6
Özgür Tutsaklardan Mektup Var!: 56. Gün
Özgür tutsaklık, ilk bakışta çelişkili bir kavram gibi görünüyor. Hem tutsak hem de özgür olmak mümkün mü? Aslında bu soruyu evet ya da hayır diye cevaplamak özgürlüğü nasıl tarif ettiğimize, nasıl kavradığımıza bağlı.
Bir iki yıl önce, 20 yılı aşkın tutsaklıktan sonra serbest kalmış “eski” bir özgür tutsakla konuşma fırsatım olmuştu. Herkes Abinin uzunca bir süresini tecrit hapishanelerinde, önemli bir kısmını da ağır tecrit koşullarında (tek kişilik hücrede) geçirdiği 20 küsur yıllık tutsaklığından sonra “dışarı” tecrübesini, tecritte geçen yıllarını, tecritle nasıl başa çıktığını merak ediyordu. Yılların tutsağı hayatım boyunca unutamayacağım bir cevap vermişti bu soruya: Dışarıdayken ne kadar özgürüz? Şimdi, kıyısında oturduğumuz bu denizin içinde mültecilerin cesetleri varken, mehtabı seyredip özgür olduğumuzu düşünebilir miyiz ya da özgürmüş gibi yapabilir miyiz? Denize baktığında mehtaptan çok mültecilerin cesetlerini gören bir bilincin, tecrit hücrelerinde duvarları değil, duvarların ardındaki yaşamı görmesi şaşırtıcı değil sanırım.
Özgür tutsaklık bir gelenektir. Zindanlarda da direnmenin, kapatılmış olmayı asla kabul etmemenin, durmaksızın üretmenin, neden tutsak edildiğini bilmenin ve hiçbir koşulda teslim olmamanın adıdır. Özgür tutsaklık yokluk içinde yaratmak, sınırları zorlamak, duvarlar ardında duvarsız bir bilince sahip olmaktır. Özgür tutsaklar okurlar, yazarlar, el işi yaparlar, mektuplaşırlar, siyaset üretirler, gündemi takip ederler, volta atarlar, sanatsal faaliyetler organize ederler, şarkı söylerler ve bolca gülerler. Ağladıkları da olur elbet. Bizim gündelik koşuşturmacanın içinde kaçırdığımız pek çok olaydan haberdardırlar. Düşünmeye de vakitleri vardır ama 24 saat onlara asla yetmez.
OHAL’le birlikte hapishanelere saldırılar da arttı. Hatta biz dışarıda henüz OHAL’in etkilerini tam olarak hissetmezken tutsaklar pek çok yasak ve baskıyla karşılaşmaya başlamışlardı. Avukatlarıyla görüşleri engellendi, kitap, iletişim, görüş yasak ve sınırlamaları getirildi. Çok yaygın bir sürgün saldırısı başladı. Bu uygulamalar karşısında yapılan direnişlere işkenceyle cevap verildi.
Siyasi tutsaklar için kitap neredeyse her şeydir. Yaşamla, siyasetle, kendileriyle ve yoldaşlarıyla kurduğu en gerçek bağdır kitap okumak. En önemli besinidir tutsağın. Ailesini görmemeye dayanır da kitap okumamaya dayanamaz. Tutsakların en kıymetli gerecini, üretim kaynaklarının can damarını ellerinden almak istediler. Alamadılar. Hapishanelerde saldırılar da direnişler de sürüyor.
Kocaeli 1 No’lu F Tipi hapishanesinden özgür tutsakların mektubu geldi bugün. F Tipi hücrelerini dolaşmış, tutsakların gözlerine değmiş satırlar direniş alanımızdaydı. Direnenler fiziken buluşamasalar da birbirlerinden güç alırlar, yalnız olmadıklarını bilirler, nerede zulme karşı bir baş kaldırma varsa yürekleri orada atar. Bizim yüreğimizin bir tarafı, yaşamın kendisinin direnmek demek olduğu F Tipi tecrit hücrelerinde atıyor.
Kocaeli 1 No’lu F Tipi hapishanesinden özgür tutsakların mektubu geldi bugün. F Tipi hücrelerini dolaşmış, tutsakların gözlerine değmiş satırlar direniş alanımızdaydı. Direnenler fiziken buluşamasalar da birbirlerinden güç alırlar, yalnız olmadıklarını bilirler, nerede zulme karşı bir baş kaldırma varsa yürekleri orada atar. Bizim yüreğimizin bir tarafı, yaşamın kendisinin direnmek demek olduğu F Tipi tecrit hücrelerinde atıyor.
Bugün direnişin başından bu yana en soğuk havayı gördük: -7. Katalitik sadece kendisini ısttığı için yeni bir soba arayışına girmiştik, Pir Sultan Yenimahalle Şubesi bir Ufo göndermişti. Alana elektrik çekerek sobamızı yaktık. Maalesef Ufo da katalitik sobadan pek farklı değilmiş. Bizi alanda ısıtacak bir soba arıyoruz halen. Çevreye rahatsızlık vermek istemediğimiz ve is kokusuyla yaşamak istemediğimiz için ateş yakmayı tercih etmiyoruz. Aklınıza bir çözüm gelirse bize yazın, bizi arayın.
İmza toplamaya devam ediyoruz. Dün dikkatimi çekti, föydeki isimler okunmaz halde. Bütün sayfadaki karakteristik titrek yazıyı görünce anladım: Soğuktan eller kalem tutamıyor. Bu föyler ne emeklerle dolu. Bizim için imza toplayanların, atanların emeklerine sağlık. Emeklerimiz karşılıksız kalmadı, kalmayacak, biliyoruz.
Selam etmesem çok eksik kalır. Veli Abi’nin annesi Kader Ana bizimleydi bugün. Gözleme ve çay getirmiş. Yılların yüzündeki izlerini, emekçi ellerini görmek bile bize öğretiyor. Yetmiş küsur yaşıyla direnişe desteğe gelen Kader Ana, “siz de benim birer evladımsınız” diyor. Bize soğuk işler mi?
Soğukla mücadelemiz yarın da sürecek. Herkesi bekleriz.
Soğukla mücadelemiz yarın da sürecek. Herkesi bekleriz.
Sevgi ve selamlar,
Nuriye

