Direnen Şişli Belediyesi İşçileriDirenişin 68. Günlerinde Hala CHP’nin Zulmüyle Karşı Karşıyaİşlerini İstemeye Devam Ediyorlar
Turan Aktaş’ın Ev Hapsiyle Direnişe Saldıran AKP ve CHP Direnişi Teslim Almaya Çalıştı
Turan Aktaş Direnişin Gücü ve Haklılığından Güç Alıp Kırmıştır Kelepçeyi!
Bilin: Halkın ekmeğidir adalet.
Bakarsınız bol olur bu ekmek,
bakarsınız kıt,
bakarsınız doyum olmaz tadına,
bakarsınız berbat.
Azaldı mı ekmek, başlar açlık,
bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.
Bozuk adalet yeter artık!
Acemi ellerde yoğrulan,
iyi pişirilmemiş adalet yeter!
Yeter katıksız, kara kabuklu adalet!
Dura dura bayatlayan adalet yeter!
Şili Belediyesi’nin dört işçisi, dört emekçisi yaklaşık 800 gündür işleri, ekmekleri için kar-kış demeden direnmeye mücadele etmeye devam ediyorlar. Mevsimlerdir direnen işçiler türlü türlü saldırılar ve işkenceler yaşadı. Yaşadıkları her işkence onları çelikleştirdi kendilerinin haklı olduklarını bir kez daha ortaya koyarak mücadeleye devam ettiler. Gün oldu dört işçiyle, gün oldu iki işçiyle, gün oldu tek işçiyle de olsa direnmeye haklarını istemeye devam ettiler.
Peki, Şişli işçileri kim? Onlar belediyenin temizlik işlerinde çalışan dört emekçiydi, onlar kapımızın önündeki atıkları toplayarak emeklerini satan, alın teriyle çocuklarını büyüten sizden bizden halk.
Onların işten atılmasının sebebi yolsuzluk, zimmetine para geçirme ya da yüz kızartıcı suç değil.
Turan Aktaş eşit işe eşit ücret istedi ve işinden atıldı. Kakil Yazar zorla emekli edildi, Ramazan Çelik iftira atılarak emekten gelen hakkı olan muvazaa davasından alacaklı olmasın diye ayak oyunuyla atıldı. Salih Bitnel sırf atılan ve direnmeye başlayan üç işçiye destek verdiği için onu da zorla isteği dışında emekliliğe ayırdılar.
Şimdi ahlak bunun neresinde? CHP gün boyunca kendilerine yakın kanallardan yayın yaparak iktidara gelmeleri halinde yoksulluğa ve işsizliğe son vereceğini vaat ediyor. Peki, kapısının önünde 800 güne yakındır direnen dört işçinin bu taleplerini neden görmezlikten geliyor?
Görmezlikten geldiği işçilerin sorunları çözülemeyecek kadar derin mi? Bizim için ve tüm halkımız için hiç zor değil. CHP ve onun yanında olan burjuva partiler için çok zor. Çünkü işçi sınıfı onlar için ezilmesi ve yönetilmesi gereken bir kesimdir. Onların istediği işçiler başını kaldırmamalı toplu iş sözleşmelerinde. Onların istediği işçinin belirlediği ya da ön gördüğü bir sözleşme değil, tamamen kendilerinin istediği bir sefalet ücretiyle birlikte, kölelik maddelerini geçirme protokolü haline getirmektir TİS’i. Bunun içinde sendikaları satın alır ve yönetimlerini belirleyebiliyorsa kendiyle işbirliği yapacak olan işçi düşmanlarını getirir tıpkı Şişli Belediyesi’nde olduğu gibi.
Genel-İş’in İşçinin Değil Patronun Sendikası Olduğu Tescillemiştir!
1- 800 güne yakındır süren bir direnişi DİSK/Genel-İş sahiplenmek bir yana direnişin başında belediye başkanlığına “bu direniş sendikanın örgütlediği ve sahiplendiği bir direniş değildir” diyerek bir yazı gönderir.
2- DİSK, TTB, TMMOB ve KESK’in Ankara’da organize ettiği “emekten ve halktan yana bütçe” mitingine direnen Şişli işçileri alınmadı. Tertip komitesinin polise “almayın” talimatıyla işçiler alandan zorla uzaklaştırıldı.
Bunları çoğaltmak mümkün, sınıf sendikacılığının yok edildiği ABD sarı sendikacılığının olduğu bir terde işçi sınıfından ve haklarından bahsetmek mümkün değil. Patron sendikacılığı yapan bu asalaklar işçi ve emekçinin aidatlarıyla lüks otellerde ve otomobillerde holding tarzı sendika binalarında koltuk kavgası yaparlar.
Direnişi Saldırılarla Bitiremeyen CHP Ev Hapsiyle Turan Aktaş Nezdinde
Tüm İşçileri Teslim Almak İstediler!
Ankara’ya adım adım yürürken işçilerin yürüyüşünü AKP-CHP ortaklığında bir operasyonla bitirmeye çalıştılar direnişi. Yetmedi, Turan Aktaş’a ev hapsi verildi. Ev hapsine mahkum edilerek direnişi kırmaya çalıştılar. Direnen işçiler “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” diyerek direnişi bir süre üç kişiyle CHP Genel Merkezi önünde devam ettirdi. Şimdi ise Turan Aktaş elektronik kelepçesini kırarak direnişten aldığı meşrulukla CHP Genel Merkezi’nin önünde direnmeye başladı. Bu işçi sınıfı için bir kazanım, meşruluk, direnme ve kazanmanın ilk adımıdır. Direniş hala kendini büyüyerek korumaktadır. Şişli işçileri ve direnen tüm emekçiler her zaman bu direnme gücüne dayanır, dayanacaktır. Zafere kilitlenen bir direnişi asla yenemeyeceksiniz! Yerlerde sürükleyin, gözaltına alın, işkence yapın. 800 günlere yaklaşan bu direnişi hala yenebileceğinizi düşünüyorsanız sınıflar mücadelesinin gerçekliğinden bihabersinizdir. Ama eminiz ki bundan haberiniz var ve bu yenilgiyi bir an önce kabullenip dört işçinin hakkını geri verin.
Direniş, Kavgayı ve Meşruluğu Öğretir İşçi Sınıfı Hakkını Meydanlarda
Mücadeleyle Vura Vurula Kıra Kırıla Öğrenecek Ve Öğretecek!
Şişli işçileri sendika olmaksızın sınıflar mücadelesinden aldığı güç ve meşrulukla direnmeye devam ediyor. Faşizmin dayattığı adaletsizliklere karşı meşrulukla karşılık verip kırıyor kelepçesini, gözaltı saldırılarına karşı sloganlarla ve oturma eylemiyle direniyor, yıldırma politikalarına karşı direnişle ve inançla karşılık veriyorlar. Bu inanç ve coşku Şişli Belediyesi’nde iş baskısına uğrayan emekçilere direnmeyi öğretiyor.
En son iş baskısı yüzünden açıklama yapmak zorunda kalan Kasım Aksu {9ed2e8a2467cfed318a8ab798d87cd6238aadbf4ba6064eab02a08b0797b02a9}85 engelli ve engeline uygun bir iş vermesi gereken Şişli Belediyesi yönetimi Kasım Aksu’yu işinden atmak için türlü ayak oyunları yapıyor. Bu ayak oyunlarından ötürü işçiler işini, emeğini savunmak için direnecek. Bu iş baskıları yeni direnişlere gebe oluyor. İşte direnen Şişli işçisinin emekçilere öğrettiği gerçek budur. Patron belediyeciliğe karşı sendikanın ihanetine karşı İşçi Meclislerinde Örgütlenelim.
İşçi Sınıfının Yol Açıcı Ve Göstericisi İşçi Meclisi Olacak!
Şişli Belediyesi işçileri bu gerçeklikten yola çıkarak, sarı sendikacılığa ve patron belediyeciliğine karşı örgütlenmekten korkmamalı. Patron Belediyeciliği yapan Şişli Belediyesi her işçiyi emekçiyi korkuyla yönetmeye, kendine güven duymamasını sağlamaya, yalnız olduğunu hissettirmeye çalışıyor. Çünkü burjuvazi örgütlü işçiden korkar. O zaman bize düşen şey burjuvazinin korkusunu büyütmektir. İşçi ve emekçileri örgütlemek güven vermek tek alternatifin sendika olmadığını göstermek için İşçi Meclisi’ni anlatmak ve yaymak için kolları sıvayacağız. Çünkü tek alternatifimiz işçiye güven veren, patron belediyeciliğine korku salan meşru örgütlenme olan İşçi Meclisidir!
Bu inanç ve perspektifle Şişli işçilerinin direnişi İşçi Meclisi öncülüğünde devam eden Turan Aktaş’ın direnişiyle birleşmiştir. Bu ideolojik güçle zafere yürüyeceğiz!
Şişli işçilerinin direnişi bize şunu göstermiştir.
1- Birleşirsek kazanırız.
2- İşçi ve emekçiden yana olan ileri kararları yasalara boğmadan meşruluğumuza ve haklılığımıza dayandırdığımızda hiçbir yasa bizleri teslim alamaz. Zira yasa ve hak tanımayanlar patron belediyeciliğidir burjuvazidir.
3- Faşizmin bize dayattığı ev hapsi, baskı, gözaltı saldırıları, işkence ve tehditlere karşı işimizden ekmeğimizden aldığımız meşru güç, ne yasalara hapsedilebilir ne de boyun eğdirebilirler.
4- Turan Aktaş’a dayatılan ‘kendinin gardiyanı olacaksın, direnmeyeceksin’ politikası bu perspektifle boşa çıkarılmıştır. Direniş nihai zaferini kazanmadan işçi sınıfına siyasi bir zafer kazandırmıştır. Bu şişli işçilerinin direnişi ve işçi meclisinin mücadelesiyle olmuştur.
5- Bu direnişte siyasi zafere ekleyeceğimiz çok şey var, Ankara’ya işçiler olarak yürümenin kararlılığı, CHP’nin önünü eylem yerine dönüştürmek ve hesap sormak, belediye binasından işimi istiyorum pankartını sallandırmak, CHP binasını işgal etmek bu militan eylemlikler işçi sınıfının yol göstericisi olmakla birlikte bir kazanımıdır.
6- CHP ve AKP bu militan işçi direnişinden korkar. Korktuğu içinde saldırır ve işçinin hakkını vermek istemez ayak direr. Ama biz biliyoruz ki; emeğin hakkı ancak direnerek kazanılacaktır ve şimdi de böyle olacak.
Halkımız, işçi ve emekçi kardeşlerimiz. İş yeriniz her nerede olursa olsun burjuvaziye karşı, sarı sendikacılığa karşı örgütlenmek zorundayız. Bu zorunluluğu bize bizi sömürenler dayatmaktadır. Bu dayatma kabulümüz, hakkımız olanı minnet ederek değil, aman dileyerek değil, vicdana seslenerek değil tıpkı Şişli Belediyesi işçileri gibi cesurca direnerek kazanabiliriz bunun için bir adım ileri atalım ve örgütlenelim.
Çağrımızdır;
Başta CHP ve onların belediye başkanları olmak üzere dört işçinin işinden edilmesinde ve bugüne kadar işlerine iade edilmemesinde sorumlu olan yönetici ve avaneleri bir an önce bu ayak diremelere son verin.
Turan Aktaş, Salih Bitnel, Kakil Yazar ve Ramazan Çelik’i bir an önce işe geri alın.
İşçi Meclisinde Şişli Belediyesi işçilerinin bugüne kadar yaptıkları yapacaklarının teminatıdır.
CHP ve avaneleri bir an önce direnişte yenildiğinizi kabul edin. Bir an önce Ankara’nın ayazında direnen emekçilerin hakkını iade edin, bu bir lütuf değil. Bu hakkı 800 güne yakındır sürdürdükleri direnişin bir sonucu olarak kazanmışlardır. Bugüne kadar sizden insaf ve vicdan beklemediler bugünden sonra da beklemeyecekler! 800 Güne Yaklaşan Direnişin Belirlediği Haktır Bu, Hakkı Bir 800 Gün Daha Direnmek Pahasına da Olsa Alacağız! Biz Kazanacağız!
İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız!
İşçi Meclisi