9
İçişleri Bakanlığının internet sitesinde bulunan 28 Mayıs 2020 tarihli “Bir Terör Örgütünün Çöküşü: Ölüm Oruçları” isimli metnin içeriği 4 Haziran 2020 tarihinde iktidara yakın medya organlarında ve devletin televizyon kanalında yayınlandı.
İçişleri Bakanlığının internet sitesinde bulunan 28 Mayıs 2020 tarihli “Bir Terör Örgütünün Çöküşü: Ölüm Oruçları” isimli metnin içeriği 4 Haziran 2020 tarihinde iktidara yakın medya organlarında ve devletin televizyon kanalında yayınlandı. Söz konusu metnin servis edildiği medya organlarının beceriksizce hazırladığı görsellerle büromuz ve Grup Yorum üyesi müvekkillerimiz içişleri Bakanlığı tarafından hedef gösterildi. Bu metnin avukat arkadaşlarımızın dosyasının Yargıtay’ca incelemeye alındığı günlerde yayınlandığı dikkate alındığında, bu metinle yargıya müdahalenin hedeflendiği açıkça anlaşılmaktadır.
Bu tür yöntemlerle İçişleri Bakanlığının açıkça yargıyı etkilemeye teşebbüs etmesine şaşırmadık.
Tarih boyunca bilinen bir gerçektir ki siyasal iktidarlar siyasal, sosyal ve ekonomik krizlerini çözemedikleri zaman krizlerini aşmak için ilk önce halkın aydınları olan avukat, öğretmen, akademisyen, sanatçı, milletvekili ve gazetecilere saldırmaktadırlar.
Çözülemeyen ve derinleşen kriz, iktidarı her geçen gün daha da pervasızlaştırmaktadır.
Siyasi iktidar kendisine muhalif avukatları etkisiz kılmak ve halkı avukatsız bırakmak için avukatları hapishanelere kapatmakta, onlara 159 yıla varan hapis cezaları vermektedir. Onlara, “Bir daha cübbenizi giyemezsiniz.” demektedir.
Her gün işkence haberleri artarak gelmeye devam ediyorken, polisiniz sokak ortasında insanları katletmeye devam ediyorken, hapishanelerde tutsaklar insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda bırakılırken, mümkün mü bizim halkın avukatlığından vazgeçmemiz? Gözümüz körmüş, dilimiz lalmiş gibi yapmamız mümkün mü?
Siyasi iktidar Grup Yorum’a; “Size konser yaptırmayız.” diyerek halk için üreten sanatçıların sanatını halka ulaştırmasını engellemeye çalışmaktadır. Mümkün mü, halk açlıktan, yoksulluktan kırılırken halkın türkülerini yapmayı bırakmak?
Mustafa Koçak’a; “Adaletsizliğe razı olacaksın!” dediklerinde, razı oldu mu Mustafa? Genç ömrüyle karşı durdu siyasi iktidarın talimatıyla verilen karara. Gencecik yaşında böyle
bir adaletsizliği kabul etmek, ağırlaştırılmış müebbet cezasını kabul etmek mümkün mü?
Ölüm oruçları için sorumlu mu arıyor İçişleri Bakanlığı? Sorumlu bizatihi kendileridir. Ülkemizde adaletsizliği derinleştiren kim varsa ölüm oruçlarının sorumlusu odur. Adalet taleplerine kulaklarını tıkayan, her seferinde baskıyı zoru arttıran kim varsa sorumlu odur.
İçişleri Bakanlığı, yayınladığı bu metinle avukat arkadaşlarımızın dosyası Yargıtay’ca incelemeye alınmışken yargıya açıkça müdahale ediyor. İçişleri Bakanlığının yaptığı bu müdahale, yargılama sürecinde ilk değildir:
– Bakanlık, 12 Eylül 2017 tarihinde bürolarımıza yapılan baskınlardan önce, soruşturma sürecinde yargıya müdahalelerde bulunmuş, kamuoyuna müvekkillerimizi ve bizleri hedef gösteren açıklamalar yapmıştır.
– Müvekkillerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemleri devam ederken, İçişleri Bakanlığı tarafından yine buna benzer bir kitapçık yayınlanmıştır. 2017 yılında yayınlanan bu metinde de büromuz avukatları hedef gösterilmiş ve akabinde Nuriye- Semih’in duruşmasından iki gün önce 16 avukat arkadaşımız gözaltına alınmış ardından 15’i tutuklanmıştır.
– Yargılama boyunca siyasal iktidar dosyadan elini hiç çekmemiş, her aşamasında müdahalelerde bulunmuştur. Dosya istinaf aşamasına geldiğinde ise İçişleri Bakanı’nın avukatlara yönelik açıklamasının hemen ardından İstinaf Mahkemesi bu hukuksuz kararı yarım sayfalık bir açıklama ile onamıştır.
İçişleri Bakanlığı’nın sitesinde yayınlanan bu metnin Yargıtay’a müdahale etme amacı dışında bir anlamı bulunmamaktadır. İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bu metinle yargıya “Bu hukuksuz ve adaletsiz kararları bozmayın.” denmektedir.
Siyasi iktidarın talimatıyla başlayan yargılama sürecinin her aşamasında adil yargılanma ilkelerinin tamamı ihlal edilmiştir. Bu tutum tüm siyasi yargılamalarda olduğu gibi avukat arkadaşlarımızın yargılanmalarında da pervasızca sürdürülmüştür. Buna karşı iki avukat arkadaşımız ölüm orucuna başlamıştır.
Ölüm orucunda olan avukat arkadaşımız Ebru Timtik’in de dediği gibi:
“İstediğimiz, adaletsizlik karşısında her zaman, her koşulda yapılabilecek bir şeylerin olduğunun görülmesidir. Bu bir meydan okumadır. Canımı ortaya koyarak diyorum ki; gerçeği biz söylüyoruz, iddianame değil.”
Gerçeği biz söylüyoruz, İçişleri Bakanlığı ve onun yalan medyası değil!
HALKIN HUKUK BÜROSU
05.06.2020

