Home haberlerKEC Ankara Yürüyüşü Röportaj

KEC Ankara Yürüyüşü Röportaj

by halkinkutuphanesi
0 comments
HATİCE YÜKSEL-TRABZON-ÖĞRETMEN
1-AKP faşizmi kamu emekçilerinin iş güvenceli çalışma hakkına ciddi saldırılarda bulunuyor. Haklar gasp ediliyor, kölece yaşam koşulları dayatılıyor. Bu konuda kamu emekçilerinin yaşadığı sorunları daha somut örnekleriyle anlatabilir misiniz…
Kamu emekçilerinin iş güvencesine yönelik saldırı iktidarın çok uzun zamandır gündeminde yer almaktaydı. İçinde bulunduğumuz süreçte, OHAL uygulaması bahane edilerek iş güvencemizin gasp edilmesi daha da hızlandı. Bunun en somut örneklerini her gün medyadan, yakın çevremizden görüyor, yaşıyoruz. Binlerce kamu emekçisi ve akademisyen, muhalif duruşları nedeniyle açığa alınıyor ve hatta işten atılıyor. AKP’nin Fetö’yle mücadele adı altında başlattığı cadı avı, kurumlarda kendinden olmayan herkesi açlığa mahkum etmeye yönelik bir programa dönüştü. Örneğin işten atılan akademisyen sayısı, 1980 darbe dönemindekinden kat kat fazla.  Elbette gasp edilen haklarımız bunlarla da sınırlı değil. İktidar bir yandan binlerce kamu emekçisini işten atarken diğer yandan çalışma yaşamında kölelik koşullarını arttıracak değişiklikler yapmakta. Performansa dayalı ve esnek çalışma sistemi bunlardan bazıları. Şu an kamu kuruluşlarında uygulanmaya başlayan performans değerlendirmesi, telaffuz edildiği gibi iş yerlerinde performansı arttırmaya değil kadrolaşmaya hizmet etmektedir. AKP iktidarının siyasi yakınlık derecesine göre kurumlara yerleştirdiği idareciler, kamu emekçilerinin performans puanlarını, sendikasına, siyasi görüşüne, köleliğe karşı çıkıp çıkmamasına göre vermekte ve hatta bu uygulamayı kullanarak kamu emekçilerine tehdit ve baskıyla angarya iş dayatmaktadır. Esnek çalışma ile dinlenme ve kendini geliştirme vakti çalınan kamu emekçileri, düşünmeyen,  sorgulamayan, biat eden düzenin memurları olmaya zorlanıyor.
2-Saldırılar karşısında Ankara’ya yürüyüş gerçekleştirdiniz. Ankara yürüyüşünü özellikle pek çok kesimin sessiz olduğu böyle bir dönemde nasıl gerçekleştirdiniz… KEC’lilerin yürüyüşü, direnişleri siyasi olarak da önemli sonuçlar yarattı. Neden Ankara’ya yürüdünüz…
                KEC’lilerin tüm baskı ve saldırılara rağmen gerçekleştirdiği bu yürüyüş, iş güvencemize yapılan saldırıya onurlu bir direniş sergilemekten çok daha fazlasıydı diye düşünüyorum. AKP iktidarı darbe girişimini bahane ederek halk üzerinde baskı ve zulmünü arttırmak için OHAL ilan etti ve ilk işi halka, emekçilere saldırmak oldu. Pek çok örnekle gördük ki, OHAL haklarımıza, halka, emekçilere saldırıdır ve bu saldırıya karşı direnmek en meşru hakkımızdır. Bu dönemde sessiz kalmak, yapılan saldırıları kabul etmekle eşdeğerdir. Kamu Emekçileri Cepheliler “OHAL’i tanımıyoruz” diyerek çıktıkları bu yürüyüşte, baskıya, zulme karşı yapılacak tek şeyin direniş olduğunu bir kez daha gösterdiler. Bu ülkede faşizm var ve OHAL bunun daha somut, hissedilir halidir. Ancak hangi bahaneyle olursa olsun halka, emekçilere saldırmanın hiçbir meşru yanı yoktur. Bu yürüyüş göstermiştir ki, koşullar ne kadar zor olursa olsun, her zaman mücadele edecek, ekmeğine onuruna sahip çıkacak insanlar var ve sonuncusuna dek direnmekten, faşizm temizlenip emekçiler kazanana dek mücadele etmekten asla vazgeçilmeyecek.
3-Her geçen gün saldırılar artarken sendikaların, meslek örgütlerinin sessiz kalmalarını, sadece birer açıklama veya protesto ile sınırlı tepkiler vermelerini nasıl değerlendiriyorsunuz. Sendikalar hala karar bile alabilmiş değiller. Bu konuda ne düşünüyorsunuz.
                Halkın her kesimi gibi, kamu emekçileri de giderek yoksullaştırılıyor, baskı altına alınıyor, işinden ekmeğinden ediliyor. Saldırıların hızla arttığı bu dönemde, sendikalar ve meslek örgütlerinin sessiz kalmaları veya gündemi geçiştiren eylemler yapmaları emekçileri umutsuzluğa itiyor. AKP’nin kadrolaşmasını tamamladığı kurumlar elbette emekçilerden yana değil iktidardan yana tavır sergileyecektir. Bu nedenle uğradığımız saldırılar, protesto eylemleriyle veya uzun hukuk süreçleriyle geçiştirilmeyecek kadar ciddi. Gün bekleme, yorum yapma, tahlil etme günü değil, haklarımıza sahip çıkma günüdür. Sendikalar faşizmin savuşturulmayacağını görmeli, binlerce kamu emekçisinin sırasını beklememesi için fiili meşru militan mücadele anlayışını benimseyerek ısrarlı ve sonuç almaya yönelik eylemler gerçekleştirmelidir.
4-Ankara yürüyüşü boyunca sizi etkileyen önemli bulduğunuz konular nelerdi…
                Tüm baskıya, saldırıya rağmen yürüyüşümüzü tamamladık. Yürüyüş boyunca beni etkileyen en önemli şey halkın tepkisi oldu. Yürüyüş esnasında yanımızdan geçen araçlardan sürekli destek gördük. Halktan yanımıza gelip fotoğraf çektiren, desteğini sunan insanlar oldu. Defalarca kez gözaltına alındık, haklı mücadelemiz engellenmeye çalışıldı ancak her seferinde sahiplenilmemiz arttı. Anladık ki, mücadelemiz tüm baskı ve engellemelere rağmen emekçilerde karşılığını buldu.
5-Saldırılar devam ediyor. Bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz…

                Daha önce de bahsettiğimiz gibi, bu ülkede faşizm var ve çeşitli bahanelerle emekçilerin her türlü hakkına saldırılıyor. Bizlere düşen görev bu baskılar karşısında mücadele etmektir. Bu nedenle bundan sonra da, koşullar ne kadar zorlu olursa olsun, emekçilerin uğradığı tüm saldırılara karşı direnmeye devam edecek, sonuncumuza kadar ekmeğimize, onurumuza sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode