28 Eylül 1994’te Av. Fuat Erdoğan, ensesine sıkılan kurşunla infaz edildi. Fuat’ı katledenler, katledilenlerin avukatlığını yaptığı infaz dosyalarının sanıklarıydı.
5 Nisan 2006’da Av. Behiç Aşçı, “Hukuken yapılabilecek her şeyi yaptım.” dedikten sonra tecridin kaldırılması için ölüm orucuna başladı. 7 Ocak 2007’de Adalet Bakanlığı’nın 45/1 sayılı genelgesi yayınlanana dek 293 gün boyunca direndi.
5 Nisan 2020’de Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal adil yargılanma hakkının sağlanması için ölüm orucuna başladıklarını duyurdular. Halkın Avukatlarını teslim almak isteyen ve bunun için yargıyı bir silah olarak kullananlara karşı bedenlerini öne sürdüler. Halklara yöneltilen adaletsizlik saldırısına karşı en önde barikat oldular.
Bu kısacık anlatımda bile devrimci avukatlığın, halkın avukatlığının yarattığı değerler, gelenekler anlaşılabilir. Ebru ve Aytaç bu geleneğin temsilcileri oldukları için ölümüne direnebildiler. Biz, bu gelenekten aldık gücümüzü, direncimizi. Ebru ve Aytaç iki yeni halka oldular tarihimizde.
Baskıların, gözaltıların, tutsaklıkların yetmediği yerde tahliyelerinden 10 saat sonra tekrar tutuklayıp 159 yıl ceza vermeyi denediler. Biz, ömrümüzü adalet mücadelesine adamışız. Halklara yapılan her adaletsizliğin karşısında durmuşuz. Bu adaletsizliği sineye mi çekecektik? Mustafa bir yalancı tanık ifadesiyle ömrünü hapishanede geçirmeyi kabul etmemişken, Helin ve İbrahim en güzel direniş türkülerini bedenleriyle söylerken onların vekaletlerinin gereğini yerine getiriyorum demişti, Ebru. Onu “halka güven vermek” suçlamasıyla yargılayanlara bir kez daha rest çekip; can yoldaşı oldu müvekkillerine.
27 Ağustos 2020 günü Ebru, ölüm orucunun 238. gününde ölümsüzleşti. Bütün meslek yaşamı boyunca halkın avukatlığını yaptı, okulunu halkın avukatlığını yapabilmek için bitirdi. Yıkılacak evlerin çamurlu sokaklarından, katledilen halk çocuklarının otopsilerine, cenazelerden, hapishanelere, duruşmalara bütün bilgisini halka sunarak ve halktan öğrenerek yaptı avukatlığı. Ebru, hayatın ortasına yazılmış bir şiir gibi yaşadı.
Direnişiyle adaletsizliği dünyadan 2 milyon avukata duyurdu. Bugün pek çok baronun fahri üyesi, İtalya’da adını taşıyan bir sokak var.
Tahliyesinden 10 saat sonra verilmiş tutuklama kararını tanımadı, onu ancak bir sığmakta bulabildi faşizm. Ebru şöyle yazmıştı:
“Bir sığınakta buldular bedenimi
Sözlerini dinletemediler.
Faşizme teslim olmayan için
Her koru dibi
Her komşu kapısı
Her çatı arası
Sığınaktır
Bir sığınakta buldular bedenimi
Taşıyorum onu hala bir pankart gibi.”
Biz hala o pankartın arkasında yürüyoruz; direnenlerle, yoksullarla, halklarımızla. Ebru ellerimizde bir pankart, bir bayraktır. Onun adı mücadele çağrısıdır. Biz, bir an olsun onun sesi kulaklarımızdan silinmeden çağrısına katılıyoruz.
EBRU TİMTİK ÖLÜMSÜZDÜR!
HALKIN AVUKATLARINA ÖZGÜRLÜK!
