ABD Başkanı Truman, 1947’de yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu:
“ABD sistemi, bir dünya sistemi olmadan yaşayamaz.”
1945’te başlayan askeri, kültürel, ekonomik ve ideolojik savaş bugün hala sürmekte. Asya’dan, Latin Amerika’ya, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya ve Afrika ülkelerine kadar Amerika’nın girmediği ve yeraltı yerüstü zenginliklerini yağmalayıp sömürmediği tek bir toprak parçası kalmamıştır.
Suriye’de 08 Aralık 2024 tarihinde gerçekleştirilen darbeye de bu gözle bakmak lazım.
Emperyalizm’de kriz sürekli ve yapısaldır. Ne yaparsa yapsın, o krizlerinden kurtulamaz.
Krizlerin ortadan kalkması için, kapitalizmin yok olması gerekiyor.
Kapitalizm krizlerini atlatması için, sürekli “yeni pazarlara” ihtiyacı var.
1- Yeni-sömürgecilik emperyalizmin daralan pazar ihtiyacına karşılık DERİNLEMESİNE SÖMÜRÜ olanağı vererek sömürü alanını genişleten, sömürüyü yoğunlaştıran ekonomik, sosyal, siyasal, askeri bir sistemin adıdır.
dinamiklerin etkisizleştirilip tasfiye edilmesi için sömürge ülke insanlarına “YENİ DAVRANIŞLAR” kazanımasın gerekiyor. Yani işbirlikçi bir ruh hali ve uşaklık davranışı yerleştirmesi gerekiyor.
Böylece halkların beyinlerin psikolojik savaş yöntemleriyle dumura uğratıp, ruhları tutsak alıniyor.
çalışıyor.
ABD emperyalizmi dünyayı PROJELERİYLE yönetmeye çalışıyor.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adıyla bilinen emperyalist stratejinin biçimlenmesinde, yakın tarihli iki belge temel dayanak noktalarını oluşturmuştur.
Bu belge, ABD’nin askeri gücüne ve üstünlüğüne dayanarak dünya sistemine daha etkin müdahale etmesi, ordusunu ve savaş teknolojisini AYNI ANDA BİRDEN FAZLA SAVAŞI KAZANMAYI OLANAKLI kılacak şekilde yapılandırması, Ortadoğu topraklarında askeri varlığını genişletip kalıcılaştırması anlayışını ortaya atmaktadır.
Suriye şu anda BOP’un cisimlenmiş halidir.
Mantık basittir:
Vurulmadan vuracağız…
Ya bizdensin yada karşımızdasın.
Çünkü emperyalizmde bir meşruluk arayışı içindedir.
Neo-liberalizm esas olarak ABD ve birliktelik kurduğu emperyalist ülkelerin dünya üzerindeki politik, iktisadi ve ideolojik hegomonyasıdır.
Neo-liberalizm vahşi bir sömürgecilik sistemidir; özellikle açlık, yoksulluk, darbeler, işgal ve katliamlar anlamına gelir. Emperyalizmin yeni sömürgeciliği kabul ettirme politikasıdır.
Neo-liberalizm halkın baskı ve şiddetle susturulması, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin sömürüsüne rıza göstermelerinin sağlanmasıdır.
Neo-liberalizm, terör propagandasıyla baskı ve zoru meşrulaştırıyor.
Ama mümkün değil çözemez bu krizi.
Biz emperyalizmin krizlerini, kendi emperyalist sorunlarını, yeni sömürge ülkelere taşımasını istemiyoruz.
Fakat emperyalizm istediğini elde etmek için silahla saldırıyor.
Emperyalizm dünya halklarını silahsızlandırmaya çağırıyor.
Aslında şunu söylemek istiyor: Silahlanmayın ki, ben sizi rahat rahat vurayım.
Oysa emperyalizm kendisi çağrı cihazlarını bile silaha dönüştürüyor.
Silahsızlanalım ki, Gazze’de çocuk, yaşlı, kadın demeden hiç bir mukavemetle karşılaşmadan 50.000 insanı katledeyim.
Lübnan’da, Yemen’de, en son Suriye’de…
Bizi silahsızlanmaya çağıranlar seri halde füzeler üretiyor.
Emperyalizm ve işbirlikçilerinin saldırganlığına karşı halklar silahlanmalı ve örgütlenmelidir.
Kürt halkı Amerika’nın, Ahmet Şara’nın askerleri olup, dünya halkların katilleri olmayı kesin bir şekilde red etmeli.
Halkların kardeşliği temelinde emperyalizmin bu kanlı pazarlığını engellemeliyiz.
Biz emperyalizmin işgali altındaki halkları (örneğin Suriye, Ukrayna) ülkelerini emperyalizme terk etmemeye, vatanlarında kalıp direnmeye çağrıyoruz.
Eğer vatanlarından çıkmışlarsada, yüzlerini vatanlarına çevirmeye davet ediyoruz.
Biz Gürcistan ve Belarus halkının yanında yer alıyoruz.
(Bu maddelerinden kabul etmediğiniz varsa, şerh düşerek imzalayabilirsiniz).
HALKLARIN EMPERYALİZME KARŞI BİRLİĞİNİN BİLDİRGESİ
ABD Başkanı Truman, 1947’de yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu:
“ABD sistemi, bir dünya sistemi olmadan yaşayamaz.”
İşte bu açıklama yaşanan bütün gerçekleri açıklıyor.
1945’te başlayan askeri, kültürel, ekonomik ve ideolojik savaş bugün hala sürmekte. Asya’dan, Latin Amerika’ya, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya ve Afrika ülkelerine kadar Amerika’nın girmediği ve yeraltı yerüstü zenginliklerini yağmalayıp sömürmediği tek bir toprak parçası kalmamıştır.
Yeryüzünde dünyada iki tane güç olsun istiyor: emperyalizm ve yeni sömürgeler.
Suriye’de 08 Aralık 2024 tarihinde gerçekleştirilen darbeye de bu gözle bakmak lazım.
Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte, emperyalizmin karşısında artık “alternatif” bir sistem kalmadığı için, emekçilerin bütün kazanımlarını peyder peyder elinden alındı. Şu anki gelinen aşamada neredeyse 100 yıl öncesine geriye attı, bütün kazanımları, bütün demokratik hakları kaldırdı.
YENİ SÖMÜRGECİLİK POLİTİKALARI
Emperyalizm’de kriz sürekli ve yapısaldır. Ne yaparsa yapsın, o krizlerinden kurtulamaz.
Krizlerin ortadan kalkması için, kapitalizmin yok olması gerekiyor.
Kapitalizm krizlerini atlatması için, sürekli “yeni pazarlara” ihtiyacı var.
1- Yeni-sömürgecilik emperyalizmin daralan pazar ihtiyacına karşılık DERİNLEMESİNE SÖMÜRÜ olanağı vererek sömürü alanını genişleten, sömürüyü yoğunlaştıran ekonomik, sosyal, siyasal, askeri bir sistemin adıdır.
dinamiklerin etkisizleştirilip tasfiye edilmesi için sömürge ülke insanlarına “YENİ DAVRANIŞLAR” kazanrıması gerekiyor. Yani işbirlikçi bir ruh hali ve uşaklık davranışı yerleştirmesi gerekiyor.
Böylece halkların beyinlerin psikolojik savaş yöntemleriyle dumura uğratıp, ruhları tutsak alıniyor.
çalışıyor.
ABD emperyalizmi dünyayı PROJELERİYLE yönetmeye çalışıyor.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adıyla bilinen emperyalist stratejinin biçimlenmesinde, yakın tarihli iki belge temel dayanak noktalarını oluşturmuştur.
Bu belge, ABD’nin askeri gücüne ve üstünlüğüne dayanarak dünya sistemine daha etkin müdahale etmesi, ordusunu ve savaş teknolojisini AYNI ANDA BİRDEN FAZLA SAVAŞI KAZANMAYI OLANAKLI kılacak şekilde yapılandırması, Ortadoğu topraklarında askeri varlığını genişletip kalıcılaştırması anlayışını ortaya atmaktadır.
Suriye şu anda BOP’un cisimlenmiş halidir.
Mantık basittir:
Vurulmadan vuracağız…
Ya bizdensin yada karşımızdasın.
Çünkü emperyalizmde bir meşruluk arayışı içindedir.
Neo-liberalizm esas olarak ABD ve birliktelik kurduğu emperyalist ülkelerin dünya üzerindeki politik, iktisadi ve ideolojik hegomonyasıdır.
Neo-liberalizm vahşi bir sömürgecilik sistemidir; özellikle açlık, yoksulluk, darbeler, işgal ve katliamlar anlamına gelir. Emperyalizmin yeni sömürgeciliği kabul ettirme politikasıdır.
Neo-liberalizm halkın baskı ve şiddetle susturulması, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin sömürüsüne rıza göstermelerinin sağlanmasıdır.
Neo-liberalizm, terör propagandasıyla baskı ve zoru meşrulaştırıyor.
Emperyalizm 22 ülkenin sınırlarını değiştirir belki.
Ama mümkün değil çözemez bu krizi.
Biz emperyalizmin krizlerini, kendi emperyalist sorunlarını, yeni sömürge ülkelere taşımasını istemiyoruz.
Fakat emperyalizm istediğini elde etmek için silahla saldırıyor.
Emperyalizm dünya halklarını silahsızlandırmaya çağırıyor.
Aslında şunu söylemek istiyor: Silahlanmayın ki, ben sizi rahat rahat vurayım.
Oysa emperyalizm kendisi çağrı cihazlarını bile silaha dönüştürüyor.
Silahsızlanalım ki, Gazze’de çocuk, yaşlı, kadın demeden hiç bir mukavemetle karşılaşmadan 50.000 insanı katledeyim.
Lübnan’da, Yemen’de, en son Suriye’de…
Bizi silahsızlanmaya çağıranlar seri halde füzeler üretiyor.
Emperyalizm ve işbirlikçilerinin saldırganlığına karşı halklar silahlanmalı ve örgütlenmelidir.
Kürt halkı Amerika’nın, Ahmet Şara’nın askerleri olup, dünya halkların katilleri olmayı kesin bir şekilde red etmeli.
Halkların kardeşliği temelinde emperyalizmin bu kanlı pazarlığını engellemeliyiz.
Biz emperyalizmin işgali altındaki halkları (örneğin Suriye, Ukrayna) ülkelerini emperyalizme terk etmemeye, vatanlarında kalıp direnmeye çağrıyoruz.
Eğer vatanlarından çıkmışlarsada, yüzlerini vatanlarına çevirmeye davet ediyoruz.
Biz Gürcistan ve Belarus halkının yanında yer alıyoruz.
Anadolunewsblog@gmail.com
