4
Av. Süleyman Gökten; “bundan 1 yıl önce gözaltına alındım, işkenceyle. Yanlarımızla ailemiz, çocuklarımız vardı. Benim yanımda da kızım idil vardı. Kar maskeli adamlar gelip kapımızı zorladılar. Bize yapılanları unutmayacaklar ailelerimiz.
3 yaşındaki kızım İdil daha sonra anneannesine hiç korkmadım demiş. 3 yaşındaki bu kız çocuğunu bile artık korkutamıyorlar. Anayasada birçok haktan bahsedilir ama bunlar hiçbir zaman kullanılmaz. Ama biz inatla sokaklara çıkıyoruz, basın açıklamalarına gidiyoruz.
Yargılandığımız dosyaya da bunlar konulmuş. Herkes susturuldu, baskı altında, hapishanelere konuldu. Bu furyanın bize de uğrayacağını biliyorduk. Bizim yaptığımız avukatlık tarzı. Özel olarak burada olmamızın bir sebebi de Nuriye ve Semih’e kulak verdim… Bu amaçla kızım ve annesiyle beraber bisikletle Ankara’ya gitmeye çalıştık. Bin bir sorunla karşılaştık ama yılmadık ulaştık oraya. Basın açıklaması yapmak istedik işkenceyle gözaltına alındık ve Nuriye ve Semih’in sesini duyurduğumuzu düşünüyorum.
Benim ruhsatımı ÇHD aldı. Staj bittikten bir süre sonra alamamıştım. Çalışmaya başladığımda işçi gibiydim bu sebeple de işçilerin avukatlığını yapmaya başladım. İşçiler neredeyse ben de oradaydım. İşçilere taşeronluğun modern kölelik olduğunu anlattım.
2 milyon taşeron işçi var. Taşeron yasa dışıdır, daha fazla çalışıp daha az ücret alınmasıdır dedim. Mahkemelerden taşeronun yasadışı olduğu ile ilgili kararlar aldık ama hiçbiri uygulanmadı. Taşeron ile ilgili düzenlenme en son KHK ile yapıldı.
Bu şekilde kimsenin tartışmasına izin vermeden, herkesten kaçırılarak taşeron yasalaştı. Vur geç diye bir sistem var artık. Önce yapıyorlar sonra izin gelse de olur gelmese de olur diyorlar.
KHK ile ne şartlar geçirildi; güvenlik soruşturmasını kim yapıyor, vali yapacak ve MİT’ten, polisten bilgi alınacak. Bu şekilde fişleme yapılıyor. İşçi haklarını aramayacak, solcu olmayacaksın devrimci, demokrat olmayacaksın. Yazılı veya sözlü sınav getiriliyor. Sınav bir eleme sistemidir. Diyarbakır’da yapılan bir sınav. Kaymakam soruyor John Kennedy Havalimanı nerde? Soruları cevaplayamayınca işe alınamıyor. Cumhurbaşkanın kaç torunu, çocuğu var şeklinde sorular soruluyor.
Taşeron işçilere şu dayatıldı; ya iktidara yakın sendikalara üye olacaksınız ya da burada çalışamazsınız şeklinde baskılara maruz kalıyor. Yaratılan kadrolu taşeronlar oldu. Bunları anlattım işçilere. Çocuk işçiliğine karşı çıktım. Çocuklar oynarken düşmeli… Bacakları oyun oynarken kanamalı dedim. Çocuk işçiler geleceğin çocuk işçilerinin ebeveynleri olacak. Bunu anlattım. Egemenlere göre işçilerin kaderinde ölüm vardır. Sonuç Allah’a havale edilir. Türkiye de iş güvenliği budur. Genellikle küçük iş cinayetlerine ceza verilir. Zaten işçi sorumlu bulunur. İş güvenliği uzmanları şantiyeye gelip çay içip evrakları imzalayıp gidiyorlar. Hepsi böyledir demiyorum ama böyle yapılmaya mecbur bırakılıyorlar. İş güvenliği yasasında da bakış açısı belli ölen ölür kalan sağlar bizimdir diyorlar. Resmi rakamlar bellidir her gün en az 5 işçi hayatını kaybediyor.
Yeterlilik ve yüksekte çalışma belgesi sınavla veriliyor ancak sınav sorularını verirken cevap anahtarlarını da veriyorlar. Cevap anahtarını da verirken 1-2 yanlış yapın, anlaşılmasın deniliyor. Bu şekilde inşaatta yüksekte çalışma belgesi alınmış oluyor.
Ben bunları anlattım işçilere, bu işçilerin avukatlığını yaptım. Torunlar inşaata 10 işçi asansörün yere çakılmasıyla hayatlarını yitirdiler. Çok gündem olduğu için dava açıldı. Ama hiçbir zaman asıl sorumlulara dava açılmadı.
Torunlar davasında da verilen ceza 10 kişi için 60.800tl para cezası oldu. Zaten bu da taksitlere bölünerek Torunlar ‘da yaşanan katliamın üstü kapatılmış oldu.
Asgari ücret 1603 lira bunun içinde agi ücreti de var. Yani asgari ücretin tamamını da alamıyor. Beykoz da işçi pazarı kuruluyor, gelen kişi 2 kişiyi alıp götürüyor. Ülkemiz hala işçi pazarlarının olduğu bir ülke. İşçiler yıllardır sömürülüyor, yoksul bırakılıyor.
İşçilerin tarihsel ve siyasal bir hakları olan örgütlenme hakları elinden alınmak isteniyor; böl, parçala, yönet sistemiyle. Sendikaların işlevsizleştirilmesi için her şey yapıldı. Sendikaları sarı sendikalar, patron sendikaları gelişti. Buna karşı işçiler de direniyor.
Gıda zehirlenmesine karşı geldikleri için işçiler işinden atıldı. İş cinayetleri OHAL ile yüzde 14 arttı. OHAL sürecinde hiçbir eyleme izin verilmedi. Eylemi bırakın kapalı yerlerdeki basın toplantılarına izin verilmedi. 20 grevi yasaklandı.
Cam işçileri grevi yasaklandı. Ne üretiyorlar? Rakı şişesi, cam bardak, pencere camı yapıyorlar. Yasaklanma nedeni de milli güvenlik oldu. Rakı şişesi üretiminin milli güvenlikle ne alakası olabilir. Cam işçileri bunu tanımadılar ve haklarını kazandılar.
İşte biz bunları teşhir ederek gerçekleştirdik. Anlatmakla kalmadım davalarını açtım, yapılanlarının hukuksuz olduğunu anlattım. Oya Baydak bir sendika tarafından işten atıldı. Direnişine omuz verdim. Basın açıklamasına katıldım, darp edildim.
Kazova işçileri yanıma geldiler davalarını açtık ama onlara şunu dedim biz davayı kazanana kadar patron malları kaçırır dedim. Fabrika önüne çadır açın dedim. Direnişe başladılar ve patron olmadan da üretmeyi öğrendiler. Hala da patronsuz bir şekilde çalıyorlar.
Ben ÇHD’nin bütün etkinliklerine katıldım. Dosyaya eksik konulmuş. Bir gece yarısı ÇHD’de kapatıldı. Ama asla bir bina değildi zaten. Hala da çalışmalarına devam ediyor. Tüm bu anlattıklarım gizli faaliyetlermiş gibi konulmuş. Hepsini yaptık, basına açıktı.
Polisin elinde bir kurgu var ama zaten bu hiç eksik olmuyor. Şuan bir soruşturma vardır illa ki.5 yıl sonra tekrardan açarlar karşınıza geliriz. Gizli tanığa ihtiyaç duyuyorlar. Gizli tanığın imzası ile kurgu birleştiği zaman bizim dosya ortaya çıkıyor.
Gerçek suçlular bir gün adaletin karşısına çıkacak ve hesap verecekler. Buna olan inancımız her daim sürüyor.”
Halkın avukatlarının duruşması bugünlük sona erdi. Yarın saat: 9.30 da Bakırköy Adliyesinde görülmeye devam edecektir.
