’lilerin tutsak edildiğini biliyoruz!
Parasız eğitim, Ücretsiz ulaşım isteyen Liseli Dev-Genç’li yoldaşlarımızın tutsak edildiğini biliyoruz!
Uyuşturucuya karşı savaşan, mahallerimizde uyuşturucu satılmasın diye fedayı kuşanan İbrahim Devrim Top’un katillerini biliyoruz!
18’inde Sıla Abalay’ı üst düzey örgüt yöneticisi diye nitelendirip katleden katilleri biliyoruz!
18’inde dağların şahanı Bünyamin Kılıç’ı katleden katilleri biliyoruz!
Ve evet biz biliyoruz!
Onuruyla, namusuyla, cüretleriyle günlerdir direnen Yüksel Direnişçilerini!
Günlerce açlık grevinde kalan hocalarımızı, öğretmenlerimizi, yoldaşlarımızı!
Halkın avukatlığını kuşanan koca yürekli avukatlarımızı!
Liselerde, meydanlarda “Milyonlarca göz Berkin’in Katillerini Arıyor!” diyen Liseli Dev-Genç’lileri!
Rant için değil halk için mühendislik-mimarlık diyen mühendis-mimarlarımızı!
Halkın Hukuk Bürosu’nda Mussolini, Franco, Nazi faşizmine direnen; mücadele eden avukatların, Halit Çelenklerin, Faik Candanların, Medet Serhatların, Fuat Erdoğanların emeği vardır. Bizim başımızı öne eğdirecek tek bir pratiğimiz yok diyen halkın devrimci avukatlarını!
Tecrit hücrelerinde direnen Liseli Dev-Genç’lileri, Dev-Genç’lileri, Halkın Avukatlarını, Özgür Tutsakları, Mühendis-Mimarları-, Kamu Emekçileri’ni, Yürüyüş Emekçileri’ni!
Halkın sanatçılığını yapan, devrimci sanatçılığı savunan Grup Yorum’u!
Çocuklarımız ölmesin, tecrit işkencedir sloganlarıyla direnen TAYAD’lı ana-babalarımızı!
Bundandır ki tarihimizden aldığımız güçle mücadelemize devam ediyoruz. Dursun Karataş: “Güçsüz değiliz; Gücümüz inancımızda, tarihsel ve siyasal haklılığımızdadır. Biz kazanacağız! Çünkü biz halkız ve haklıyız!” sloganlarıyla halkımıza umut olmuştur. Bugün dünyanın dört bir yanında aynı hukuksuzluğu, adaletsizliği yaşan tüm arkadaşlarımızı tecrit hücrelerinden çekip alacağız! Çünkü gördük, duyduk, yaşadık! Yaşamaya ve görmeye devam ediyoruz. Sonuna, sonsuza, sonuncumuza kadar bu köhnemiş düzende yeniyi, ileriyi, güzeli biz savunacağız! Halkın avukatlığını yeni Liseli Dev-Genç’lilerle sürdüreceğiz!
DEV-GENÇ
