Son 1 aydır ülkemizin dört bir yanından halkımız yangınlarda, sellerde kendi hayatlarını, eşlerini, çocuklarını, ana-babalarını, evlerini, topraklarını, hayvanlarını, araçlarını kaybediyor. Her gün acılarımız katlanıyor, yitirilen canlar, alt üst olan yaşamlar öfkemizi artırıyor.
Yapılmayan denetimler, alınmayan önlemler, rant politikaları, yaşamlarımıza mal oluyor. Yapılan bu katliamın adı bugün yangın oluyor, sel oluyor. Yarın ise bunun adı “deprem” olacak, bunu gayet iyi biliyoruz.
Daha ucuz olsun diye inşaatta deniz kumu kullanıp 1999 Marmara depreminde on binlerce insanımızın canları üzerine servetlerini kuranlar, bugün de rant uğruna halkımızın canını hiçe saymaya devam ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Ağustos 2021 tarihli deprem raporunda; şu ana kadar 39 ilçenin 22’sinde tamamlanan bina analiz çalışmasına göre İstanbul’da gerçekleşecek olası 7.5 büyüklüğündeki bir depremde, 83 bin binanın ağır veya çok ağır hasar alması, 140 bine yakın binanın da orta hasar alması bekleniyor. İstanbul’da toplam 1 milyon 160 bin bina bulunuyor ve yaklaşık 800 bini, 2000 yılı öncesinde yapılmış. 2000’den önce yapılan binaların daha riskli olduğu bir gerçek. Yani İstanbul’daki binaların çok büyük bir kısmı, depreme dayanıksız…
Doğal Olayları Afete Çeviren, AKP Faşizminin Rant Politikalarıdır
Halkın yaşam alanlarına kurulan HES’lerle bir yandan doğa yok edilirken; diğer yandan da bir derenin taşması sonucu 5 katlı apartmanlar, 5 dakika içinde yerle bir oluyor… Malzemeden çalan inşaat tekelleri, bir yandan “Evi çok eski olan vatandaşlar, keşke bizim de evimiz yansaydı diyecekler” ifadeleriyle halkımızı TOKİ evlerine mahkum ederken; diğer yandan da rant uğruna yapılan binaların sonucunda depremde on binlerce insanımız toprak altında kalıyor, hayatlarını kaybediyor… Yüz binlerce, milyonlarca insanımız evinden, eşyalarından oluyor…
Nazım Hikmet’in dediği gibi; “bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir” bütün bu yapılanlar… Bu asalak kan emiciler halkı sömürmeye, katletmeye devam etsin diyedir. İşte halkımızın katilleri; emperyalizm, işbirlikçi faşist AKP iktidarı ve uşaklığını yaptığı yerli işbirlikçi tekellerdir…
Meydana gelen katliamlara ‘kaza’ veya ‘doğa felaketi’ diyerek suçlarını gizlemeye çalışan, gerekli önlemleri almayarak göz göre insanlarımızın ölümüne sebep olan, bu sömürü düzenidir. Şimdi İstanbul’da şiddetli bir deprem olsa, binlerce yoksul insanımız katledilecektir. Ve bunun adına doğa felaketi diyeceklerdir bu sömürü düzeninin temsilcileri. Biz ise diyoruz ki; bunlar birer doğa felaketi veya kaza değildir. Bu önlemleri almak için harcanacak parayı halkımızdan daha önemli gören, odağına kendi kârını koyan, bu sömürü sistemidir. Emperyalizmdir, işbirlikçi tekellerdir, faşist AKP iktidarıdır.
Halkın Mühendis Mimarları Olarak Çağrımızdır!
1) Bizler; halkımızın yaşadığı acılarda, sorunlarda onların yanlarında olduk. Yaşamlarını kolaylaştıracak, düzene mahkûm olmamasını sağalacak projeleri halktan öğrenip halkla birlikte geliştirdik. Bugün de düzenin yarattığı sorunlara, halkımızın yaşamının hiçe sayılmasına karşı tüm meslektaşlarımızı, mesleklerini halk için yapmaya çağırıyoruz.
2) Kâr üstüne kâr elde etmek bizim canımızı yok sayan, ölümlerimize sebep olan, evlerimizi, yaşama dair her şeyimizi yitirmemize sebep olan bu iktidar, acılarımızda bizim yanımızda değil, karşımızda olur. Bizim hiçbir sorunumuzu onlar çözemez. Halkımız, asırlar boyu dayanışma ile kendi yaralarını sarmış, merhem olmuştur. Dayanışma ile, el birliği ile yaralarını sarmayı, sorunlarını çözmeyi bilir. Bugün için de aynı durum geçerlidir. Halkımız; AKP faşizminin talanlarına, katliamlarına karşı Halk Meclislerinde örgütlenmeli ve mücadele etmelidir.
Halkın Mühendis Mimarları
