5
17’si tutuklu, 20 avukat arkadaşımızın yargılandığı davanın duruşmaları tutuklu avukatların savunmalarıyla Bakırköy Adliyesi’nde devam ediyor. Tüm meslektaşlarımızı duruşmayı takip etmeye davet ediyoruz…
HALKIN HUKUK BÜROSU
Ayşegül Çağatay savunmasını yapıyor; “Gözaltına alındığımız andan itibaren bizim, müvekkillerimizin yanında olan, ziyaret eden meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bizle birlikte ailelerimize de saldırıldı, Şükriye Erden’n kızı Merve Önem tutuklandı. Tahliyesini istiyoruz.
Evlerimiz basıldı, gözaltına alındık. Nedendi bu aksiyon filmi? Size kendimden yola çıkarak anlatacağım. Annem babam 40 yıl memuriyet yaptılar. Birçok insandan daha iyi şartlarda büyüdüm. Üniversiteye gittiğime hukuka dair fikirlerim çöktü.
Bu bir tercih değil bir zorunluluktur, insanca yaşamak için bir zorunluluk. Halk çocukları katledildiğinde “Polisimiz destan yazdı” diyordu birileri. Oysa destan yazan destanlaşan halktı.
Halkın avukatları deniyordu onlara. Avukatlığın bu türlüsünü hiç duymamıştım. Belki ben de onlardan biri olabilirdim. Onlar tutsaklıktan korkmuyordu ben de korkmamalıydım.
“Her şey o kadar umutsuz ki içimde umut yetişiyor” diyordu Marx. Bir kez mücadele etmeye başlamak umudun kendisidir.
Halkın Hukuk Bürosu’nda staja başlamak bir hayalin gerçek olmasıydı. Hak arama mücadelesinde bir avukatın yapabileceklerinin sınırsızlığını büromuzda öğrendim. Büromuzun Soylu’nun kitapçıklarına konu olmak dışında çok hızlı tecrübe kazandırması da ünlüdür.
Nuriye büromuza geldiğinde OHAL’e karşı başvuru yapan onlarca müvekkilimizden biriydi. Henüz o da biz de nasıl bir direnişin yaratıcısı olacağını bilmiyorduk. OHAL’e karşı mücadeleyi sınıf mücadelesine dönüştüremedikleri için diğer ihraçlar sessizdiler. Nuriye tek bir kişi ne yapabilir diye düşünmedi. Direnmek için tek bir yürek ve tek bir akıl yeterliydi. En büyük güç inançtı.
Nuriye böyle bir ortamda başladı direnmeye. OHAL’in karanlığında ışık oldu Nuriye. Onlara sorsanız “biz yalnız kendi hikayemizi yazıyoruz. Başkalarına da kendi hikayelerini yazmalarını tavsiye ediyoruz” diyorlar.
Afrika’da bir ihtiyar adam ölmeden önce çocuklarına bu odayı doldurana bütün mirasını bırakacağını söyler. Bir oğul kum dolduruyor ama oda boş kalıyor, diğeri daha fazla kum getirir ama oda yine boştur. Bir oğul bir mum yakar, oda aydınlıkla dolar. Nuriye’nin yaptığı budur.
Nuriye hayatını emeğine kazanma hakkını korumak için, direnme hakkını korumak için, insan onurunu korumak için çıktı. Direnme hakkı yoksa adalet korumasız kalır ve sonunda yok olur.
Sebep ne olursa olsun bir heykelin tutsak edilmesi tarihte bir ilktir.430 gün tutsak edildi insan anıtı heykeli. Nuriye o anıtın önüne insan olma onuru için çıktı. Emeği, adalet ve zulmü karşı direnmenin hakkını yaşatmak için çıktı.
Kendisi gibi Halkın gözünü de açmasın diye Nuriye’ye, işimi istiyorum diye başlattığı eyleme defalarca saldırdılar. Saldırganların beklentisi bir daha çıkmamasıydı.”
