11
HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI OLARAK
NURİYE VE SEMİH’İ FAŞİZMİN ZİNDANLARINDAN ALMAK İÇİN
20 EKİM’DE SİNCAN HAPİSHANESİ ADLİYESİ’NDEYİZ.
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça KHK’larla sorgusuz sualsiz bir gecede işlerinden atıldılar. Bu onursuzluğu, bu haksızlığı kabul etmediler ve direnmeyi seçtiler. 120 günlük oturma eylemlerinden sonra direnişlerini büyüterek açlık grevine başladılar. Açlık grevleri seslerine ses kattı, dünyanın dört bir yanında gündem oldular, her gün Yüksel Caddesini yüzlerce insan ziyaret eder oldu. Yaşadıkları bu haksızlık öyle bir teşhir olmuştu ki, açlık grevlerinin 75. gününde kaldıkları evde bir gece operasyonuyla avukatlarıyla birlikte karga tulumba gözaltına alındılar. AKP, direnişlerini kırmak için gözaltı yönteminin yetersiz olduğunu fark edip tutuklama yolunu seçti. İnsan Hakları Heykeli abluka altına aldı. “Terörist” demogojisiyle halkın desteğini kırmaya çalıştırlar; İçişleri Bakanlığı tarihinde ilk kez kişiye özel terörist kitapçığı basmaktan bile kaçınmadı. Hapishanede de direnişlerini kıramayınca “zorla müdahale” baskısıyla hapishanenin hastanesine kaldırıldılar, uzun bir süre refakatçilerinin olmasına bile izin verilmedi.
İlk mahkemeleri 14 Eylül’de Ankara Mahkemesinde görülecekti ancak “güvenlik” gerekçesiyle Nuriye ve Semih mahkemeye getirilmedi ve ifadeleri alınmadığı gerekçesiyle mahkemeleri 28 Eylül’e Sincan Hapishane Adliyesi’nde görülmesi kararıyla ertelendi. Mahkemeden 2 gün önce Nuriye Gülmen bir gece kimseye haber verilmeden Numune Hastanesi’ne sevk edildi ve duruşmaya getirilmedi.
Duruşmaya getirilen Semih Özakça, ifadeleriyle faşizmi bir kez daha yargıladı ve ekledi:
“İhraç edilenler ağaç kökü yesin’ diyen bakana sesleniyorum, onu da yemiyoruz. Ömrümüzden yiyoruz.”
“Bu direniş iki kişinin direnişi diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.” sözleriyle halkın zihninde unutulmayacak bir savunmaya imza attı.
Ancak faşizm hiçbir zaman adil bir yargılama yapmamıştır ve yapmayacaktır. Mahkemenin hiç bir talebi olmaksızın İstanbul Emniyeti zorla, “Berk Ercan” adlı iftiracının ifadelerini dosyaya eklettirmiştir. Bu ifadeleri de gerekçe sunarak mahkeme heyeti üçüncü duruşmayı 20 Ekim’e ertelemiştir.
Bu duruşmalar “terör üyeliği” davaları değildir. Uydurma gerekçelerle, iftiracılarla, insanları yasadışı göstermeye çalışan, insanların haklarını aramak için dirençlerini kırmaya yönelik bir saldırı davasıdır. Yargılanan “açlık grevi”dir. Açlık greviyle çıkarılan KHK’ların yargılanma davasıdır.
Bizlerde bu davanın takipçisiyiz ve 20 Ekim’de bizlerle birlikte tüm meslektaşlarımızı ve halkımızı Sincan Hapishanesi Adliyesi’ne bekliyoruz.
NURİYE VE SEMİH YALNIZ DEĞİLDİR!
NURİYE VE SEMİH İŞE GERİ ALINSIN!
HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI
