Home dersimKemal Amca'nın Açlık Grevi Direnişinin 68. Günü

Kemal Amca'nın Açlık Grevi Direnişinin 68. Günü

by halkinkutuphanesi
0 comments
02.05.2017 – Salı
Saat – 08.42
Bugün hava yağmurlu ve pek açacağa da benzemiyor. Kemal Amca grip olmasına rağmen, yağmurun yağmasına aldırmadan dövizleriyle kendisi ilgileniyor, düzenliyor, 68 rakamını yazıyor, özenle yapıştırıyor dövizin üzerine. Bugün 68. gün açlıkta…
Saat – 09.46
Kemal Amca ile Dersim hakkında bir belgesel izliyoruz. Kemal Amca’mız çok etkileniyor ve sayfasında paylaşmak istiyor. Kemal Baba’nın kendisi de 1938 sürgünlerinden olduğu için, Dersim’in o zamanlara ait tarihi ile ilgili, duyguları da çok yoğun, bildikleri de çok fazla… Sayfasında paylaşıyoruz.Postacıyı görüyoruz, yine bir tutsağımızdan mektup geliyor Kemal Amca’ya, Kemal Amca özenle açıyor mektubu ve hemen okumaya koyuluyor.
Saat – 11.20
Çok güzel bir karanfil buketiyle geliyor genç ziyaretçimiz. Kemal Amca ile sarılıyorlar, resimler çekiyoruz, sohbet ediyoruz bir süre ve sonra Kemal Amca ile pantolon alışverişi yapmak üzere yer altı çarşısına iniyoruz. Kemal Amca hızla kilo verirken pantolonunun ne kadar bol geldiğini fark ediyoruz elbette.
Saat 13, 45
Bünyamin Hoca’mız Ankara’da Yüksel Direnişinden döndü, yine aramızda. Bol bol sohbet ettikten sonra Kemal Amca’mızı kafenin içine çaya davet ediyor. Gerçekten hava bayağı serin ve Kemal Amca’mız grip, sıcak bir ortamda sıcak bir çay içeceğine seviniyoruz. Bu çok sık kabul ettiği bir şey değil çünkü. Bu arada yastık göndereceğini söyleyen dostumuz, yastığı göndermiş, gidip gönderdiği otobüsten alacağız ve aldığımıza dair telefonla arayacağız, haber vereceğiz.. 
Saat – 15.30
Yağmur kimi zaman artarak devam ediyor ve her şeyimiz ıslak. Yağmurdan korunmak için kullandığımız naylonumuz yetmiyor ve içeriye yağmur giriyor. Arkadaşımız hemen koşarak on metrelik bir naylonla geri dönüyor. Ne yazık ki biz daha işe yeni koyulmuşken Kemal Amca geliyor. Tabii ki kendisini yormamaya biz ne kadar dikkat edersek edelim, Kemal Amca’yı konu iş olduğu zaman durdurmak mümkün değildir, bilenler bilir. Ne dersek diyelim fayda etmiyor, biz de hep beraber çalışmaya karar vererek Kemal Amca’yı fazla yormadan işe dahil ediyoruz. Şemsiyemizin etrafından ve arkasında gerdiğimiz naylon neredeyse çadır gibi oldu. Yeni sığınağımızın altında toplanıp ıslanan eşyalarımızı da kuruladıktan sonra, birlikte çay içiyoruz. Ve gönderdiği yastığı aldığımız halde, yağmur telaşından dostumuzu arayıp haber vermeyi unutuyoruz.
Saat 18.00
Kemal Amca yine genç ziyaretçileriyle oturuyor ve sohbet ediyor ama, bugün biraz üşüdüğünü hissediyoruz. Eve erken gitmeye ne yazık ki ikna olmamış, saat hiç değilse yedi arabasına yetişmek için erken kalkmaya razı etmeye çalışacağız. Yarın ve diğer günler git gide zorlaşabilir endişemizi Kemal Amca’ya anlatmanın pek kolay olmadığını biliyoruz, öğrendik. Çadırımızın olmayışı ile yaşadığımız zorlukların sorumlusu, vatandaşların demokratik haklarını kullanarak direnmesine tahammülü olmayan mercilerdir. ”Ne oğlunun kemiklerini, ne mezar hakkını ne de buna karşı çıkma hakkını sana vermiyoruz” zihniyetinin karşısında direniyor Kemal Amca;

”OĞLUMUN TEK BİR KEMİK PARÇASI DAHİ OLSA ALACAĞIM, BUNU BANA VERMEK ZORUNDASINIZ. HERKESİN BİR MEZAR HAKKI VARDIR. VERİN OĞLUMUN KEMİKLERİNİ, TOPLANIP GİDEYİM. YOKSA ÖLÜM DE OLSA UCUNDA DİRENECEĞİM, GEREKİRSE DE ÖLECEĞİM. KAYBEDECEK NEYİM KALDI Kİ? ŞEREFSİZCE YAŞAYACAĞIMA, BİR GÜN YAŞARIM, ŞEREFİMLE YAŞARIM.”


Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode