Home açıklamalarHalkın Hukuk Bürosu Açıklama

Halkın Hukuk Bürosu Açıklama

by halkinkutuphanesi
0 comments
Açıklama No: 540                                                                 
13.07.2017
AKP FAŞİZMİ NURİYE VE SEMİH’E BOYUN EĞDİREMEDİKÇE ÇARESİZLEŞİYOR!
ŞİMDİ DE HEDEF NURİYE VE SEMİH’İN AVUKATLARI!
Bugün “Star” ve “Sabah” gazetelerinde Nuriye ve Semih’in açlık grevini kararlılıkla sürdürmeleri ve kendi doktorlarının tıbbi yardımları dışında bir hekim dayatmasını kabul etmemeleri nedeniyle büromuz avukatı Selçuk KOZAĞAÇLI’nın hedef gösterildiği “haberler” okuduk.
Sabah Gazetesinin magazin muhabiri Sema Alim DALGIÇ imzalı “haberde” :
“Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatları tarafından yönlendirildiği, terör örgütlerinin Gülmen ve Özakça’nın cezaevinde ölümünü amaçladığı, bu nedenle de bütün tıbbi müdahale taleplerini reddettikleri belirtiliyor.
Ve yine, “Avukat Selçuk Kozağaçlı’nın Gülmen ve Özakça’ya bütün tıbbi müdahale taleplerini reddedin mesajlarını ileten kişi olduğu tespit edildi. Gülmen ve Özakça, Yüksel Caddesi’nde eylem yaparken, avukat Kozağaçlı’nın bu kişiler ile çekilmiş fotoğrafları bulunuyor.” şeklindeki iftira suçu, Star gazetesinde de isimsiz olarak tekrarlandı.
İçişleri Bakanlığı ve MİT aracılığıyla yaptırıldığı anlaşılan bu haberlerde, Avukat Selçuk Kozağaçlı’nın müvekkillerini hapishanede ziyaret etmesi, onları hukuki olarak bilgilendirmesi, her koşulda yanlarında olması ve direnişçilerin avukatlarına duydukları güven, ‘örgütsel ilişki delilleri’ olarak gösterilmiştir. Delil olarak gösterilen başka bir şey yoktur, olamaz da.
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça,  127 gündür açlık grevindeler.  Açlık grevi gerekçeleri ise çok açık ve net:
-16 sene boyunca büyük zorluklarla okuyarak elde ettikleri mesleklerini, bir gecede faşizmin KHK’sıyla kaybettiler.
-Tüm KHK’yla işlerinden edilenler gibi, SGK kaydıyla herhangi bir işte çalışamıyorlar. Yani bu kararla açlığa mahkûm edildiler.  Bu sebeplerle iki emekçi direnme kararı aldı.
Nuriye ve Semih sürecin başından itibaren “terör suçlamasını” kabul etmediler. Onlar, “Asıl terörist, emek emek okuyup, alnının teriyle işini yapan emekçilerin işlerini bir gecede ellerinden alanlardır” dediler. ”İşimizi Geri İstiyoruz” diyerek mücadele etmeye başladılar. Defalarca gözaltına alındılar. Taleplerine bir yanıt alamadılar.  “Madem haksız yere açlığa mahkûm ediliyoruz, hakkımız olanı istiyoruz ve alamıyoruz, biz de bedenimizi silaha çeviririz” diyerek, 9 Mart’ta açlık grevine başladılar.
Tüm bu mücadeleler sonucunda AKP’nin OHAL politikaları teşhir oldu. Faşizmin KHK’larının ne kadar gayri meşru ve haksız olduğu halkın geniş kesimleri tarafından tartışılmaya başlandı. Nuriye ve Semih’in direnişi milyonların adalet talebinin sesi oldu. Korku duvarları onlarla aşıldı. Milyonlarca halk Nuriye ve Semih nezdinde “Adalet İstiyoruz!” talebini haykırmaya başladı.
Bu süreç AKP’yi korkudan titretmeye yetti. AKP korkuyor, çünkü halka karşı zulüm uyguluyor. Nuriye ve Semih’in haklı taleplerine halkın destek vermesi, AKP’yi çok korkuttu. Bu korku nedeniyle de Nuriye ve Semih açlık grevine devam ettikleri sırada 22 Mayıs’ta gözaltına alınıp, 23 Mayıs’ta tutuklandılar. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça 23 Mayıs’tan beri tutuklular. Bu bile AKP’yi rahatlatmıyor. Çünkü Nuriye ve Semih’in etkisi hala ülkede ve tüm dünyada sürüyor.
AKP faşizmi çaresizleşince, Nuriye ve Semih’in yasadışı örgüt üyesi olduklarını, bu yüzden tutuklandıklarını söyledi. Bunun üzerine avukatları olarak sorduk “Delilleriniz nerede?” ve direnişçilerin sicil kayıtlarını paylaştık. AKP, emekçilerin örgüt üyesi olduklarını söylüyordu ancak mahkemelerin vermiş olduğu bir karar dahi yoktu. Bunun üzerine iyice teşhir oldular, yalanları ortaya çıktı.
Avukatları olarak müvekkillerimizin durumlarını halkımıza, meslektaşlarımıza, barolara sürekli anlattık. Hukuksal süreci sıkı bir şekilde takip ettik. Müvekkillerimiz hem kendi hakları için hem de hukuksuz şekilde işlerinden atılan binlerce halk için adalet mücadelesi veriyorlardı.  Biz de onların haklı mücadelelerine, taleplerine destek verebilmek için İstanbul Barosu’nda bir haftalık açlık grevi yaptık. Nuriye ve Semih’in yaşadıkları sürecin hukuksuzluğunu her daim teşhir ettik, müvekkillerimizin adalet mücadelesine her daim destek olduk. O kadar meşru ve haklıydık ki, faşizmin tetikçisi gazetelerin köşe yazarları dahi bir süredir argümanlarını bizden alarak Nuriye ve Semih’i yazmak onların mücadelesini duyurmak zorunda kaldı.
Müvekkillerimizin açlık grevlerinin 111. Gününde 111 aydın bir imza metni hazırladılar. İçlerinde baro başkanlarının ve hukukçuların olduğu bu metin, faşizmin işkenceyi savunan, yasadışı örgüt üyeliği iddiasıyla yargılanan herkesin öldürülmesini meşru gören İçişlerini Bakanı’nı oldukça rahatsız etti. İçişleri Bakanı yine müvekkillerimizi hedef göstererek, TCK m.288’deki Yargılamayı Etkileme suçunu işledi.  Bir kez daha teşhir ettik, bu saldırıdan sonra pek çok aydın daha bu metne imza attıklarını ve neye imza attıklarını farkında olduklarını dile getirdiler.
Birçok hukuki başvuru yaptık, Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e başvurular yaptık. Gerçi AİHM’in, OHAL komisyonunu meşru gören Avrupa Birliği’nin parçası olduğu bir sorunu siyasi olarak çözmeyeceği bilgisine sahibiz. Ancak Avrupa’yla her türlü anlaşmayı yapan, AB’ye bağımlı politikalar geliştiren ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni kabul ettiğini ilan eden bir devletin, nasıl hukuksuz kararlar verdiğini bir kez daha teşhir etmek için bu başvuruları yaptık. Başvurularımızda ve dilekçelerimizde haklılığı ve direnişin meşruluğunu dile getirdik. Bütün bu yaptıklarımız ile faşizmin politikalarını etkisizleştirdiğimizi biliyoruz. İşte bu nedenle faşizm saldırılarını bize yöneltti.
-Müvekkillerimizi yıldırmak için koyduğunuz o tecrit duvarlarının arkasında bir gün olsun yalnız bırakmayacağımızı tekrar ilan ediyoruz.
-Her türlü saldırınızı ve politikalarınızı, müvekkillerimize anlatmaya, hukuksuzluklarınızı teşhir etmeye devam edeceğimizi tekrar ilan ediyoruz.
-Ve evet biz avukat müvekkilin ötesinde onlarla can canan olduk olmaya da devam edeceğiz. Onlar bizim gözümüzün nuru, onlar için canımızı dişimize takmaya devam edeceğiz ve biliyoruz ki Nuriye ve Semih bize sonsuz güvenmeye devam edecek.
Büromuz avukatı Selçuk Kozağaçlı, 20 yıldır avukatlık yapan, ceza hukuku konusunda ustalaşmış, halka yönelik her saldırıda halkın safında durmuş, katledilenlerin, işkenceye maruz kalanların avukatlığını yapmış, devrimci mücadeleyi hukuk alanında sürdürmüş, onurlu bir hukukçu ve aydındır. Selçuk KOZAĞAÇLI’ya yönelik saldırılarınız hiçbir işe yaramaz.
Halkımıza, Nuriye ve Semih’e ve avukatları olarak bizlere çaresizlik içerisinde saldıranlara tavsiyemiz; bu işi daha fazla elinize yüzünüze bulaştırmadan Nuriye ve Semih başta olmak üzere direnen ve hukuksuzca işinden atılan tüm kamu emekçilerinin haklı taleplerini karşılayın. Adaletsizlik ve zulmünüze her geçen gün yeni halkalar ekleyerek halka karşı suçlarınızı büyütmeyin!   
HALKIN ADALET MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEYECEKSİNİZ!
NURİYE VE SEMİH ONURUMUZDUR!
NURİYE ve SEMİH YALNIZ DEĞİLDİR!
HALKIN HUKUK BÜROSU
Gürsel Mah. Çevik Sok. No:13/10
Kâğıthane/İSTANBUL
Tel/Faks 0212 296 31 59                                                                  

halkinhukuk@gmail.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode