5
DİSK ÖNÜNDE PATRON SENDİKACILARI TARAFINDAN;
DİRENEN OYA BAYDAK’A VE DEVRİMCİLERE, DESTEKLEYEN HALKA VE DESTEKLEYEN İŞÇİLERE GERÇEKLEŞTİRİLEN LİNÇ SALDIRISINI YAŞAYANLARIN ANLATIMLARINA
DEVAM EDİYORUZ.
AHMET KAZAN
Ben o gün haksız yere işten çıkartılan Oya Baydak ve bana paylaşmayı, sevmeyi engelli olduğum halde engelli olmamı unutturan, hayatıma birçok renk katan devrimci arkadaşlarımın yanında olmaya karar verdim. İşten atılmayı göze alarak sabahın ilk saatlerinde direniş çadırında oldum. 09.00’da ilk saldırıyı yaptılar, akşam 16.00’a kadar avukatların kimi kulağından yaralandı, gözlüğü kırıldı, kiminin dişi, gözü, kolları ve vücutları…
İl dışından otobüslerle gelenler Oya ablayı ve devrimcileri linç etmek için gelmişlerdi. İçlerinden biri bana çektiğim resimleri silmemi söyledi. Daha sonrasında konuştuğumuzda neden burada olduğunu sorduğumda direnişi anlattığımda, ben Diyarbakır’dan buraya 1000TL.alarak geldim dedi. Terör örgütü DİSK’in kapısını kapatmış onu açmak için buradayız dedi.
Burada onların, taş, su şişesi, sopalarla, yangın tüpüyle saldırmasına rağmen geri adım atmadık. Tabi bizim dik duruşumuz Oya abla lehine oldu ve patron sendikacılığına karşı öfke doğdu ve ciddi bir kamuoyu oluşmasına neden oldu.
Benimle olaydan sonra konuşan pek çok kimse devrimcilerin elbette kendilerini koruma hakkı vardır savunma hakkı vardır. Ancak sizler her türlü saldırıya karşı sloganlarınızla cevap vermeniz haklı olduğunuzu gösterdi dediler. Bugün Kani Beko, Remzi Çalışkan; Arzu Çerkezoğlu , Memiş Sarı gibi sendikacıların düzene teslim olmuşlukları, işçileri nasıl kandırarak buraya topladıkları ve işçileri yine pis emelleri için işçilere kırdırdıkları ortaya çıktı. Eğer devrimcilerde saldırıya karşı taşlı sopalı saldırıyla karşılık verseydiler patron sendikacıları bunu meşruluk kazanmak için her türlü kullanırlardı.
METİN SALİH ŞENTÜRK
Oya Baydak’ın işe geri dönüş mücadelesinde gelinen noktaya baktığımda garip bir ilişki çıktı ortaya. DİSK ve Genel-İş sendikası başkanı Kani Beko İzmir’li, İzmir’den bir otobüs…
Genel Sekreter Remzi Çalışkan çevresi Diyarbakır, Diyarbakır’dan bir otobüs…
Diyarbakır’dan buraya gelen arkadaşım bize 1000’erTL.verdiler diyerek konuyu zaten özetledi. Ama şimdi ben yine de şunu sormadan edemeyeceğim…
Başta İstanbul Şişli olmak üzere Bakırköy, Sarıyer, Beşiktaş, Kadıköy ve Ataşehir belediyelerinde çalışan yalnızca İstanbul’da 10 bin e yakın DİSK üyesi varken neden böyle bir yöntem uygulanmış olduğunu anlaya bilmiş değilim. Diyarbakır İstanbul arası otobüs şirketine ödenen 6.000 TL kırk beş kişinin gidiş geliş yemek içmek masrafı 3.000 TL. Kişi başı dağıtılan 1.000’er TL.(fedailere dağıtılan para) ile yalnızca Diyarbakır’ın İstanbul’a geliş masrafı 54.000 TL. Buradan yola çıkarak 54.000 Diyarbakır, 51.000 TL. İzmir toplamda 105.000TL.gibi ciddi bir meblağ var ise adama sormazlar mı; Bu değirmenin suyu nereden geliyor?
İstanbul’da 38 ilçe bulunurken 10.000’e yakın DİSK üyesi bulunurken 20 kişiyi bile buraya zor getiren bu zihniyet Diyarbakır ve İzmir’i nasıl ve ne için buraya getirdiğini kendimce sorguladığımda benim de başım sıkışsa destek alacağım yer Kuştepe olacağı için onlarda kendilerine kendi illerinden destekle buraya gelmeyi tercih ettiler. Ama bana göre çok stratejik bir hata yaptılar. İşçiyi işçiye kırdırmak onların hayatındaki en büyük hataydı. Ve tarih sayfalarının içine isimleri bir kara leke olarak geçecek.
Düştüğünüz aciz durumdan ders almanızı umarım. Bence zor… Gördüğü fotoğrafı okuyup önlem alamayan kişiler asla lider olamaz…
MUHAMMET AKYILDIZ
Patron Sendikacısı, Sendika Ağaları Kani Beko ve Remzi Çalışkan Akıttığınız Kanın Altında Kalacaksınız.
Saat 09.30 gibi işçi düşmanı Kani Beko ve Remzi Çalışkan İzmir’den 2, Diyarbakır’dan 1 ve Mersin’den otobüsle topladığı linç güruhu ile DİSK önünde direnen Oya ablaya ve destek için orada bulunanlara saldırdılar. Daha yola çıkmadan önce Genel-İş şube başkanlarına ve üyelerine mesaj yollayarak eylem olduğu haberini vermişler. Bazı işçilere ise “silahlı terör örgütü DİSK binasına zincir vurmuş onu açmaya gidiyoruz” diyerek İstanbul’a getirmişler. Şişli Camisi önünde saat 08.30’da basın açıklaması yaptıktan sonra DİSK’e doğru yürüyeceklerinin haberini aldık.
Sabah erken saatlerde İşçi düşmanı Kani Beko, Remzi Çalışkan ve kendine kadın hakları savunucusu diyen DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu’nun çağrısı ile DİSK önüne gelenler oldu. Onlar sanmışlar ki Oya ablayı ziyaret edecekler. Gelen 20-25 kişiye onurlu, namuslu işçilere durumu anlattığımızda sendikacıların buraya direnişi ziyaret edip, sahip çıkmak için değil saldırmak için geldiklerini anlattığımızda gerçekleri anlamaları geç olmadı. “Böyle bir şey olmaz. Biz böyle bir işin içinde olmayız, ben işçiyim, işçiye karşı olup direnişine müdahale edemem” diyenler oldu. Ve DİSK önünden ayrıldılar.
Daha sonra hazırlıklarımızı yaparak beklemeye başladık. Ne yapacağımızı konuşarak, “ne pahasına olursa olsun işçilere el kaldırmayacağız” kararını aldık. Birbirimize kapının önünde kenetlenerek beklemeye başladık. Ne olursa olsun direniş çadırımızı, direnen Oya ablamızı, işçilerin ve devrimcilerin kanı, canı pahasına kurulan DİSK’i savunacaktık. Ve nihayetinde linç güruhu geldi. Çeteci, mafyacı Beko ve Çalışkan’ın paralı adamları Berkin’in katili AKP’nin azılı polislerini aratmayacak bir saldırganlıkla pankartlarımızı ve ozalitlerimizi yırtmaya başladılar.
Birbirimize sarılmış, kenetlenmişken sürekli aklıma, 1 Mayıs’ta illerden otobüs kaldırmayan patron sendikacıları sendika ağaları onuru, emeği için direnen Oya ablanın direnişine ve devrimcilere saldırmak üzere otobüs kaldırıyorlar bunlar gerçekten işçi düşmanı diye düşündüm. Ama ne pahasına olursa olsun el kaldırmayacaktım. İşte hepimiz bu düşüncelerle tarihimize leke sürmemek için, dik durduk ve defalarca linçe uğradık.
Şunu kesinlikle söylemek istiyorum; sendika ağası, işçi düşmanı Kani Beko, Remzi Çalışkan’ın paralı linç güruhunun derdi sendika ya da işçiler değildi. Tamamen siyasi tavırla hareket ettiler. Ne pahasına olursa olsun nerede bir ezilen varsa, kimliği ne olursa olsun yanında olmaya, bedeller ödemeye devam edeceğiz. Buradan çürüyenlere sesleniyoruz; Patron sendikacılığına asla izin vermeyeceğiz.
UFUK IŞIK
Disk ve Genel-İş yöneticileri Kani Beko ve Remzi Çalışkan 26 Haziran da Oya Baydak’ı 2 satır yazıyla hiçbir gerekçe göstermeden iş akdine son vererek 30 Haziranda işten atmıştır. Bununla da yetinmeyen işçi düşmanları sosyal medyaya ve basına alçakça yalanlar söyleyerek Oya Baydak’ın “sendikaya gelenlere kötü davranıyor, işçiyi küçümsüyor, çay kahve servisi yapmıyor”diyerek patron edasıyla iftira atmışlardır. Bu nedenle Oya Baydak Devrimci İşçi Hareketi önderliğinde direnişe başlayarak Disk genel merkezi önüne çadır kurmuştur. Çadır kurulduktan bir gün sonra her gün 18.00 ile 19.00 saatleri arası kapatılan DİSK binası bütün çalışanları erkenden paydos ederek 16.00’da kapıları işçi sınıfının üzerine kitlenmiştir. Nedeni çok basit Oya Baydak lavabo, istirahat gibi insani ihtiyaçlarını karşılayamasın diye. Öyle ki Oya ablaya ne halin varsa gör dedikleri DİSK binasının sokağının ön tarafı ahlaksızlık, fuhuş pazarlığı yapılan bir yer. Geceleri bali, tiner çekip sağa sola saldıranlar var. DİSK’in kapısını kilitleyerek Oya Baydak’ı bu ahlaksız ortamın içinde bırakarak direnişten soğuyacağını düşünmüşlerdir. Bunu düşünen televizyonlarda, meydanlarda, mitinglerde mikrofonu elinden düşürmeyerek kadın haklarını ağzına sakız etmiş DEV-SAĞLIK-İŞ SENDİKASI BAŞKANI VE DİSK SEKRETERİ Arzu Çerkezoğlu’dur.
DİSK yönetimi artık sadece patron sendikacısı değil aynı zaman da mafyacı çeteci sendikacılık yapmaktadır. Türk-İş sendikasını sarı sendikacılıkla, işçi düşmanlığı ile suçlayan DİSK yöneticileri Kani Beko, Remzi Çalışkan, Arzu Çerkezoğlu, Hüseyin Yaman ve onların politikalarını savunan bütün DİSK üyeleri sizin ne farkınız var?
DİSK kendi kapısında direnen bir işçiye ve ona destek vermiş devrimcilere başka şehirlerden parayla getirdikleri çeteci üyeleriyle linç etmiştir. Bu linç saldırısında Oya Baydak bayılmış Devrimci İşçilerden Nihat Özbey’in suratın da kırıklar oluşmuş diğer tüm Devrimci İşçilerde ağır yaralar almıştır. DİSK YÖNETİCİLERİ, SENDİKA BAŞKANLARI VE BU PİSLİĞE BULAŞAN SENDİKACILAR değerlerini tam anlamı ile yitirmiş patron sendikacılığı anlayışına bir yenisini ekleyerek mafyacı çeteci sendikacılık anlayışını ifşa etmiştir. DİSK yönetimi ve onların bu mafyacı çeteci politikalarına meşruluk kazandıran hareketler siyasi ölüdür.