Home dersimKemal Amca’nın Açlık Grevi Direnişinin 57. Günü

Kemal Amca’nın Açlık Grevi Direnişinin 57. Günü

by halkinkutuphanesi
0 comments
21.04.2017 Cuma
Saat- 08.56
Kemal Amca ile sabahlarımızı direniş alanından başlayarak anlatıyoruz hep. Bugün evden çıkalım yola, sizler de katılın bize.
Sabahları eskiden 06.30, şimdilerde verilen kararla 07.30’dur kalkış saatimiz. Yaşadığımız mahalleye saat başı kalkan minibüsü kaçırdığımızda bir saat beklemek zorundayızdır. Bu demektir ki, vaktinde durakta olmak gerek. Kemal Amca sabahları hepimizden önce hazırdır genelde. Ceketini giyer, bizler de bayağı bir strese girer, O’nu bekletmemek için elimizi çabuk tutarız. Hâlbuki daha 10 dakika vardır minibüse. Kemal Amca’mıza sabah kalktığında ilk iş tuzlu  limonunu hazırlarım. Eğer biraz gecikirsem kendisinin yapacağını bilirim, bu bir tek limon için değil, her şey için aynıdır. Titiz ve disiplinlidir Kemal Amca. Evden çıktıktan sonra tertemiz havanın ve manzaranın güzelliği ile küçük yokuşumuzu tırmanır, minibüs durağına gideriz. Durakta birkaç kişiyi ve öğrencileri kendi minibüslerini bekler buluruz gittiğimizde, selamlaşırız herkesle. Genelde bir sabah sessizliği hakimdir ama bu sessizliği öğrencilerin cıvıltıları neşelendirir hep.
Bu sabah da böyle oldu. Misafirimiz vardı evimizde dün gece. İzmir’den Avukat arkadaşımız Aycan Çiçek bizimleydi. Yokuşu çıkarken sol sapaktan gelen bir amca gördük, daha doğrusu duyduk. Hem söyleniyor hem de sövüp duruyordu. Kulak verdiğimde hükümete verip veriştirdiğini anladım. Aycan’la birlikte aynı şeyi düşünmüşüz, neredeyse herkesin her gün kendi kafasının içinde kendi kendine konuştuklarını o seslendiriyordu. Durağa vardığımızda beş dakika erken gelmiş olmanın rahatlığı ile bir sigara yakacaktım ki, kendi kendine konuşan, öfkesini kusan amcamız ben farkında bile olmadan çakmağı ile yanı başımdaydı. Biraz önceki küfürlerle bu nezaketin bir araya gelmesi hiç de garip gelmedi nedense. Amcamız devam etti sonrasında; ‘Hepsi hırsız bunların. Cumhurbaşkanı’ndan, Başbakan’ına kadar her biri hırsız.’
Minibüs geciktikçe, amca da konuşmaya, verip veriştirmeye devam etti. Minibüsümüz yirmi beş dakika gecikmeyle geldi. Meğer Aycan arkadaşımız nereye gitse hep benzeri şeyler olurmuş. Uçağına yıldırım çarpması, son dakikada yürüyen merdiven kazaları ve birkaç anı daha dinleyince Kemal Amca; ’bu uğursuzluğu bize mi kattın şimdi’ diyerek güldürdü bizi. Gecikmeli gelen minibüsümüz neredeyse boştu, rahatça binerek yerlerimize oturduk, sohbetimize devam ettik.
Bu arada, bugün Şehidimiz Aysun Saban’ın babası İbrahim Saban’ı yolcu edecektik. Ramazan İbrahim Abi’yi sabah erkenden garaja götürecekti. Sabah İbrahim Abi çok erken çıkmış olmalı ki, Ramazan arkadaşımız kendisini yolcu edememiş, bir daha da uyuyamadığı için direniş yerimizi hazırlamak üzere erkenden meydana inmiş.
Saat – 09.30
Direniş Meydanı’mıza geldiğimizde sadece Sezai Abi’mizi gördük ve elbette hemen Ramazan arkadaşımızı sordum, berbere gittiğini öğrendik. Biz günümüzün hazırlıklarını yaparken de Ramazan çıka geldi. Ramazan’ın bir tutsağımıza yazdığı mektubu göstererek akşam evde nasıl yazma çalışmaları yaptıklarını anlatarak hepimizi güldürdü. Ramazan sıhhatler olsun dileklerimizle birlikte sunduğumuz iltifatlarımızı kabul ettikten sonra, bugün destek açlık grevimizin son günü olduğu için birlikte kahvaltı edeceğimiz diğer evimize yollanmak üzere hazırlandık.
Sezai Abi’miz ve Kemal Amca tutsaklarımıza yazılmış olan mektuplarımızın gönderilmesi ve yeni mektupların yazılması ile ilgili çalışmalara başladılar bile. Döndüğümüzde biz de tutsaklarımıza mektuplarımızı yazacağız.
Dersim’de etkinliklerimiz olacak. Cumartesi günü film, Pazar sabahı da saat 10.00’da vereceğimiz kahvaltı. Bugün kahvaltı etkinliklerimizi duyurmak için gençlikten gelen arkadaşlarımız evlere ziyarete gidecekler.
Eda geldiğinden beri dur durak bilmeden çalışıyor. Kemal Amca’nın sesinin duyurulması, sürekli gündemde olması  için sosyal medya ile ilgili gerçekten çok etkili çalışmalar yapıyor. Gördüğü her sorunun çözülmeden, önüne gelmiş her işin sonuçlanmadan kalmamasına özen gösteren yanıyla gençliğimizin nasıl dalga dalga geldiğini hissettiriyor bize. Ve Eda bugün destek açlık grevi direnişini 3 günlüğüne ben ve Ramazan’dan devralıyor.
Saat – 11.03
DİHA’dan muhabir arkadaşlar burada ve önce Sezai Abi’mizle, sonra da avukatımız Aycan’la röportaj yaptılar. Kemal Amca’nın şehit oğullarının resimlerinin bulunduğu panonun önünde resimlerini çektiler.
Mardin’den gelmiş. Çevre Mühendisliği yüksek lisansını burada, Dersim’de yapıyor, aynı zamanda memur olarak çalışıyor ve internet üzerinden Seyit Rıza Meydanı’ndaki Kemal Amca’mızın direnişinden haberdar oluyor. O ve bir grup öğrenci yanımızda, Kemal Amca’mızın ziyaretindeler.
Bu sırada da sağlıkçı arkadaşımız gelerek Kemal Amca’mızın tansiyonunu ölçmek üzere hazırlanıyor. Kemal Amca’mızın sağlığı iyi, en azından şimdilik. Ancak, benim gözlemlerime göre, ilk geldiğim günden itibaren izlediğim kadarı ile, yorgunluğun gözle görülür artışta olduğu. Elbet bunu kendisi kabul etmiyor ve direnişte oturduğu sandalyesinde dikliğinden ödün vermeden oturuyor ve ziyaretçileriyle sohbetlerine her zamanki gibi devam ediyor. Asla yakınmayan, şikâyet etmeyen yanıyla tanıdığımız Kemal Amca’mızın yorulup yorulmadığını anlamak elbette ki zor. Yorgunlukla ilgili ipuçlarını akşam saatlerinde rutinlerindeki küçük değişikliklerden, azalıp çoğalan uyku saatlerinden edinebiliyoruz. Bugünün 57. Gün olduğunu düşündüğümüzde, 69 yaşındaki Kemal Amca’mıza dik duruşu ve kararlılığı ile duyduğumuz saygımız, insanlığına, kocaman yüreğine duyduğumuz büyük sevgimiz daha da büyüyor. SELAM OLSUN…
Saat – 14.00
Açlık grevinde kahve içilir mi, içilmez mi konusuna aydınlık getiremediğimiz için kahvesiz geçen sekiz günden sonra kahve içerken Sezai Abi’miz beni ve açlık grevinde olmayan arkadaşları eve gönderdi. Önden giderek alışverişimizi yaptıktan sonra Pazar günü vereceğimiz kahvaltı alışverişinin de listesini yaptım. Aycan, Esma, Ayhan, Ramazan, Botan da geldiler. İzmir Grup Yorum üyesi Esma’nın o çok güzel sesinden türküler dinledik, sohbet ettik. Daha sonra direniş yerimize geri döndük.
İzmir Halkın Hukuk Bürosu avukatımız Aycan ve İzmir Grup Yorum üyesi Esma Kat bugün dönecekler. Aramızdan ayrılmadan önce türkü söyleyelim diyoruz ve Esma’nın o güzel sesinden Kemal Amca’nın sevdiği türkümüzü eşlik ederek dinliyoruz ve ardından da Haklıyız Kazanacağız’ı hep birlikte söyleyerek arkadaşlarımıza veda ediyoruz. Aycan ve Esma üzerlerinde bir yolculuk aksiliği bulutu taşıdıklarından dolayı da, bakalım bu sefer ne olacak merakıyla yolcu ediyoruz arkadaşlarımızı. Nitekim otobüs durağından gönderdikleri mesajdan yaklaşık bir saat beklemek zorunda kaldıklarını, minibüslerinin zamanında kalkmadığını öğreniyoruz, gülüyoruz…
Saat – 17.00
Sezai Abi’miz günün yine ziyaretçilerimizle geçtiğini söyledi. Eda ve Umut arkadaşımız ailelerimizi dolaşarak sabah kahvaltısı etkinliğimize davet etmişler. Yarın yine ailelerimizi dolaşacaklar.
İstanbul Gençlik’ten Ayhan arkadaşımız, Esma ve Zeynep ile halka, esnaflara, kahvelere giderek Kemal Baba’yla ilgili hazırlanan Direniş kartlarımızdan satmışlar. 200 liraya yakın satış yapan arkadaşlarımızdan Ayhan’a izlenimlerini sorduğumda anlattıklarını sizlerle paylaşıyoruz.
‘’Genel olarak çok iyi geçti Özlem Abla, 200 liraya yakın satış yaptık, ama halk çok korkmuş. Halk ajanlardan dolayı çok tedirgin.’’ Diyerek başlıyor Ayhan anlatmaya.
‘’Kemal Amca’nın direnişinden herkesin haberi olduğunu gördük. Genel olarak Kemal Amca’nın direnişini desteklemek istediklerini söyleyenlerimiz çoktu. Bazı kişiler ise kart satın almaktan çekindiler. Çekingenliklerinin kaynağında ajan olarak ihbarlarda bulunan kişilerin çok arttığı konusu vardı. Bize size çok daha fazla destek olabilirdik ve  olmak isterdik diyenlerin, destek olduklarında derhal ihbar edildiklerini ve gözaltına alındıklarını öğrendik. Hatta birisi yurtseverlere yaptığı 150-200 liralık bir yardım sonrası 30 gün boyunca gözaltında tutularak, insanlık dışı olmadık işkencelere maruz kalmış. Özlem Abla, halk öylesi yılmış, öylesi güveni sarsılmış ki, artık kimseye güvenemez olmuş. Dersim’in genelindeki halkın tavrı da bu yönde. Gittiğimiz her yerde benzeri şeyler duyuyoruz. 30 gün gözaltında işkence gören kişi bir daha kolay kolay kimseye açıktan yardım etmeyeceğini açıkça söyledi mesela.’’
Doğrudur… Faşizm halkı önce yoksullaştırır, çaresizleştirir ve ajanlaştırır. Sonrasında da halkı birbirine güvenemez hale getirerek, bezdirerek, yıldırarak yalnızlaştırır, güvensizleştirir, halk arasına soktuğu ajanları çoğaltarak değerlerin yok edilmesine, yozlaşmaya, çürümeye sebep olacak politikalarını daha da büyüterek kendi güvenliğini sağlamaya çalışır.
Dersim Halkının bu faşist uygulamalardan dolayı mağdur olduğunu söylüyor Ayhan.
‘’Ajanlar kimlerdir, tespitlerine karşın bazı yapıların göz yumarcasına aldırmaz davranmaları ve müdahale etmemesi sonucu ajanlaştırılmış kişilerin çok rahat, neredeyse açık açık çalıştıklarını söylüyor halk Özlem Abla. Halk gerçekten isyan etmiş durumda ve kime güveneceğini, kime güvenemeyeceğini bilmiyor. Devrimci arkadaşlarımızın da deşifre edilmeleri, alınmaları, gözaltına alınmaları, tutuklanmaları  hiç de devletin güçlü veya akıllı olmasıyla ilgili değil, ajanlaştırma politikası ve ajanlaştırdıkları kişilerin çokluğundan kaynaklı.’’
Saat – 18.30
Günümüz neredeyse bitiyor. Hala ziyaretçilerimiz var. Yavaş yavaş toplanacağız. Kemal Amca’mızı çok yormadan eve yollanacağız. Bugün İzmir Halkın Hukuk Bürosu avukatı arkadaşımız Aycan’a Kemal Amca’nın çadır kuramadığımızdan dolayı sürekli dik sandalyede oturması yerine şezlong tipi bir sandalye almak istediğimizi söylemiştim. Bizlere bir sürpriz yaparak bu sandalyenin siparişini internetten vermiş, iki güne kadar elimizde olabilirmiş. Bunu duyduğuma elbette çok seviniyorum, Sezai Abi’mize halen söylemedim, günlüğü okuyunca öğrenecek.

Sevgiyle…



Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode