1946’dan bu yana Filistin halkı İsrail Siyonizm’i tarafından işgal ve katliama maruz kalmaktadır. O günden
bugüne İsrail, Ortadoğu’da emperyalizmin jandarmalığını yapmaktadır. İsrail demek ABD demektir,
emperyalizmin saldırı silahı demektir. İsrail, Ortadoğu’da ABD’nin çıkarlarını korur, emperyalizmin
politikalarını hayata geçirir ve Ortadoğu’nun tüm zenginliklerini sömürür.
İsrail tüm dünyanın gözü önünde Filistinlileri katletmeye devam ediyor. Yapılan bu saldırı ve katliamlardan
dün olduğu gibi bugün de ABD-AB-BM ülke ve ortaklığı sorumludur.
Bunun yanında bu saydığımız ülke ve uluslararası kuruluşlarla ekonomik, siyasi, askeri ilişkisini sürdüren
bütün dünya ülkeleri bu katliamların fiili ortağıdır.
Bu emperyalist güçler Filistin halkının nezdinde yoksul, sömürülen, ezilen ve özellikle buna itiraz eden
dünya halklarına gözdağı vermektedirler.
Gerçek şudur; Bugün İsrail üzerinden Filistin halkına yönelik bu saldırganlık temel çelişkinin bir
yansımasıdır. Temel çelişkinin kendisi uluslararası sermaye ile emekçi dünya halkları arasındaki çelişkidir.
Bugün saldırgan emperyalist ülkelerin emekçi halkları ile saldırıya uğrayan ülkelerin emekçi halklarının
birlikteliği, dayanışması ve ortak mücadelesi anlamlı olandır. Bunların protesto ile sınırlı kalmayıp
enternasyonalist bir bilinçle ve ete kemiğe bürünen bir mücadele ile sürdürülmesi bu kokuşmuş saldırgan
sistemden kalıcı kurtuluşun tek yoludur.
Bugün yapılan çağrılar, diplomasi oyunları, demokrasicilik manevraları bu saldırıları dün olduğu gibi ancak
geçici olarak durdurabilir. Emperyalizm var oldukça dünyanın her yerinde ve her bölgesinde katliam
politikaları devam edecektir.
Bizler, emekçi dünya halklarının birlikteliği ile, dayanışmasıyla, ortak mücadelesi ile yaşatılan bütün
acıların, bütün katliamların hesabının er ya da geç sorulacağı günlerin uzak olmadığına biliyoruz.
Emperyalizm yenilecek direnen halklar kazanacak. Filistin halkı yalnız değildir.
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ
