12
ÖNCE DEMOKRAT OLMAYI ÖĞRENİN.
TARAF OLMAK BİLE EN AZINDAN İKİ TARAFI DA DİNLEMEYİ GEREKTİRİR.
DİRENEN İŞÇİLERİ, DEVRİMCİLERİ DİNLEMEDEN YAPTIĞINIZ AÇIKLAMA SİZİN AÇINIZDAN KARA BİR LEKEDİR. ÇÜNKÜ AÇIKLAMANIZDA SÖYLEDİĞİNİZ HER ŞEYİN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMİŞ OLDUNUZ.
“DİSK’İN Kapısına kilit vurulması, yöneticilerinin tehdit edilmesi hak arama mücadelesi olamaz” başlıklı açıklamanızı okuduk. Açıklamanızın bütününe, her satırına tek tek cevap vereceğiz.
Önce açıklamanızın başlığından başlayalım;
– DİSK’in kapısına kilit vurulması iddianız!
Soruyoruz bu bilgiyi kimden aldınız? Kapıya kilit vurulmasının nasıl geliştiğini biliyor musunuz? Defalarca kez açıklamamıza rağmen sizin açıklamalarımızı duymadığınızı varsayarak tekrar açıklıyoruz;
Genel – İş’in işten attığı Oya Baydak’ın direnişinde DİSK’in kapısının kilitlenmesi programı yoktu. Eğer böyle bir karar olsa idi ilk gün kilitlenirdi. DİSK’in kapısının kilitlenmesi DİSK yöneticilerinin işçi düşmanlığının, küçük hesapçılığın sonucudur. Direnişin ilk günü gece DİSK binasında kalınmış, sabah tekrar DİSK önündeki çadırda direnişe devam edilmiştir. Böyle olması doğaldır Çünkü DİSK binasının hemen yanında gece fuhuş pazarı kurulmakta, her türlü pis şey yapılmaktadır. Böyle bir ortamda bir kadının dışarıda kalması kimsenin kabul edemeyeceği bir gerçekliktir. Ama nedense DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ertesi gün talimat vererek, Osmanlı oyunları oynatarak DİSK’in kapısını kilitletmiştir. Mesai dolmadan DİSK çalışanları evlerine gönderilmiş, saat 16.00 gibi de DİSK’in kapısı kilitlenmiştir. Önce kapı açtırılmaya çalışılmış, akabinde de açılmayan kapı dışarıdan tarafımızdan kilitlenmiştir. Kilitlenirken de işçiye ve devrimcilere karşı kilitlenen kapının açılmasına izin verilmeyeceği söylenmiştir.
Çünkü işçiye kapatılan sendikanın kapısından patron sendikacıları da giremez.
İşçiye sendika kapısı kapatılamaz. O binalar işçilerin mücadelesi ve alınteriyle yapılmıştır. Sendikacı kendisini orasının sahibi, patronu, ağası gibi göremez.
Görürse işçinin de binanın kapısına kilit vurma hakkı doğar. DİSK ağaların şirketi değildir. Orayı varedenler içeriye giremiyorsa kapısına da kilit vurabilirler. Bu hakkı hiçbir sendikacı kendisinde göremez. Kapıyı direnen işçilere kilitleme talimatını veren Arzu Çerkezoğludur. Arzu Çerkezoğlu işçilere DİSK yasaklamaya kalkmıştır. Bunun üzerine devrimci işçiler de “bizim giremediğimiz sendikaya patron sendikacılarını da sokmayacağız” demişlerdir. Oya Baydak ve DİH durduk yere binanın kapısına kilit vurmamışlardır. Oya Baydaka o kapıları kilitleyen, DİSK i kendi mülkü gibi gören Arzu Çerkezoğludur. DİSK, Arzu Çerkezoğlunun mülkü değildir.
Arzu Çerkezoğlu direnişin ilk anından itibaren direnişe, direnen işçilere, devrimcilere düşmanlığını göstermiştir. DİSK önünde eylem yapılmasının doğru olmadığını, muhatabın Genel – İş olduğu gibi apolitik şeyler söylemiştir. Oysa bir sendikanın işçisini işten atması tam da demokrasi sorunudur. Kural olarak bir Demokratik Kitle Örgütü işçisini işten atamaz. Bize göre işten atma gerekçeleri ihbarcılık, hırsızlık ve ahlaksızlıktır. Bunları yaptığı kanıtlanmadıkça DKÖ’ler ve sendikalar işçisini atamaz. Eğer atarsa suç işler. Hele işten atan bir sendika ise kendi varlık nedenini ortadan kaldırır. Genel – İş böyle yapmıştır. Merak ediyoruz; Genel – İş Sendikası, üyeleri işten atıldığında bir direniş örgütleyebilecek midir? Nasıl örgütleyecektir? Patron “sen de atıyorsun, ben de atıyorum” demeyecek midir?
– DİSK ve Genel-İş yöneticilerinin tehdit edilmesi iddiası konusunda; öncelikle bunu somutlamalı ve kanıtlamalısınız. Kim tehdit edildi? Kim tehdit etti? Ne dedi? Bunları belgelemeden söyledikleriniz “çamur at izi kalsın” mantığından başka bir şey değildir. Ki bu da böyle söyleyenleri vurur, küçültür. Halkın gözünde inandırıcılığını yok eder. Kendi tabanında inandırıcılığını yok eder. Sizin şu an durduğunuz nokta budur. Kanıtlamak zorundasınız, kim tehdit etti? Kimi tehdit etti? Evet, DİSK ve Genel-İş yöneticileri hesap verecekler….Bunu sürekli söyledik..Söylemeye de devam edeceğiz. “Tehdit edildik” sözleri basit birer demagojiden ibarettir. “Mağdur” rolünü en ucuz haliyle oynamaya kalkmaktır. Bu nasıl bir “tehdit edilme” hali nasıl bir “mağduriyet”se işçilere kalaslarla saldırıyor. İşçilerin kanını döküyor. Bir kere daha tekrar ediyoruz;
– Linç saldırılarının hesabını verecekler…Oya Baydak gibi işçileri işten atmanın hesabını verecekler. İşçilere DİSK in kapısını kilitlemenin hesabını verecekler….Çürümüş, bitmiş patron sendikacılığının hesabını verecekler…
– Biz DİSK yönetiminin hesap vermesi gerektiğini defalarca söyledik, yazdık. Defalarca ilan ettik…
– SİZİN TEHDİT DEDİĞİNİZ, DİSK YÖNETİCİLERİNİN VERMESİ GEREKEN HESAP BİZİM PROGRAMIMIZDIR. SİYASAL ÇALIŞMAMIZDIR. İDEOLOJİK VE SİYASİ MÜCADELEMİZDİR. Patron sendikacılığını artık tarihin çöplüğüne gömmek için yaptığımız çalışmadır.
– Yine açıklamanızda bayramdan sonra sorunun çözüleceği sözünün DİSK ve Genel – İş tarafından verildiğini söylemektesiniz. Yani Oya Baydak bu söze inanıp direnişi bitirmeliydi. Söylediklerinizden bu anlam çıkıyor. Siz belki Kani Beko’yu, Remzi Çalışkan’ı, Arzu Çerkezoğlu’nu tanımazsınız ama biz iyi tanırız. Söyledikleri yalanları da, yalan söylemekte ne kadar maharetli olduklarını da biliriz. Bize inanmıyorsanız Şişli Belediyesi işçilerine, Beşiktaş Belediyesi işçilerine, İzmir Büyükşehir Belediyesi işçilerine, Sarıyer Belediyesi işçilerine, Silivri Belediyesi işçilerine sorun. Onlar size söylenen yalanları tek tek anlatacaklardır. Oya Baydak ve bizler bu yalancıları iyi tanıdığımız için şöyle dedik; “Yüzlerce işçiye bizi dövdürdükten sonra aslında Oya Baydak ve yanında bulunan devrimcilere yönelik bir oyun oynanmaktadır, kaldı ki Genel – İş Sendikasının Genel Merkez Yöneticisi (Kani Beko, Remzi Çalışkan,Çetin Çalışkan, Hakkı Bulut ) yöneticisi linç sırasında buradadır, karar alma yeter sayısı bulunmaktadır, derhal Oya Baydak’ın işe girişini yapılabilirdi. İşe giriş işlemlerini yapmak 5 dakika sürmektedir, bunu da sendika yöneticileri gayet iyi bilir” . Sizler kurum yöneticilerisiniz. Bilirsiniz ki yukarıda söylediklermizin tamamı doğrudur. Yöneticilerin bütün çabaları çeşitli oyunlarla direnişi kırmak, bitirmektir. Elbette direnen işçi kendisi için kesin güvenliğini sağlayacak çözümleri kabul edecektir. Ve elbetteki kararı direnen işçi verecektir. Hangi koşullar yerine getirildiğinde direnişi bitireceğine direnenler karar verecektir. Yöneticilere duyulan güvensizlikle ilgili olarak Kani Beko ve arkadaşları kendilerini sorgulamalıdır. HATIRLATMAK İSTERİZ Kİ BUGÜN 3 AĞUSTOSTUR VE BAYRAM GEÇMİŞTİR. OYA BAYDAK İŞE BAŞLATILMAMIŞTIR. Ne linç saldırısı öncesi ne de linç saldrısı sonrası böyle bir adım atılmamıştır. Kaldı ki yaşananların tamamı da bu patron sendikacılarına güvenilmemesi gerektiğini göstermiştir. En başta bir işçiyi işten atmaları, direnen işçilere ve devrimcilere linç saldırıları düzenlemeleri güvenmemek için yeterlidir. Bugüne kadar siyasi iktidarın, faşistlerin linç saldırılarına çok uğradık. DİSK’in önünde linç saldırısına uğrayıp yaralanan bir avukat arkadaşımız Trabzon’da 2004 senesinde faşistlerin linç saldırısına uğradığını, faşistlerin daha kontrollü ve ölçülü davrandığını söylemiştir. Ki bu utançta DİSK yöneticilerine aittir. Kimse de bizden böyle bir linç saldırısını örgütleyenlere güvenmemizi beklemesin.
Bu vesile ile açıklamak isteriz ki biz demokrasi mücadelesine karşı duyduğumuz sorumlulukla hareket ettik. Linç saldırısının örgütlendiğini 2 gün önce öğrenmemize rağmen çatışmaya yol açabilecek şeyler yapmadık. Linç saldırısı sürerken de aynı sorumlulukla hareket ettik. Bizim 20 insanımız yaralandı. Bir arkadaşımızın elmacık kemiğine 9 platin takıldı. ÇHD üyesi 5 avukat yaralandı. Peki neden saldıranlardan hiç yaralanan yoktur? Onlar çok iyi kavga etmeyi biliyor da biz kavga etmekten zerre kadar anlamıyoruz bu yüzden mi hep biz yaralandık? Hayır. Biz sorumlulukla davrandık, bize atılan yumruklara, üzerimizde kırılan kalaslara şiddetle karşılık vermedik. O yüzden de hep biz yaralandık. Ama görüyoruz ki sizin saldırıya uğrama kriterleriniz farklı. Eğer açıklamayı yazmadan önce DİSK önüne gelip Oya Baydak’la, devrimcilerle konuşsaydınız gerçeği öğrenirdiniz. Açıklamanızı okuyan bizim DİSK yöneticilerine ve işçilere saldırıp dövdüğümüzü düşünür. Oysa gerçek tam tersidir. SALDIRI ESNASINDA SALDIRANLARIN KENDİ ARALARINDA “1.000 TL ALDIK, HAKKINI VERMELİYİZ” şeklinde konuştuklarına tanık olan arkadaşlarımız vardır. Linç güruhu Diyarbakır’dan, Mersin’den, İzmir’den otobüslerle taşınmıştır. Sendika yöneticilerinin “süpürün bunları” talimatlarıyla hareket eden işçiler devrimcilere saldırmıştır. Linç saldırısı sabah 09.30 gibi başlamış, akşam 16.30’da kadar sürmüştür. 4 kez saldırılmıştır.
Saldırıların başından sonuna kadar işçileri kışkırtan, saldırı emri veren, saldırıyı yöneten sendika yöneticileridir.
Tüm görüntüler elimizdedir. Kani Beko, Remzi Çalışkan, Arzu Çerkezoğlu, Çetin Çalışkan, Hakkı Karabulut, Nebile Irmak Çetin bizzat linç saldırısını örgütleyip yönetmişlerdir. Bu görüntüleri Türkiye izlemiştir.
SİZ LİNÇ SALDIRISINI ÖRGÜTLEYENLERİ AKLAMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ.
– Hakaret ve Tehdit içerikli yayınlar iddianız üzerine;
Aynı şeyi tekrar söylüyoruz, somutlayın. Nerede, nasıl hakaret ettik ve tehdit ettik? Patron sendikacısı demek hakaret midir? Belirtelim ki Patron sendikacısı bir tanımdır ve bir anda kazanılan bir tanım sıfat değildir. Bahsettiğimiz patron sendikacılarının yıllara yayılan pratikleri PATRON SENDİKACISI olarak tanımlanmıştır. Bu pratikte neler yoktur ki? Devrimcileri mahkemelere ihbar etmekten işçileri toplu sözleşme masalarında satmaya kadar her şey vardır. işçi sınıfının mücadelesini, Demokratik mücadeleyi gerileten, işçileri çürüten her şey Patron Sendikacılığının içindedir. Bunu söylemeye devam da edeceğiz. Doğal olarak patron sendikacılığının içinde linçte vardır. Ve patron sendikacıları linç saldırıları örgütleyerek patron sendikacılığının altına imzalarını atmışlardır. Ayrıca Genel – İş yöneticileri hakkında, DİSK yöneticileri hakkında açıklamalar yapılamaz mı? Neden açıklama yapıldığıyla ilgileniyorsunuz da açıklamanın içeriğiyle ilgilenmiyorsunuz? Neden?
Biz açıklamalarımızda neler diyoruz buna bakmıyorsunuz? DİSK ve Genel – İş yöneticileri işçi sınıfının mücadelesini büyütecek bir pratik yapıyorlar da biz mi görmüyoruz? Biz göremiyorsak siz gösterin. Ne yapıyorlar?
Biz söylediğimizin arkasındayız. Söylediklerimizin tamamını kanıtlarız. Dolayısıyla da söylemeye devam edeceğiz.
– DİSK’e yaptığınız övgüleri de okuduk. Gerçekten aynı DİSK’ten mi bahsediyorsunuz? Sizden tek bir şey istiyoruz; DİSK’in bugünkü yöneticilerinin önderlik edip sonuna kadar götürdüğü tek bir direnişi bize anlatın. Tek bir direniş istiyoruz. 1 Mayısta “işçilerin önünü açın, işçiler evlerine gidecekler” demeden, “portakal gazı kanser yapıyor, işçilerimiz kanser olmasın diye işçileri evlerine gönderdik” demedikleri tek bir direnişi gösterin bize. Asıl olarak bu pratik DİSK’i bitirir. Unutmayın DİRENMEYEN ÇÜRÜR. DİSK yöneticileri çürümekte ve çürütmektedir. İşçi sınıfına ne kazandırdılar somut örnekle istiyoruz. Merak ediyoruz ne kazandırdılar da biz görmedik?
– Diyalogla sorunun çözülmesi önerinize gelince; Linç saldırısı örgütleyenlerle diyalog kurmayız. Onlarla konuşulacak bir şey yoktur. Linç saldırısı örgütleyenlerin yeri tarihin çöplüğüdür. Onlar bitmiştir. Bu nedenle taleplerimiz de değişmiştir. Önce linç saldırısı örgütleyenler Oya Baydak’tan, Halktan, Devrimcilerden özür dileyecekler, özeleştiri verecekler. Ondan sonra direnişin taleplerini konuşuruz.
BU VESİLE İLE LİNÇ SALDIRISI ÖRGÜTLEYEN MAFYA BOZUNTULARINA SESLENMEK İSTİYORUZ;
ÖRNEK ALDIKLARI MAFYACILARA, PATRONLARA BAKSINLAR. DİRENMEYE KARARLI OLANLARI KİM SUSTURABİLMİŞTİR? KİM BASKI VE TERÖRLE HAKLI OLANLARIN SESİNİ KISABİLMİŞTİR? EN FAZLA ÖLDÜRÜRLER. SIFATLARINA BİR DE KATİLLİĞİ DE EKLERLER Kİ BÖYLE BİR ŞEY YAPACAKLARINA DA EMİNİZ.
Çünkü linç saldırısında insanlar öldürücü darbelerde alabilirdi. Orada daha ciddi sağlık sorunları yaşanmaması linçe uğrayanları başta avukatlarımızın; halkın, esnafların ve Şişli Belediye işçilerinin sahiplenmeleri ve insanlar tekmelenirken bu tekmelerin altından kurtarılmalarıdır. Keza Nihat Özbey adındaki devrimci işçi linç saldırısında ağır yaralanmış yüz kemiklerinde çoklu kırık oluşmuştur. 21 Temmuz günü de kendisi Şişli Etfal Hastanesinde ameliyata alınarak yüz kemiklerine dokuz platin vida takılmıştır. Arkadaşımızın sağlık sorunları hala devam etmektedir.
LİNÇ SALDIRISINI VE İNSANLARIN ÖLDÜRESİYE SALDIRIYA UĞRATILMASINI MAHKUM ETMEYENLERİN DEMOKRASİ MÜCADELESİNDEKİ YERİ SORGULANIR DURUMDADIR .
– “KESK, TMMOB ve TTB olarak DİSK’e yönelik saldırıları ve tehditleri kabul etmediğimizi,” demişsiniz. Biz de soralım, neden linçlerle ilgili tek bir şey söylemediniz? Neden? Devrimcilere linç saldırıları yapılmasını onaylıyor musunuz? Yoksa linç saldırısından bilginiz yok mu? Peki neden sormadınız? Neden sormadan açıklama yaptınız? Sormak sizin adaletiniz değil mi? Statüleriniz devrimcilere sormanıza engel mi? Bilmediğiniz bir konuda neden görüş açıklıyorsunuz? Bilmelisiniz ki bilginizin olmamasını kabul etmiyoruz. Bilmiyorsanız sorarak öğrenebilirsiniz. Siz sormadınız. Bu nedenle yaptığınız açıklamanın tüm sonuçlarını da üstlenmiş oldunuz. En azından linç saldırısını destekliyor durumuna düştünüz. Bilin ki bu çürüme sizi de çürütür. Direnenler yürümeye devam eder. Tarih bunu defalarca kanıtlamıştır.
03.08.2015
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ