4
301 kişinin katledildiği Soma katliamını karar duruşması bir çok kurumun da katılımıyla da Akhisar’da yapıldı. DİH olarak biz de oradaydık. Barolar birliği başkanı Metin Feyzioğlu, DİSK yönetim kurulu, HDP, CHP milletvekilleri, çeşitli sendika temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve demokratik kitle temsilcileri katıldı. Şimdiye kadar uygulanmayan bir yöntemle duruşma salonuna halk alınmadı. İçeriye alınacakların isim listesi daha önceden ilan edilmişti. Bazı madenci aileleri dışarda kaldı. Bu bile çıkacak karar hakkında ipucu veriyordu. Ancak başta milletvekilleri olmak üzere hiç kimse ailelerin sorunuyla ilgilenmedi. Aileleri polisle baş başa bıraktılar. Üç buçuk yıldır devam eden davaya uğramayanlar kameralar karşısın geçmek için can atıyorlardı. Kararın açıklamasıyla birlikte ailelerin acıları ve öfkeleri arttı. İki aile kararı protesto etmek için Ankara’ya yürüme önerisi sundular. Bu öneri reformistleri rahatsız etmeye yetti. Hemen milletvekilleriyle toplantı yaparak ailelere şu açıklamayı yaptılar. Vekillerimiz yürüyüş için erken diyor, hazırlık yapmak gerek bu da zaman alır. Siz ne düşünüyorsunuz. Ailelerin cevabı netti. Evet yürüyelim. Bu cevap suratlarına inen şamar gibiydi. Durumu kurtarmak Av. Can Atalay’a düştü. Can Atalay “siz şimdi evlerinize gidip düşünün bir hafta sonra toplanır karar alırız” Söz alan Kamil Kartal da nasıl lüks bir ortam hazırlayacaklarını anlattı. Oysa madenci aileleri lüks arabalar değil ADALET istiyorlar…
Soma karar duruşmasında yaşananlar oportünist ve reformist anlayışların ne kadar çıkarcı kendilerine ve halka ne kadar güvensiz olduklarını ortaya koydu. Devrimcilerin görevi halkın öfkesini sokağa dökmek, katillerden ve onların koruyucusu iktidardan hesap sormaktır.
