Home açıklamalarHalkın Hukuk Bürosu Açıklaması No: 541

Halkın Hukuk Bürosu Açıklaması No: 541

by halkinkutuphanesi
0 comments
AKP FAŞİZMİ KAMU EMEKÇİLERİNİN DİRENİŞİ KARŞISINDA ACİZLEŞTİKÇE ACİZLEŞİYOR
BOYUN EĞDİREMEDİĞİ KAMU EMEKÇİLERİNİN DİRENİŞİNİ BU SEFER DE EV HAPSİ İLE YOK ETMEYE ÇALIŞIYOR!
Kimine tecrit hücreleri, kimine ev hapsi, kimine haftanın her günü imza… AKP faşizmi OHAL ile birlikte binlerce kamu emekçisini işinden etti, bu emekçilerden ikisi -artık tüm dünyanın tanıdığı, adalet talebine ses verdiği- Nuriye ve Semih, bu onursuzluğa karşı 9 Mart’tan beri açlık grevinde. Bugün açlık grevlerinin 134. günündeler. Tüm gözler Nuriye ve Semih’in açlık grevinde, sağlık durumlarında, haksız yere atıldıkları işlerine iade edilmelerinde…
Ankara Siyasi Şube bir operasyon ile Yüksel direnişçilerinden Acun Karadağ, Nazife Onay, Erdoğan Canpolat, Nazan Bozkurt ve yine kendisi de eşi gibi açlık grevinde olan Esra Özakça’yı gözaltına aldı. Müvekkillerimiz önce haftanın iki günü imza şeklinde adli kontrol uygulanması kararı ile serbest bırakılmışken, sonrasında savcının itirazı ile haklarında “EV HAPSİ” uygulanması yönünde adli kontrol kararı verildi.
Peki neden bu ev hapsi? Çünkü haftanın belirli günleri karakola imza attırmak veya yurtdışına çıkış yasağı direnişi engellemeye yetmedi bu sefer de direnişi bastırmak için ev hapsi denemek istedi siyasi iktidar.
Nuriye ve Semih’in binlerce kamu emekçisinin açlığa mahkûm edilmesine karşı bedenlerini siper etmeleri ile birlikte halkın neredeyse tüm kesimlerine Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetmeye karşı mücadelenin meşruluğunu göstermesi, emekçilerin işe iade taleplerinin haklılığı, sınırları aşan sahiplenme, onlarca ilde “Nuriye ve Semih İşe İade Edilsin” taleplerinin git gide yükselmesi, AÇLIĞIN SESİNİN KUVVETİ siyasi iktidarı ne yapacağını bilemez hale getiriyor.
AKP yönetememe krizi ile zulmünü artırdıkça zulme karşı direnenlerden ve onlarla birlikte halkın ayağa kalkacağından duyduğu büyük korkuyu bu gibi cezalarla bastırmaya çalışıyor.
“Şüpheli veya sanığın mahkeme tarafından belirlenen konutunu mazereti olmaksızın veya izin almaksızın terk etmemesi” diye açıklıyor kanun bu tedbiri. Yani kendi kendinin gardiyanı yapıyor insanı, hapishane masrafları, hapishanelerdeki doluluk oranı tüm bu külfetlerden de kurtarıyor.
Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir diyor, yine kanun maddesi. Ev hapsi, halkın zihnini tutuklanma korkusu ile yönetmektir.
Peki ev hapsi tutsağı, çalışamayacak, ihtiyaçlarını karşılayamayacak ise yaşamını nasıl devam ettirecek? Tutsağı edildiği “ev”in kirasını nasıl ödeyecek? Bu soruların cevabı ise yok. Sokağa çıkma, eylem yapma, Yüksel’e gitme, gerisi AKP için teferruat. Kişiler için ise bir başkasının yardımı olmaksızın yaşayamamak demek aslında ev hapsi. Bulunduğun, yaşadığın her yerin hapishaneye dönüşmesi demek…
Ev hapsi, her şeyden önce bir adli kontrol tedbiridir ve tutuklama koşullarının oluşmadığı yerde başkaca bir adli kontrol tedbiri de uygulanamaz.  Nedir tutuklamanın şartları?   Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, şüpheli ve sanığın davranışları delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında şüphe oluşturuyorsa ve tabii kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller varsa ancak tutuklamaya hükmedilebilir.
Adli kontrol tedbirine başvurmak için ise tutuklamanın şartlarının gerçekleşmiş olması gerekir. Tutuklamanın bu delilleri yok etme, kaçmayı önleme gibi amaçları haricinde adli kontrol ile başka bir amaç güdülemez. Oysa AKP faşizmi ev hapsi uygulaması ile tutuklama tedbirine başvurmanın amacından sapmış, kamu emekçilerini sokaktan, haklı taleplerini haykırmaktan alıkoymayı amaç edinmiştir.
Tutuklamanın hiçbir şartı oluşmamasına rağmen, her gün göz önünde Yüksel Caddesi’nde olan müvekkillerimize ev hapsi “cezası” verilmiştir. Amaç ortadadır: Ev hapsiyle, tutuklamalarla Yüksel Direnişinin, Nuriye ve Semih’in sesi bastırılmak istenmektedir.  Ancak her ne yapılırsa yapılsın, haklılık ve meşruluk güçlü bir silahtır, bu nedenle haklı ve meşru olan bu taleplerin sesi bastırılamayacak, her saldırıda o sesler daha gür çıkacak, yankılanacak ve varılacak ufka yani zafere mutlak ulaşacaktır. ,
HAKLILIK VE MEŞRULUK HAPSEDİLEMEZ!
KAMU EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ EV HAPSİ İLE SUSTURULAMAZ!
KENDİ EVİMİZDE KENDİ KENDİMİZİN GARDİYANI OLMAYACAĞIZ!

HALKIN HUKUK BÜROSU

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode