7
BÜROMUZ AVUKATLARINA BİR GÜNDE 3 DEFA SALDIRI GERÇEKLEŞTİ. SALDIRILARINIZ, GÖZALTILARINIZ VE BASKILARINIZ BİZİ YILDIRAMAZ!
Dün (07.12.2016) büromuz avukatları 3 ayrı yerde polis tarafından saldırıya uğradı. Avukatlara yönelik kitlesel gözaltı tutuklama gibi saldırıların kendi aleyhine döndüğünü gören AKP iktidarı, yapılan bu peş peşe saldırılarla büromuz avukatlarını teslim alabileceğini sanıyor.
İlk saldırı 07.12.2016 tarihinde sabah saatlerinde Anadolu Adliyesi’ne işlerini yapmak için giden Avukat Süleyman Gökten’e özel güvenlik görevlileri ve polisler tarafından gerçekleştirildi. Avukat Süleyman Gökten, x-ray cihazından geçtikten sonra kendisine hakaret eden özel güvenlik görevlisiyle tartışmaya başlamış, tartışmanın sonucunda özel güvenliğin ve polislerin fiziki saldırısına uğramıştır. Bu saldırı sonucunda avukat arkadaşımızın burnu kırılmıştır.
İkinci saldırı ise öğleden sonra Adalet Okulu İstanbul Şubesinin eski binasında bulunan avukat arkadaşlarımıza ve öğrencilerimize gerçekleşmiştir. Çağlayan semtindeki avukat Yaprak Türkmen’e ait büroda Adalet Okulu Öğrencileri ile birlikte oturan avukat arkadaşlarımız Adalet Okulu’nun mührünü bozdukları gerekçesiyle yerlerde sürüklenerek ve darp edilerek gözaltına alındılar. İki avukat arkadaşımız ve dört Adalet Okulu Öğrencimiz gözaltına alındı ve akşam saatlerinde serbest bırakıldılar.
Son olarak iki gün önce polis tarafından katledilen müvekkilimiz Oğuz Meşe’nin adli tıp işlemlerine katılmak, tamamlamak ve katliamla ilgili suç duyurusunda bulunmak için Malatya’ya giden Avukat arkadaşımız Günay Dağ, hakkında ihbar olduğu gerekçesiyle Malatya havaalanında bindiği uçaktan indirildi ve dört saat boyunca rehin alındı.
Malatya siyasi şube polisleri Avukat Günay Dağ’a “Bir kişinin 155’i arayarak Günay Dağ’ın ölen örgüt üyesi Oğuz Meşe’nin dokümanlarını alıp İstanbul’a götüreceği ve İstanbul’u karıştıracağına dair” hakkında ihbar olduğunu söylemişlerdir.
Oğuz Meşe, müvekkilimizdir. Oğuz’un ailesi de müvekkilimizdir. Neden ve nasıl Malatya’ya gittiğimiz bellidir. Avukat Günay Dağ, gün boyunca adliyede dilekçe vermiş ve savcılıklarla görüşmüştür. Akşamın sonunda da savcılık cenazeyi aileye ve avukatı Günay Dağ’a teslim etmiştir. Avukat arkadaşımız müvekkili olan aileyle birlikte cenazeyi teslim alarak İstanbul’a yola çıkmıştır.
Tüm bu süreci birebir takip eden Malatya Siyasi Şube polisleri, ailenin hukuki yardım almasını engellemek ve aileyi zorlamak için Avukat Günay Dağ’ın cenazeyle birlikte İstanbul’a gitmesine engel olmak istemişlerdir. Bu nedenle Malatya Siyasi Şube Polisleri 155’i arayarak avukat arkadaşımız hakkında gerçekdışı bir ihbarda bulunmuşlardır. 23:00 Malatya-İstanbul uçağına binen avukat arkadaşımız koltuğunda otururken yanına bir havaalanı görevlisi gelmiş “kimlik bilgileriyle ilgili küçük bir sorun olduğunu” söylemiştir. Malatya siyasi şube polisleri avukat arkadaşımıza yalan söyleyerek sivil görevli aracılığıyla arkadaşımızı uçaktan indirmiş ve uçaktan inince gözaltına almışlardır.
Hiçbir uçağın kalmadığı gece: 03:00 sıralarında arkadaşımız Malatya Havaalanı Polis Merkezi’nden serbest bırakılmıştır.
Malatya Siyasi Şubesi polisleri, Amerikancı ve Fetullahçı abilerinden öğrendikleri komploları uygulamaya devam ediyorlar. Suç uyduruyorlar, iftira atıyorlar ve yoktan var ettikleri suçu bahane göstererek gözaltına alıyorlar. AKP polisi açıkça suç işliyor. Pervasızca her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Her şeye gücünün yeteceklerini sanıyorlar.
Daha sonra hesabını veremeyeceğiniz saldırılarınızı bir an önce sonlandırın! Fetullahçı abileriniz, Mehmet Ağar’ın tosuncukları ve sayamadığımız polis ekipleri de bize karşı suçlar işlediler, tehdit ettiler, gözaltına aldılar ve tutukladılar. Sonuç ortadadır. Salya sümük bir şekilde içeride gün sayıyorlar. Aynı suçları işlerseniz sizin de yaşayacağınız sonuç aynıdır.
Bizim içimiz rahat bugüne kadar haksız, adaletsiz ve meşru olmayan hiçbir şey yapmadık. Bu yüzden ödeyemeyeceğimiz hiçbir bedel de yok. Halka ve adalet mücadelesi verenlere karşı suç işleyenlerin ise ömürlerinin sonuna kadar kâbus görerek yaşadıklarını ve en zor anlarda ağlayarak aman dilediklerini biliyoruz. Hakkınızda bulunacağımız suç duyurularının da şimdi etrafınızdaki zırh nedeniyle davaya dönüşmeyeceğini biliyoruz. Ama bizim hafızamız güçlüdür. Peşinizi bırakmayacağız. 1991 yılında müvekkilimiz Birtan ALTUNBAŞ’ı katleden polisler verilen hukuk mücadelesiyle on beş yılı aşkın süre geçmesine rağmen sonunda ceza aldılar. 19 Aralık 2000 katliamı savcısı Ali İhsan Demirel geçmişte verdiğimiz bu dilekçeleri yıllarca takip etmemiz sonucunda 15 yıl sonra yargılandı ve ceza aldı. Fetullahçı abileriniz hakkında dilekçelerimizle birçok soruşturma açıldı. Bu dönem korunsanız da o çok güvendiğiniz ve yaslandığınız devletin sizi de harcayacağı zamanlar gelecektir. Sizin kaderiniz de benzer olacaktır!
Yaptığınız tüm saldırıların, kırdığınız burunların, morarttığınız kolların, döktüğünüz kanların tek tek hesabını sorana kadar peşinizi bırakmayacağız! Bizi böyle teslim alamazsınız! Eğer “bunların hepsini tutuklarsak halkın gözü açılıyor, diğer avukatlar sahip çıkıyor” diye düşünüyor ve o yüzden böyle saldırılar yapıyorsanız, durmayın yapın! Elinizden geleni ardınıza koymayın, Keyfiniz bilir. Bu saldırıları devam ettirdiğiniz de direncimiz de, yaptığımız eylemler de büyür. Bizim için sorun yok. Burjuvazi kavgaya davet etti bizi daveti kabulümüzdür. Adalet kavgamızı nihai zafere ulaşacağımız güne kadar bir adım dahi gerilemeyeceğiz! Halit Çelenk’ler, Niyazi Ağırnaslı’ların ve Fuat Erdoğan’ların bize öğrettiği adalet mücadelesini her ne pahasına olursa olsun sürdüreceğiz ve büyüteceğiz!
YAŞASIN HALK İÇİN ADALET MÜCADELEMİZ!
HALKIN AVUKATLARI TESLİM ALINAMAZ!
HALKIN HUKUK BÜROSU
HALKIN HUKUK BÜROSU
Gürsel Mah. Çevik Sok. No:13/10
Kâğıthane/İSTANBUL
Tel/Faks 0212 296 31 59
Açıklama No: 522
Tarih: 08.12.2016
