2
Direnişten Çıkardığımız Sonuçlar
21 Mayıs 2015 Perşembe günü saat 14.00- 16.00 saatleri arası Devrimci İşçi Hareketi tarafından7 gündür Bursa da devam eden TOFAŞ, RENOULT ve MAKO fabrikalarında direnen işçiler ziyaret edilip direniş hakkında bilgi alınarak DİH in direnişe desteği iletildi.
İlk olarak gidilen TOFAŞ fabrikasında çok sayıda işçi fabrikanın ana kapısında yol kenarında kurdukları çadırlarda direnişi sürdürüyorlardı.
Bursa da kurulu olan BOSCH fabrikasında 3 sene önce Birleşik Metal İş Sendikasının yetkili sendika olma mücadelesinin Türk Metal İş sendikası tarafından her türlü gayrimeşru yolla engellenmişti. Uzun süre sendika yetkisi alınamayan BOSCH da Türk Metal İş sendikasının yetkiyi mahkeme tarafından verilmesiyle sonuçlandı. Yapılan toplu sözleşme Türk Metal in BOSCH’daki yetkisini Birleşik Metal sendikasına kaptırmamak için toplu sözleşmedeki ücretleri en az 1.800 TL’ye çektiler. Bu toplu sözleşmenin RENAULT işçilerinin aldıkları ücretlerle karşılaştırdıklarında direnişin taleplerinden biri olan ücret artışını ortaya çıkartı. Renault İşçilerinin Cuma günü 1 vardiyanın işyerini terk etmeme eylemiyle TOFAŞ, MAKO, OTOTRİM, COŞKUNÖZ fabrikalarındaki işçilerinde bu taleple Türk Metal sendikasına olan öfkeleri açığa çıktı.
İşçilerin talepleri,
1- Bu eylemlerden dolayı hiçbir işçi işten atılmayacak.
2- Türk Metal İş Sendikası işyerinden çıkacak.
3- Bosch’da yapılan toplu sözleşmede geçen zam oranının baz alınması.
4- İşçiler kendi temsilcilerini kendileri seçecek.
Kendiliğinden başlayan bu direniş Renault işçilerinin direnişiyle ve fabrikadan çıkmamalarıyla başladı. İki vardiya fabrikanın dışında bir vardiya da fabrika içinde kalarak direnişi sürdürdüler. İşçilerin yanında sadece aileleri vardı.
Renault işçileri Türk Metal in yarattığı olumsuz bir bilinçle fabrikanın önüne destek ve dayanışma için gelen hiç kimseyi fabrika önüne almayarak ve bunu da polis kontrolüyle beraber yaparak dayanışmanın büyümesine engel oldular. Fabrika içinde bulunan işçilere patron gelen yardımları engelliyordu fakat demir parmaklıklar ardından gelen yardımlar işçilere ulaştırılabiliyordu. Polis, desteği ve dayanışmayı kesmek için gelen yardımları provokatörlerin (devrimcilerin) direnişi etkileyebileceğini söyleyerek engelledi. Hatta direnişe belediyelerden gelen destekleri engellediler. İşçileri bu şekilde tecrit edip gelen yardımları engelleyerek işçileri yalnızlaştırdılar. Direnişin büyümesini yayılmasını ve işçilerin daha da bilinçli ve örgütlü hareket etmesinin önüne set çektiler.
Tofaş fabrikasında çalışan işçiler, Türk Metal İş sendikasının daha yoğun ve patron tarafından sendikaya açık desteğin olmasına rağmen Bosch’daki sözleşmenin ortaya çıkmasıyla işçiler direnen Renault işçisinden etkilenerek aynı taleplerle toplu olarak iş bıraktı. Yine Tofaş işçisi ve aileleri fabrikanın önünde geceli gündüzlü çadırlar kurarak direnişe geçtiler.
Tofaş fabrikası ziyaretimiz sırasında röportaj ve destek taleplerimiz işçi dayanışmasına açık olmayan bir tavırla işçi temsilcileri tarafından reddedildi. Biz de işçilere gelen ziyaretçileri direniş hakkında bilgi almak isteyenleri bilgilendirmek için eylem alanının uygun bir yanında bir masa açılmasını, bir ziyaretçi defteri oluşturulması önerimizi ilettik, direnişe desteğe gelenlere karşı ‘kovma’ tavrının halk kültürümüzde yeri olmadığı işçilere anlatıldı. Günlerdir direniş içinden marjinal grupları çıkardıklarını söyleyen bir işçiye devrimci olduğumuz asıl marjinal olanların işçilerin emeğine göz diken patronların olduğu anlatıldı. Kendimizi anlattığımızda Devrimci İşçi Hareketinden geldiğimizi söylediğimizde de kapının önünden ayrılmamız söyleyen işçi temsilcileri daha da ileri giderek polis çağırdılar.
Sonrasında Renault fabrikasına gidildi. Fabrikanın önünde işçiler kontrol noktası oluşturup Renault işçisi ve ailelerinden olmayanları direnişe yakın kısma almıyorlardı. Biz de kontrol noktasında bulunan işçilerle röportaj isteğimizi iletip kendimizi tanıttık. İlk başta röportaj vermediklerini söylediler. Bir temsilci işçi biraz daha yakın davranarak sorularımızı yanıtladı ve direnişin durumu hakkında bilgi verdi. Ve Mako’daki direnişi daha çok desteğe ihtiyacı olduğunu söyleyerek bizi Mako Fabrikasına yönlendirdi. Bizde hafta sonu işçi kurultayımız ve işçi meclisleri çalışmamızı anlatarak işçiye broşürümüzden verdik. Herhangi bir ihtiyaçları olduğunda ulaşabilecekleri bir numara bıraktık. Desteğimizi iletip Mako’ya geçtik.
Mako fabrikasının önüne vardığımızda bir grup işçi polisin yönlendirmesiyle bizi görünce hareketlendi. Neden geldiğimizi kim olduğumuzu sordular. Anlattık direnişe geldiğimizi söyledik. Fotoğraf çektiğimizi gören bir işçi, çekmememizi gergin olduklarını arkadaşlarını ifadeye çağırdıklarını söyledi. Biz de kendimizi tanıttığımızda daha yumuşak bir üslupla aynı şeyleri tekrar ettiler. Direnen işçilerden birinin babasıyla sohbet ederek direniş hakkında bilgi alıp kendimizi anlattık. Bize sendikaları özellikle Türk Metal İş i Bursa da istemediklerini, fabrikanın çok kötü koşullarda çalışıldığını, önceden binlerle başvuru yapılırken son dönemde iş başvurusu yapan kişi sayısının çok azaldığını dinledik. Ve kimsenin Mako’yu tercih etmediğini söyledi. İçerdeki direnişteki işçilerin hiçbir ihtiyacı fabrika tarafından karşılanmıyor ve gelen yardımlar polis ve patron tarafından engelleniyor. Fabrikanın içinde bulunan tuvaletler kilitlenerek direniş kırılmaya çalışılıyor. Genel olarak işçiler üzerinde direnişi kırmak için yoğun bir baskı olduğunu gördük. İşçilerin tedirginliği ve etraflarına olan güvensizliği belirgindi.
Ortak bir talep etrafında Türk Metal İş Sendikasının gitmesi için bir araya gelmiş binlerce işçi gördük. Kendiliğinden bir talep etrafından örgütlenmiş bir işçi var.
Bizim orda olduğumuz saatlerde direnişe destek amaçlı iş bırakan işçilerden CoşkunÖz fabrikasında iş başı yapıldığını öğrendik. Patron burada Renault fabrikası nasıl anlaşma yaparsa o şekilde haklar vermeyi kabul etmiş. Ancak ortada patronun attığı somut bir adım yoktu.
Bu arada günlerdir Kocaeli’ndeki Ford fabrikası işçiler de Renault ve Tofaş işçilerine destek amaçlı üretimi durdurmuşlardı.
DİRENİŞTEN ÇIKAN SONUÇ:
Gerçekleştirdiğimiz ziyaret sonucu yaşadıklarımız, yaptığımız sohbetler ve gördüklerimiz sonucunda bu direnişten çıkardığımız sonuçları şöyle sıralayabiliriz.
1- İşbirlikçi sarı sendika ağalarına karşı işçilerin yıllardır biriken öfkesinin bir ifadesi bu direniş. Her ne kadar sınıf bilincinden yoksun kendiliğinden ortaya çıkmış bir tepki de olsa bu direniş artık işçi sınıfının işbirlikçi düzen ve patron sendikacılarına karşı başkaldırısını önemli bir göstergesidir. Artık Türkiye de işçi sendikacılığı işbirlikçi ve patron yanlısıdır. İdeolojik ve kültürel olarak işçi sınıfını n karşısındadır. İş yerlerinde patronların çıkarını koruyan emniyet supabı görevi görmektedirler. Bu anlamda işçi sınıfının çıkarını temsil edecek işçinin iradesini göstereceği örgütlenmeler bugünün sendikaları ve sendikacılığı değildir. İşçilerin iradesini ancak kendilerinin bir araya gelerek birlikte karar aldıkları ve yine bu kararları uyguladıkları, kendi iradelerinin temsilcilerini belirledikleri örgütlenmelerdir. Bunlarda bugün bizim işçi sınıfının öz örgütlenmeleri olan İŞÇİ MECLİSLERİ ve İŞÇİ KOMİTELERİ’dir. İşte Tofaş, Renault, Mako, Coşkunöz, Ford, Ototrim işçilerinin direnişi kendiliğinden de olsa bu gerçeği ve ihtiyacı pratikte ortaya çıkarmıştır ve acil bir örgütlenme ihtiyacı olarak dayatmıştır.
2- İşçilerin sınıfsal bir önderlikten yoksun olarak ortaya koydukları bu tepki ve direnişleri işçilerin üretimden gelen gücünü görmeleri açısından iyi bir deneyimdir. Bu güç sınıfsal bir önderliğe kavuştuğu noktada sarsıcı ve daha büyük bir güce dönüşecek dinamizmi taşımaktadır. Devletin ve patronların asıl korkusu budur.
3- İşçi sınıfının kendiliğinden örgütlenen ve ortaya çıkan bu tepkisinin sınıfsal bir niteliğe kavuşmasından ve gücünden çekinen devlet, direnişi adeta yalıtmıştır. Bu anlamda bilinçsiz olan işçileri “Provokatörler gelir, direnişinizi bozar, kullanır. Onlara izin vermeyin. Sakın görüşmeyin. İçinize sokmayın. Gelip burada ikinci bir gezi yaratırlar” yalanı ve kışkırtmasıyla yönlendirerek gelen desteklere karşı işçileri tecrit etmiştir. Dost ve düşman kavramı konusunda kafaları sürekli bulandırılan işçiler kendilerinden başka kimseye güven duymamaktadır. Bu anlamda da işçi sınıfının gücünü ve direnişini büyütecek olan destek ve dayanışma güçlenememiştir. Oysa devletin kolluk güçleriyle, işbirlikçileriyle işçi üzerindeki baskıyı kıracak olan destek ve dayanışmalardır.
4- Devrimciler, emekçiler, öğrenciler, köylüler vb. olarak bulunduğumuz her yerde destek ve dayanışmayı ortaya koymalı, eylemlerle direnişi desteklemeli ve yaymalıyız. Metal işçilerinin başlattığı bu direniş bir kıvılcım gibi dalga dalga yayılmalı genel direnişe dönüştürmeliyiz.
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ



