2
SEVGİ BALCI’NIN KATİLİ AKP’DİR!
Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
AKP Antalya Milletvekili Hüseyin SAMANİ’nin kızı Betül SAMANİ GÖKAY 14 Temmuz 2017’ de yayınlanan 692 ayılı KHK ile ihraç edildikten sonra 25 Ağustos 2017’ de yayınlanan KHK ile işine OLAĞANÜSTÜ bir hızla ve kolaylıkla iade edildi. Betül SAMANİ GÖKAY’ın işe iade edilme gerekçesi AKP Milletvekili (babası) Hüseyin SAMANİ’nin kızının yanlışlıkla ihraç edildiğini söylemesidir. Hiçbir gerekçe gösterilmeden ihraç edilmiş, açlığa mahkum edilmiş kamu emekçilerine hiçbir işlevinin olmadığı defalarca kanıtlanan, AKP bürokratlarının insafına teslim edilen OHAL komisyonu adres gösterilirken AKP Milletvekilinin kızı bir KHK ile işe iade ediliyor.
AKP’li vekil kızı Betül Hanımefendi işine dönüp keyfine bakarken KHK ile 10 ay önce ihraç edilen üç çocuk annesi Sevgi BALCI intihar etti. 15 Ağustos 2017’de Burdur’ un Bucak ilçesinde yaşayan ve KHK ile ihraç edilen 7 aylık bebek annesi 37 yaşındaki Sevgi BALCI yaşamına son verdi. Sevgi BALCI’nın eşinin de daha önce çıkartılan KHK ile ihraç edildiği belirtildi. Hayatını kaybeden annenin ailesine Kamu Emekçileri Cepheli Memurlar olarak başsağlığı diliyoruz.
Her fırsatta anaların kutsallığından, anaların ayakları altındaki cennetten, manevi değerlere bağlılıktan dem vuran din tüccarı AKP zihniyeti; 7 aylık bebeğini ve iki çocuğunu ardında bırakarak, canından vazgeçen Sevgi Balcı’yı ana olarak görmedi. Havuz medyasının, faşizme biat eden; gözlerine soktuğunuz en yalın gerçekleri bile arsızca yalanlayan ve yok sayan haber çevrelerinin umurunda olmadı Sevgi Balcı. Muhalif haber sitelerinin gözünden kaçtı belki bu “küçük” haber. Fakat artık biliyoruz, biliyorsunuz bu can yakan gerçeği. Sesimizin, yazımızın ulaştığı her yerde haykırmalıyız: “AKP FAŞİZMİ, KHK ZULMÜYLE ÜÇ ÇOCUK ANNESİ SEVGİ BALCI’YI KATLETMİŞTİR.” Emekçilerin katili halk düşmanı AKP hükümeti, daha önceki cinayetlerinde olduğu gibi Sevgi Balcı’yı da taammüden öldürmüştür ve suçu sabittir.
Faşizmin emekçilere, halka karşı işlediği suçlar onların sınıf kininin bir sonucudur. Bizler bu katil ve hırsız sürüsünün karşısında ancak haklı kinimizle, güçlü belleğimizle ve kavgamıza olan inancımızla hesap sorabiliriz. Hayır, sadece sloganlardan, içi boş “unutmadık, unutturmayacağız” afişlerinden söz etmiyoruz. Gerçekten kim olduğumuzu, kimden yana olduğumuzu ve tarihsel sorumluluğumuzu unutmadan “gerçekten” hesap sormaktan söz ediyoruz. İpin ucunda sallanan genç bir annenin geride bıraktığı 7 aylık bebeği, kimden bekleyebilir bu hesabın sorulmasını?
“sor bunların hesabını” diyorlar. “bir vakit orman kuytuluklarına atılmanın, dipsiz kuyulara salınmanın, ahlaksızlıkların, namussuzlukların… sor bunların hesabını… makineye kaptırılan kol için sor, üzerine kurşun yağan bedenler için sor” ve üç çocuğundan faşist AKP’nin zulüm kararnamesi ile koparılan Sevgi Balcı için de sor… Soralım…
O bebeğin annesiz bırakılmasının hesabını halkın onurlu insanları, devrimci emekçiler sorabilir ancak. Zaten bütün kavgamız, zulmün karşısında tereddütsüz direnmemiz, zalime boyun eğmeyişimiz bir tas çorba için değerlerini satmamış yoksul halkımız ve onların çocukları, çocuklarımız için değil mi? Onlara özgür, sosyalist, güneşli bir vatan yaratmak için değil mi? İşte Sevgi Balcı’yı katledenlerin yakasına yapışmamız da bu kavganın bir parçası. Sevgi Balcı inancı, düşüncesi ne olursa olsun üç çocuk sahibi genç bir anneydi ve bir kamu emekçisiydi. Onu yaşamdan ve çocuklarından koparan KHK kararı bütün kamu emekçilerini kuşatan insanlık dışı çemberin ta kendisidir. Sosyal ölü veya gerçek bir ceset… AKP faşizminin, saltanatına biat etmeyen milyonlarca kamu emekçisine biçtiği rol budur. Sorunun çözümü bizim faşizme biçtiğimiz rolde düğümlenmiş durumda. Kamu emekçileri olarak karşımıza sosyal ve fiziksel ölüme mi razı olursunuz alçaklığı getiriliyor. Böylesine aşağılayıcı bir saldırıya seyirci kalmamak her onurlu emekçinin asıl sorumluluğudur.
AKP, KHK’larla kamu emekçilerini işinden, eşinden, çocuklarından mahrum etmeye, aileleri parçalamaya, onlarca insanı intihara sürüklemeye devam ediyor. Bugüne kadar onlarca kamu emekçisinin intihar ettiğini bilinmektedir. KHK zulmüne karşı direnmeyip sosyal ölü olmayı kabullenen veya intihara yönelen ihraç edilmiş kamu emekçilerinin içine itildiği bunalımlar Nuriye ve Semih’in direnişlerinin haklılığını bir kez daha ortaya çıkarmış oluyor.
KHK ile işlerinden atılan Nuriye ve Semih 292 gün önce Ankara’da Yüksel Caddesi’nde direnişe başlamışlardı. İki kamu emekçisi 173 gündür de açlık grevini sürdürmektedirler. Nuriye ve Semih halkımızı AKP’li bakan tarafından “ağaç kökü yesinler” cümlesiyle aşağılanmasına karşı bedenlerini açlığa yatırarak halkımızın ekmeğe ve adalete doymaları için başlattıkları onurlu direnişi sürdürüyorlar.
HALKIMIZ; KURTULUŞUMUZ BOYUN EĞMEKTE VE İNTİHARLARDA DEĞİL ZULMÜN HER TÜRLÜSÜNE DİRENMEKTEDİR.
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ
