Her fırsatta bu halk duyarsız diye şikâyet edenleri utandırması lazım bu durumun. TTB’nin temsilcisi uğradı bugün ve nelere dikkat etmem gerektiğini anlattı. Sıvı alımının önemi üzerinde epeyce durdu. O gittikten sonra şiddetli bir yağmur başladı. Günlerdir sürekli övündüğüm çadırım su aldı, içeride tek bir kuru eşya kalmadı biz çözüm bulana kadar. Kafenin sahibi arkadaşımız hemen üzerini kapatacak bir naylon ayarladı ama o kadar hızlı yağıyordu ki çadırı kaplayana kadar çok geçti zaten. Öğleden sonra İstanbul’dan 3 arkadaşım geldi. Çadırın içinde oturacak kuru yer kalmadığından yandaki kafede oturduk. Sohbet güzeldi ama erken kalkmak zorunda kaldılar. Onları uğurladıktan sonra arkadaşımın 4 yaşındaki kızı Zerem’le çadırda biraz keyif yaptık. Dizlerimize bir battaniye aldık ve Şirinler filmini izledik. Tam filme kendimizi kaptırdığımız esnada çadırın üzerindeki naylon rüzgârdan ön tarafa uçtu. Zerem “İmdaaat içeride mahsur kaldık, bizi kurtarın” diye bağırmaya başladı. Ben hemen çıkıp kafede çalışan genç arkadaşla naylonu yukarı çektim ama Zerem o kadar eğlendi ki 1 saat herkese anlattı mahsur kalışımızı. Sonra da arkadaşlar naylonu bağlayarak sabitlediler ve ıslak malzemeleri götürüp yerine kuru yorgan, yastık getirmeye gittiler. Ben de onları beklerken gün içerisinde cevap veremediğim mesajlara cevap yazacağım.
Hatice Yüksel’in Açlık Grevi Günlüğü
9
Açığa Alınmamın 72. Günü
Çadır Direnişimin 23. Günü
Açlık Grevimin 3. Günü
Çok yoğun bir gün yaşadım bugün. Sabahın erken saatlerinden itibaren pek çok ziyaretçim geldi. Ayrıca arayan veya mesaj atan da çoktu bugün. Pek çok yerden hiç tanımadığım insanlarla görüştüm yine.

