4
Halkın mühendisi Olcay Abalay, su türbini projesinin tanıtımı için gittiği Dersim Hozat’tan dönerken 12 Mart günü gözaltına alınmış, 17 Mart’ta ise tutuklanıp Silivri 6 No’lu L Tipi Hapishanesi’ne götürülmüştü. Silivri Hapishanesi’nde kalan diğer Özgür Tutsaklarla birlikte sürekli OHAL gerekçe gösterilerek hak gasplarına maruz kaldıkları için hapishane idaresini protesto ediyorlardı. Bundan kaynaklı sürekli işkenceye maruz kalıyorlardı. Haziran ayının başında işkenceci gardiyanlar tarafından ters kelepçeli ve ayakları bağlı olarak “süngerli oda” adı verilen hücreye atılmışlar, ardından da tek kişilik hücrelere konulmuşlardı. Kendilerine A takımı diyen faşist gardiyanlar tarafından, kırmaya yönelik uygulanan el ve ayak bükme işkenceleri nedeniyle bileklerinde morluklar ve yaralar oluşmuştu. Bunun ardından süresiz açlık grevine başlamışlardı. 10 Haziran’da, Olcay Abalay’ın da aralarında bulunduğu açlık grevinde olan tüm tutsaklar, Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiler. Silivri’de gasp edilen tüm haklarını Tekirdağ’da kazandılar ve açlık grevini bitirdiler; direnerek zaferi kazandılar.
Olcay, Silivri Hapishanesi’nde yaşadıkları işkenceleri ve sonraki süreci kısaca şöyle özetliyor:
“Silivri’de son dönemde biraz hareketli günler yaşıyorduk. Önce Pazartesi günü Hüseyin, Caner, Rıdvan, Salih ve Fuat’ı sürgün sevk diye hücrelerinden alıp götürdüler. Onlardan gelen sesler hiç de iyi değildir. Bizim elimiz kolumuz bağlı, kilitli kapılar arkasında yoldaşlarımızın iniltilerini dinliyorduk. Daha sonra sürgün olmadığını, arkadaşlarımızı tekli hücrelere koyduklarını öğrendik. Sonra bizi zorla onlardan boşalan hücrelere yerleştirdiler ertesi gün. Yeni hücrede iki saat geçirmeden bizi aldılar. Duyduğumuz sesler bu defa bizden çıkıyordu. İki saat ters kelepçeli, ayaklarımızdan bağlı bir şekilde süngerli odada bekletildik. Yanımda yoldaşım bayıldı ve yan hücredeki süngerliden de sesler kesildi bir zaman sonra. Sonra hepimizi yarı baygın bir şekilde alıp ben ve Ferdi’yi tekli hücreye attılar. Ayakkabı, kitap, mektuplarımız verilmiyordu. Tabii ki ne süngerli odaları, ne de hücreleri yıldırabildi bizi. Ve yine pes eden onlar oldu. Bizi parça parça ayırmak ellerindeki son kozdu, işe yaramadığını çok çabuk anladılar. Çaresizliklerinden bizi Cumartesi günü sürmek zorunda kaldılar. Hücrelerine, baskılarına karşı direndik…”
Halk için mühendislik mimarlık; ülkemizdeki adaletsizliklere sessiz kalmamaktır. İçeride veya dışarıda; baskılara, işkencelere, gasp edilen haklarımıza karşı direnmek, gerektiğinde de açlığa yatmaktır.
Halkın mühendisi Olcay Abalay, zulme karşı direnerek kazanacağına duyduğu inancı tarihten öğrenmiştir. Bu tarih, insanlığın onurlu tarihidir. Spartaküs’lerden Bruno’lara, zulme boyun eğmemenin tarihidir.
Halkın mühendisi Olcay Abalay, zulme karşı direnerek kazanacağına duyduğu inancı mühendis-mimar şehitlerinden öğrenmiştir. Düşmana “Varsa cesaretiniz gelin” diye haykıran Eda Yüksel’den, inançları uğruna düşüp de teslim olmayan İsmet Erdoğan’dan, Ömer Coşkunırmak’tan, Susurlukçu çetelere karşı halkın çıkarlarını savunmaktan bir adım bile geri atmayan Hasan Balıkçı’dan öğrenmiştir.
Halkın mühendisi Olcay Abalay, zulme karşı direnerek kazanacağına duyduğu inancı günümüzden öğrenmiştir. 100’lü günlerinde açlıklarıyla adalet arayan, faşizmi rezil rüsva eden Nuriye Gülmen’den, Semih Özakça’dan; evlatlarının kemiklerini bulmak için 90 gün boyunca açlığa yatan 70 yaşındaki Kemal Gün’den öğrenmiştir.
Ve halkın mühendisi Olcay Abalay, bu direnişiyle tüm mühendis ve mimarlara da zulmün karşısında direnişin olduğunu ve direnerek kazanılacağını öğretmiştir. 1987’den bu yana sürdürdüğümüz, alnımızın teri kadar temiz olan halk için mühendislik mimarlık tarihimize onurlu bir sayfa daha eklemiştir Olcay Abalay.
Halk için mühendislik mimarlık çalışmalarımız; bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelemizin bir parçasıdır. Halk için mühendislik-mimarlık yapmak için teknik araç-gereçlere sahip olmak gerekir; ama asıl sahip olmamız gereken iki şey vardır:
-Haklı olduğumuza ve kazanacağımıza dair sonsuz bir inançla dolu bir beyin
-Halk ve vatan sevgisiyle dolu bir yürek.
Dört duvar arasına hapsedilmişsek, teknik hiçbir araç-gerece sahip olamasak bile, bu yürek ve bilinçle kendimizi faşizme karşı direnişin bir dinamosuna veya insanların yüreğine saçılan umut ışığına dönüştürebiliriz. İşte halk için mühendislik-mimarlık budur…
YAŞASIN DİRENİŞ, YAŞASIN ZAFER!
OLCAY ABALAY SERBEST BIRAKILSIN!
MÜHENDİSİZ MİMARIZ, HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI
