11
Selam Olsun 30 Mart 1972’de Kızıldere’de Devrim Ateşini Yakanlara
Selam Olsun Mahirlere, Mahirlerin Düşlerine Sahip Çıkarak Ölümsüzleşenlerimize!
Başımıza listeler konuluyor, bir yıl içinde dört defa kurumumuz basılıyor, onlarca tutsak veriyoruz. Büyük bir fırtınanın içinde batırmak, denizlerin derinliğine gömmek istiyorlar halktan yana sanatımızı. Ama bırakın gömmeyi, bir milim bile rotamızdan çıkartamıyorlar bizi. Çıkartamayacaklar, başaramayacaklar. Neden mi?
Deniz fenerleri vardır, en karanlık, en fırtınalı sularda bile denizcilere bir çift göz olup, yönlerini belirleyen. Bizim deniz fenerimiz de Kızıldere’dir işte. Ne zaman fırtınalara girsek yüzümüzü hep ona çeviririz. Onun ışığı her yandan görünür ve hep direnişten yanadır, hep boyun eğmemeden yanadır, hep adaletten yanadır ve onun ışığında yürüyenler, yüzü Kızıldere’ye dönük olanlar kazanır mutlaka kazanır. İşte biz de Kızıldere’nin ışığında yürüdüğümüz için bu kadar kesin bir şekilde bizi denizlerin karanlığına gömemeyecekler, asla başaramayacaklar diyoruz. O fener ki faşizmin fırtınasının ortasına saplamış çıkmamacasına ve mücadele diyenlere yol göstermeye devam ediyor dün olduğu gibi bugün de.
İşte bunun için Kızıldere olmasaydı İdil Kültür Merkezi de, Grup Yorum da, İdil Halk Tiyatrosu da, FOSEM de, Tavır da olmazdı diyoruz. İşte bunun için Kızıldere’ye sımsıkı tutunuyoruz, Mahirleri hiç unutmuyoruz ve asla unutmayacağız. Kızıldere’yi unutmamız için çok uğraşıyor yankisi de, yerlisi de ama biliyoruz ki unutursak Kızıldere’yi, işte o zaman batarız.
Kızıldere yeni bir insanın, yeni bir geleceğin, yeni bir toplumun, yeni bir kültürün, yeni bir sanatçılığın doğuşudur. Kızıldere halk ve vatan sevgisinin solmaz çiçeğidir. Ve o çiçeğe konan nice arı ile diyardan diyara tohum olur. Güçsüze güç olur, dermansıza derman. Zalimlere karşı lafla değil yürekle, silahla kavga ederek halka ve vatana sevgiyi somutlamaktır. Zoru gördü mü halka sırtını dönüp faşizmin eline atmak değil, tüm zorluklara göğüs germeyi bilmektir. Sosyalizmi gerçekten istemek ve bunun için tereddütsüzce kavgaya atılmaktır. Canından geçmektir gerektiğinde, hiçbir şey için ölmeye değmez, her koyun kendi bacağından asılır denilen bir dünyada. İşte bunlar için Kızıldere yeni insanın, yeni bir toplumun ‘serhildan’ıdır.
Yine bu kültürle donanan halk sanatçılığının da temelidir. İşte bu yüzden Kızıldere’de bu devrimci değerler yaratılmasaydı biz de olmazdık diyoruz. Halkın sanatını yapmazdık, bunun için zorluklara, baskılara göğüs germezdik.
46 yıl geçmiş üzerinden Kızıldere’nin. Ne mutlu ki onların yarattığı değerlerle kuşanmışız. Onların yol göstericiliğinde ve onların yarattığı değerleri ölümüne sahiplenenlerin yol açıcılığında bugünlere gelmişiz.
Bundan sonra da onların başlattığı bu kavgada, bağımsız türkiye kavgasında türkülerimizle, şarkılarımızla, filmlerimizle, oyunlarımızla, fotoğraflarımızla olmaya devam edeceğiz. Kızıldere için, ‘Bağımsız Türkiye’ için, sosyalizm için, özgürlük için üretmeye devam edeceğiz.
“Listelerinize bestelerimizle cevap vereceğiz” diyoruz ya, hapishanelerinizde boyun eğmeyiz diyoruz ya, tek tiplerinizi giymeyeceğiz diyoruz ya kesin bir dille, bunu bize Kızıldere fısıldıyor. İşte bu yüzden bizi asla yenemediler, yenemeyecekler.
Kızıldere İhtilalin Yoludur Dönülmez, Teslim Olmayanlar Yenilmez!
İdil Kültür Merkezi
Grup Yorum
FOSEM
İdil Halk Tiyatrosu
Tavır Dergisi
