Kitap Adı: Halkın Tutsak Avukatlarının Kaleminden
Yayına Hazırlayan: HALKIN HUKUK BÜROSU ENTERNASYONAL BÜRO
Yayınevi: Boran Yayınları
Basım Tarihi: Ocak 2022 – Atina
„Avukat ölse mezarında hak arar…“
Böyle demişti sevgili Ebru; hak aramak için, hak yolunda, adalet yolunda bir gün ölümüne kavgaya
gireceğini bilerek. Aslında o başından beri böyle bir kavganın içindeydi zaten. Halkın avukatıydı
çünkü O. „Halk ekmek, adalet ve özgürlük için dövüşürken, biz onların sadece avukatları olamayız,
çünkü biz de onlardan biriyiz“ diyerek bu mücadelenin içinde, ortasında hatta yeri geldiğinde
önünde olan, olması gereken halkın avukatlarından biriydi. Gözünü budaktan, yüreğini kavgadan
esirgemeden atılmıştı ezilenlerin, yoksulların hak ve özgürlük için, ekmek ve adalet için
kavgasına. Günü gelip de kavga bedel istediğinde canını da esirgemedi kavgadan. Canıyla ödedi
bedeli. Öldü ve mezarında hak aramaya devam etti; hala da devam ediyor…
Bir de henüz ölmeyen, henüz öldüremedikleri „cübbeli teröristler“ vardı. Ebru’yu katledenler
onları da -adına hapishane dedikleri- beton mezarlara canlı canlı gömmüşlerdi. Onlar da o beton
mezarlarda hak aramaya devam ettiler, ediyorlar. Tıpkı Ebru gibi… Adlarına da “Özgür Tutsak
Avukatlar” diyorlar.
Elinizdeki kitapta yazılanlar işte onların, Özgür Tutsak Avukatların kalemlerin- den, yalnız kalemlerinden değil yüreklerinden dökülenlerden oluşuyor. Onlar için avukatlık ellerinde çanta, dillerinde riya, omuzlarında cübbe ile kürsüde eğilip bükülerek iki kelam etmekten; sıcak bürolarında, deri koltuklarında oturup iki satır arzuhal yazmaktan öte bir şeydi. Değil cübbelerinde ilikleyecek düğme aramak, yeri geldiğinde canlarını cübbe eyleyip yüreklerini orta yere koydukları birşey… Halkın avukatıydı onlar…
“Bilirim, hele bir düşmeye gör hasretin halisine,
Hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,
Yolu yok, Don Kişot’um benim, yolu yok,
Yel değirmenleriyle dövüşülecek…“
Böyle diyordu Nazım Usta; bundan yüzyıllar önce, 50’sinde uyup yüreğinde çarpan akla yanında
Rosinant’ı ve Sancho Panza’sıyla güzelin, doğrunun ve haklının fethine çıkan, zamane zorbaları
sandığı yel değirmenleriyle kavgaya tutuşan Don Kişot’u anlatırken.
Onlar, yani halkın avukatları da yüreklerinde çarpan akla uyup bugünün yel değirmenleriyle,
kollarını açıp üstümüze üstümüze gelen zamane zalimleriyle kavgaya girmişlerdi bir kez; ve
“kavga dedikleri gibi amansız, kavga dedikleri gibi
destansıydı; yolu yoktu gayrı, sonuna kadar gidilecekti…
İşte bu kitapta okuyacağınız satırlar da bu destansı kavgada zamane Don Kişotlarının, halkın avukatlarının zamane yeldeğirmenlerine savurduğu mızraklardan, onların saldırılarını savuşturmak için kullandıkları kalkanlardan başka bir şey değil.
Tarihin o durdurulamaz akışının bir gün tüm zorbaları da önüne katıp götüreceğine ve özgür tutsak
avukatların bir gün yeniden özgür olacağına inançla,
İyi okumalar…
Halkın Avukatı Günay DAĞ