HARİKA, BURAK, ERDOĞAN, ÖZKAN
ŞEHİTLERİMİZ SAVAŞ VE KARARLILIK ÇAĞRISIDIR…
ŞEHİTLERİMİZ SABRIN MANİFESTOSUDUR!
Harika KIZILKAYA, Burak AĞARMIŞ, Erdoğan ÇAKIR ve Özkan GÜZEL; dört Cephe savaşçısı 30 Ekim gecesi saat 04.30 sularında Kara Yusuflu-Alibeyköy mevkiinde Meriç Nehri’ni geçtikten 5.5 saat sonra düşmanla karşılaştıkları ilk noktada çatışmaya girmişler ve şehit düşmüşlerdir.
Düşman nerede saldırmışsa, orası savaş alanımızdır. Anadolu topraklarının her yanını savaş alanı haline getireceğiz. Şehitlerimizin Anadolu halkına sözüdür, bizim şehitlerimize sözümüzdür. Düşmanın bulunduğu her yeri savaş alanı haline getireceğiz.
Yoldaşlarımızın planlarındaki eylem yeri ve biçimi farklı olmakla birlikte eylem hedefine ulaşmış, yoldaşlarımız ilk düşmanla karşılaştıkları yeri savaş alanı haline getirerek, çatışarak savaş cephesinde şehit düşmüşlerdir.
Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan tüm Anadolu halklarına savaş ve kararlılık çağrısıdır.
TARİHSEL BİR GÖREVLE ÇIKTILAR YOLA
UMUSZULUĞA VE VATANSIZLIĞA SON VERMEKTİ GÖREVLERİ
İNANÇSIZLIĞA İNANÇ OLMAK
UMUTSUZLUĞA KARŞI UMUDUN ADI OLMAKDI GÖREVLERİ
GELECEKSİZLİĞE
İDEOLOJİK BOZGUNA
MÜLTECİLİĞE SIĞINMACILIĞA SON VERMEK İÇİN, AKTILAR NEHİR GİBİ VATANLARININ YÜREĞİNE…
ONLAR;
YAŞARKEN UMUTSUZ, ÖLÜRKEN VATANSIZ OLMAYIN ÇAĞIRISIDIR!
Suskunluğun, umutsuzluğun ortasında, direnmenin, devrimciliğin meşruluğunu ve solun değerlerini yeniden hatırlattılar, moral taşıdılar dünya halklarına.
Halkların YÜREĞİNE umut, aklına KURTULUŞ tohumları ektiler yeniden.
Halkları, yediden yetmişe bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine çağıran oldular.
ÜÇ KUŞAK DEVRİMCİ
DÖRT KIZIL NEHİR GİBİ AKTILAR VATANA…
Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan’ın eylemlerinin özü de budur!
Ey Anadolu halkları!…
Zulüm, sömürü, açlık, deprem yıkıntıları altında, madenlerde, sokaklarda, evlerimizde polis kurşunlarıyla ölümlerimiz kaderimiz değildir. Ve en önemlisi bunca ADALETSİZLİK kaderimiz değildir.
Hakkımız olana, ADALET’e ulaşmak için savaşmalıyız!
Topraklarımız emperyalizme karış karış satılıyorsa, ağlamayı, sızlanmayı değil, savaşmayı, her karış toprağımızı savaş alanına çevirmeyi seçmeliyiz.
Yoldaşlarımız; kokuşmuş, çürümüş, umudun ZİNCİRE VURULDUĞU bir düzende halkımıza umuttur. Umudun yolunu gösteren ışıktır onlar. Onların Anadolu topraklarına attıkları adım; kuruluşa, zafere, devrime atılan adımdır. Bu adımlar güçlenecek, bu adımlar büyüyecek, onların adımladığı topraklarda binler, on binler yürüyerek devrime ulaşacaktır!
Şehitlerimiz geleceğimizdir, halkımızın geleceğidir.
Ey Anadolu halkları!..
Tanıyın evlatlarınızı… Anadolu topraklarının yetiştirdiği en temiz, en duru, en yiğit kahramanlardır onlar.
Ömürlerini vatanlarına adadılar…
Ömürlerini halkına, sizlere adadılar,
Adalete özgürlüğe adadılar.
Ömürleri, geleceğidir halkımızın.
Önümüzde ölü bir zincirden başka bir şey yok.
Çürümüş bir balık çukurundan başka bir ŞEY YOKTUR.
Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan; çürümüş, kokuşmuş, dibe vurmuş düzenin kirletemediği en soylu damardır…
Anadolu toprakları bu damarlardan beslenecek ve yeşerecektir. Halkımız bu damarlardan beslenecek, güçlenecek ve bu kokuşmuş düzene karşı savaşacaktır.
Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan…
Tüm dünya “vazgeç” dediğinde, umut olup haykırdılar: SAVAŞ… DİREN…
Duyun bu sesi… Bu ses umudun sesidir. Bu ses; kokuşmaya, çürümeye dur diyor.
Bu Haykırışı, Savaş Çağrısına Dönüştüreceğiz!..
Bu ses, umutsuzluğa, karamsarlığa sıkılan bir kurşundur. İzin verme diyor bu ses.
UMUTSUZLUĞA İZİN VERMEYECEĞİZ,
KARAMSARLIĞA İZİN VERMEYECEĞİZ!
Direniyor ve savaşıyoruz. Amacımız HALKIN UMUDUNU büyütmektir. Umut, halk için her şeydir. Halk umudunu kaybettiğinde, geleceği için savaşma, mücadele etme dinamiklerini de yitirir.
UMUT; GEÇİCİ BİR DUYGU, BİLİNEMEZ BİR ZAMANDA GERÇEKLEŞMESİ İSTENEN BİR TEMENNİ DEĞİLDİR.
UMUT, UMMAKTAN DOĞAN GÜVEN DUYGUSUDUR
UMUT, MUTLAK GELECEKTİR
UMUT, UMARDIR
UMUT, ÇAREDİR!
İŞTE ONLAR, BU GÜVENİ BU ÇAREYİ; YOKSA YARATMAK, VARSA BÜYÜTMEK İÇİN ÇIKTILAR YOLA.
Biz halkın içindeki umudunun sesiyiz. Biz UMUDUN ADIYIZ. Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan HALKIN UMUDUDUR.
Tarihimizde, çok kez sınavlardan geçtik. Çok kez halkın umudunu yok etme saldırılarıyla karşılaştık. Sesimizin kısıldığı oldu; ama asla susturamadılar!
Tüm dünya, kazanamayacağımızı, vazgeçmemizi öğütlüyordu.
BİZ, SAVAŞTAN KAÇIŞ DİRENİŞTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOK DEDİK.
Teslimiyet seslerini; yüzlerce gün aç kalan bedenlerimizin sesleriyle, cenazelerimizdeki slogan sesleriyle bastırdık!
Teslimiyet; ölü ve solgun bir sesti, direnmenin gür sesini haykırdık! Şehit bedenler bizimdi; ama gür sesle haykıranlar da yine bizdik!
Çünkü direnmeyenlerin üzerine umutsuzluğun ölü toprağı örtülmüştü, umudu ayakta tutan bizdik, gür sesimizde hep UMUT vardı, umudu taşıdık…
Ey umudunu yitirenler,
“AKP faşizmi var, bu ülke artık yaşanmaz hale geldi” diyerek ülkeyi terk edenler… Mülteciliği seçip halkına, vatanına sırt çevirenler…
MÜLTECİ NE DEMEKTİR, SIĞINMACI NE DEMEKTİR?
Biri Türkçe, biri Arapça iki sözcük İKİSİ DE SIĞINMAK DEMEKTİR.
SIĞINMAK NE DEMEKTİR?
KİME VE NEREYE SIĞINIYORSUN VATANINI SATIP?
MÜLTECİLİK, EMPERYALİZMİN SONUÇLARINDAN BİRİSİDİR.
İŞGAL VE YOKSULLUK NEDENİ İLE ÜLKELERİNİ TERK EDENLERİN KİMLİKSİZLEŞTİRİLMESİ VE DEĞERSİZLEŞTİRİLMESİ ÜZERİNE KURULUR.
İŞTE BUNU TERSİNE ÇEVİRME ÇAĞRISIDIR ŞEHİTLERİMİZ.
EMPERYALİZME SIĞINMAYIN!
YÖNÜNÜZÜ ANADOLU’YA
YÜZÜNÜZÜ HALKTA
YÜREĞİNİZİ KAVGAYA
BİLİNCİNİZİ İKTİDARA
ÖFKENİZİ DÜŞMANA ÇEVİRİN ÇAĞIRISIDIR.
Trakya topraklarını kanlarıyla sulayan dört devrimciyi tanıyın… Haykırışlarına kulak verin…
Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan devrimdir, halktır, vatandır…
Umutsuzluğa, mülteciliğe, vatanını terk etmeye vurulan bir hançerdir.
Harika’nın, Burak’ın, Erdoğan’ın, Özkan’ın kanında yıkanın, temizlenin, arının… Harika’nın, Burak’ın, Erdoğan’ın, Özkan’ın inancından, savaşma kararlılığından, halk ve vatan sevgisinden, ATEŞLİ SABRINDAN beslenin, içinizde umudu büyütün!
İnanca, umuda kesin!
İnançtır, umuttur onlar…
Vatanı terk etmenin, mülteciliğin kapısı kapanmıştır…
MERİÇ, ARTIK MÜLTECİLİĞE DEĞİL, SAVAŞA AÇILAN KAPIDIR…
MÜLTECİLİĞE KAPILARI KAPATMALI,
MÜLTECİLİĞİN YOLLARINI SAVAŞA GİDEN YOLLAR HALİNE GETİRMELİYİZ.
“Faşizm var, tek adam rejimi var, bu ülkede yaşanmaz” diyerek vatanı terk etmek, halkına sırt çevirmek, kurtuluşu emperyalist ülkelerde aramak halka ve vatana ihanettir.
Yüzünüzü halka-vatana dönün, gelin faşizme karşı savaşalım, gelecek bizim ellerimizde, geleceği birlikte kuralım diyorlar…
ERDOĞAN ÇAKIR; 60 YAŞINA DAYANMIŞ TORUN SAHİBİDİR.
ÖZKAN GÜZEL; 19 ARALIK GAZİSİDİR.
BURAK AĞARMIŞ; 7 YAŞINDAN İTİBAREN HOLLANDA’DA YAŞAMIŞ BİR DEV-GENÇLİ’DİR.
HARİKA KIZILKAYA; DEV-GENÇ’Lİ, YOKSUL BİR HALK ÇOCUĞUDUR.
ONLARI BİR ARAYA GETİREN NEDİR?
DEVRİM İNANCIDIR!
YOLDAŞLARINA, DAVASINA OLAN BAĞLILIĞIDIR!
MARKSİST-LENİNİST SINIF BİLİNCİDİR!
DÜŞMANA OLAN KİNİ, HESAP SORMA BİLİNCİDİR.
HALK VE VATAN SEVGİSİDİR.
EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI SAVAŞMA KARARLILIKLARIDIR.
Ey Dev-Gençliler!..
Harika’nın gürleyen sesini duyun…
Harika’nın gür sesi, şen kahkahaları, tükenmeyen enerjisi; büyük umudu, halkçılığı, militanlığı sizin mirasınızdır. Harika’nın sesine kulak verin…
HALKIN ADALETİ OLUP HESAP SORACAĞIZ, diyor Harika.
“Yoldaşlarımı çok seviyorum. Şehit düşen tüm yoldaşlarımın kavgasını büyütmek, hesaplarını sormak en büyük hayalimdi. Şafak, Bahtiyar, Bilgehan, Hünkâr, Berna, Çiğdem, Mahir Dev-Gençli yoldaşlarım, birlikte devrimciliği tanıdığımız yoldaşlarımın… Gençlik binasında yaptığımız o ilk meraklı sorularımız, isteklerimiz, heyecanlarımız, yapmak istediklerimiz, ilk örgütlülük zamanlarımız hepsi gözümün önünde. Her bir an aklımda…
Onların kavgalarını omuzlayarak mücadele ettim, benden sonra da yoldaşlarımın bu kavgayı büyüteceklerine olan inancımla yürüyorum düşmanın üzerine.
Bu onurlu göreve beni layık gördüğünüz için çok teşekkür ederim. Onur duydum.
Görevimi başarıyla yerine getireceğim. Halkıma, örgütüme, şehitlerimize layık olacağım.”
Her an boğulan sesimizin en gür şekilde çıkmasını sağlamaktı amaçları.
Sokaklar yasaklanmışsa, alanlar yasaklanmışsa, medya faşizmin emir eri haline gelmişse, halkın sesi çıkmayacak mı? Halkın sesi silah olup, yeri göğü parçalamayacak mı?
Halkın sesi olmaktı, halkın adalet çığlığını kurşun sesleriyle çoğaltmak, gürleştirmekti başarmak. Başarmak için ateşli bir sabırla adım adım ördüler eylemlerini.
NEYDİ ATEŞLİ SABIRLARI?
ÖYLE AYLARCA DEĞİL, YILLARCA KİMSE İLE KONUŞMADAN BİRBİRLERİNDEN BAŞKA KİMSEYİ GÖRMEDEN BUGÜNE HAZIRLANMAKTI… O ANA HAZIRLANMAKTI!
KIZIL NEHİRLER GİBİ AKACAKLARI GÜNE HAZIRLANMAKTI SABIRLARINI ATEŞLİ KILAN.
*ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar
*ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler
*ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.
*ağır ağır ölür, özsaygılarını ağır ağır yok edenler..
VE SADECE ATEŞLİ BİR SABIR ULAŞTIRIR BİZİ MUHTEŞEM BİR MUTLULUĞUN KAPISINA… DEDİLER
“Düşmandan hesap soracağız, adalet nasıl istenilir göstereceğiz” diyordu Harika. Gösterdi.
“Elimizle şapkamızla adaleti rica etmeyeceğiz, yalvarmayacağız, düzenden yana hiçbir beklentimiz yok. Ne özgürlükler verecekler, ne haklar ne de adalet… Onu biz söküp alacağız dün olduğu gibi bugün de bu bedelleri ödeyerek ve ödeterek olacak; ama böyle olacak. Düşmanla asla uzlaşmayacağız!
Özel ya da fedakârlık gerektiren bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Adalet istiyoruz, Eşitlik istiyoruz, Tam bağımsız bir Türkiye istiyoruz. Sosyalizmi kurmak istiyoruz. Bu alçak onursuz sömürü düzenine son vermek istiyoruz. Öyleyse üzerime düşen görevlerden birini, en onurlusunu yerine getirmek üzere yola çıkıyorum.
Hapishanelerde tecrit hücrelerinde gün gün direnen tüm yoldaşlarımızı özgür tutsaklarımızı selamlıyorum.
Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin bizleri tecrit hücrelerinde teslim alma saldırıları tecriti katmerlendirerek S,R,Y’si ile devam ediyor. F yetmedi teslim alamadılar bizleri. Harfler değişti, tecrit ağırlaştırıldı; fakat özgür tutsaklar direnmeye canlarıyla iradeleriyle hücrelerinde her biri bir cephe savaşçısı gibi mücadele etmeye devam ediyorlar. Onlara yapılan işkencelerin hesabını soracağız.
Katilleri cezalandırılmayan her bir yoldaşımızın hesabını soracağız!”
Harika gibi bir yoldaşa sahip olmanın onurunu tüm Dev-Genç’liler yaşayacak. Tüm Anadolu gençliği böyle yiğit bir Anadolu kızının yoldaşı olmak için yanıp tutuşmalı. Harika’nın halk ve vatan sevgisinden, Harika’nın baş eğmeyen, savaşçı kişiliğinden beslenecek.
Harika Ardahanlıdır.
İstanbul, Bakırköy, 22.02.1990 doğumlu Harika, Kürt Milliyetindendir. Ailesinde Gürcülük de vardır.
Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi iken devrimci mücadeleye katılmıştır.
Genç yaşında Anadolu’nun dört bir yanında Dev-Genç’in yöneticilerinden biri ve Şafak ve Bahtiyar’ın aynı dönem yoldaşları olarak halkının kurtuluş mücadelesinde yerini aldı.
Harika Kızılkaya mülteci olmak için değil, Cephe gerisinde savaşı örgütlemek için, savaşı büyütmek için 2013 yılında yurt dışına çıktı. Tutsaklıklar yaşadı. Yılgınlığa, umutsuzluğa düşmedi. Umudunu, devrimciliğini büyüttü. Ve bir savaşçı olarak, savaşın bir kurmayı, komutanı olarak tekrar ülkesine döndü.
Ardahan’dan Edirne’ye vatanımızın her yanı Harika’dır. Harika halktır, vatandır…
Burak AĞARMIŞ;
O’nun sloganı “HEP DOĞUYA” oldu.
Ey emperyalizmin yoz kültürüyle çürütülmüş, uyuşturucu batağında debelenen biçare gençlerimiz!
Burak Ağarmış’ın gür sesine kulak verin.
Burak Ağarmış Yozgat’ın bozkırında doğup 7 yaşında Hollanda’ya taşınmış, Avrupa’da büyümüş, okumuş, dört dil bilen, emperyalizmin kirine, pasına zerre kadar bulaşmamış, Anadolumuzun en temiz, en saf, en arı, en yiğit kahramanıdır.
17.06.1994 Yozgat Çayıralan’da doğdu Burak.
Ailesinin yanında ülke topraklarında ayrıldığında 7 yaşındaydı.
Özünü Anadolu’muzdan aldığı topraklarına geri dönmek için 2017 yılında Avrupa’dan savaşçı adayı olarak ayrıldı ve sloganı “HEP DOĞUYA” oldu. 2023 yılında ülke topraklarına tekrar döndü. Artık Anadolu’nun kurtuluşu için savaşan bir savaşçı, komutandı.
Burak’ın satırlarından emperyalizme ve faşizme karşı savaşma, vatanın bağımsızlığı, halkın kurtuluşu için savaşa duyduğu özlem taşıyordu;
“Ben SPB olmak, Gerillaya katılmak istiyorum. Ülkeye gitmek istiyorum. Gerillalarımız her açıklamalarında, her yazılarında herkesi gerillaya katılmaya çağırıyorlar.
Ben devrimciliğe başladığım ilk günden beri gerillaya katılmayı çok istiyorum.
Ben de gerillalarımız gibi halkımızı aç bırakan, yoksul bırakanlardan hesap sormak istiyorum.
Ben de sokak ortasında katledilen halk çocuklarının, gençlerimizin hesabını sormak istiyorum.
Ben de Anadolu’da, Kürdistan’da katledilen halkımızın çektikleri acıların hesabını sormak istiyorum.
Ben de şehit düşen yoldaşlarımızın, tutsak olup işkence gören yoldaşlarımızın hesabını sormak istiyorum.
Ben de Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm için elde silah savaşmak istiyorum ülkemin dağlarında.
Ben de tüm yoldaşlarımız gibi halkımı ve vatanımı çok seviyorum. Bu halk, bu vatan için ben de canımı feda etmeye hazırım.
Ben de düşmana kin doluyum.
Ben de emperyalizmden, işbirlikçi oligarşiden hesap sormak, beyinlerinde patlamak istiyorum. 08.01.2017”
Burak 2017 yılından beri, sabırla Anadolu topraklarına, Anadolu’nun dağlarına ayak basmayı, savaşmayı BEKLEDİ. Hayallerini Anadolu’nun dağları süsledi hep.
Doğu; Güneşin doğduğu yer, Yunancası, Türkçe söylemiyle ANADOLU’dur…
Kendini yarı yolda bırakanlara aldırış etmedi. İki kez tutsak düştü; inancından, kararlılığından kaybetmedi. Sabırla, umudunu, kararlılığını, devrimciliğini büyüttü.
Burak saflığın, temizliğin, arılığın, YOLDAŞLIĞIN adıdır.
Avrupa’da yaşasaydı hiçbir maddi sorunu yoktu. Ancak Avrupa’nın bataklığını değil, kendi vatanını, kendi halkını seçti.
“Hep Doğuya” şiarından hiç vazgeçmedi. Burak Ağarmış VATANDIR! VATANA SEVDALANMAKTIR!
Cephe’nin yiğit bir komutanı olarak, ANADOLU’suna, SEVDASI’na kavuştu…
ERDOĞAN ÇAKIR, ÖZKAN GÜZEL.
Tam bir sabırla yıllardır bu anı örgütlediler. Vatana gidip savaşmanın arzusuyla yanıp tutuştular…
Vatanımız yangın yeri, zulüm kan kusturuyor, emperyalistler dünyanın dört bir yanında saldırmaya devam ediyor. Filistin’in kundaktaki bebeleri, anneleri, nineleri emperyalizmin, siyonizmin ölüm kusan bombalarıyla ölüyor. Filistin yanıyor. Erdoğan Çakır, Özkan Güzel halkına bir damla su, düşmanlarının beyninde patlayan bomba olmak istediler.
Savaşı büyütme, hesap sorma bilinciyle yanıp tutuştular.
Erdoğan Çakır, Kadirli,10.10.1965 doğumluydu. Kürt Milliyetindendi. 1977’de Fransa’ya işçi ailesi olarak gitti. Fransa’da inşaat sektöründe çalıştı. Tercümanlık yaptı. Lokanta işletti.
Evliydi Erdoğan. Dört çocuk babasıydı. Fakat Erdoğan’ın yaşamına anlamını veren devrimciliği olmuştur.
Devrimciliğini her geçen gün büyüterek, Cephe savaşçısı olmuş, halk kurtuluş savaşında yerini almıştır.
Erdoğan Çakır; “artık bizden geçti” diyenlere “TAM ZAMANIDIR” demenin adıdır.
Emperyalistler ve işbirlikçileri faşist iktidarlar bebek, genç, yaşlı demiyor, katlediyor.
Erdoğan Çakır’ın torunu yaşındaki 13 yaşındaki çocuklar Filistin’de feda eylemleri yapıyor. Filistin çocuk generallerin fedalarıyla yeniden dirildi.
Erdoğan Çakır 60’ına dayanmışken “SAVAŞMANIN YAŞI YOKTUR” diyor…
Uzun yıllardır Fransa’da yaşayan Erdoğan Çakır’ın düzen içinde hiçbir maddi kaygısı yoktu. O, ateşli bir sabırla vatanına döneceği, savaşacağı günü örgütledi.
Hapishane sürecinde de savaşa hazırladı kendini, o günleri Partisine yazdığı mektubunda şöyle anlatıyordu: “Son Fransa’da hapishane sürecini, devrimciliğimi sorgulayıp değerlendirerek geçirdim.
Her yaptığımı söylediğimi ve yazdığımı; proletaryanın çıkarları çerçevesinde mi diye düşünüp sonuçlar çıkarttım.
Her direniş öncesi ve sonrası bunu yeniledim. Bu yolda nereye kadar vardım diye sordum kendime.
Bu özeleştirel çalışma, beni ideolojik olarak daha da netleştirip güçlendirdi ve bana güven verdi.
Bu güvene, daha önce yapmadığım ve bundan dolayı ezikliğini hissettiğim küçük aileme devrimciliğimi kabul ettirme çalışmasıyla başladım.
İnişli çıkışlı bir süreç sonrasında onlara devrimcilik yapma konusunda kararlı olduğuma ikna ettim.
Bu çalışmalardan çıkan sonuç; “ben bir devrimciyim son nefesime kadar da öyle kalacağım.”
Küçük ailenin helalliğini almış olmanın iç huzuruyla varım.
Ölmeye ve öldürmeye hazırım…
Kendime partime ve halkıma güvenle, vereceğiniz her türlü göreve layık olacağıma dair and içerim.
Bundan sonra iradem partime aittir.”
Özkan Güzel İstanbul’un yoksul gecekondu mahallelerinin çocuk generallerindendi.
10 Ocak 1980’de İstanbul Bakırköy’de doğdu.
Aslen Sivas’ın Gürün ilçesi Reşadiye köyünden, Kürt Milliyetindendir.
İlk tutsaklığını 1995 yılında, 15 yaşında Lise 1. sınıf öğrencisiyken yaşadı Özkan. Yaşamının bundan sonrası direnişlerde, çatışmalarda geçti. 2000 yılına kadar Bayrampaşa hapishanesinde direnişlerde yer aldı. Yaşı genç, bilinci ve savaşma kararlılığı yüksek devrimcilerdendi Özkan. Çocuk denecek yaşlarda, ülkesinin devasa sorunlarını küçücük omuzlarıyla yüklendi. Savaşın içinde savaşarak büyüdü.
20 yaşına geldiğinde, hapishanelere tarihin en büyük saldırılarından biri gündeme getirildi. F Tipi hapishaneler gündeme geldiğinde, artık bir ölüm orucu savaşçısıydı. Direnişini sonuna kadar sürdürerek, ölüm orucu direnişinde zorla müdahale sonucu sakat bırakılarak direnişin gazilerinden oldu.
Artık mücadelesi, sağlığına kavuşarak yeniden kavganın yükünü omuzlamaktı. Parti’nin iradesiyle, sağlık durumu da dikkate alınarak yurtdışına çıkarıldı. Avrupa’da mücadelenin içindeydi Özkan.
Ölüm Orucu direnişinin etkilerini benzer şekilde yaşadığı yoldaşı Alişan Şanlı’nın feda eyleminden sonra, Özkan “Alişan şehit düşmüştü ve bana geri durmak yakışmazdı” diyordu. Alişan’ın açtığı yoldan yürüdü.
Ölüm Orucunun etkilerini fiziken taşımaktaydı; ama “Ben gaziyim, görevimi yaptım” deyip bir köşeye çekilip beklemedi… Yürümeye çalıştı, Wernicke-Korsakoff hastalığının bütün etkilerinden kurtulmaya çalıştı. Savaşçı olup düşmanın beyninde patlamak, 19 Aralık katliamının hesabını sormak, yoldaşlarına yapılan zulmün, işkencenin hesabını sormak için sabırla spor yaparak, kendi kendini tedavi etmeyi etmeyi başardı. Kullandığı tüm ilaçları bıraktı. Ve sonunda Özkan, altı saniyede silah çekebilecek duruma geldi. Altı saniyede silahı çekebilecek ve hedefe vuracak kadar hareketli oldu.
Özgeçmişinde şöyle diyordu Özkan;
“Hareket benim için yeniden bir doğuş. Düzenin pisliklerinden kurtulmanın tek yolu. Hareket benim için sabır demek. Hareket benim için güzellik demek. Güzellik için savaşıyoruz. Ve hareketimiz, en güzeli en temizi hayata geçirmek için mücadele veriyor. Halkımızı ezen halkımızı ve bizi bataklığa iten yozluğa dejenerasyona kapitalizmin azgın sömürüsüne karşı hareket benim için geçmişim ve geleceğim, anamın omuzuna rahatça başımı yaslamam için hayatı sunuyor. Savaşı gösteriyor. Yolumuzu aydınlatıyor.”
“… En çok istediğim görev, hesap sormak. Bizi 19 Aralık’ta katleden düşmanımızdan, bu katliamın emrini verenlerden emri uygulayanlardan hesap sormak.”
Özkan Güzel, Cephe’nin YENİLMEZ savaşçılarından biri oldu… Cephe’nin içinde doğdu, Cephe’de büyüdü. Cephede, Cephe Savaşçısı olarak ölümsüzleşti.
Bakın şehitlerimizin sözlerine; her biri katliamlarınızın hesabını sormak için yanıp tutuşuyorlar. Şimdi bu katliamlarınıza dört şehidimizi eklediniz.
ŞEHİTLERİMİZ SAVAŞ ÇAĞRISIDIR
SAVAŞ VE KARARLILIK ÇAĞRISIDIR
UMUTSUZLUK YOK!
Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan savaşa çağırıyor!
FAŞİZME KARŞI SAVAŞMAK UMUTTUR!
Harika, Burak, Erdoğan ve Özkan; Anadolu topraklarına umut ektiler, umut oldular…
EMPERYALİZM ÇAĞINDA SAVAŞIN KARAKTERİ
1- SINIFSALDIR
2- SÜREKLİ VE KESİNTİSİZDİR
3- UZLAŞMAZDIR
4- DEVRİMCİDİR
5- BELİRLEYİCİ OLAN SİLAH DEĞİL İNSANDIR
6- BELİRLEYİCİ OLAN SAVAŞ ÖRGÜTÜDÜR
Çağımız emperyalizm çağıdır ve savaş kendi rayına oturacaktır.
Ne demektir emperyalizm çağı?
Devrimler çağı demektir. Uzlaşmaz sınıf karşıtlıklarının, silahlı savaşlarla ve devrimlerle çözüleceği aşama demektir.
Emperyalizm çağı demek, kesintisiz devrimler çağı demektir. Emperyalizm çağında; kim ki, reformlarla, uzlaşmalarla, parlamenterist yöntemlerle halkların sorunlarının çözüleceğini iddia ediyorsa, onlar emperyalizm gerçeğini inkâr eden döneklerdir.
Emperyalizm çağı, halk kurtuluş savaşlarının dünyanın dört bir yanında yükseltildiği, daha da yükseltileceği çağdır.
Emperyalizm çağı, sınıflar savaşında uzlaşmanın olmayacağı, olmadığı çağdır. Emperyalizm, dünya halklarına ne dayatıyor? Ya emperyalizm önünde boyun eğilecek, emperyalizmin sömürü çarkının itiraz etmeyen dişlileri olunacak; ya emperyalizmin askerleri haline gelinecek, ya da emperyalizme karşı amansız bir savaşın yürütücüleri olunacaktır.
Biz emperyalizmin korkulu rüyası, emperyalizmin mezar kazıcıları olmaya ant içtik. Emperyalizme karşı amansız bir savaşın neferleri olmaya devam edeceğiz.
Emperyalizme karşı, dişimizle tırnağımızla savaşımızı büyütmeye devam edeceğiz.
Dünyanın üçte birinde emperyalizmi yendik. Büyük silahlarla, emperyalizmin silah olanaklarıyla boy ölçüşen silahlarımızla değil; emperyalizme karşı kararlı bir savaşı yürütmeye and içmiş savaşçılarımızla yendik!
Harikalarımızla, Buraklarımızla, Erdoğanlarımızla, Özkanlarımızla yendik emperyalizmi.
Sovyet topraklarında 27 milyon canımızı vererek dünyanın en güçlü emperyalist ordusunu yendik. Vietnam’da, Çin’de milyonlarca şehitle yendik. Emperyalizmi yenme kararlılığımızla yendik. Dünyanın en güçlü silahıyla, halk savaşıyla yendik.
Yeri geldi bambu sopalarını, yeri geldi eşek arılarını, emperyalizmin ölüm kusan namlularının, bombalarının karşısına çıkardık. Ve bildik ki, emperyalizmi; onu yenme kararlılığımız yenecektir. Vatanımızı emperyalizmin kirli, kanlı çizmelerinin altından kurtarma kararlılığımız yenecektir.
Bugün de aynı kararlılıkla savaşıyoruz. Emperyalizmin tüm izini vatan topraklarımızdan silene kadar savaşmaya devam edeceğiz.
SAVAŞACAK VE KAZANACAĞIZ!
ADALET İÇİN HALK KURTULUŞ SAVAŞIMIZI BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ
TUTSAKLARIMIZIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN SAVAŞIMIZI BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ.
HARİKA, BURAK, ERDOĞAN, ÖZKAN YOLDAŞLARIMIZ ÖLÜMSÜZDÜR
YOLDAŞLARIMIZIN ADALET İÇİN KUŞANDIKLARI SİLAH, YENİ SAVAŞÇILARIMIZIN ELLERİNDE ADALET İÇİN İŞLEMEYE DEVAM EDECEKTİR.
TEK YOL DEVRİM, TEK KURTULUŞ SOSYALİZM!
MAHİR HÜSEYİN ULAŞ KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!
YAŞASIN ÖNDERİMİZ DURSUN KARATAŞ!
DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ
