Home kamu emekçileri cephesiKamu Emekçileri Kurultayı Sonuç Bildirgesi

Kamu Emekçileri Kurultayı Sonuç Bildirgesi

by halkinkutuphanesi
0 comments

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte 130 binden fazla kamu emekçisi Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç edildi. Hiçbir yasal merciye başvurulmasına izin verilmeyen kamu emekçileri bir gece yarısı KHK’larıyla Resmî Gazete ’de adlarını gördüler ve bir daha iş yerlerine gidemediler.
Binlerce kamu emekçisi işlerinden ekmeklerinden oldular. Gözaltına alındılar. Tutuklandılar. Kimi emekçileri aileleri dahi terk etti. Binlerce insan aileleri ile birlikte zulme tabi tutuldular. İlk zamanlar kendilerini savunacak avukat dahi bulamadılar. Sahtekârlar bunun üzerinden rant devşirmeye çalıştı. Fahiş fiyatlarla avukatlık teklif edenler oldu. Aç kalan insanlar çalışmak için baş vurdukları yerlerde KHK’lı oldukları gerekçesiyle hakarete uğradı, kapılar yüzlerine kapandı. Akp Faşizmi ağzını açanı FETÖ’cülükle suçladı, tutuklamakla tehdit etti. Herkese gözdağı vererek darbe meselesinin tartışılmasına bile izin vermedi. Bu suskunluktan faydalanarak yüzlerce KHK çıkardı.  Emperyalist tekellerin yıllardır Türkiye üzerinde yapmak isteyip yapamadıklarını bu süreçte uygulamaya koydu.
Ohal dönemi de dahil bugüne kadar sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve ana muhalefet partisi olan biteni seyretti, birkaç açıklama ve soru önergeleriyle durumu geçiştirdi. İhraç edilen kamu emekçilerine mücadele yerine sahte umutlar dağıttı. Yüzbinlerce kamu emekçisini kaderine terk etti. Emperyalizmin bir kurumu olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yol göstermesiyle kurulan OHAL komisyonu aldatmacasını ihraç kamu emekçilerine umut olarak gösterdi.
Darbe senaryolarının başından beri ne için tezgahlandığının farkında olan devrimci kamu emekçileri süreci onlar gibi değerlendirmedi. 10 yıllardır süregelen teslim alınmışlığın farkında olan devrimci demokrat emekçiler, sendikaların, muhalefet partilerinin bu konuda kıpırdamayacağını çok önceden görmüştü. Nitekim demokratik kitle örgütleri sağlam olsaydı bir iktidar partisi icraatlarında bu kadar pervasız davranamaz, yüz binlerce kamu emekçisini bir gecede işten atmaya cesaret dahi edemezdi.
Bunun bilinciyle hareket eden devrimci kamu emekçileri, OHAL suskunluğunun içinde “İşimizi Geri İstiyoruz” talebiyle sokaklara çıktılar. Yüksel Caddesinde 9 Kasım 2016’da direnişe başladılar. Gözaltılar birbirini izledi ancak iktidar ısrar karşısında teslim oldu. Direnişçiler aylarca sokakta dertlerini anlattılar. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık greviyle KHK’larla kamu emekçilerini işten atma politikası dünya halkları nezdinde teşhir oldu… Açlık grevlerinin gücünün farkında olan iktidar onları tutuklayarak çözüm bulmaya çalıştı. Ancak bu saldırılar direnişçilerin ve çevresinin büyümesiyle sonuçlandı. Yüksel Caddesinde başlayan direniş başka illere sıçradı. Direnişler çoğaldı. Ardından birbiri ardına işçi direnişleri ortaya çıktı. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, Flormar’dan Cargill’e; TÜV-TÜRK direnişlerinden, Real Market ve Makro Market, Sibaş Direnişlerine pek çok işçi direnişleri vardır.
Yüksel direnişi başladığı günden çok daha örgütlü ve güçlü bir durumdadır. Direniş hala kazanımlarına, insanları direnişler etrafında buluşturmaya devam etmektedir. Bu kazanımlarından biri de birçok direnişi meclis çatısı altında toplamak olmuştur. Ankara’da Yüksel’de ve Dikmen Toplum Sağlığı merkezi önünde, Bakırköy’de, Düzce’de, Bodrum’da, “İşimi Geri İstiyorum” eylemi yapan kamu emekçilerinin; işlerini ve haklarını isteyen işçilerin; Sarıyer İlçe Sağlık Müdürlüğü önünde işini geri isteyen Türkan Albayrak’ın, CHP Genel Merkez binası önünde işi için açlık grevi yapan ve direnişini zaferle sonuçlandıran Mahir Kılıç’ın, Adaletsizlik karşısında adalet talebiyle açlık grevi yapan halkın avukatlarına ses olan avukat Didem Baydar Ünsal’ın, Kızı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için Cemevinde oturma eylemi yapan Kezban Ana’nın direnişlerini birleştirerek Direnişler Meclisini oluşturmuştur. Meclise katılım gün geçtikçe artmaktadır.
               Direnişler Meclisi direnmenin zorunluluğunu kavrayan, sadece işini geri almak için değil aynı zamanda faşizmin halkı teslim almasının önünde bir barikat olmak için de direnmeyi seçen, bunun için bedeller ödemeyi göze alanların kurduğu ve bu motivasyonla direnmeyi Anadolu’nun dört bir yanına yaymayı hedefleyen devrimci-demokrat emekçilerin birliğidir. Meclisimiz demokratik kitle örgütlerinin faşizme tam teslimiyeti seçtiği böyle bir süreçte direnmenin zorunluluğunu anlatmayı, kişileri ve kurumları direnişe davet etmeyi, direnişleri büyütmeyi, halkın direnme dinamiklerini canlı tutmayı görev bilmektedir.
Kamu emekçileri ağır bedeller ödeyerek bu süreci göğüslediler ve AKP Faşizmin in saldırıları karşısında pek çok kazanım elde ettiler. KHK’ların yarattığı adaletsizliği dünyaya duyurdular, KHK ile işten atmaları durdurdular, bedenlerini polis barikatları önünde siper ettiler ve demokratik hakların güvencesi oldular, halkın teslim alınmayacağını gösterdiler.  Ancak AKP Faşizminin saldırıları karşısında çaresiz kalan, intihar eden, ekonomik zorluklarla boğuşan, geçim sıkıntısı içinde, kendine güvenini kaybetmiş kamu emekçilerine ulaşmak, onları bir araya getirmek ve ortak sorunlarımıza ortak çözümler bulmak konusunda eksik kalmıştık. Bu eksikliğin farkında olarak ihraç edilmiş kamu emekçilerini bir araya getirmeyi hedefledik. 
Direnişlerimizi anlatmak, halihazırda bir direniş içinde olmayan ama bir şeyler yapmak, en azından bir araya gelmek gerektiğini düşünen, kendini anlatmak ve direnenlere kulak vermek isteyen kamu emekçilerini bir araya getirmek gerekliliği aşikardı. İnsanların zorluklar yaşadığını, kişiliklerinin ezildiğini, kendilerini yeni ve alışık olmadıkları bir biçimde yeniden var etmeye çalıştıklarına şahit oluyorduk. Biz ise direnişi özgürleşme olarak tarif ediyor ve kendimizi direnişle birlikte çok daha güçlü hissediyor, yeni varoluşumuzdan memnuniyet duyuyorduk. Öyleyse bunu da insanlara anlatmalı, onlara sadece direnmenin zorunlu olduğunu değil, aynı zamanda mutluluk verici olduğunu da göstermeli, bir araya gelmenin mutluluğunu ise hep birlikte tatmalıydık.
İhraç Kamu Emekçileri Kurultayı ile hedeflediğimiz bir başka nokta ise bu saldırının politik temelini kamu emekçilerine kavratmaktı. İhraç politikasının AKP’nin kendi aklıyla uydurduğu bir politika olmadığı, Emperyalizmin yıllardır yeni sömürgelerinde uygulamaya çalıştığı ve Türkiye’de de AKP iktidarıyla birlikte epey yol kat ettiği güvencesizleştirme ve çalışma hakkına dönük saldırılarının bir parçası olduğu gerçeğiydi.  Bu yüzden benzer saldırıların ve bu saldırılar karşısında direnişlerin de olduğu ülkelerden konuklar davet ettik. Bu saldırının emperyalizmin politikası olduğu, dolayısıyla büyük ve örgütlü bir saldırıyla karşı karşıya oluğumuz, bunun karşısında da örgütlü bir şekilde durmazsak sonuç alamayacağımız ve saldırıları boşa çıkaramayacağımız gerçeği kurultayımızın temel fikri olmalıydı.
En çok önemsediğimiz şeylerden biri de insanların bir araya gelmesi, birlikte düşünmesi ve üretmesi, birlik olmanın gücünü ve mutluluğunu hissetmesiydi. Faşizmin bizi ezmeye, hiçleştirmeye çalıştığı bir süreçte, küçük ya da büyük, bir araya gelişler, üretimler, fikir alışverişleri, en önemlisi de direnenlerin sesinin, çağrısının duyulması çok önemliydi.
Kurultay Hazırlıkları: Aylar öncesinden başlayan kurultay hazırlıkları Ankara ve sonrasında İstanbul’da yapıldı. Direnişçi arkadaşlarla 15 günde bir toplandık ve aldığımız kararları uygulamaya koyduk. Kimi arkadaşlarımız kurultay yerinin ayarlanmasında, kimimiz katılımcılarla görüşmede, kimimiz afiş, video ve sunumların hazırlanmasında görev aldık. Yurt dışından konuklar davet ettik. Buna Fransa’dan iki sarı yelekli direnişçi olumlu yanıt verdi ve misafirimiz oldular. Görüştüğümüz akademisyenlerden bir bölümü uygun olmadıklarını belirttiler. Bir bölümü memnuniyetle kabul ettiler. Onlarca ihraçla görüştük davet ettik. Afişlerimiz haftalarca sosyal medyada paylaştık. Gazeteler haber yaptılar. Son haftalarda çalışmalarımız o kadar yoğunlaştı ki başımızı kaşıyacak vakit bulamadık. Sonunda kurultayımızı gerçekleştireceğimiz İstanbul Perpa’da Elektrik Mühendisleri Odası konferans salonunda idik.
9 Şubat 2019- 1.Gün
Kurultay Bodrum direnişçisi, ihraç öğretmen Engin Karataş’ın açılış konuşmasıyla başladı. Yüksel direnişçisi ve 1 yıldan fazla tutsaklıktan sonra yeni tahliye edilen ihraç öğretmen Nazife Onay’ın özgürlük konuşmasıyla devam etti.
TANIŞMA: Kurultay Kemal Oruç hocanın drama atölyesiyle başladı. Kemal Oruç Hoca MEB Kararnamesiyle işinden edilmiş. İktidar onu da işinden atmak için bahaneler aramış. İtalyan Lisesi’nde çalıştığı için İtalyan ajanı mısın, misyoner misin gibi sorular sorulmuş soruşturmasında. Kendisi bir tiyatrocu alışkanlığıyla ipe sapa gelmez bu sorulara düğüm atmış, taşa vurulmuş baltanın sapına bağlamış. Tam da bu becerisiyle kurultaya katılan onlarca insanı inanılmaz bir beceriyle birbirleriyle tanıştırdı. Çok eğlendik, birbirimize dokunduk, kurultaya ısındık.
1.OTURUM: Sinop Üniversitesi’nden ihraç elden İrfan Mukul Semih ve Esra Özakça’nın da hocaları. Açığa alınması onları ziyaret etmesinden sonra oldu. Daha önce Nurettin Yıldız’ı protesto etmekten yargılandı ve beraat etti. İrfan hoca ile ilgili güvenilir bilgileri Cunhuriyet Gazetesi 18 Ocak 2018 tarihli haberden okuyabilirsiniz. “Benim işim nesnel dünyanın nesnel olaylarını anlatmak” diyen İrfan Mukul hoca kurultayın hazırlık aşamasında da emek veren hocalarımızdan.
            1.Oturum hocanın “Emperyalizmin Emek Dünyasına Dönük Saldırıları: Olan Bitenin Coğrafyası” konulu sunumu ile başladı. Aşağıdaki tablo üzerinden emperyalist saldırıların temelindeki nedenleri ve sonuçlarını anlattı. Bu tablodan da anlaşılacağı üzere çok açık ki emekçiler sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde emperyalist tekellerin politikaları ile eziliyor.
Tablo 1: Küresel İş Krizi (2015)
Faal küresel İşgücü                                                                                      
3,0 milyar
“Zarar görebilir işçiler”(kayıt dışı/ücretsiz)                                                                  
 1,5 milyar
Günde 5 dolardan az kazanan işçiler                                          
 1,3 milyar
Emek piyasasına girmeyen çalışma çağındaki nüfus                        
2,0 milyar
Faal olmayan (çalışmayan ya da okumayan) gençler                                  
 500 milyon
Çocuk işçiler                                                                                            
168 milyon
1.Oturumun ikinci sunumu Dersim’de Munzur Üniversitesi’nden 675 sayılı KHK ile ihraç edilen Candan Badem hoca tarafından gerçekleşti.1992 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Candan hoca ile ilgili güvenilir bilgileri Aras yayınlarının yazarlar sayfasından okuyabilirsiniz. Candan hoca sunum için davetimize olumlu yanıt vermiş Dersim’den gelerek kurultay boyunca ihraçlarla birlikte vakit geçirmiş, düşünceleriyle kurultaya katkı sağlamıştır. Sunumunda “Türkiye’de Emek Alanına Dönük Saldırılar” konusunu aktarmış emek alanına dönük saldırıları örneklemiştir.
1.Oturumun üçüncü bölüm konukları Fransa’dan gelen Sarı yelekli direnişçiler Yetkin Yılmaz Ve Pierre Tonachella oldu. Onlar da Fransa deneyimlerini anlattılar. Yetkin hem kendi deneyimlerini anlattı hem de Pierre’nin çevirmenliğini yaptı. Sarı yelekliler Fransa’daki protesto hareketlerini anlattılar. Sarı yelekliler eyleminden önce 2016 da Fransa’yı etkisi altına alan “Gece Ayakta” eylemlerini ve sonuçlarını anlattılar. Bugün devam eden Sarı Yelekliler eyleminin de daha önceki eylemlerin de Kapitalizmin emekçi halka dönük politikalarının Fransız halkı tarafından kabul edilmediğini ve edilmeyeceğini anlattığını ifade ettiler. Sarı yeleklilerin anlatımları Fransızca “On Lache rien” yani Asla Pes Etmeyeceğiz sloganıyla ve alkışlarla son buldu.
1.Oturum dördüncü sunumu BES İstanbul 1 nolu şube başkanı ihraç büro emekçisi Dursun Doğan tarafından gerçekleşti.  Dursun Doğan “Ne Yaptık? Ne Yapmadık?” başlığı altında KESK ve sendikaların bugüne kadar emek mücadelesindeki durumlarını ortaya koydu. Konusu içinde sendikaların devrimci memurların emeği ve ödediği bedellerle kurulduğunu ancak reformist anlayışların sendikaları hareketsiz hale getirdiğini anlattı. İhraç edilen Kesk’li kamu emekçilerinin bir direniş etrafında birleştirilememesinin nedenlerini anlatan Dursun Doğan, iktidarın politikalarına karşı cevap vermeyen Kesk’teki reformist anlayışların devrimci sendikacılık anlayışını tasfiye ettiğini tam bir teslimiyetin içine düştüğünü anlatarak sunumunu bitirdi.
II.OTURUM:
İhraç edilen öğretmen Acun Karadağ’ın “İhraçların Nedenleri ve Sonuçları” başlıklı pover point sunumu ile başladı. Karadağ İhraçların nedenlerinin İktidarın “terörle mücadele, devlet düşmanları, sevmiyorduk attık, devlet size bakmak zorunda mı gidin özellerde çalışın, bizden olmayanları çalıştırmayız” gibi yaydığı yapay söylentilerinin ve yaratmak istediği algının aksine tam da emperyalist politikaların bir sonucu olduğunu söyleyerek başladı sunumuna. Bu ihraçların 24 Ocak kararlarından başlayarak, GATS Dünya Hizmet Ticaret Anlaşması’nın bir sonucu olduğunu anlattı. KHK’lıların yaşadıklarına dair anket raporlarının sonuçlarını anlatarak sunumunu bitirdi.
Acun Karadağ’ın ardından Avukat Ferdi Yamar KHK ile ihraçların hukuki durumunu anlatırken özellikle direnişlerin polis ve adli işlemler sırasında uğradıkları haksızlıkları anlattı. Özellikle Bakırköy direnişi üzerinden hukukun iktidar tarafından nasıl kötüye kullanıldığını, kararların talimatlarla verildiğini, savcı ve hakimlerin tarafsızlığını tamamen yitirdiklerini, direnişlerin bu anlamda çok önemli olduğunu anlatarak, sokak direnişlerinin iktidarı nasıl korkuttuğuna vurgu yaptı.
2.Oturumun son konuşmacıları Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Nursel Tanrıverdi “İhraçlar Politikası Karşısında Sendika ve Odaların Tavrı” başlığı ile ihraçlar karşısında KESK, TMMOB, DİSK ve TTB dörtlüsünün tavırlarını eleştirdiler. Nuriye Gülmen konuşmasına Lami Özgen’in Kesk başkanıyken ihraçların başladığını ve KESK’teki ihraçlara yol kazası diyerek ihraçları meşrulaştırdığını söyleyerek başladı. KESK’in ihraçlara karşı sessizliğinin temelinde reformist bu anlayışların sorumlu olduğunu anlattı. Daha sonra KESK’te başlayan oturma eylemi ve sonunda direnişçilerin işkence ile Kesk binasından atılmasını anlattı. Bu saldırıların videosu izlendi. Videodaki saldırı görüntüleri salondaki tüm katılmcılar tarafından tepkiyle karşılandı. Şebnem Korur Fincancı konuşmasına videodan bahsederek başladı. Saldırıların kabul edilemez olduğunu ve bu konuda özeleştiri yapmalıyım diyerek kınamak konusunda geç kaldığını, buradan ayrıldığında en kısa sürede bu saldırıları gerçekleştirenler için sendikadan ihraç edilmeleri konusunda dilekçe vereceğini belirtti.
Nuriye Gülmen’den sonra söz alan Nursel Tanrıverdi, KESK Şubeler Platformu’nun İstanbul’da 70 hafta yapılan KHK Direniş eylemini polis saldırısından sonra nasıl bitirdiğini, alanları terk ettiğini ve nasıl teslim olduğunu anlattı. 70 haftadan sonra Selvi Polat öğretmenle direnişe devam ettiklerini anlatarak konuşmasını bitirdi.
III.OTURUM:
Oturum Profesör Şebnem Korur Fincancı’nın “İhraç Politikasının Sağlık Alanına Yansımaları” sunumuyla başladı. Şebnem Korur Fincancı, adli tıp, işkencenin saptanması ve rehabilitasyonu alanlarında uzman bir doktor. İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Adli Tıp Uzmanları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Ceza Hukuku Araştırmaları Derneğinin kurucu üyesidir.  Şebnem hoca ihraç edilmediğini ama birkaç hafta önce zorunlu olarak emekliye ayrıldığını ifade ederek başladı konuşmasına. Hocanın sunumunda ekrana yansıttığı
“Sağlık ihraçları
Tıp eğitimi
Sunulan sağlık hizmetlerinin niteliği
Sağlıkta reel ücret düzeyi
Kapatılan hastaneler ve kapatılan tıp fakülteleri
                                                                    SAĞLIĞA ZARARLI “
Tablosu üzerinden ihraçların topluma yansımalarını ve sonuçlarını anlattı.
3.Oturumun ikinci konuğu AÜ. DTCF Tiyatro bölümünden ihraç edilen akademisyen Doç.Dr. Süreyya Karacabey’di. Karacabey “Gündelik Hayatta Direnmek” kitabının yazarı. Tiyatro’ya ait iki kitabı daha var. Hoca Akademi alanındaki ihraçları ve durumu anlattı. İhraçlarından sonra Sokak Akademisi’ni kurduklarını ancak bunu devam ettiremediklerini, akademinin sokak direnişi konusunda çekingenliğini anlattı. Akademide yaşanan duygusal yıpranmayla birlikte bazı bölümlerde öğrencilerin hocasız kaldığına eğitimin gerçekleşemediğine vurgu yapan Karacabey Yüksel direnişçilerini desteklediğini de anlattı.
Süreyya Karacabey’den sonra Toplumsal Gazetesi ve Halk Web yazarı gazeteci Çağdaş Gökbel söz aldı. Eğlenceli sunumuyla katılımcıları gülümseten Gökbel Medyada yaşananları anlattı. Yandaş medya ile birlikte sol basını da eleştiren Gökbel genç gazetecilere güvendiğini bu anlamda kendisini davet eden Direnişler Meclisi’ne de teşekkür ettiğini söyledi.
9 Şubat günü gerçekleşen oturumlar Grup Yorum’un Müzik dinletisiyle sona erdi.
10 ŞUBAT 2019 2.GÜN
Yine Kemal Oruç hocanın “Birlikte Güçlüyüz” drama atölyesiyle başladı. Kemal Hoca yine katılımcılarla harikalar yarattı. Yaratıcılığının zirvesine ulaşan konuklar etkinliğe kahkahalarla katıldı.
1.OTURUM İhraçların kendilerini anlattığı bölümdü. İhraçlar kürsü haklarını kullanarak yaşadıklarını anlattılar. İşe ihraçların birbirlerine dokunduğu bölüm drama atölyesi ve bu oturum oldu.
Bu oturumun sonraki bölümünde ihraçlara ve direnişlere dair sinevizyon gösterisi alkışlarla izlendi.
2.OTURUM Ne yapmalı bölümünde katılımcılar bundan sonra ihraçlara dair nasıl bir yol izlenmeli sorularını yanıtladılar. Katılımcıların kürsüden dillendirdikleri öneriler şöyle;
NE YAPMALI?
*Her iş kolundan temsilcilerle bir kurultay daha düzenlenmesi
*Bölgesel toplantılarla bir araya gelinmesi
*Yerellerde toplantılar, çalıştay ve atölyeler yapılması
*Doğa için çal benzeri bir çalışmanın ülkenin farklı yerlerindeki ihraçlarla yapılması
*Farklı illerde paneller düzenlenmesi
*İhraçların 1000.gününde bir etkinlik düzenlenmesi
*Tek tek ihraçlara gidilmesi, konuşulması
*İhraçlar için bir tiyatro metni yazılması ve oynanması
*Aydın ve gazetecilerden öneriler alınması, ortak etkinliklerin yapılması
*Sendikaların greve zorlanması
*Direnişler meclisinin programlayacağı bir planla ihraçlara toplu ziyaretler yapılması
*Direnenlerin sayısının artırılması, destek verilmesi
*İmza masaları açılması
*KHK’lılara yönelik kısa film
*İhraçlarla görüşmelerde raporlar hazırlansın. Görüşmeler için komiteler kurulsun.
* İhraçlara gidildiğinde videolar istensin
*Alanların emekçilere açılmasını sağlayacak başvurular ve eylemler yapılsın
Bu önerilerden sonra önerilerin görüşülmesi ve karar bağlanması için bir İstanbul buluşması tarihi belirlendi. Vedalaşmaların ardından herkes illerine doğru yola çıktı.
Katılımcılar en çok bir araya gelmiş olmaktan dolayı mutluydular. Böyle etkinlikleri daha sık yapmak gerektiği, birlikte olmanın hepimize iyi geldiği, daha çok üretmek ve fikir alışverişinde bulunmak gerektiği ifade edildi.
Teşekkür: Kurultaya katılanları lezzetli yemeklerle buluşturan, çay kahve ihtiyaçlarını karşılayan, ozalitinden, müziğine kadar hazırlıkta, kurultay esnasında emek veren bire bir zihnen ve bedenen çalışan herkese; hocalarımıza, ihraçlara, kurultayımızı başından son anına canlı yayınla medyada haberleştiren FOSEM ekibine, Grup Yorum üyelerine teşekkür ederiz.
                                                                                                                        
DİRENİŞLER MECLİSİ

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode